Vadideki Zambak Mektupları

HENRİETTE’İN MEKTUPLARI

VADİDEKİ ZAMBAK, BALZAC

Balzac’ın hayatından önemli ölçüde kesitler sunan Vadideki Zambak neredeyse bütün romanı saran bir mektuptan oluşur: Felix‘in hayatını anlattığı bir mektuptan…

İçinde iki farklı kadının Felix için yazdığı uzun mektupların da olduğu Vadideki Zambak, bu yönüyle farklı bir kimliğe bürünür.

Mektupların ilki, Madame de Mortsauf (Henriette) tarafından, kendisine derin hislerle bağlı olan Felix’e yazılmıştır. Henriette mektubunda, genç bir adamın herkes tarafından övülen ve devrine hükmeden bir şahsiyete sahip olması için, yüksek çevrelerde nasıl hareket etmesi ve kadınlara -özellikle de genç kızlara- nasıl davranması gerektiğiyle ilgili ilginç tavsiyelerde bulunur.

Mektup, bu yönüyle âdeta Fransız cemiyet hayatını yöneten kanunları sıralar gibidir.

Diğer mektup yine Felix için ama bu kez farklı bir kadın tarafından yazılmıştır: Natalie.

Natalie, Felix’in Madame de Mortsauf’a (Henriette) duyduğu imkânsız aşkın acısıyla sığındığı son limandır.

Ancak oldukça akıllı bir kadın olan Natalie, herkes tarafından övülen ve saygı duyulan bir konuma gelmeyi başaran Felix’in Madame de Mortsauf’u (Henriette) unutamadığını, onun hayaliyle yaşadığını kısa sürede anlar ve onunla olan ilişkisini bitirir.

Kendisine bir mektup değil de âdeta bir “manifesto” yazar.

Kadın ruhunun derinliklerine ait çok farklı detayların bulunduğu bu mektup da diğerleri gibi son derece ilgi çekicidir.

Balzacın kadın ruhundaki bu ince detayları yakalamadaki ustalığı, doğrusu oldukça şaşırtıcıdır.

balzac-vadideki-zambak

VADİDEKİ ZAMBAK, BALZAC

HENRİETTE’İN FELİX’E YAZDIĞI MEKTUP

“Şimdi ciddi bir noktaya yani kadınlara karşı nasıl hareket etmeniz gerektiği sorununa geçiyorum.

Gideceğiniz salonlarda, yapmacıklar yaparak taşkın hareketlerde bulunmamaya kendiniz için prensip yapınız.

Geçen yüzyılda en çok rağbet gören erkeklerden biri, bir ziyafet, bir balo veya eğlence esnasında sonuna kadar yalnız bir kimseyle, hem de en kenarda, köşede kalmış, ihmal edilmiş olanlardan biriyle ilgilenmeyi adet edinmişti. İşte bu adam, aziz çocuk, devrine hükmeden bir şahsiyet olmuştur. O, muayyen bir zaman sonra, herkesin kendisini hararetle öveceğini akıllıca hesap etmişti.

Gençlerin çoğu, ne büyük fırsatı, sosyal hayatın yarısı demek olan ilişkileri kurmak için gereken zamanı kaybetmek suretiyle kaçırıyorlar. Hoşa gittiklerinden, onlardan ilgiyi çekmek için yapmaları gereken şey pek azdır; fakat hayatın bu ilkbaharı çabuk geçer, bunu iyi kullanmayı biliniz.

Bunun için, sosyete âleminde nüfuzlu olan kadınlarla ahbap olunuz. Nüfuzlu kadınlar ise ihtiyar olanlardır. Bunlar size aileler arasındaki yakınlıkları, bütün ailelerin sırlarını ve amaca ulaştıran yolları öğretirler.

Size yürekten bağlı kalırlar; şayet sofu değillerse, adam korumak zevki onlar için en büyük ihtirası teşkil etmektedir. Bu ihtiyar dostlarınızın size fevkalâde yardımı dokunacak, sizim meziyetlerinizi övecek ve sizi herkesin istediği bir insan hâline getireceklerdir.

GENÇ KADINLAR…

Genç kadınlardan kaçınınız! Bunu size en küçük bir şahsi menfaate kapılarak söylediğimi sanmayınız. Elli yaşındaki kadın sizin için her şeyi yapar, yirmi yaşındaki ise hiç. Zira sizden bütün hayatınızı feda etmenizi ister, oysa öteki sadece bir dakika ile kanar.

Genç kadınlarla alay ediniz, onların her söylediklerini şaka sayınız, çünkü ciddi bir düşünce onların kafasında yer alamaz.

Genç kadınlar, dostum, egoisttirler, basittirler, gerçek birer dost olamazlar, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmezler, aşk sahasında herhangi bir başarı için sizi feda edebilirler.

Esasen genç kadınların hepsi sizden bağlılık isteyeceklerdir, oysa durumunuz başkalarının size bağlılık göstermesini gerektirecek. Bunlar birbiriyle bağdaşmayan iki istektir.

Bunlardan hiçbiri menfaatlerinizin neyi gerektirdiğini anlamayacaktır, hepsi kendisini düşünecek, sizi değil. Hepsi size sevgileriyle yaptıkları iyilikten çok gururları yüzünden zarar vereceklerdir. Zerre kadar vicdan azabı duymadan vaktinizi harcayacaklar, muvaffak olmanıza engel olacaklar. Kısaca gayet kibarca sizi mahvedeceklerdir.

Şayet şikâyet edecek olursanız, içlerinden en budalası bile bir tek eldivenin bütün bir dünyaya bedel olduğunu, kendisine hizmet etmek kadar şerefli hiçbir şey olmadığını söyleyecektir. Hepsi de sizi mutlu ettiklerini söyleyecekler ve size yükselebileceğiniz en parlak mevkileri unutturacaklardır.

Onların mutlulukları değişen cinstendir, sizin erişeceğiniz ikbal ise gerçek olmalıdır. Heveslerini tatmin etmek, duydukları geçici bir arzuyu yeryüzünde başlayan ve cennette devam etmesi gereken bir aşka çevirmek için nasıl sinsi bir hünerle dolaplar çevirdiklerini bilmelisiniz.

Sizi terk ettikleri gün, size ‘seviyorum’ kelimesinin aşklarını mazur gösterdiği gibi, ‘artık sevmiyorum’ sözcüklerinin de ayrılışı teyit ettiğini söyleyeceklerdir ve aşkın içten geldiğini, elde olmadan doğduğunu bildireceklerdir.

GERÇEK AŞK EBEDİDİR

Saçma bir nazariye, azizim! Bana inanınız, gerçek aşk ebedîdir, sonsuzdur, özünü hiç bir zaman kaybetmez; daima aynı güçte ve aynı safiyettedir, taşkınlıkları yoktur. Saçları beyazlansa bile, kalbi daima gençtir.

Hepsi de komedi oynayan genç kadınların hiçbirinde bunların hiçbiri yoktur. İçlerinden biri belki felâketlere uğradığını söyleyerek sizin ilginizi çekecektir ve kadınların en yumuşağı, en insaflısı olarak görünecektir; fakat yavaş yavaş sizin için vazgeçilmez bir varlık hâline geldikten sonra artık tedricî surette size hâkim olacak ve istediklerini yerine getirecektir.

Siz diplomat olmak, gitmek, gelmek, insanları, menfaatlerini, memleketlerini tanımak ve incelemek mi istiyorsunuz? Hayır, olamaz, ya Paris’te yahut da onun çiftliğinde kalmak zorundasınız, zira sizin boynunuzda bir yular geçirerek istediği yere sürükleyecektir. Hem siz ne kadar bağlılık gösterirseniz, o oranda nankörlük edecektir.

Genç kadınlardan başka birisi de belki sizin her dediğinizi yapmak, itaat etmek suretiyle ilginizi çekecek, sizin cariyeniz olacak, sizi dünyanın öbür ucuna kadar romantik bir şekilde izleyecek, sizi elden kaçırmamak için kendisini tehlikeye atacak ve boynunuza bağlanmış bir taş hâlini alacaktır. Fakat boynunuzdaki bu taş yüzünden günün birinde boğulacaksınız, o ise suyun üstünde kalacaktır.

Kadınların en az kurnaz olanlarının bile tuzakları vardır; en budalası bile erkekte kuşku uyandırmak suretiyle galip gelebilir. En az tehlikeli olan ise, sizi nedenini bilmeden sevecek, yine nedensiz terk edecek; fakat bir gün sırf gösteriş ve gurura kapılarak sizi alacak olan bir aşüftedir.

Ama bu genç kadınların hepsinin bugün veya ileride size fenalığı dokunacaktır.

Sosyete âlemine atılan, insanların gururunu okşayan, birtakım zevkler içinde yaşayan her genç kadın, ahlâkı yarı yarıya bozulmuş ve sizin de ahlâkınızı bozacak bir kadındır.

Ruhunda daima yaşayacağınız kadını bulacağınız yer bu sosyete âlemi değildir!

ONU ÇOK SEVİNİZ!

Ah! Sizi sevecek olan o kadın yalnız yaşayan bir insan olacaktır. Sizin bakışlarınız onun için en büyük mutluluğu teşkil edecek, sizin sözlerinizden ilham alarak yaşayacaktır. Öyleyse bu kadın sizin için dünyaya bedel olsun, zira siz onun için her şeyi olacaksınız.

Onu çok seviniz, onu üzmeyiniz, onun karşısına hasımlar çıkarmayınız, kıskançlığını tahrik etmeyiniz!

Sevilmek, sevdiğiniz kimsenin bizi anlaması, aziz çocuk, en büyük mutluluktur. Sizin bu mutluluğu tatmanızı dilerim, fakat bu yüzden ruhunuzda açan çiçeği soldurmayınız, sevginizi teslim edeceğiniz kalpten iyice emin olunuz.

Bu kadın hiçbir zaman kendisine ait olmayacak, hiçbir zaman kendi kendisini düşünmeyecek; fakat sizi düşünecek, size ait olacaktır. Sizin hiçbir şeyinize göz koymayacak, hiçbir zaman kendi özel çıkarlarına bağlı olmayacak ve sizin aklınızdan bile geçmeyen bir tehlikeyi, kendisini tehlikeye atmak pahasına da, şikâyet etmeksizin ızdırap çekecek, yapmacıklar yapmayacak, aksine kendisinde hoşunuza giden taraflara karşı bir çeşit saygı gösterecektir.

Böyle bir aşka, daha büyük bir aşkla karşılık veriniz. Sizi seven bu zavallı kadının mahrum olduğu şeye, yani karşılıklı bir aşka rastlayacak olursanız, bu aşkın derecesi ne olursa olsun, sizin ilham ettiğiniz sevgi ile burkulan ve sonuna hiçbir zaman varamayacağınız bir kalbin bir vadide sizin için bir ana kalbi gibi çarptığını düşününüz.

FEDA ETMEK…

Evet, sizi, derecesini hiçbir zaman anlayamayacağınız bir sevgiyle seviyorum. Bu sevginin tatmin olunabilmesi için, sizin bu parlak zekânızı bu uğurda feda etmeniz gerekir. Bu takdirde benim bağlılığımın nereye kadar varabileceğini tahmin edemezsiniz.

Hepsi az çok yapma, alaycı, kendini beğenmiş, hoppa kadınlarla, teyzem gibi, sizi alçakça ithamlara karşı koruyacak, sizin söylemeyeceğiniz şeyleri sizin adınıza söyleyecek yaşlı ve azametli dullarla ahbap olmanızı gizli bir düşünceyle mi tavsiye ediyorum?

Nihayet, taparcasına sevginizi gelecekte karşınıza çıkacak olan temiz yürekli meleğe saklamanızı emretmek suretiyle cömert davranmıyor muyum?

Eğer, ‘Asaletin gerektirdiği birtakım görevler vardır.’ sözleri ilk yaptığım tavsiyelerin çoğunu bildiriyorsa, ‘Bütün kadınlara yardım ediniz, fakat bunlardan yalnız birisini seviniz!’ mertçe sözleri de kadınlarla kuracağınız ilişkiler üzerinde düşüncelerimi kapsamaktadır.”

Henriette

balzac-vadideki-zambak

VADİDEKİ ZAMBAK, HONORE DE BALZAC

NATALİE’NİN FELİX’E YAZDIĞI MEKTUP

Diğer mektup yine Felix için ama bu kez farklı bir kadın tarafından yazılmıştır: Natalie.

Natalie, Felix’in Madame de Mortsauf’a (Henriette) duyduğu imkânsız aşkın acısıyla sığındığı son limandır.

Ancak oldukça akıllı bir kadın olan Natalie, herkes tarafından övülen ve saygı duyulan bir konuma gelmeyi başaran Felix’in Madame de Mortsauf’u (Henriette) unutamadığını, onun hayaliyle yaşadığını kısa sürede anlar ve onunla olan ilişkisini bitirir.

Kendisine bir mektup değil de âdeta bir “manifesto” yazar.

Kadın ruhunun derinliklerine ait çok farklı detayların bulunduğu bu mektup da diğerleri gibi son derece ilgi çekicidir.

Balzac’ın kadın ruhundaki bu ince detayları yakalamadaki ustalığı, doğrusu oldukça şaşırtıcıdır.

 

Sayın Kont Felix,

“Aziz Kont, zavallı Madam de Mortsauf‘tan söylediğinize göre yüksek çevrelerde nasıl hareket edeceğinizi size gösteren bir mektup almışsınız. Bugünkü yüksek mevkinizi de o mektuba borçluymuşsunuz. İzin verin de bu yöndeki eğitiminizi ben tamamlayayım.

Önce ne olur, kötü bir alışkanlıktan kurtulun. Durmadan ilk kocalarından bahseden, rahmetlinin erdemlerini her fırsatta ikinci kocasının suratına çarpan dul kadınlar gibi hareket etmemelisiniz.

Ben Fransızım, sevgili Kont! Seveceğim erkeğin ‘bütün varlığı’yla evlenmek isterim ama Madam de Mortsauf’la da evlenemem doğrusu.

ONU İNCİTMİŞSİNİZ

Hikâyenizi layık olduğu dikkatle okuduktan sonra -size nasıl büyük bir ilgi gösterdiğimi bilirsiniz- evet, hikâyenizi okuduktan sonra bana öyle geldi ki Madam de Mortsauf‘un erdemlerini Leydi Dudley‘in başına kaka kaka o zavallıcığı pek fazla bunaltmışsınız, buna karşılık İngiliz kadınının ateşli aşkını da Kontes’in yüzüne fazla vurarak onu incitmişsiniz.

Ben ki sizin hoşunuza gitmiş olmaktan başka bir değeri olmayan bir yaratığım, bana karşı da kaba davrandınız: Sizi Henriette gibi, Arabelle gibi sevmediğimi yüzüme çarptınız. Noksan tarafımı biliyorum ve itiraf ediyorum ama bunları böylesine insafsızcasına hissettirmeli miydiniz acaba?

Biliyor musunuz bu işte en çok kime acıdım? Seveceğiniz dördüncü kadına. Çünkü o, ister istemez üç kişiyle çarpışmak zorunda kalacak. Bu yüzden belleğinizin tehlikesine karşı kendi adınıza ve o dördüncü adına sizi uyarmak isterim.

Ben sizi sevmek gibi yorucu bir şereften vazgeçiyorum. Bunun için Katolik ya da Anglikan çeşidinden birçok niteliği de taşımak lazım. Oysa bende hayaletlerle çarpışacak göz yok. Clochegourde bakiresinin erdemleri karşısında kendisine en çok güvenen kadın bile umutsuzluğa düşebilir. Korku bilmek güzel.

Amazon’a gelince, onun karşısında en sarsılmaz mutluluk umutları da sönüp gitmeye mahkûm olacaktır.

NE YAPARSA YAPSIN…

Ne yaparsa yapsın, bir kadın hiçbir zaman sizi istediği gibi mutlu kılamayacak. Aşkın da şehvetin de size bu anılarınızı unutturmasına olanak yok çünkü. Sık sık ata bindiğimizi unuttunuz mu? Sizin Aziz Henriette’inizin ölümüyle soğuyan güneşinizi ben bir türlü ısıtamadım, bu yüzden benim yanımda her zaman titreyeceksiniz dostum, evet hep dostum olacaksınız benim.

Hayal kırıklıklarınızı apaçık ortaya koyan, aşkın cesaretini kıran, seven bir kadını kendi kendinden kuşkulanmaya götüren bu çeşit itirafları bir daha tekrarlamaktan sakınmanızı öğütleyeceğim size.

Aşk güvenle yaşar, Aziz Kont. Bir söz söylemeye ya da ata binmeye hazırlanırken, Henriette‘in acaba daha mı güzel konuştuğunu ya da Arabelle‘in acaba daha mı iyi bir binici olduğunu aklına getiren kadının, emin olun, dili dönmeyecek, bacakları titreyecektir.

Siz bende o mest edici demetlerinizden birkaçını almak isteği uyandırdınız ama böyle demetler yapmıyorsunuz ki. Bunun gibi, yapmayı göze alamadığınız daha birçok şey, sizin için artık bir daha doğması olanaksız olan bir sürü düşünce, bir sürü mutluluk var.

Şunu bilin ki kalbinizde muhafaza ettiğiniz ölüye sürtüne sürtüne yaşamayı hiçbir kadın kabul etmeyecektir.

Sizi Hristiyan merhametiyle seveyim istiyorsunuz. Merhametle birçok şey yapabileceğimi söyleyeyim ama aşk hariç.

Bazen sıkılıyorsunuz, başkalarının da canını sıkıyorsunuz. Hüznünüze kara sevda adını veriyorsunuz. Bakın bu çok güzel ama doğrusu çekilir tarafınız yok. Sizi sevenleri zalim kaygıların pençesine atıyorsunuz.

O aziz kadının mezarının aramıza çok fazla girdiği kanısındayım. Kendimi şöyle bir yokladım. Nasıl biri olduğumu bilirim. Onun gibi ölmek istemediğim sonucuna vardım. Siz o seçkin kadını, Leydi Dudley‘i bile bıktırmış adamsınız, ben ki onun gibi azgın duygular da taşımıyorum. Ya bende onunkinden daha çabuk bir soğuma olursa?

Aşkı kaldırdım aramızdan, mutluluğu sadece ölülerde bulduğunuza göre, dost kalalım. Ben bunun isteklisiyim şimdi.

KAHIRDAN ÖLDÜRMÜŞSÜNÜZ

Bu nasıl şey Aziz Kont! Hayatınızın ilk döneminde eşi bulunmaz bir kadın, geleceğinizi düşünen, Aydın Meclisi’ne girmenizi sağlayan, sizi sarhoşlukla seven, sizden bağlılıktan başka bir şey istemeyen kusursuz bir sevgiliniz olmuş da siz onu kahırdan öldürmüşsünüz! Doğrusu bundan daha canavarca bir şey düşünemiyorum ben. Hırslarını Paris kaldırımları üstünde sürükleyen o en ateşli, en mutsuz gençlerden hangisi sizin değerini bilmediğiniz lütufların yarısını elde etmek için on yıl boyunca uslu durmazdı? Böyle sevildikten sonra insan daha başka ne isteyebilir?

Zavallı kadın! Çok acı çekmiş. Siz ise birkaç duygusal cümle sıraladınız diye onun mezarına karşı borcunuzu ödediğinizi sanıyorsunuz. İşte benim bulup bulacağım da sonunda bu olacak herhalde!

Teşekkür ederim sevgili Kont, ben bu dünyada da öbür dünyada da sevgime rakip istemem. İnsanın vicdanı böyle suçlarla yüklüyse, hiç olmazsa bahsetmemelidir bunlardan.

Ben sizden ihtiyatsız bir dilekte bulundum. Bir kadındım ben, Havva’nın kızıydım, bu yüzden böyle bir hareketi yapmam tabiiydi. Size düşen ise vereceğiniz cevabın doğurabileceği sonuçları kestirebilmekti. Gerçeği saklayarak beni aldatmanız gerekirdi. İleride size teşekkür borçlu olurdum. Mutlu erkeklerin erdemlerinin neden ibaret olduğuna dikkat etmediniz mi hiç? Daha önce kimseyi sevmediklerini, ömürlerinde ilk bizi sevdiklerini söylerken onların ne büyük bir cömertlik içinde olduklarını anlayamadınız mı?

SUYLA ATEŞİ BİRLEŞTİRMEK

Programınızın uygulanacak bir yanı yok. Aynı zamanda hem Madam de Mortsauf hem de Leydi Dudley olmak, ama dostum suyla ateşi birleştirmeyi istemek gibi bir şey olmuyor mu bu? Yoksa siz kadınları tanımıyor musunuz? Onlar neyseler odurlar. Üstün yönlerinin gerektirdiği bazı kusurları kendilerinde taşımaları da zorunlu bir şeydir.

Leydi Dudley‘e değerini takdir edemeyeceğiniz kadar erken rastlamışsınız. Onun hakkında söylediğiniz bazı kötü sözler de kırılmış gururunuzun bir ifadesi olsa gerek. Madam de Mortsauf‘u ise çok geç tanımışsınız ve birini öteki olmadığı için cezalandırmışsınız. Peki, ben ne biriyim ne öteki, benim hâlim ne olacak?

Geleceğinizi adamakıllı düşünecek kadar seviyorum sizi. Evet, gerçekten çok seviyorum sizi. Hele o gamlı şövalye yüzünüz beni her zaman yakından ilgilendirmiştir.

Hüzünlü kimselerin vefalı insanlar olduklarına inanırdım. Ama daha toplum hayatına ilk adımınızı atarken kadınların en güzelini, en erdemlisini öldürdüğünüzü bilmiyordum.

Sizin şimdi artık ne yapmanız gerektiğini de kendi kendime sordum ve gerçekten düşündüm. Öyle sanıyorum ki dostum, Madam Handy gibi bir kadınla, aşktan, şehvetten bir şey anlamayan, Leydi Dudley’miş, Madam de Mortsauf’muş, hiç umursamayacak, hüzün adını verdiğiniz ve izi yağmur gibi monoton bir eğlence hâline getiren dalgın anlarınıza aldırış etmeyecek ve sizin için kusursuz bir hasta bakıcı olacak bir kadınla evlenmelisiniz.

VAZGEÇSENİZ İYİ OLUR

Sevmeye, bir kelime ile titremeye, mutluluğu beklemeye, onu almaya, vermeye, tutkunun sayısız kasırgalarını duymaya, sevilen kadının küçük iddia ve sorunlarını benimsemeye gelince, Aziz Kont artık bu gibi şeylerden vazgeçerseniz iyi olur.

Koruyucu meleğinizin genç kadınlar hakkında verdiği öğütleri çok iyi dinlemişsiniz. Onlardan uzak kalmaya öylesine titiz bir dikkat göstermişsiniz ki kendilerini tanıyamaz hâle gelmişsiniz.

Madam de Mortsauf sizi görür görmez yüksek mevkilere çıkartmakla çok iyi etmiş, yoksa bütün kadınlar size karşı olurlardı ve bu başarılarınızı kazanamamış olurdunuz.

Bu alandaki bilgilerinizi derinleştirmek, hoşlandığımız sözleri bize söylemeyi, yerine göre büyük olmayı, bizlerin canı küçüklüklerden hoşlandığında o küçüklüklere  tapmayı öğrenmeniz için vakit artık geçmiştir.

Biz kadınlar sizin sandığınız kadar budala değiliz. Hele bir sevmeyelim, seçtiğimiz erkeği her şeyin üstüne yükseltiriz. Üstünlüğümüze olan inancımızı sarsan her şey aşkımızı da sarsar. Erkekler bizim gururumuzu okşarken kendi gururlarını da okşamış olurlar.

Toplum içinde yaşamaktan, kadınlarla yakınlık kurmanın tatlarından vazgeçmek istemiyorsanız, bana anlattığınız bu şeyleri onlara sakın söylemeyin, çünkü onlar aşklarının çiçeklerini kayalıklara serpmeyi de, sevgilerini hasta bir kalbin yaralarını sarmak için kullanmayı da sevmezler. Hepsi de yüreğinizin kuruluğunu fark eder. Bütün ömrünüzce mutsuz kalırsınız.

Bu kadınlardan pek azı benim şu söylediklerimi size söyleyecek kadar açık kalple hareket edecektir. Onların pek azı bugün sadık dostunuz olduğunu söyleyen şu kadının yaptığı gibi sizden ayrılırken hiçbir kin duymadan dostluğunu sunacak kadar iyi kalpli davranacaktır.”

Natalie

 

balzac-vadideki-zambak

VADİDEKİ ZAMBAK, HONORE DE BALZAC

HENRİETTE’NİN FELİX İÇİN YAZDIĞI SON MEKTUP

“Görev duygusu”“erdem” ve “inanç”la temellendirilmiş  prensiplerinden asla vazgeçemediği için Felix’in derin hislerine karşılık veremeyen Henriette, onun başka kadınlarla ilgilendiğini öğrendiğinde yıkılır. Hassas ruhu bunu taşıyamaz ve günden güne kötüleşen sağlığı, onu ölümü bekler duruma getirir. Son mektubunu işte böyle bir haletiruhiye içindeyken yazar.

 

“Felix, Çok Sevilen Dost,

Şimdi size yüreğimi açmam gerekiyor. Sizi ne kadar sevdiğimi belirtmekten çok, bu yürekte ne kadar ağır ve derin yaralar açtığınızı gözlerinizin önüne sererek borçlarınızın büyüklüğünü göstermek istiyorum size.

Dertlerimin başlıca nedeninin nasıl siz olduğunu göreceksiniz dostum. Daha sonra darbelerinize seve seve göğüs gerdim, ama bugün açtığınız son yarayla ölmekteyim. Ne var ki sevilen kimsenin elinden yaralanmanın da sonsuz hazları vardır.

Hatanızın büyüklüğü sizden çok benden kaynaklanıyor, çünkü ben ona içimde ölümcül bir yankı kazandırdım. Kıskanç, müthiş kıskanç olduğumu söylememiş miydim size? Eh, şimdi de ölüyorum işte.

Daha ne söyleyeyim? Yazınızda bir büyü vardı, mektuplarınıza bir resmi seyreder gibi bakıyordum. Daha ilk günde üzerime kurduğunuz bu ezici üstünlüğün ilerde ruhunuzu okumak şansını kazandığımda, nasıl büyüyüp sonsuzlaştığını düşünün bir dostum.

ÇEKİNGEN VE YÜREKLİ

Sizi o kadar temiz, dürüst, nitelikli, büyük işler başaracak güçte ve daha bu yaşta acı deneylerden geçmiş bulunca, ne büyük mutluluk duydum bir bilseniz. Erkek ve çocuk, çekingen ve yürekli.

Mösyö de la Berge benden uzaklaşırsanız öleceğimi anladı.

Günahtan sakınmak için sizinle arama Madeleine’yi koydum, ikimiz arasındaki engelleri yükselttim. Ama bu engeller de o derece güçsüz kaldı ki bende uyandırdığınız coşkuyu hiçbir güç bastıramıyordu. Uzakta da olsanız, yanımda da olsanız gücünüz hep aynıydı.

Öyle bir an geldi ki mücadele korkunç bir hâl aldı, her gece ağlıyordum. Saçlarım dökülüyordu, sizin oldu bu saçlar.

Sonra şu İngiliz karşısındaki son derece doğal aşkınız bilmediğim bazı şeyleri öğretti bana. Bu müthiş darbe, hiç kimseye söz etmediğim bunalımlara düşürdü beni. Bu bilinmeyen trajedinin tek sonucunun ölüm olacağı kanısına vardım.

Leydi Dudley’le ilişkiniz konusunda annemin yazdığı mektupla bize gelişiniz arasında geçen iki ay öfke, kıskançlık ve azgınlıkla geçti. Paris’e gitmek istiyordum, kan dökmeye susamıştım âdeta. Bu kadının ölmesini istiyordum. Kıskançlık büyük bir gedik açtı, ölüm buradan girecekti içeri.

Sonra benim sizi sevdiğim kadar sizin de beni sevdiğinizi, bana düşüncenizle değil de yaradılışınızla ihanet ettiğinizi öğrendiğimde yeniden yaşama isteği duydum.

Kendi kendime karşı olduğum gibi hiç şüphesiz Tanrı’ya karşı da dürüsttüm. Bunu bilen Tanrı, acıları nedeniyle sık sık tapınağın kapısına gelen bu yaratığa acımış ve beni kanatları altına almıştı.

Sevgilim, Tanrı benim hakkımda hükmünü verdi. Şu sırada mezarımdan sesimi duyuyor musunuz?

Görüyorsunuz ya ne kadar bencilim, ama bu da zorlu bir aşkın kanıtı değil midir?

HAYAT DOLU BİR HOŞÇAKAL

Hoşçakal gönlümün sevgili çocuğu!

Tümüyle bilinçli, henüz hayat dolu bir hoşçakal bu.

Büyük sevinçlerle, yol açtığı felaket yüzünden en ufak bir pişmanlık duymayacağın kadar büyük mutluluklarla doldurduğun bir ruhun vedalaşması bu.

Beni sevdiğinizi düşünerek kullanıyorum bu sözcüğü, çünkü ben görevinin kurbanı olarak o sessizlik ülkesine gidiyorum. Beni titretiyor bu, üzüntü duymuyor da değilim. Tanrı sanki düşmüşüm gibi titrek görecek beni.

Bir kez daha hoşçakal!

Dün güzel vadimize söylediğim hoşçakala benzer bir vedalaşma bu. Yakında bu güzel vadinin bağrında dinleneceğim, siz de oraya sık sık uğrayacaksınız değil mi?”

Henriette

Vadideki Zambak (Yorum ve İnceleme)↵

Vadideki Zambak (Kitap Sözleri)↵


Bu yazıda ilginizi çekecektir

Cemil Meriç’ten Lamia Hanım’a Mektuplar↵


 

Yorum yapmadan geçmeyin !!!


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Beyza Nur

    Mektup.. 💌
    Şimdilerde mektup; eski zamanlarda kalan bir iletişim yolu olarak düşünülüyor. Oysaki mektup yazmanın insanın kendisini kendisine veyahut karşısındakine en iyi şekilde ifade ettiği yol olduğunu düşünüyorum. Bunu tekrardan hatırlamama sebep oldunuz. Size teşekkür ederim.
    Yazılarınızın devamını sevgiyle dilerim🌷

  2. Gülsüm Şule Bayraktar

    Haklısın Beyza Nur.
    Yazmak, hele hele mektup yazmak, vurguladığın noktalar açısından oldukça kazançlı bir yol.
    Fikirlerini paylaştığın için teşekkür ederim.
    Sevgiler tatlı kızım… 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir