Yalnızız (Kitap Yorumu)

YALNIZIZ

Yalnızız romanı, 62 yıllık ömrünün 43 yılını hiç durmadan yazarak geçiren ve aynı şekilde edebiyat, sanat, felsefe, psikoloji, sosyoloji birikimiyle edebiyatımıza çok sayıda önemli eserler kazandıran bir düşünce adamına, Peyami Safa‘ya ait bir roman.

yalnızız-yalniziz

Yalnızız, içerik ve teknik anlamda Peyami Safa↵ nın en olgun ve en son romanı; Türk edebiyatının ise en çok okunan ve en çok sevilen klasiklerinden biri.

Önce insanla başlayıp zamanla topluma sirayet eden ruhsal zedelenmeyi ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı irdeleme boyutuyla da sosyolojiye kaynaklık edebilecek nitelikte önemli bir eser.

Benim için de, psikolojik derinliğinin ve yetkinliğinin tartışmasız çok iyi olması bir tarafa; adrenalinimin başka hiçbir eserde olmadığı kadar yükseldiği başarılı bir korku-gerilim romanı. (Peyami Safa’nın Cingöz Recai takma adıyla yazdığı polisiye romanlarının neden çok sevildiğini, romanın bu yönünü gördüğümde daha iyi anlamıştım.)

Düşünce Romanı

En olgun, en son, psikoloji, sosyoloji, korku, gerilim derken Yalnızız’ın bir diğer önemli özelliğini de vurgulamadan geçmek istemiyorum:

Yalnızız aslında ve en önemlisi bir düşünce romanı:

“Yalnızız’da Doğu-Batı, madde-mana, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir.” (Tanıtım Bülteninden)

yalniziz-yalnızız-peyami-safa-sozleri

Varlık Sorunu

Hemen hepimiz gündelik hayatın bizi bir selmiş gibi alıp götüren akışı içinde düşünme eylemine çok az zaman bulabilsek de, oradan oraya savrulan zihnimiz şu soruya hayatımızda en az bir kere olsun cevap bulmaya çalışmıştır sanırım:

Niçin varım?

Aslında bu öyle önemli bir sorudur ki cevabımıza göre bizimle ilgili olan hemen her şey bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanır ya da art arda sıralanan domino taşları gibi birbirini etkiler. Neşemiz, derdimiz, sevgimiz, nefretimiz, ideallerimiz, gücümüz, güçsüzlüğümüz, işimiz, kariyerimiz kısacası her şeyimiz bu cevap doğrultusunda şekillenir.

Varlaşma ya da Yoklaşma Hamlesi

Peyami Safa‘ya göre hem ebedîlik hayalimiz hem olası büyük sıkıntılarımız da bu sorunun cevabıyla ortaya çıkar:

“İnsanın varlaşma hamlesinden ebedîlik hayali ve neşesi doğar. İnsanın yoklaşma hamlesinden fanilik ve geçicilik duygusuyla birlikte onun büyük sıkıntısı doğar.” (Yalnızız, Peyami Safa)

Yalnızlık Travması

Niçin var olduğuna ruhunu tatmin edecek bir cevap bulamayan insanın korkunç ve başedemeyeceği kadar büyük bir yalnızlığın içine düşmesi ise kaçınılmaz bir sondur.

“Yalnızım, evet, herkes yalnızdır, yalnızız.” (Yalnızız, Peyami Safa)

Bu yalnızlık, modern dünyanın üzerine methiyeler dizdiği türden bir yalnızlık değil, aksine dayanılacak ve destek alınacak hiçbir varlığın olmadığının düşünüldüğü tam bir kimsesizlik hâlidir. Romandaki kahramanların yaşadığı yalnızlık da böylesi bir yalnızlıktır.

Romandaki kişiler, yaşadıkları yalnızlık kaynaklı ruhsal boşluklardan ve büyük acılardan kurtulmak için dış dünyanın tatmin gücü sınırlı, geçici ve değişken unsurlarına yönelirler.

Ancak bu unsurlar onlara geçici hazlardan başka bir şey veremez. Üstelik kaybetme ya da ulaşamama korkusu yüzünden zamanla birer zaafa da dönüşür: Romandaki kişilerden biri olan Meral’in Paris hayali ya da Besim’in yemeğe olan düşkünlüğü gibi…

Sonrası ise ruh-beden çatışması ve hiç tükenmeyen yalanlar…

Kendilerini yok etmek istedikleri vahim süreç de işte böyle başlar:

“İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım.”

Samim

Bazı romanlardaki birinci ya da ikinci plandaki karakterler, roman yazarının kişiliğiyle o kadar çok benzerlik gösterir ki o kahramanın aslında roman yazarının kendisi olduğunu düşündürür.

Bu noktadan bakıldığında Yalnızız romanındaki Samim karakterinin, aslında Peyami Safa‘nın kendisini ya da en azından düşüncelerini temsil ettiğini söylemek yanlış olmaz.

Yalnızlığıyla Başedebilen Tek İnsan

Samim; entelektüel düşünce yapısı, empati kurma yeteneği, gözlem gücü ve psikolojiye dair bilgi birikimi sayesinde insanların davranışlarından oldukça isabetli sonuçlar çıkarabilen ve içinde bulunduğu sosyal ortamı çok iyi analiz edebilen biridir.

Ve roman kahramanları içinde yalnızlığıyla başedebilen tek kişidir. Ruhen güçlü ve oldukça zekidir.

Simeranya adında kendisine ütopik bir dünya kurar.

Simeranya,

“… inkılaba muhtaç bir dünyanın huzursuzluğunu duyan bir adamın 150 yıl sonraki tekâmül inkânlarını düşünerek tasarladığı muhayyel bir ülke…” dir.

“(O) bir memleket. Simeranya, dünyada olmayan bir yer. Benim icadım. Sıkıldım mı kendimi oraya atarım. Simeranya’da yalan yoktur. İnsanlar gölgelerdir. Konuşmadan anlaşırlar. Birbirlerinden hiçbir şey saklamazlar.”

Peyami Safa

Kurguladığı roman kahramanı ve Simeranya vasıtasıyla düşüncelerini ifade etme imkânı bulan Peyami Safa’nın geçmişi acılarla doludur:

“Benim şuurum bir facia atmosferi içinde doğdu. Ben iki yaşımda iken babam ve kardeşim on ay içinde öldü. Kısa bir fasıla ile hem kocasını hem çocuğunu kaybeden bir kadının hıçkırıkları arasında kendimi bulmaya başladım.”

Ancak kaybetme duygusu Peyami Safa’nın peşini bırakmaz ve tıpkı evladını kaybeden annesi gibi o da askerlik vazifesi yapan oğlu Merve’yi kaybeder. Bu acıya dayanmak onun için çok güçtür ve birkaç ay sonra da kendisi beyin kanaması geçirerek hayata veda eder.

Bir Tez ve Bir Teklif

“İnsan ruhunu anlamadan atomu izah etmek mümkün değildir.”

diyen Peyami Safa, Yalnızız romanıyla “insan”ın bilinmezlerine ışık tutmaya ve çıkmazlarına çözüm önerileri getirmeye çalışır.

Ve bir tez öne sürer. Bu tez, aynı zamanda romanın da ana fikridir:

Yalnızız’ın Ana Fikri

Manevi değerleri zedelen ve bu yüzden de varlığını anlamlandırmakta güçlük çeken insan, sürüklendiği bu derin çatışmayı maddeci görüşlerle
çözümleyemeyeceği gerçeğini kabul etmedikçe içine düştüğü korkunç yalnızlık ve ruhsal felaket bataklığından çıkamayacaktır.

Peyami Safa, tezini burada bırakmaz ve romanının sonunda insana seslenerek içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabilmesi için bir teklif sunar:

Ey İnsan!

Bu kitabı sana ithaf ediyorum. Başının üstünden büyük bir rüzgâr geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı ‘uranium’da değil, senin ruhunda sıkışmış maddeden koparak çıkardığın korkunç tahrip aletinin patlayışından yükselecek alevi bekletiyor.

Ey bahtsız!

Tarihinin hiç bir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın.

Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok. Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi.

 

Aptalca bir konfor aşkından doğduğu hâlde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara.

İnan manevilere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçükçe düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metotlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at. Orta Çağ papazında haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı dünyası içinde kalma…

Son Söz

Hem bu teklifi ve tezi hem de Peyami Safa‘yı bu teklife götüren süreci daha iyi anlayabilmek için en iyi yol Yalnızız‘ı okumak.

Değer mi?

Bence değer. 👍


Yalnızız romanından derlediğim birbirinden güzel kitap sözlerine buradan↵ ulaşabilirsiniz.


Yorum yapmadan geçmeyin!


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Melik Vatansever

    Eserin adını okuyunca içeriden bir yerlerden bir duyum bir bilgi bir derinlik ve soğuk bir gerçeklikle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Budur demiştim kendi kendime.Yanılmamışım. Sonuna doğruda kendimi yalınayak hissettim. İrkildim. Bilmiyorum öyle hissettim. Kesinlikle bu eseri okuyacağım. Neticesini sizinlede paylaşmak isterim hocam. Teşekkürler👍

    • Duygularınızı ve düşüncelerinizi paylaştığınız için ben de size teşekkür ederim.

      Okuduğunuz romanlarda bilgi, derinlik ve gerçeklik arıyorsanız Yalnızız tam size göre bir roman.
      Kitabı okuduktan sonraki değerlendirmelerinizi de merakla bekliyorum.

  2. Bayram UĞUR

    “Bırak şu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah’ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel.”
    Kaleminize kudret, yüreğinize sağlık hocam.👌

    • Teşekkür ederim Bayram.🙂
      Peyami Safa, sağlam ve etkileyici mantık örgüsüyle güçlü kalemini birleştirebilen önemli bir kişilik.

  3. Mustafa Sinan Öztürk

    Simeranya’da yaşamak isterdim. Samim’in kaçışlarında gittiği yeri çok enteresan buldum. Şahsen ben bu gibi bunalımlarımda bilerek gerçekleşmesi mümkün olmayan fantastik hayallere atardım kendimi. Sanırım Simeranya’ya yolculuk etmem için çok beklemeyeceğim. Belkide daha iyi hissederim kendimi……..İyiki sizinleyiz hocam🍀🌷🌹👍

    • Simeranya, “Peyami Safa” denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri. Edebiyat dünyamızda çok meşhur olmuş hayali bir ülke. Hem çok bilinen ve hem de çok sevilen ütopik bir yer.
      Yolculuk etmeyi düşünüyorsanız ertelemeyin bence. 🙂

  4. Esma Kuralkan

    Şule Hocam;
    Bu kadar derin birikimi olan kaleminizden eminim derin bir yazı-roman çıkıcak,ancak siz ısrarla iyi bir okuyucu olmayı ,okuduğu eserlerden derin olanları güzel bir sunumla takdim etmeyi tercih ediyorsunuz…
    Yine güzel bir usta …..
    Yine güzel bir eseri…..
    Yine eseri aldırıp,okutturucak bir takdim..
    Teşekkürler Peyami Safa
    Teşekkürler Şule Hocam

    • Sözleriniz oldukça cesaret verici. Çok teşekkür ederim.💐
      Roman yazmayı şimdiye kadar hiç denemedim. Kitapları eleştirmenin kitap yazmaktan daha zor olduğu söylenir hep. Sanırım şimdilik zoru tercih ediyorum. 🙂

  5. Esma Kuralkan

    Sanırım
    Ahmet Hamdi Tampınar ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı okurken sıkıldığınızı ancak eserin edebîliğinin sizi tahrik ettiğini belirtmiştiniz
    Bazı eserleri okurken sıkılmanıza rağmen “yiğidin hakkını yiyiğede vermek gerek” darb-meselini güzel uyguluyorsunuz ,üstelik sunumunuzla tetikleyerek ……👌🏼

    • Dikkat etmeye çalıştığım bir şeye parmak basmışsınız Esma Hanım. Evet, benim tarzım olmasa da veya okumaktan fazla keyif almamış olsam da edebiyat otoritelerince değeri teslim edilmiş kitapları, hak ettikleri şekilde sunmaya çalışıyorum size.
      Dikkatiniz ve ilginiz için teşekkür ederim.💐

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir