Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Kitap Sözleri)

SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümünden birkaç ay önce yayımlanan son romanıdır. (1961)

Türk kültürünü çok iyi tanıyan ve onu objektif bir bakış açısıyla değerlendirebilen önemli bir kalemin elinden çıkmıştır.

Şunu hemen belirtmeliyim ki romanda anlatılan olayların ve kişilerin taşıdığı sembolik değerlerden dolayı, romanı anlamlandırabilmek ve yorumlamak başlangıçta zor olabilir. 🙁

Ancak biraz sabır ve dikkat, eserden istifade etmenizi kolaylaştıracaktır. 🙂

saatleri-ayarlama-enstitüsü

 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, bir travmayı anlatır.

Doğu ve Batı medeniyetleri arasında sıkışan, bocalayan ve bir çıkış yolu bulamayan Türk insanının yaşadığı bir travmadır bu.

“Hepsi hayallerinde büsbütün başka bir âlemde yaşıyor. Topluluk hâlinde rüya görüyorlar.” (s.139)

Etkileyici ve ironiktir…

Birçok dile çevrilir.

saatleri-ayarlama-enstitusu-16

(Boşnakça, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Romanla ilgili yazmayı düşündüğüm yorum yazısından önce kitaptan derlediğim sözleri paylaşmak istiyorum sizinle.

KİTAP SÖZLERİ

Terbiye

“İnsan, çocukluğunda aldığı terbiyeyi unutmuyor.”

Yeni Bir Elbise

“Yeni bir elbise giyen adam, az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı yahut ‘Ben artık bir başkasıyım!’ diyebilmek saadeti.”

İyilik, Kötülükle Kabil

“İnsan yaradılışı tam bir eşitliğe razı olamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır. Diyebilirim ki bizzat iyilik dahi ancak ceza görmesi ve ayıplanması icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar)

saatleri-ayarlama-enstitusu-14

(Arapça, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Fakirlik

“Fakirlik; içimizde, etrafımızda ahenk bulunmak şartıyla -ve şüphesiz muayyen bir derecesinde- zannedildiği kadar korkunç ve tahammülsüz bir şey değildir. Onun da kendine göre imtiyazları vardır. Benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti.”

İhtiras

“İhtiras, ne kadar masum olursa olsun yine tehlikeli bir şeydir.”

Saat Sesi

“Saat sesi bu yüzden onlar için şadırvanlardaki su sesleri gibi, hemen hemen iç âleme büyük ve edebî inançların sesiydi. Onun kendine mahsus, hayatın her iki buudunda genişleyen hassaları vardı. Bir taraftan bugününüzü ve vazifelerinizi tayin eder, öbür taraftan da peşinde koştuğunuz ebedî saadeti, onun lekesiz ve arızasız yollarını size açardı.”

Laik Bir Saat

“Bu büyük saatten başka bir de küçük masa saatimiz vardı ki babamla annemin yattıkları odada bir masanın üzerinde dururdu. Bu saat birincisi gibi dinî veya uhrevi değildi. Tam aksine laik bir saatti.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.29)

saatleri-ayarlama-enstitusu

Zaman, Mekân ve İnsan

“Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır. Bu da gösterir ki zaman ve mekân, insanla mevcuttur.” (s.33)

“Hele bir zamanına sahip ol… Ondan sonrasına Allah kerimdir.” (s.33)

Önemli Bir Nasihat

“Sen erken yaşta bir iş tutup ona kendini vermezsen büyük sıkıntılara uğrayabilirsin. Yaradılışın mütevazı insan yaradılışı… Hayata ve etrafa karşı yeter derecede dayanıklı değilsin. Seni ancak iş kurtarabilir.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.37)

Dinlemek

“Dinlemesini biliyorsun ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir şeye yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır.” (s.37)

“O büyük bir ruh ve idealistti. Hayatta ‘hep’i elde etmek için ‘hiç’in kısır çölünde yaşamayı tercih etmişti.” (s.51)

“Sizler daima böylesiniz… Ruhunuzu saran küçüklük duyguları içinde büyük değerlerimizi kaybedersiniz.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.51)

saatleri-ayarlama-enstitusu-13

(Almanca, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Modern Hayat

“Modern hayat ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder.” (s.58)

Mektep

“Mektep, gençlik için daima ehemmiyetlidir. Her şeyden sarfınazar o yaşlarda ömrün en azaplı meselesi olan ‘Ne olacağım?’ sualini geciktirir. Bırakın ki vaktinde yetişir, sonuna kadar sabreder, aktarmaları tam zamanında yaparsanız, içindeki behemehal bir yere götüren trenlere benzer. Ben bu trenden vaktinden çok evvel âdeta çölün ortasında inmiştim.” (s.60)

Hadiseleri Unutturan Şey

“Bu daima böyledir. Hadiseler kendiliğinden unutulmaz. Onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlilerini affettiren, daima öbür hadiselerdir.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.62)

Vücudun Kadrini Bilmek

“Vücudunu bir daha eskisi gibi hor görmedi ve onu elinde olmayan kusurlar yüzünden -çirkinlik, biçimsizlik, yaşlılık gibi- haksız yere mahkûm etmedi. Hatta bu vücudun dünya dediğimiz bu kör döğüşünde tek dayanağı olduğunu iyice kafasına koydu ve kadrini bildi.” (s.70)

“Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.” (s.115)

“İyilikler de kötülükler gibidir. Beraber gelirler.” (s.127)

saatleri-ayarlama-enstitusu-4

Yara

“İçimde, hemen o anda, çoktan beri sargılı, iyiliğe gitmediği çok iyi bilinen bir yarayı kendi elimle açacakmışım, onun ümitsiz manzarasıyla ve dehşetiyle karşılaşacakmışım hissi vardı.” (s.131)

Menfaatler

“Araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeye, hakikaten daha uygun şekilde anlamaya ve yorumlamaya başlarız.” (s.140)

Sanki…

“Sanki bir deniz altı kovuğunda yürüyormuşum gibi bir türlü kavrayamadığım fikirler, bilgi kırıntıları  ayaklarıma dolaşıyor, her kımıldandıkça köksüz asabiyetler, süreksiz ümitler, yersiz inançlar çürümüş yosunlar gibi kollarıma ve vücuduma sarılıyor, beni daha derinlere doğru çekiyor, gözlerimi her açtıkça ucunu bucağını göremediğim heyula davalar yarı karanlıkta üzerime saldırıyorlardı.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar)

saatleri-ayarlama-enstitusu-12

(Fransızca, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Artık Hürdüm

“Çalışmanın lezzetini kaybetmiştim, hepsinden fenası, artık hiçbir şeye inanmıyordum fakat korkmuyordum da. Olabilecek şeylerin en kötüsü olmuştu. Artık hürdüm.”

İnsanoğlu İnsanoğlunun Cehennemidir

“Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar)

Beden Dili

“Alt dudağın kalınlığı, gözlerin yanlara doğru akışı da gösteriyordu ki zalim ve ahmakça, hilekâr ve yalancı idi.”

Her Şeyin Bir Çaresi Vardır

“Görüyorsunuz ki her şeyin bir çaresi vardır. Ufak bir refah değişikliği, biraz teşebbüs ve gayret, küçük bir görüş farkı her şeyi ıslah edebilir.” (s.229)

saatleri-ayarlama-enstitusu-8

(Romence, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Harbe Girmeden Mağlup Olmak

“Siz harbe girmeden mağlup olmuş bir orduya benziyorsunuz. Teknenin üstüne çıkacağınız yerde altında kalmışsınız.” (s.229)

“Hayatlarına biraz duygu, istisnaî zamanlar katmak istiyorlar. Herkes kendi boşluğunu bir parça duygu ile doldurmak, kendini süslemek istiyor…” (s.231)

Realist Olmak

“Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi başına hiçbir manası ve kıymeti olmayan bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar? İstediğin kadar uzatabileceğin bir eksikler ve ihtiyaçlar listesinden başka ne yapabilirsin? Bir şey değiştirir mi bu? Bilakis yolundan alıkor seni. Kötümser olursun, apışır kalırsın, ezilirsin. Hakikati olduğu gibi görmek… Yani bozguncu olmak… Evet, bozgunculuk denen şey budur, bundan doğar. Siz kelimelerle zehirlenen adamsınız, onun için size eskisiniz, dedim.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.232)

“Yeni adamın realizmi başkadır. ‘Elinde bulunan bu mal, bu nesne ile, onun bu vasıflarıyla ben ne yapabilirim?’ İşte sorulacak sual.” (s.233)

Zaman

saatleri-ayarlama-enstitusu--

“İnsan, her şeyden evvel iştir; iş ise zamandır.” (s.259)

“Ayar, saniyenin peşinde koşmaktır.”

“Refahın yolu sağlam bir zaman anlayışından geçer.” (s.238)

Mesleklere Göre Saatler

“Meslekler arasında saat ayarı daima değişiyor. Mesela bakın buraya, ameleler, küçük işçiler, küçük memurlar saat ayarlarında daha titiz oluyorlar. Hocalar da öyle. Hâlbuki irat sahipleri, ev kadınları, bilhassa hizmetçiler, hülâsa hiç işi olmayanlar, işlerinden başka işleri olmayanlar…
Ben bu “işlerinden başka işleri olmayanlar” sözünden hiçbir şey anlamamıştım.
-Yani demek istiyorum ki kendilerine gösterilen işlerden başka işi olmayanlar… Yani bütün zamanlarını yalnız ona verenler. Mesela okur yazar yahut musiki seven kadın için ev işi çarçabuk bitirilmesi gereken şeydir. Çünkü başka iş yapacaktır. O hâlde zaman onun için kıymetlidir. Dışarıda çalışan ev kadını da böyle. Gündelikçi hizmetçiler de fakat ötekilerde saat mefhumu azalır…” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.256)

İnsan Talihi

“İnsan talihi bu idi. Hiç kimse yıldız olarak kalamıyordu. Muhakkak hayalimizdeki yerinden inecek, herkese benzeyecekti.” (s.275)

İnsan İradesi

“İnsan iradesi daima maddi şartları yener.” (s.277)

“İnsan birisini bu kadar severse nasıl darılır, diyordu.
Hiç darılabilir mi? Muhakkak yorulmuştur…”

saatleri-ayarlama-enstitusu-9

(Arnavutça, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Çalışmak

“… elbette ki bu devamlı çalışma bir gün gelip meyvelerini verecekti.” (s.288)

“O maziyi düzeltmekle, hatta güzelleştirmekle meşguldü. Neden olmasın sanki, kendimize daima yaşanacak iklim yaratmaktan başka ne yaparız? Hâl denen keskin bıçak sırtında oturamayacağımıza göre…” (s.311)

“Murdar öldüğüne yanmaz, kendisine öd ağacından tabut ister.” (s.315)

“Herhangi bir insan bile mazisiyle dargın yaşayamaz.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.316)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Öç

“Selma benim sadece sevgilim değildi. O biraz da mazim dediğim korkunç şeyden aldığım öçtü. Onun sayesinde arkamda bıraktığım günlere ‘haydi siz de…’ diyebiliyordum. (s.321)

Bütün Şahsiyetsizler Gibi

“Bu hastalıklı, korkak, hodbin ve sızlanmaktan hoşlanan, şahsiyetsiz insan, birdenbire onu sevdiğini zannetmiş ve tecrübesiz kıza seneler boyu ısrarıyla kendisini sevdirmese bile hiç olmazsa onda bu zannı yaratmaya muvaffak olmuştu fakat daha evlendiklerinin ikinci haftasında genç kadın kocasını hiçbir zaman sevmediğini ve hiçbir suretle sevemeyeceğini anlamıştı. Salim Bey şahsiyetsiz ve üstelik her şeyde hasis bir insandı. Üstelik karısını da sevmiyordu. Sevgi dediği şey hakikatte musallat bir fikirdi. O ancak elde etmekten hoşlanan insandı. Bir de kaybedeceğini anladığı zaman sevebilirdi. Ayrıca tuhaf bir izzetinefis anlayışı vardı. Bütün şahsiyetsizler gibi o da etrafıyla ve etrafında yaşıyordu. Nevzat Hanım bu işin yürümeyeceğini anlayıp da boşanma teklifinde bulununca, ‘İmkân mı var, sonra etraf, arkadaşlarım ne der? Beni herkese rezil etmek mi istiyorsun?..’ (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.328)

saatleri-ayarlama-enstitusu-10

(Hırvatça, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Tebessümün Anlamı

“Eminim şimdi artık onun yüzünden hiç eksilmeyen tebessümün manasını anlamaya başlamıştı. Bu, trapezinden partnerinin kendine doğru uzattığı ellerine yapışmak için kendisini boşluğa doğru fırlatan cambazın, hesabında bir milimetre şaşırsa kendisini ölüme götüreceğini bildiği bir hareketi yaparken dudaklarından eksilmeyen tebessümün aynıydı. O bir süs değil, çok kahramanca bir şeydi ve bütün bir ömür boyunca sürmüş bir kendisiyle anlaşmazlığı gizliyordu. (s.336)

“Nevzat Hanım’ı üstün bir sanat eseri yapan bu tebessüm, hakikatte, Ekrem Bey’in istediği gibi bütün meselelerini hâlletmiş, maddesinin ötesine geçmiş, orda gözümüzün önünde bir yıldız uzaklığıyla parlayan bir ruhun saltanatı değildi. Onun arkasında türlü tehdit ve ızdırap içinde yaşayan, sıkışmış bir insanın biçareliği vardı.” (s.337)

Aşktan Daima Kaçtım

“Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı, insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde… Fakat daima ödersiniz… Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz…” (s.341)

Hata

“Hata denen şey yoktur ki zaten… İyi anlayın! Farz ediniz ki hakikaten bir yanlış yaptınız! Oradan yürürüz ve doğruya çıkarız. Hata denen şey, tashih etmek budalalığında bulunanlar için mevcuttur. Bizim için değil… Biz onun varlığını kabul ettiğimiz andan itibaren her türlü hatanın üstündeyiz.” (s.358)

Hiçbir Şeyden Vazgeçemezsiniz

“Size kendi hakikatinizi söyleyeyim: Artık dönemezsiniz çünkü hiçbir şeyden vazgeçemezsiniz. Bütün tenkitlerinize ve küçük görmelerinize rağmen rahat ve güzel bir karınız var, ayrıca bir metresiniz var ki çıldırıyorsunuz. Kızınız, oğlunuz için her an kendinizi fedaya hazır olduğunuza da eminim. Üstelik şöhreti, hatta abes telakki ettiğiniz işler içinde olsa bile hareketi seviyorsunuz. Hülâsa bir ahtapot gibi sayısız kollarla dünyaya yapışmışsınız. Hiçbir şeyden ayrılamazsınız. Nasıl döneceksiniz?” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar)

saatleri-ayarlama-enstitusu--

İş

“İş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi yapıyor, etrafıyla arasında bir yığın münasebet kuruyordu fakat iş aynı zamanda insanı zaptediyordu. Ne kadar abes ve manasız olursa olsun bir işin mesuliyetini alan ve benimseyen adam, ister istemez onun dairesinden çıkmıyor, onun mahpusu oluyordu. İnsan kaderinin ve tarihin büyük sırrı burada idi.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, s.376)

Kendisini Yenmişti

“Asıl beni şaşırtan şey, hiçbir nefret ve hiddetin işin içinde bulunmaması idi. Hâlbuki bu iş bu kadar sükûnetle olacak şey değildi. Demek ki oğlum sadece kendi içinde servetimin hayatına getireceği kolaylıkları, aile bağlarını yenmekle kalmamıştı, daha çetin bir mücadele de yapmıştı: Kendisini de yenmişti.” (s.381)

ahmet-hamdi-tanpinar-saatleri-ayarlama-enstitusu-1

(İngilizce, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Konuşmadan Anlaşmak

“Düşüncelerimizi birbirimize söylemeye ihtiyaç olmadığını, konuşmadan anlaştığımızı artık anlamanız lazım.” (s.383)

Boks Maçı

“Hiç boks maçına gitmediniz mi? İlk önce bakamayız bile. Sonra birdenbire heyecanlanırız, bir tarafı tutarız. Bir an evvel, kâfi derecede kuvvetli olmamasına kızarız, haykırırız. Haydi!.. deriz, daha kuvvetli! Daha müthiş!.. deriz ve öyle olmadığı için üzülürüz fakat hangimiz o esnada o adamın yerinde bulunmayı isteriz? Hiçbirimiz, değil mi? Bunlar da öyle işte… Mücadeleyi bizim tarafımızdan seyrettiler ve bizi alkışladılar. O anda çok samimi idiler fakat şimdi siz ‘Ringe buyurun!’ deyince iş değişti. Burada kendi menfaatleri, kendi emniyetleri var.” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar)

saatleri-ayarlama-enstitusu-15

(Çince, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)


Bu yazılar da ilginizi çekecektir:

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Kitap Yorumu)↵

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Kitap Sözleri)↵

KİTAP YORUMLARI

SuçveCeza↵  Tutunamayanlar↵  Madame Bovary↵  Kürk Mantolu Madonna↵  Küçük Ağa↵  Karamazov Kardeşler↵  Vadideki Zambak↵  Muhteşem Gatsby↵   Anna Karenina↵  Genç Werther’in Acıları↵  Gurur ve Ön Yargı↵  Gün Olur Asra Bedel↵  Huzur↵  Sahip Olmak ya da Olmak↵ jurnalKırmızı ve Siyah↵

KİTAP SÖZLERİ

Tutunamayanlar↵ Kürk Mantolu Madonna↵ Madame Bovary↵ Karamazov Kardeşler↵ Vadideki Zambak↵ Anna Karenina↵ Genç Werther’in Acıları↵ Gün Olur Asra Bedel↵ Huzur↵ Sahip Olmak ya da Olmak↵ Gurur ve Ön Yargı↵ Muhteşem Gatsby↵ Küçük Ağa↵ Kırmızı ve Siyah↵ Jurnal↵ Suç ve Ceza↵

kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Fatma Öztürk

    Hocam okudukca rahatlıyorum
    her kelimenin içinden kendime bir pay çikarıyorum
    başarılarının devamını diliyorum

    • Teşekkür ederim… 💐
      “Bilge kişiler hayatın dertlerine çareyi kitaplardan bulurlar.” diyor Victor Hugo.
      Siz de bu işin sırrını çözmüşsünüz Fatma Hanım… 🙂

  2. Mustafa Sinan Öztürk

    Yine nerelere götürdün bizi can hocam. Ancak böyle istifade edebilirdik bu dünyadan bu yaşlarda.
    Hep burada bulalım sizi İnşallah hocam.Hizmet sizinkisi. Sağolun var olun

    • Teşekkür ederim… 🙂

      Dünyamızı, geçmişimizi ve kendimizi okuyarak keşfetmek harikulade bir şey…

      Bir Japon atasözü “Kitap ruhun ilacıdır.” diyor.

      Çinliler ise “Kitaplar insanların yolunu aydınlatır.” demiş.

      Kitaplardan istifade etmenin önemi, bütün kültürlerin birleştiği belki de tek nokta dersek sanırım abartmış olmayız Sinan Bey.

  3. Mustafa Sinan Öztürk

    Kesinlikle haklısın hocam. Kız babası olmak nasip olmadı bana. Olaydı eğer; kızımı isteyen adamın kitap okuyup okumadığını öğrenmeden kararımı vermezdim. Böyle☺

  4. Mustafa Sinan Öztürk

    Teşekkür ederim☺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir