Nar Ağacı (Kitap Sözleri)

Nazan Bekiroğlu Sözleri

Nazan Bekiroğlu sözleri…

Nar Ağacı, Karadeniz Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu‘nun en çok sevilen ve en çok okunan romanlarından biri.

Nar Ağacı için yazdığım kitap yorumuna buradan↵ ulaşabilirsiniz.

Bu sayfada ise romandan derlediğim Nazan Bekiroğlu sözlerini okuyabilirsiniz.


Kitap Sözleri

Dünyaya Gökyüzünden Bakmak

“Dünyanın bu en kalabalık, en renkli ve en problemli bölgesini bu mesafeden bir minyatür çerçevesine sığdırılmış görmek, üzerimde derin bir duygu, sarsıcı bir etki uyandırıyor çünkü bu yükseklikten bakınca orada yaşanmışların hükmü kalmıyor.”

Doğu: Ana Kaynak

“Doğu ancak doğudadır. Orada her ayna seni gösterir. Giyimler, şiveler, davranışlar, sosyal konumlar, çiçekler, ağaçlar değişse de bütünüyle Doğu’da başlangıçtan beri kesintisiz gelen, değişmeyen bir şey var. Doğu bütün ırmakların ortak ana kaynağıdır. Gülün yurdu doğudadır.”

Geçmiş

“Geçmişi bizim için manalı kılan şey, ona bugünden bakıyor olmamızla alakalıydı.”

Ya Hayy!

“Mutfaktan sofaya geçerken havadaki bahar kokusunu içine çekti. Mimozalar patlamış, meyve ağaçları tomurcuklanmış, su yürümüştü bütün damarlara. Kışın orduları çoktan mağlup, topraktan koku, sudan buhar yükseliyordu. ‘Ya Hayy!’ dedi, ölmüşlere can üfleniyordu.”

Ah!..

“Günah da ‘ah’la kafiyelidir. O da ‘siyah’la, ‘simsiyah’la, ‘vah’la, ‘eyvah’la. Lakin hepsi de Allah’la. ‘Ah’tır kafiyelerin en güzeli.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

İstanbul’un Sahibi

“Her şehrin hatta her semtin bir sahibi vardır. İstanbul’da Üsküdar’ın sahibi Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri’dir mesela. Bütün İstanbul şehrinin sahibi ise şeksiz şüphesiz Hazret-i Eyyub-el Ensari.”

Kıymetli ile Güzel

“Kıymetli ile güzelin her zaman bir arada olmayacağını kestirebilecek kadar tecrübeli bir müşteriydi yaşlı Çerkez.”

Sözü Uzatmak

“Sohbet usulünce, erkânınca kurulur; birinin sözünü kesmek kadar sözü uzatmak da büyük terbiyesizlik addedilirdi.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Türk Halıları

“Tek düğümle dokunurdu İran halıları oysa Türk halısı çift düğümdü ve dünyanın neresinde olursa olsun çift düğümlü bir halı Türkçe kadar Türk malıydı. Bir düğüm bütün bir Türk dünyasını birbirine bağlamış, bir halı düğümü bu dünyaya kimlik olmuştu.”

Bir Halının Değeri

“Bir halının güzelliği yüzünden okunurdu ama değeri arkasında saklıydı.”

“İyi bir halının ilk şartı tek elden çıkmasıydı. O kadar tek elden çıkmalıydı ki bir halıda ilk ilmeği atan elin sahibi bile son ilmeği atacağı güne kadar aynı kişi olarak kalmalıydı ama mümkün müydü böylesi? Değildi. İşte bu yüzden kusursuz bir halı bu kusurlu dünyada hiçbir zaman örülemeyecekti.”

nazan-bekiroglu-sozleri-nazan-bekiroğlu-sözleri-

Mucize

“Settarhan’ın hissettiği eşsiz bir mutluluk duygusu oluyordu. Sanki bütün boşlukları dolmuş, bütün eksik parçaları dağıldıkları yerlerden toplanmış da yerine konmuş, geçmişe ve geleceğe dair bütün mahrumiyetleri bir mucize olmuş da telafi edilmiş gibi.”

Azam ve Settarhan

“Settarhan yaşamından ilk kez bu kadar hoşnut, bu kadar tatlı bir şaşkınlıkla bu dünyadan olmayan bir mestanelik içinde bütün kâinatla bütün olduğunu, seyyarelerle, sitarelerle, şemsle, kamerle birlikte dönmeye başladığını zannetti. Bir şeyi hep biliyormuş da bildiğini bilmiyormuş gibi. Unutmuş da hatırlamış, yitirmiş de bulmuş gibi. Ona bir şey olmuştu, kendini olup bitene olduğu gibi bıraktı. Başka türlüsü de zaten mümkün değildi. Belli ki bundan böyle Settarhan’dan geriye bir şey kalmayacaktı. Azam ne kadarsa Settarhan o kadardı.”

Tez Canlı

“Hiçbir İranlı ‘zamanım az’, işte bunu anlayamazdı ama Settarhan da belli ki bütün Türkler gibi tez canlıydı.”

Sen

“Değil mi ki evren sensin.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

“…hangi yanıma değsen o yandan ağrıyorum.”

Dünya Sadece Bir Rüya

“Her şey gölge, diyordu şimdi ve Divan’dan (Divan-ı Kebir, Mevlâna↵) bir beyti açıklıyordu:
Dünya bir ırmaktır, biz dışarıdayız bu ırmaktan; ırmağa düşen gölgemizdir ancak.
…dünyanın sadece bir rüya olduğunu, asıl hayatın o rüyadan uyanıldığında başlayacağını söyledikçe yavaş yavaş kavramaya başladı.”

Her Şey Gölge

“İşte bu dünyadaki her şey o kadar gölge. Perdenin bu tarafında hepimiz birer gölgeyiz aslında. Oyun bittiğinde bir püf!
Mum söner. Oyun biter. Bütün suretler de Karagözcünün kutusunda bir araya konur, kaldırılır. Geriye ne suret kalır ne perde.”

“Her şeyin gölge olduğunu bir kere fark edince artık can acısa da bir acımasa da bir. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile de biter. Hem öyle bir biter ki artık bitse de fark etmez bitmese de fark etmez.”

Perdenin Arkası

“Perdenin arkasına geçebilsek o zaman onların asıllarını, daha önemlisi onları hareket ettiren eli fark etmez miyiz?” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

“Hepsi kendi ölümlerini yaşadı. Kiminin sureti perdeyi titretti, kiminin gelip geçtiği belli bile değildi.”

Gizleyemezsin

“Ah İsmail! Çektiğin meşakkati örtmeye çalışıp ateşi saklasan da dumanı tütüyor,” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Elmas

“Elmas, bilinen en sert maddeydi. O kadar sertti ki kendisi her şeyi kesebildiği hâlde, hiçbir şey tarafından kesilmesi mümkün değildi. Bir elmas ancak bir başka elmas tarafından kesilebilirdi.”

Yaşamak Güzeldi

“Porselen demlik, çini fincan, ayva murabbası. Demliği fincana doğru eğdi. Koyu çay rengi, başka adı olamazdı bu rengin. Üzerine sıcak su ilave etti. İncecik limon dilimlerinden birini usulca fincana bıraktı. Renk, koku, sıcaklık ilk yudumda tamamdı. Latif bir esinti ruhuna değdi, yumdu gözlerini Setterhan, yaşamak çok güzeldi.”

İyi Çay İyi Sudan Olur

“Semaverin suyuna dikkat et, iyi çay iyi sudan olur. Her çay aynı türlü demlenmez, cinsine göre tutar kararını ama her zaman geçerli bir usul istersen, çaydanlığa kuru çay koy önce. Üzerine kaynar su kat semaverin çeşmesinden, döndüre döndüre. Sonra semaverin üstüne koy demliği. Vakte riayet et. Suyu, kaynamadan önce demliğe alma. Ateşe doğrudan temas ettirme. Ateşle demliğin arasında buharlık bir mesafe kalsın. Semaver usul usul yanarken su kaynasın. Buhar çıksın ki çay demini alsın, kıvama gelsin. Porselen demliği önceden ısıt. Demliğin sapı ısınmadan demleme. Demin zamanını kaçırıp çayı acılaştırma. Çay geceye yaraşır, geceyi kaçırma. Bütün bu işlere abdestsiz besmelesiz başlama. Çay doldururken ‘Allah’ demeyi unutma. Semaverde susan ateşi harlamayı, eksilen suyu tamamlamayı unutma ama deme dokunma. Üstüne su alma. Demlikte kararınca tut çayını ki yarı yolda kalmayasın. Bittiğinde de yeni çay demle.”

“Ve çayın miktarına en uygun su miktarını kestirebildiğinde sen de çayda demlenmişsin demektir.”

Yoksulluk

“Yoksulluk, burada gençleri vaktinden önce ihtiyarlatmış, çocukları ateşinde yakarak kavurmuştu.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Hıçkıra Hıçkıra Ağlamak

“Bütün yorgunluklarımı burada, bu kabrin başında bırakırcasına, yıllardır tuttuğum bütün ağlayışları, bastırdığım bütün haykırışları salıverircesine, bütün kâbuslardan uyanırcasına, sarsıla sarsıla, hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Dünyanın bütün yükü çekiliyor omuzlarımdan, bir dağın altından kalkıyorum.”

Bu da Geçer!

“Dedi: Hafız sus, bu da geçer, diye mırıldanıyor biri.
Omuz başıma bir melek esintisi dokunuyor.”

Affet!

“Allah’ım, şu ellerimin işlediği bütün günahları affet. Şu ağzımın söylediklerini, dilimin dönüp de kelimeye çevirdiklerini, aldığım bütün yasak ve yanlış kokuları, yüzümü çevirdiğim hatalı yönleri, şu kulaklarımın duyduğu duyulmaması gereken sözleri, benim yüzümden benim başıma gelenleri, kendi ellerimle kendi boynuma sardıklarımı ve şu ayaklarımın yürüdüklerini affet.”

Korkma!

“Bir felaket başka bir felaketi kovar, korkma!” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Zaman Neyi Getirir?

“Zaman sana hiç ummadığını ve biriktirmediğini getirir, buyurmamış mıydı Hazreti Ömer Efendimiz?”

Mahşer

“Sırtını yasladığı yerden Büyükhanım’ın gözleri bütün bu olup bitenleri, bu yüzme bilmeyip de azgın suya koşanları, keleğe binip de akıntılı suda bir başına kalanları, yavrusu kollarının arasından kayıp suya karışanları, suda bir batıp bir çıkıp sonra tümüyle yok olanları, bir zaman sonra şişmiş, morarmış bir ceset olarak yüze çıkanları ya da bambaşka bir yerden kıyıya vuranları ya da hiç bulunamayanları, bu çığlıkları, bu uğultuları bir bir gördü. Ananın evladını unuttuğu mahşer herhâlde böyle bir yerdi.”

En Büyük Yorgunluk

“Kimsenin aklı başında değildi ve şimdi yaşamak, sadece ölmemeye çalışmaktan ibaret bir şeydi. Oysa yaşamaya çalışmak en büyük yorgunluktu. Ölümü beklemek bile yorgunluktu.”

“Kara kâbusun ortasında ‘bir zamanlar’ı düşünmemek evlaydı.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Cehennem

“… ama bundan sonra cennetinin yokluğu değil, beni cehennemin yokluğu korkutur.’

Kıtmir de Hayvan Değil mi?

“Cennetle müjdelenmiş Kıtmir de hayvan değil mi? Adı âlemlere rahmet olarak inen Peygamber, rahatı bozulmasın diye eteğini kesmişti, kedi de hayvan değil mi? Sen İmam-ı Âzam’ı bilmez misin? İşte onun, kuyudan ağzındaki pabuçla su taşıdığı köpek; Hazret-i Ömer Efendimizin, yarasını tımar etmek için yollara düştüğü deve ve dahi Ebu Darda’nın ölüm döşeğinde kendisinden helallik dilediği deve de hayvan değil mi?”

Mecusiler

“Mecusilere karşı öfkeliydi. Tamam, ahlaklı, dürüst insanlar olabilirlerdi ama âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin daha doğduğu gece, Kisra’nın ebedî ateşinin İştarâbâd şehrinde sönüp gittiğini bilmezden geldikleri müddetçe, onlara karşı bu kalpten bir muhabbet geçmezdi.”

Düğüm

“Öyle kaviydi ki bu düğüm, bundan böyle biri ‘Gel!’ dese öbürü anında koşacaktı. Biri ‘Gel!’ demese öbürü çağıracaktı.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Kıskançlık

“Kıskançlık, olanlardan ziyade olabileceklere dair bir duygu.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Başkaldırı

“Bir mücadele geçmedi ki Azam’ın kalbinden. İki doğru, iki dünya; kalp ile akıl, duygu ile mantık arasında bir çıkar yol aramadı. Hangisini seçse aklının diğerinde kalacağı bir yol ayrımında bulmadı kendini. Aşkın yolu, mezhebi, meşrebi belliydi. Bıraktı kendini aşkın oluruna. Ne kadarsa o kadardı. Başkaldırdı.”

Yakarış

“Ey Hüda!
Bilirim ki kader yazılmış, defteri dürülmüş, kaldırılmış, mürekkebi de kurumuştur ama her an yaratma hâlinde olan da Sen’sin. Öyleyse Sen yazılmış kaderleri bile geri çevirirsin. Benim kaderim işte az önce geldi, karşıma dikildi. Çevirme benim kaderimi geri. Onu bana çok görme.”

Kalbin Zamanı Yoktur

“Çünkü kalbin zamanı yoktu. Öncelik sonralık, sıra saygı, hak hukuk dinlemezdi o. Artık ok yaydan çıkmış, aşkın hükmü okunmuştu. Bu hükümde hiçbir fermanın geçerliği olamazdı. Bundan sonra sönsündü Kisra’nın ateşi, Piruz, kalbine mi söz geçirecekti?”

nazan-bekiroglu-sozleri-nazan-bekiroğlu-sözleri

Namus

“Kan isteyen törelerimiz yoktur bizim, biz töreye insanımızı kurban etmeyiz ama namusumuz vardır. Onun için yaşar, gerekirse onun uğrunda ölürüz. Yaşarken de ölürken de bir değil, her kişiyiz. Ve her kişinin onuru söz konusu olduğunda gerekirse bir kişiyi feda ederiz.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Hüseyin Olmak

“Her yan Kerbela. Varsın olsun, Hüseyin olmak Yezid olmaktan yeğdi.”

Acıya Tahammül

“Bir acıya tahammül edebilmek ancak ondan daha büyük bir acıyla yüz yüze gelmekle mümkün olabilirmiş, anladım.”

Aşk Acısından Kaçmak

“Ruhun kaldırabildiği acıyı bazen beden reddeder çünkü kaldıramaz. O zaman bedeni daha derin bir acıyla susturmak gerekir. Aşkın acısından kaçarak sığınılacak en uygun yer ancak bir savaş olabilir. Ruhumun acısını ancak bedenimin acısı dindirebilir. Aşkımı acıya döndürebilirsem ancak dayanabilirim.”

Yazmak

“Ama yazmak iyi geliyor. Yazdıkça içimdeki zehri akıtacağım sanıyorum. Yazarsam bütün dehşetin kelimeler dünyasında bir karşılığını bulursam bir parça hafifleyeceğim, zannediyorum. Kelimeye dökülen acım bir taraftan hafifliyor. Yazdıkça kendime ve bütün olanlara uzaktan bakabiliyorum çünkü. Uzaktan baktığımda ise başka bir zamanın, başka bir hayatın varlığına olan inancım pekişiyor. Kendi bedenini gören bir ruhum şimdi.”

Yeniden Doğacak Kadar Güçlü

“O vakte kadar kibar yaşamış bu kadının, zerrelerine ayrılıp dağılacak kadar yara aldığını ama diğer yanıyla dağılan zerrelerinden yeniden doğacak kadar da güçlü olduğunu anladım. Dağılıp gitmeye hakkı olmayanlara özgü bir güçle güçlüydü.”

Beklerim

“Çünkü sen beni sevmiyorsun. Sevene kadar beklerim. Yeter ki beni boşluklarına doldurmaya kalkma ve bir başkasının yerine koyma.”

Kader

“Hatırlamak ve tanımak kadar görmek de zaman işiydi besbelli. Onun da düğümü kaderde kilitliydi.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Savaş

“Bir tek veya milyon, fark etmezdi çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden bir tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi. Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu.”

Acının Hükümsüzlüğü

“Bu acı olmasa perdeler bu kadar kalkmaz, gölgelerin yakîni bu kadar aşikâr olmazdı. Bir gün acıya şükredeceği; acının, hükümsüz kaldığı anda çiçek açacağı aklına gelmezdi. Dilinin ucunda durdu cümle. Bir an tereddüt etti sonra bırakıverdi. Acıyı yaratan Allah’a hamd etti.”

Ah Settarhan!

“Ah Settarhan! Benim saf, dünyadan bîhaber, kanayaklı ama kendisini dünyanın bütün gailesinin ortasında buluveren dedem. Azam’ın kazazedesi, Sofya’nın kafası karışık âşığı, Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü hattında tacir; yanık, kavruk, yaralı ama bir o kadar da hayat dolu, alnını rüzgâra vermiş öylece oturuyor.”

Meğer…

“Ben Gülcemal’in fırtınalarıyla boğuşurken de, muhacirliğin dehşetli yollarında bata çıka yürürken de, Sehend Dağı’nın zorlu zirvesinde donarken de, Hamidiye Etfal Hastanesinin soğuk bir koğuşunda bir Kalandar gecesi ölürken de bir kılavuzum olduğunu anladım. O yüzden mi korkmamış, kaybolmamıştım.”

En Büyük Yorgunluk

“Oysa yaşamaya çalışmak en büyük yorgunluktu. Ölümü beklemek bile yorgunluktu.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Aşk Ya Vardır Ya Yoktur

“Artık olamayacağını biliyorum. Aşk benim kalbimi yakıyor, seninkini yalayıp geçiyor. Ben tam merkezine koyuyorum aşkı hayatımda, sen başka bir şeyin yerine koyuyorsun.
Bana evlenme teklif ettin, reddettim. O gece sana geldim, bu defa sen reddettin. Aşkı ve ahlakı tartıp durdun aylar boyunca. Gerekçelerini, savunularını, ithamlarını, infazlarını sıraladın; sanığı da savcısı da yargıcı da sen olan bir mahkemede yargılayıp durdun kendini defalarca. Hangi yanın haklı çıksa, bu davanın öbür yanından yara aldın çünkü ne yeteri kadar âşık ne de yeteri kadar ahlaklıydın.

Oysa aşkın ‘yeterince’si olmaz benim için hiç olmamış sevgilim. O ya vardır ya yoktur. Hududu, temkini, itidali, tazmini olursa zaten aşk olmaz. Var olduğu müddetçe vardır o. Ve var olduğu müddetçe de tek biçimde tek hacimdedir.”

“Bu duygu kalbimdeyken bana yazık olur.”

Yaşamak Tene Değiyor

“Dağ çiçeklerinin baharlı kokusu, yumuşacık, kuru bir rüzgâr içeri doluyor. Bulutlar top top, dağlar koyu mavi gölgeli. Hava rutubetsiz. Yaşamak tene değiyor.”

Çöl ile Gök

“Çöl ile gök gibi buldular birbirlerini.
Aralarında bir yağmur eksikti.”

Benim Kadar Âşık Değilsin

“Ya benim kadar âşık değilsin, ya benim kadar cesur değilsin. Tek hamle, korkma! Sana dur diyecek değilim. Ben aşk için öleyim ki sen de aşka inanmış olarak ölesin.”

Özleyenler Bilir 

“Özleyenler bilir: Uyku bir gereksinim değil, sığınma talebidir geceye.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Sessiz Danışam

“Duydum ki sen başkalarıyla konuşuyormuşsun. İsterim ki bundan böyle men senle sessiz danışam.”

Nazan Bekiroğlu Sözleri

Kalp ve Akıl

“Tek bir şey olsaydı oysa, kendisine emredilen ya da içinden gelen bir sesin buyurduğu bir şey. Yeter ki biri olurken aklı diğerinde kalmasaydı, ona kendisini bütünüyle bıraksaydı. Aklını ikna ederken kalbinde kavrulmasaydı, kalbini ikna ederken aklından yakalanmasaydı ama her biri diğerine diş geçiren iki büyük heyula arasında paramparçaydı sadece.”

Unutmak 

“Unutmak istediğim şeyin tam ortasındayım.”

“Seni unutmak için yaşadıklarımı, yaşadığım şeyi unutmak için de seni hatırlıyorum ama mümkün değil, hiçbirini unutamıyorum.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Ben Değil Biz

“Ben gidiyorum sen de gelir misin, diye sormuyordu. Gidelim mi, diyordu. ‘Biz’ kılmıştı kelimelerini çoktan.

Zamanı Henüz Gelmedi

“Anlatmak ihtiyacı hissediyorum fakat zamanı henüz gelmemiş olmalı ki dilim tutuluyor.”

Yanmış, Kavrulmuş

“Dünya yansa o alev almazdı artık, o denli yanmış, bütünüyle kavrulmuştu çünkü.”

Aşk Olsa

“Aşk değildi bu. Aşk olsa hesap yapacak mecali kendinde bulamazdın.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Güven Yoksa

“Güven yerle bir olunca nefret, köylüyü de mollayı da esnafı da bir kılar.”

İki Irmak

“İki ırmak onlar. İkisinin de birleşip büyük bir ırmağa dönüşmeden önce ayrı ayrı akıp geldikleri kumullu yataklar, mecralar, kimyalar var.”

Yeniden

“Bir tarafmz hep kırık kalacak belki ama ihtimal bir kafiye tutturabiliriz. Bütün yorgunluklarımızı yek diğerinde dinlendirebilir, birbirimize sığınabilir, iki ayrı ırmağın delicesinde değil, bir ırmağn derininde akabiliriz. Yeniden diyebiliriz.”

Yollarına Çıkma!

“Nasihate ihtiyacı vardı. O da sade ve açık tek cümleye sığardı. Bırak, dedi. “Gitsinler. Yollarına çıkma. Bir taş koyulacaksa da yollarına, o taş sen olma.”

Adı: Settarhan
Baba adı: Mirza Han
Doğum yeri: Taht-ı Süleyman
Uyruğu: Osmanlı

Gitme!

“Gitme! Gideceksin biliyorum ama sen yine de gitme! Gidersen boynuna bir vebal yüklemem ama gitme çünkü gidersen böyle bir yıkımı bana ancak daha büyük bir yıkım unutturabilir.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Niçin, Nereye?

“Yorulabiliyor insan bazen ve sorgulayabiliyor. Bu kadar koşturma, hengâme… Niçin, nereye?”

Aşk Meşrebi

“Bir mücadele geçmedi ki Azam’ın kalbinden. İki doğru, iki dünya; kalp ile akıl, duygu ile mantık arasında bir çıkar yol aramadı. Hangisini seçse aklının diğerinde kalacağı bir yol ayrımında bulmadı kendini. Aşkın yolu, mezhebi, meşrebi belliydi.”

Nar Ağacı

“Nar ağacının kesik gövdesindeki acıya baktı. Derin bir balta izi kalmıştı ve nar ağacı, kesilirken ağlamıştı lakin ağacın kökünden fışkıran incecik dallar cüsselerine bakmadan yapraklanmış, çiçek açmıştı.”

“Bu dünyada ölmekten daha katlanılmaz şeyler vardı.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Hayat

“İnsan fiziken bir kez doğar, peki ya ruhen? Yaşadığımız ömür boyunca kaç defa hayal kırıklığı yaşadık, kaç defa düştük, kaç defa yeniden ayağa kalktık düşünsenize bir? İnsanoğlu böyledir çünkü defalarca yıkılsa da yeniden ayağa kalkmak zorundadır. Hani büyük âlim Mevlâna diyor ya ‘Öldüm der durursun, yine de yaşarsın.’ Tam olarak böyledir hayat. Annemizden bir kez doğarız evet ama ölene kadar defalarca kez yeniden doğmak, yeniden ayağa kalkmak zorunda kalırız.”

Bilemedim

“Bunca yolu yürürken yaşımın üstünde büyüdüm ben. Mahşerlerin içinden geçtim. Sandım ki öldüm de cehennemdeyim ama ne zaman öldüğümü bilemedim.”

Kalbin Hassas Terazisi

“Hayatın bariz kantarlarından çoktan geçmiş, kalbin hassas terazisine düşmüşlerdendi.” (Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Sözleri)

Acının Çiçek Açması

“Bir gün acıya şükredeceği; acının, hükümsüz kaldığı anda çiçek açacağı aklına gelmezdi.”


Yorum yapmadan geçmeyin!


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Anlamlı Sözler Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir