Labirent (Kitap Sözleri)

LABİRENT KİTAP SÖZLERİ

Burhan Sönmez Sözleri

Burhan Sönmez↵ in kaleminden çıkan Labirent, Eylül 2018‘de yayımlandı. Günümüz Türk edebiyatının en çok ses getiren eserlerinden biri olan Labirent için yazdığım yorum yazısına buradan↵ ulaşabilirsiniz.

Bu sayfada ise romandan derlediğim sözleri okuyabilirsiniz. 

Burhan Sönmez Sözleri

burhan-sonmez-sozleri-labirent-sozleri-ve-alintilari
Burhan Sönmez

Çıkış Yolu

“Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Günler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam; seninle zaman yitiremem. Çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam; ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”

Ya Göğe Çıkarır ya da Yerin Dibine Batırırız

“Biz millet olarak, biliyorsun, insanları ya göğe çıkarır ya da yerin dibine batırırız.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.20)

Ölümü İzle!

“Gerçeği bulmak istiyorsan ölümü izle!” (s.23)

“Bir yıl ile bin yıl şaşırsam da, bu hayatın ölüme ait olduğunun farkındayım.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.14)

“Dünyada kendimi bir yere koyamıyorum.” (s.17)

Beklenen Kitap

“Her sahaf, ömrü boyunca yalnızca bir kitabı bekler ve gün gün, yıl yıl topladığı bütün kitaplar ancak o kitabın gelmesiyle anlam kazanır…” (s.24)

“Bir kitabı güzel kılan, diyor sahaf, ondaki duygunun başka hiçbir kitaptan elde edilememesidir. Güzel kitaplar bu yüzden birbirleriyle kıyaslanamaz.” (s.25)

Geçmiş

“Her insana bir geçmiş gerekirmiş. Şimdi herkes bana bir geçmiş yaratmaya çalışıyor.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.25)

“İnsanlar hayata, sahaftaki kitaplara bakar gibi bakıyorlar. Yeni kitaplar ucuz, eskiler pahalı. Hayatta da eski zaman önemli. Bugün değil, dün değerli, ondan önceki gün daha da değerli. Boratin’e o yüzden bir geçmiş vermeye çalışıyorlar. Anlayamıyorum, dese; bugün varsam yarın da var olabilirim ama dünde nasıl var olabilirim, diye sorsa ona acıyarak bakarlar. (s.28)

“Herkes elinden geldiğince geçmişsiz yaşamaya çalışıyor zaten… Dünleri yok da sadece bugüne ait gibi yaşıyorlar.” (s.29)

“Geçmişi düşünmeye kendimi zorlamayacağım. Böyle diyor, sonra geçmişi merak etmekten başka bir şey yapamıyorum. Karanlıkta uyanan birine karanlığa bakma, demeye benziyor.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.33)

“Ben kendime bir hayat arıyorum. Geçmişimi, çimlerden bankın demirlerine, oradan bileğime tırmanan karıncaların sebatıyla kendi başıma, sessizlikte bulmak istiyorum. İnsanın geçmişi olunca geçmişi pek düşünmüyor, asıl yitirince onu bir türlü aklından çıkaramıyormuş.” (s.47)

O Kadar Yalnızım ki

“O kadar yalnızım ki biri adımı seslense dönüp bakmayacağım, o adın bana ait olduğuna inanmayacağım.” (s.47)

Alışveriş Merkezleri

“Kentin dört bir yanındaki kıyafet mağazaları, ayakkabıcılar, lokantalar, kafeler, marketler, kitapçılar, çilingirler, bankalar, sinemalar ve çocuk oyun salonları buraya toplanmış. Alışveriş merkezi değil, kat kat yükselen duvarlarıyla yeni bir kale.” (s.48)

“Gelecekte alışveriş merkezlerinin bir ucuna doğumevi, diğer ucuna mezarlık yapılır. Burada doğulur, yaşanır ve nihayet burada ölünür.” (s.49)

Saat

“İnsanlığın tarih boyunca topu topu üç büyük icat gerçekleştirdiğini söylerdi. Biri saatti.” (s.53)

“Saat sayesinde doğum ve ölüm yerine şimdiki anın anlamını bilirdik. Ne geçmiş ne gelecek vardı saatte. Geçmiş ile gelecek, gerçek hayatı hissetmenin önünde engeldi. Saat bize bunu göstermişti ama hâlâ saate alışmış, ona uygun ruhlar edinmiş değildik.” (s.53)

“An”ın Değeri

“An”ın değerini bil, gerisi senin değildir. Senin olmayanla ömrünü heba etme. (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.53)

Ayna

“Dedem, insanlığın diğer büyük icadının ayna olduğunu söylerdi. Aynanın dışındaki dünya bir varlık, içindeki dünya bir başka varlıktı. Toplayınca ikisi tek oluyordu. Bir bakınca kilit, sonra tekrar bakınca anahtardı ayna. Hayat karşısındaki cesaretimizin de, korkumuzun da kaynağıydı. İnsan, bir ile ikinin hem aynı hem de farklı olduğunu bilerek ve bunu aynalardan öğrendiğini akılda tutarak yaşamalıydı.” (s.53)

“Evde bir hayat, dışarıda başka bir hayat.” (s.56)

Bilmenin Değil, Hissetmenin Peşindeydi

“O nerede, herkesin övgüyle söz ettiği o blues sanatçısı nereye gitti? Dünyanın kargaşasına kendi sesiyle biçim verirdi. Beste yapar, söz yazar, şarkı söylerdi. Her kokuyu bir sesle, her rengi bir melodiyle eşleştirirdi. Bilmenin değil, hissetmenin peşinden giderdi.” (s.58)

“Her melodide kendisine biçim veriyor, kendi mermer ruhunu yontuyordu. Sonra bir gece karanlıkta, ruhundaki çekiç kaydı. Mermer çatladı. Kafasının görünmeyen bir yerinden başlayan çatlak, kaburgasına kadar yayıldı. Bildiği bütün şarkılar o çatlaktan sızıp gitti.” (s.58)

Ne Oldu Sana?

“Bizim masadakilerin akıl yaşı olgun ama çoğunun duyguları hâlâ ergen. Bu ikisinin dengesini bulabilen, akıl yaşı ile duygu yaşının mükemmel uyumunu gösteren bir tek sen vardın. Boratin, ne oldu sana?” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s. 64)

İntihar Artık Bir Komedi

“Senin sayende kendime geldim. Yoksa ölerek asil bir iş yapacağımı sanıyordum. İki bin yıl önce intihar eden askerlerin cesetleri çarmıhta teşhir edilir, kadınların bedenleri kendilerini astıkları iple sokakta sürüklenirmiş. Sonra devir değişti, intihar bir asalet unvanına, bir ölümsüzlük temsiline büründü. Özellikle müzisyenler ve yazarlar arasında. Ölüm trajik göründüğünden, intihara yücelik payesi verildi ama o devir de geçti. Hayatta trajik bir şey kalmadı. Ölüm anlamını yitirdi, intihar da komedi hâlini aldı. İntiharın kökü geçmişimizde yatıyordu, ben o sınıra gidip geri döndüm.” (s.65)

“Herkesin hayatına bir yerinden dokunmuş, kendinden bir parça katmışsındır.” (s.71)

“Ne zaman sokağa çıksam yardıma muhtaç insanlara iyilik yapma isteği duyuyorum.” (s.71)

Üçüncü Büyük İcat

“İnsanlığın üçüncü büyük icadı, belki yalnızca bir sorudan ibarettir. O soruyu evde veya okulda öğreniyor, sonra ömür boyunca unutmaya çalışıyorlar… Ölümden sonra ne var, diyorlar. İnsan ölünce her şey biter mi, yoksa yeni bir hayat mı başlar? Üçüncü büyük icat, böyle bir sorudur. Yanıtını kimse bilmez. Bir yanıt bulup inananlar vardır ama inanmak başka, bilmek başkadır.” (s.82)

“Ölümden sonra bana ne olacak? Benim güvercinden farkım bu sorunun içinde. Güvercin, var olanı biliyor, o sınırda yaşıyor. Ben ise var olmayanı düşünüyor, o sınırı geçmeye çalışıyorum. Başıma işler açıyorum.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.82)

Allah’ın Emaneti

“Biliyor musun, diyor, başlangıçta Allah’ın bir emaneti varmış. Onu göklere ve dağlara teklif etmiş. Onlar emaneti yüklenmekten çekinmişler, korkmuşlar. O emanete insan talip olmuş. Doğrusu, insan daha o zamandan cahilmiş, çok zalimmiş. Taşıyamayacağı yükün altına girmiş. Yalan söylemiş. Cana kıymış. Dünyayı zindana çevirmiş.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.92)

“Biri sanki ışığı kısıyor. Zihnimdeki boşluğa karanlık sular doluyor.” (s.112)

Geçmişle Oyalanmak

“Önceleri, gençlik zamanlarında insan geleceği hayal eder, ütopyalar kurar. Umutlu olur. Gelecek uzundur ve orada her şey mümkündür. Ömrün sonlarına doğru ise mümkünler denenip tüketilir. Ütopyaya yer kalmaz. İnsan artık elindekiyle, yani koskoca bir geçmişle oyalanır. Orada ütopyanın yerini nostalji alır.” (s.113)

O Zaman Korkmazdım

“Bütün anlamlar gibi gök gürültüsünün anlamını da bilmek isterdim. Denizin anlamını, karanlığın anlamını, harflerin ve notaların anlamını. Gitmenin, kalmanın, unutmanın, anımsamanın anlamını. O zaman, denize korkmadan yaklaşabilirdim.” (Labirent, Burhan Sönmez sözleri, s.121)

Düşüncelerinizi yorum köşesinde bizimle paylaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir