Başarı ve İki Önemli Mesele

BAŞARI VE İKİ ÖNEMLİ MESELE

Başarı yolunda iki önemli meselesi var insanın:

Birincisi, başarıyı yakalayabilmesi için, illaki çok zeki ve çok yetenekli mi olması gerekiyor?

İkincisi, gerçek başarı, sonuca göre mi tanımlanmalı, yoksa sürecin içinde mi yaşanmalı?

Küçük de olsa başarı duygusunu tatma ihtiyacı duyan insanın, yetersizliğiyle de başı dertte.

Ve bu duygudan kurtulamadığı gibi, kurtulabileceğine olan inancı da günden güne irtifa kaybetmekte.

Bir taraftan zekâsının ve yeteneklerinin yetersizliğiyle çöküntüye uğrarken, diğer taraftan başarı duygusunu, sürecin sonuna ertelediği için, o noktaya gelene kadar gerildikçe gerilmekte.

Ya da

beklediği son gelip çattığında, sonuç umduğu gibi olmadığı için derin bir hayal kırıklığının içine gömülmekte.

Bir şeyler ters gitmekte!..

Şu bir gerçek ki, insanın, ne olduğuyla değil de, ne olması gerektiğiyle daha çok meşgul olması ve kendisi için biçtiği elbisenin, kumaşından düğmesine kadar en pahalı malzemeden yapılması gerektiğine dair yanlış inancı, başarı sürecini akamete uğratmakta ve insanı yetersizlik duygusu içinde kıvrım kıvrım kıvrandırmakta.

Süreci, bu şekilde kendisiyle savaşarak geçiren insan, pek tabii ki yorgun düşmekte, yapabildiklerini de fark edememekte, en nihayet yılmakta, belki de her şeyden vazgeçmekte ve maalesef yaptıklarını da yıkmakta.

Hâlbuki insan,

başarı denen şeyi, sonuçta değil, sürecin içinde yaşaması gerektiğini ve bu yolda gerçekleştirdiği her eylemin başarının ta kendisi olduğunu idrak edebilmeli.

Başarı için zekâsının, yeteneklerinin ve yaptıklarının çok iyi olmasının gerekmediğini, orta düzeyde bile olsa, asıl başarının onları kullanabilmek olduğunu fark edebilmeli.

Böyle düşünmekle, kendisini yetersiz görmekten kaynaklanan psikolojik bir yıkımı yaşamayacağına, sürecin içindeyken yapabildiği her şeyi başarı kabul ettiği için enerjisinin daha çok yükseleceğine ve işini daha iyi sonuçlandırabileceğine inanmalı.

Bir işi başarabilmesi için insanın, büyük bir zekâya ve ruhu için biçmeye çalıştığı pahalı elbiselere ihtiyacı olmadığını, aksine sıradanlığın ve gelişigüzelliğin daha iyi iş gördüğünü Montaigne şöyle izah ediyor:

“Günlük hayatımızda ve insanlarla olan alışverişlerimizde fazla parlak ve keskin bir zekâ göstermek de doğru değildir… Zekâmızı olaylara ve dünya işlerine daha elverişli bir hâle getirebilmek için biraz ağırlaştırmak, körleştirmek onu bu karanlık ve bayağı hayata uydurmak için karartmak ve bulandırmak gereklidir. Nitekim gevşek ve sıradan zekâlar, işleri daha kolaylıkla, daha başarıyla çevirirler…

Keskin bir fikir inceliği, kabına sığmayan bir zekâ çevikliği işlerimize engel olur. Dünya işlerini daha hoyratça, daha gelişigüzel yürütmeli ve her zaman talihe büyük bir pay bırakmalıdır.

Her işin bütün koşullarını ve sonuçlarını hesaplayan adam, karar vermekte güçlük çeker. Orta bir kafa da işleri görür.”

Ne dersiniz, Montaigne haklı değil mi sizce de?

basari


 

Bu yazılar da ilginizi çekecektir.

Zamanın Önemi >

Sorumluluk >

Mutluluk >

Dürüstlük >


kitap (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. M.Sinan Öztürk

    Ya canım hocam, kendi adıma uzun zamandır bazı şeyleri sorgularken tam da kısıp kaldığım, adını koyamadığım, neden böyle bir sonuç çıktı diye işin içinden çıkamadığım ve cevabını da yazında bulduğum bir anı yaşıyorum şu an. Şaşırdım gerçekten.Canım hocam kattın yine içime güzel ve rahatlatıcı şeyler. İyi ki varsın🌹🍀🌷

    • Çünkü hepimiz sorguluyoruz, bir yerlerde kısıp kalıyoruz, adını koyamıyoruz, işin içinden çıkamıyoruz…
      Çünkü hepimizin hikâyesi farklı olsa da özleri aynı… 🙂

  2. Semra

    Şulecim güzel ve kısa oldugu icin de hemen bitti canim. Bir sonrakini bekliyoruz

  3. Mustafa Öztürk

    Süperin de ötesinde bayıldım, çok teşekkür ederim.

  4. Esmeray

    Şule ablacım yazın muazzam ve bu yazıyı üniversiteye hazırlanan ve başarıyı sonuçta arayan ve ümitsizliğe kapılan öğrencilerime öneriyorum ve okutuyorum, tam onları motive edecek bir yazı. Ellerine, düşüncene sağlık. Onlara başarılı olmanın sadece ve sadece kendi ellerinde olduğunu, insanların başarılı olmaları için zeki ve yetenekli olmalarına bağlı olmadığını, var olan yeteneklerimiz ve zekamızı en verimli şekilde kullanmakta olduğunu çok güzel bir dille anlatmışsın. Bu dönemde bu yazıyı yazdığın için çook teşekkür ederim.

    • Öğrencilerini sevgiyle kucaklıyor, gözlerinden öpüyorum.
      Enerjilerini, uzaklarda olsam bile, çok iyi hissedebiliyorum.
      Atabildikleri her küçük adım, kendi içinde özel bir başarı anlamı taşıyor. Bunu sakın unutmasınlar… 🙂

  5. Mustafa Akan

    Derin bir ah çekip; iyi ki varsın diyorum GÜLSÜM ŞULE BAYRAKTAR…

  6. Çok güzel bir yazı annecim🌸✨

  7. Esma Kuralkan

    Şule hnm
    Sayfanızı ilgi ile takip ediyorum
    Ve çok istifade ediyorum 👏🏻👏🏻👏🏻

  8. Esma Kuralkan

    Montaigne’ nin tecrübe ve tesbitini tamda Montaignece 👌🏼 bir kare ile resimlemişsiniz..
    O karedeki karıncanın halet-i ruhiyesi;
    anlatılmaz ……
    Yaşanır ……..
    👏👏👏
    Bravoo o karıncaya…,,.
    Yazınızı feekalade özetlemiş

    • Karıncaların haletiruhiyesi… 🙂
      Kendimi şu anda karıncanın yerine koydum 😊
      Gerçekten müthiş…

  9. Esma Kuralkan

    Yazılarınızın partneri resimler 👌🏼👌🏼

  10. Gülten Kuralkan Ekşi

    Teyzecim ellerine yüreğine sağlık.. hepimiz için önem taşıyan “başarı” kelimesini tekrar gözümüzden geçirmemize vesile olan, etkilendiğim ve faydalandığım bir yazı olmuş, teşekkür ederim. ❣️

    • Sanırım son nefesimize kadar, içeriği ne olursa olsun, hep bir şeyleri başarma arzusunda olacağız.
      Kaçınılmaz gerçeklerimizden biri de bu, sevgili Gülten. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir