Sabahattin Ali Sözleri

Sabahattin Ali Sözleri

Sabahattin Ali sözleri…

Sabahattin Ali↵ imzasını taşıyan ve 1940 yılında yayımlanan İçimizdeki Şeytan, derin ve kuvvetli hislerin, aynı derinliğe sahip etkileyici bir anlatımla ve yine romantik bir kurgunun, fikrî alt yapısı sağlam, ağır toplumsal bir eleştiriyle bütünleştiği önemli bir roman.

İçimizdeki Şeytan için yazdığım kitap yorumuna buradan↵ ulaşabilirsiniz. Bu sayfada ise İçimizdeki Şeytan’dan derlediğim Sabahattin Ali sözlerini okuyabilirsiniz.

İçimizdeki Şeytan Kitap Yorumu

sabahattin-ali-sozleri-icimizdeki-seytan
Sabahattin Ali

Sabahattin Ali Sözleri

Hep O Galip Çıkıyor

“İçimizde, bizim ‘ahlak’ tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir ‘hesabi’ tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.22)

İçimizdeki Şeytan

“Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün fakat içimde öyle bir şeytan var ki bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş… Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde oyuncağız. Senin dünyaya hâkimiyet planların bile eminim ki onun mahsulü.” (s.47)

Nereye Ait Olduğunu Bulamamak

“Onlar da bu oda gibi, bütün evleri gibi henüz nereye ait olduklarını bulamamışlardı. Onların içinde de besmele levhasıyla Sonya plağı yan yana duyuyordu.” (s.56)

“Ömer yalnız bu akrabalarının, yalnız onların evinin değil, bu şehrin de yamalı bir şey olduğunu düşündü. Tabiatla teknik, yüz sene öncesiyle bugün burun buruna gidiyordu. Güzelle yapmacık, lüzumlu ile özenti birbirine sürtünerek yaşamaktaydı.” (s.62)

Peşini Bırakmamalı

“İnsan bir kere öğrenmeye başladı mı  artık peşini bırakmamalı. Araya azıcık soğukluk girdi mi bu ilim dedikleri namert, adamı ürkütür.” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.72)

sabahattin-ali-sozleri-icimizdeki-seytan-sozleri-ve-alintilari-1

Hayatımızı Kendimize Zehir Etmemek İçin

“Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.” (s.73)

Çeşmi İbretle Temaşa Kabiliyeti

“Hayatta hiçbir şey bizim arzumuza tabi değildir. Gerçi bu bir felaket lakin  hilkat bize bu felaketi hafifletecek bir vasıta da vermiş: etrafı çeşmi ibretle temaşa kabiliyeti…” (s.73)

Sevmek: Tam Bir Teslimiyet

“Zaten anlatmak istediğim bir şey var, bin bir şekle sokup söylemek arzusuyla yandığım bir tek şey: o da sizi sevdiğim. Bunun dünyanın teşekkülünden beri kaç milyar defa tekrar edildiğini unutmuyorum fakat siz söyleyin, canlılığından bir şey kaybetmiş mi? Kâinatta hiçbir mevcudun olamayacağı kadar taze ve olgun değil mi? Bu öyle bir kelime ki doğuyor ve doğuşuyla  beraber kemali de içinde getiriyor.” (s.81)

“Bir insanın bütün varlığı ile karmakarışık ruhu, esrarı çözülmemiş vücudu, arzuları, itiyatları, ihtirasları, hülâsa her şeyi ile size teslim olması, size iltihak etmesi (katılması) ne muazzam bir şeydir.” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.81)

Beni Bir Karınca Gibi Ezip Geçiverecek

“Zannediyorum ki tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya, beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek…” (s.89)

Tabiattaki Ruhu Görebilmek

“Onlar (on bin, yirmi bin sene evvelki insanlar) tabiatta saklı duran ruhu bizden iyi anlamışlardır. Hâlbuki bizim bunu yapmamıza imkân yok. Mini mini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler, neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmakarışık menfaat düşünceleri dolduruyor… Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir? Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz. Dünyadaki insanların acaba kaç binde biri şu anda başını aya çevirmiştir?” (s.93)

sabahattin-ali-sozleri-icimizdeki-seytan-sozleri-ve-alintilari-3

Boş Beyinleriyle Dolaşan Düşünürler

“İstanbul’dan ayrılmak istemiyoruz fakat senede kaç defa kütüphaneye gideriz? Üç beş cadde ile bir o kadar kahveden başka ne biliriz? Fikir hayatı, fikir hayatı diyoruz… En kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor? Kahve münakaşalarıyla zihnimizi inkişaf ettirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımıza kâni değilim… Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır… Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale hâline getirmek yolunu keşfetmişiz. Hepimizi İstanbul’a bağlayan sadece bu. Burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden, mütefekkir (düşünen) bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkânına mâlik. Bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret…” (s.136)

İçimizdeki Şeytan 

“İçimdeki bu melun şeytan… Her şeyi imkânsızlığı nispetinde bana cazip gösteren, beni olmayacak şeylerin hasretiyle kavuran bu korkunç his…” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.144)

Temiz Kalmak İçin Tek Çare

“Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir.” (s.147)

Yozlaşan Ahlak

“Hayatta kendine layık olan mevkii almak için her türlü çareye başvurmak meşrudur. Modası geçmiş ahlak kaidelerini unut!” (s.149)

Fakat Nasıl İnanmalı, Kendime İnanmadıktan Sonra?

“Fakat nasıl inanmalı, kendime inanmadıktan sonra?.. Bir gün içinde, birkaç saat içinde kendimin ne çirkef olduğumu öğrendikten ve yirmi altı seneden beri saklamaya muvaffak olduğum aşağılık ruhumu bir karış önümde gördükten sonra, kim olursa olsun, bir insana inanmak mümkün müdür?” (s.173)

“Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam, başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.186)

Suratına Tükürülmeye Bile Değmeyen Dünya

“Sana bir teşekkür borçluyum evlat… Bana bu dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin.”

Sabahattin Ali Sözleri

Kullanılan Gençler

“-Yahu, sana acıyorum. Etrafına daha aklı başında insanları toplayabilirdin, dedi. 
Fakat o, kurnaz bir gülümseme ile mukabele etti:
-Lüzumu yok. Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez. Bize, itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insanlar lazım. Bu gençleri romantik birtakım emellerle bağlamak, onlara kabadayıca sergüzeştlerin hasretini duyurmak ve bugünkü hudutları dar gösterip büyük arzularla beslemek ve böylece hepsini avucumun içine almak daha kolay ve daha muvafık…” (s.188)

En Korkunç Yalan

“Hâlbuki yüzüne dikkat etsen ruhunun iç taraflarında nasıl külçe hâlinde bir yalanın saklı olduğunu görürsün. En korkunç yalan da budur: kendimize karşı bile kullanacak kadar pençesine düştüğümüz bu derin ve gizli yalan…” (s.199)

sabahattin-ali-sozleri-icimizdeki-seytan-sozleri-ve-alintilari-4

İnsanların En Zayıf Tarafı

“İnsanların en zayıf tarafları, sormadan araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.” (s.200)

Kuvvete Tapanlar

“Kuvvet sahibi olanlara haset ve imkânsızlıkla baka baka nihayet kuvveti en büyük, en tapılmaya layık bir mevcudiyet olarak kabul etmişler… Şimdi öyle bir nazariye yapıyorlar ki anası âciz ve mahrumiyet… Bu gibi fikirleri doğuranlar, daima, ezilmeye, yok olmaya mahkûm olduklarını hisseden zümrelerdir. Bağırırlar, çağırırlar, ellerine fırsat geçerse suni olarak sahip oldukları bu iktidarı en vahşi bir şekilde kullanmaya kalkarlar fakat nihayet hayatın ebedî kanunlarının pençesi altında çiğnenir ve mahvolurlar…” (s.201)

Sabahattin Ali Sözleri

Sözde Aydın ve Seçkinler

“Onların herkesten ayrı olan yegâne hususiyetlerinin, herkesin riayet ettiği birtakım kaideleri keyiflerince çiğnemekten ibaret bulunduğunu görüyordu. Bu o kadar büyük bir şey miydi? Konuşan arkadaşını dinlememek, terslemek ve alaya almak, sazlı bir bahçede ayaklarını karşısındaki iskemleye dayamak, bağıra bağıra konuşmak, ara sıra etrafındakilere hakaret etmek ve onları küçük görmek pek mi fevkalade bir kabiliyet eseriydi?” (İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali sözleri, s.204)

Yaltaklanan Yazarlar

“Bu muharririn Hüseyin Bey’e karşı aldığı tavır da biraz acayipti. Arkasından daima aptal bulduğu, yazıları ile alay ettiği bu adama âdeta yaltaklanıyordu. Ateşli yazılarında insanların bütün zaaflarına şiddetle hücum eden ve Nihat’ın yamakları tarafından en yüksek ve kahraman muharrir olarak göklere çıkarılan bu adamın iki kadeh rakı veya muhtemel bir lütuf için böyle yerlere kapanması aklın alacağı şey değildi.” (s.214)

Birtakım Kuvvetlerin Emri Altına Girmek

“Hayatta kendi düşüncelerim ve kararlarımdan başka birtakım kuvvetlerin emri altına girmek, asla tahammül edemeyeceğim bir şeydi. Aynı zamanda, seninle bulunduğum müddetçe, nedense irademi kullanamadığımı gördüm. Sana, senin iradene tabii olmak bana ağır gelmezdi fakat aramızda hiç olmazsa bir kısmını benim de doğru ve iyi bulmam lazımdı. Kendi kendime hiçbir zaman yapamayacağım şeyleri, sırf bilmediğim bir kuvvete tabi olmak yüzünden, boyuna tekrar etmek beni düşündürdü.” (s.228)

İçimizdeki Şeytan Kitap Yorumu

Kürk Mantolu Madonna Kitap Yorumu

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Latife Doğan

    Her alıntıda Sabahattin Ali’nin samimiyeti ve derinliği çok iyi hissediliyor. Çalışmanız oldukça ilgi çekici… Size içten başrılar diliyorum…🌼💐

    • Çok teşekkür ederim.🙏🌼
      Samimiyet, derinlik ve dürüstlük; Sabahattin Ali’nin edebî eserlerindeki anlatımın en önemli özellikleri.👍

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir