Stefan Zweig Sözleri

Stefan Zweig Sözleri

Stefan Zweig Sözleri, Bir Kalbin Ölümü Kitap Sözleri

1933 yılında Hitler öncülüğünde nasyonel sosyalizmi benimseyerek Avrupa’yı kasıp kavuran Naziler, ideolojileriyle bağdaşmadığı için birçok kitabı meydanlarda törenlerle ateşe verirler. Yakılan bu kitapların arasında Stefan Zweig‘ın kaleminden çıkmış eserler de vardır.

Nazilerin zulmüne dayanamayıp eşiyle birlikte intihar eden Stefan Zweig↵ ın eserleri, bu trajik hayattan izler taşır. Tıpkı herkese ve her şeye karşı bütün kapılarını kapatıp kalbini ölüme terk eden Salomonsohn’un acıklı hikâyesinin anlatıldığı Bir Kalbin Ölümü adlı uzun öyküsü gibi. Bu eserle ilgili yazdığım kitap yorumuna buradan↵ ulaşabilirsiniz. Bu sayfada ise kitaptan sizin için derlediğim anlamlı sözleri okuyacaksınız.

Bir Kalbin Ölümü Kitap Sözleri

“Bir kalbi bir daha onarılamayacak şekilde çökertmek için kaderin her zaman öyle büyük bir çalışmaya, keskin ve acı bir kuvvete ihtiyacı yoktur.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.13)

“Bana modası geçmiş biri gözüyle bakıyorladı.” (s.20)

Onları Bana Düşman Eden Paradır

“Ah, para, o uğursuz para onların ahlakını bozdu. Onları bana düşman eden paradır. Deli olduğum için paranın üstüne çılgınlar gibi atılan da ben oldum. Ama eninde sonunda kendimi daha fakir, onları da daha kötü bir duruma düşürmekten başka bir şey yapmadım. Elli yıl, saçmalıklarla dolu elli yıl kendimi yordum, yitirdim. Kendime bir gün bile hürriyet tanımadım.” (s.21)

Mutlu Olmaya Davet

“İnce ve gümüş rengi bir ışık arkasında, yeşil yuvarlaklıkları ve siyah çizgilerle taranmış bir resim misali ince çam gövdesiyle tepeler, açık renkli tepeler parlamaktaydı. Onların arkasından da, sevgili çocuklarının uçarı oyunlarını seyreden büyükler gibi gölün tatlılığına, alımlılığına ciddi fakat kibirsiz gözlerini dikmiş dağlar, tepelerden de yalçın dağlar yer almıştı. Ve bütün bunlar öyle bir cana yakınlık, öyle bir açık kalpli, değişik ve misafirsever bir hâl ile uzanıyordu ki… Tanrı’nın bu güney toprakları üzerine serpmiş olduğu o sonsuz ve tabiatüstü gülümseyişte iyi ve bahtiyar olmaya bir davet seziliyordu.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.24)

“Hazlar bizim için yaratılmış değildir. Biz sırtımızdaki yükü mezara kadar taşıyacağız.” (s.25)

Tanrı’nın Laneti

“Para! Para… Şu pis… Şu sefil para… Ben onun yüzünden çürüdüm! Para… Tanrı’nın laneti onun üzerinde dinleniyor.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.33)

Stefan Zweig Sözleri

Hakları Var

“Ben onların gözünde, ayaklar altına serilen bir kilim parçasından başka bir şey değilim. Ama hakları var. Mademki ben bütün bunlara göz yumuyorum, hakları var.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.39)

Düşünceler -Şu Katı, Sivri, Amansız ve Yakıcı Çakıl Taşları- 

“Acı, şakaklarında gittikçe daha şiddetle zonkluyordu. Düşünceler -şu katı, sivri, amansız ve yakıcı çakıl taşları- beynini yara bere içinde bırakıyordu. Ah! Düşüncelerden bir kurtulabilseydi!” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.46)

Bir Et Yığınından Başka Bir Şey Değilim

“Ben acı çeken bir et yığınından başka bir şey değilim, diye düşündü. Ben sadece buyum, şu yakıcı deri parçasıyım sadece…
… Şimdiki şu hâlimin ne karısı ne çocuğu ne parası ne evi ne ticareti var… Vücudum, vücudumun içindeki yanma, bana acı veren yanma, parmaklarımla duyduğum şey, yalnız bunlar benim için gerçek. Gerisi çılgınlık, manası olmayan şeyler.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.45)

“Doğrusu şu ki bana acı veren şeyler bana, sadece bana acı veriyor. Beni endişeye düşüren şeyler beni, sadece beni endişeye düşürüyor. Artık beni kimseler anlamıyor, ben de kimseleri anlamıyorum.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.45)

Stefan Zweig Sözleri

Bir Kalbin Ölümü

“Doğrusu şu ki kalbinin ölümü yavaş yavaş kendini belli etmeye başlamıştı.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.47)

“İnsan kendi kendisiyle yapayalnızdır.” (s.47)

“Yaşamış olduğu her şey, sevmiş olduğu her şey ufalanarak ve kömürleşerek kayıtsızlığın o ılık külleri içine düşmeden önce için için tutuşan bu alevin ortasından geçiyor ve kara kara, duman çıkara çıkara yanıyordu.” (s.48)

“Adamın içi vurdumduymazlaşmıştı baştan başa, adam akıllı ölmüştü.” (s.49)

“Onun bütün dikkati, kendi içindeki karanlık noktaya çevrilmişti.” (s.51)

“Ruhuna giden yol, duvarla örtülmüştü âdeta.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.58)

İhtiyar, Karanlık Bir Rüyaya Gömülmüş Gibiydi 

“İhtiyar, karanlık bir rüyaya gömülmüş veya başı üzerindeki bulutlu birtakım işlere saplanmışa benziyordu. Denilebilirdi ki insanlar onun için var değillerdi artık. Hiçbir gazete okumuyor, hiçbir konuşmaya kulak vermiyordu. Hiçbir söz, hiçbir sual, bir saniye için bile olsa ona ulaşamıyor, benliğini çeviren o gamlı kayıtsızlık perdesini delip geçemiyordu. Onu en ilgilendiren kimseler bile, ticaret hayatındaki adamlar bile ona yabancıydılar.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.59)

Artık Acı Veren Bir Şey Kalmamıştı

“Ölmüş olan kalbinde artık acı veren bir şey kalmamıştı.” (Bir Kalbin Ölümü, Stefan Zweig, s.63)

kitap (25)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Esma Kuralkan

    💙👍👌🏼👏👏👏👍

  2. Esma Kuralkan

    “Okuduğumuz kitaplar,kendimizi tamamlar”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir