Kırmızı ve Siyah (Kitap Sözleri)

KIRMIZI VE SİYAH

Fransız edebiyatının derin izler bırakmış eserleri arasında yer alan ve 1840 yılında yayımlanan Kırmızı ve Siyah adlı roman, dünya edebiyatının da başat klasiklerindendir ve birçok eleştirmene göre insanlık tarihinin en iyi 10 romanından biridir. Yazarı, Stendhal.

Bu sayfada Kırmızı ve Siyah’tan derlediğim harika sözler okuyacaksınız. Kırmızı ve Siyah için yazdığım yorum yazısına ise aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Okumanızı tavsiye ederim.

Kırmızı ve Siyah (Kitap Yorumu)↵

KİTAP SÖZLERİ

“Aman yavrum, yüreğinizde olup bitenlere dikkat edin!”

“Hiçbir zaman kendi cesaretimden kendim bahsedecek kadar küçülemem, bu bir alçaklık olur. Herkes gördüğüne göre karar versin.”

“Her zaman birinci olmak, herkesi kendime düşman etmekten başka bir şeye yaramadı.”

sozler-stendhal-sozleri

Kalbine batırılıp çevrilen bir hançer…

“Oğul­la­rın­dan bi­ri­nin bir ha­va­le ge­çir­me­si onu, san­ki ço­cuk öl­müş gi­bi, üzün­tü­le­re dü­şü­rür­dü an­cak bu­nu kim­se­ye söy­le­me­ye te­nez­zül et­mez­di. Ev­len­di­ği­nin ilk ay­la­rın­da, dert dök­mek ih­ti­ya­cıy­la, bu gi­bi ke­der­le­ri­ni ko­ca­sı­na aç­tı­ğı ol­muş­tu fa­kat her se­fe­rin­de ka­ba bir kah­ka­ha, bir omuz silk­mey­le kar­şı­laş­mış, üs­te­lik ka­dın­la­rın de­li­lik­le­ri üze­ri­ne de en ba­ya­ğı­sın­dan bir öz­de­yiş din­le­miş­ti. Bu gi­bi şa­ka­lar, he­le ço­cuk­la­rı­nın has­ta­lı­ğı üze­ri­ne olun­ca, kal­bi­ne ba­tı­rı­lıp çev­ri­len bir han­çer et­ki­si bı­ra­kır­dı.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“Güzel kadınların çoğunda ilk önce yüz ihtiyarlar.”

Yalakalık

“İk­ti­dar­da­ki in­san­la­ra ya­la­ka­lık et­me­yi ak­lı­nız­dan ge­çi­ri­yor­sa­nız, ru­hu­nu­zu ce­hen­ne­me mah­kûm et­miş­si­niz de­mek­tir.”

“Julien gelinceye kadar aşk hakkındaki düşüncesi, bizim piyango hakkındaki düşüncemizden farksızdı: sonunda kaybedilmesi muhakkak olan bir kumar ve ancak delilerin arayacağı bir mutluluk.”

Yükselme Hırsı

“Vaktiyle diyordu, Vergy korularında seninle beraber gezerken ne kadar mutlu olabilirdim, oysa, müthiş bir yükselme hırsı yüzünden bu mutluluğu tadamadım. Bu hırs o günlerde benim ruhumu alıp hayalî birtakım âlemlere sürükleyip duruyordu. Dudaklarımın ta yanında duran bu güzel kolu tutup da kalbimin üzerine bastıracağım yerde, gelecek günlerin hayalleri, serabı peşinden koşarak senden uzaklaşıyordum. Çok zengin olmayı, yapmam gereken sayısız mücadeleleri, yalnız onları düşünüyordum. Hayır, hayır, siz beni bu zindanda görmeye gelmeseydiniz, ben mutluluğun ne olduğunu öğrenmeden ölüp gidecektim.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“İnsan başkalarına kızmak için budala olmalıdır.”

Soyluluğa pek az önem verirdi…

“Verriereslilerin o kadar kibirli dedikleri bu kadın, soyluluğa filan pek az önem verirdi. Sıradan bir kimsenin değerinden emin bulunmayı, bir soylunun sözde soyluluğuna kat kat yeğlerdi. Yiğitlik göstermiş bir arabacı, onun gözünde, pos bıyıklı, heybetli bir süvari yüzbaşısından daha kahramandı.”

Asıl marifet…

“Çelikleri pırıl pırıl parlayan bir bölük süvarinin başında tehlikeye meydan okumak kolaydır. Asıl marifet, hiç beklenilmedik, insanı ıssız bir yerde bir başınayken sıkıştıran, gerçekten çirkin bir tehlikeden yılmamaktır.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

Büyük aşkların asıl niteliği…

“Büyük aşkların asıl niteliği, aşılacak engelin son derece büyük olması ve sonunun nereye varacağını kestiremeden bir işe girişilmesidir.”

Alaycı zekâ…

“Güzelliğine hayranım fakat o alaycı zekâsından korkarım.”

“İnsanı cehennemde sonsuza kadar kızgın yağlar içinde yanmaktan kurtarıp sonsuza kadar cennetin zevklerini tattıracak olduktan sonra, bu dünyada altmış yıl belalarla iç içe yaşamışsın, ne çıkar!” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“…kalbe dokunmasını biliyorlar ama kırarak.”

Can sıkıntısı…

“Çalışmayı bırakır bırakmaz, öldürücü bir can sıkıntısının tutsağı oluyordu.”

“Julien’in aşkı, henüz bir hırstan başka bir şey değildi. Onun gibi yoksul ve hor görülen zavallı bir insanın böyle güzel ve kibar bir kadını elde etmesi sevinilecek bir başarıydı.”

guzel-sozler-kirmizi-ve-siyah

Otuz yaşında bir kadın...

“Daha uygar ülkelerde otuz yaşında bir kadının çoktan beri edinmiş olduğu tecrübelere biraz olsun sahip olsaydı, gücünü beklenmedik olaylardan ve onurunun okşanmasından alan bir aşkın uzun sürmeyeceğini dehşetle anlardı.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“Sevgilisinin yüksek tabakadan bir kadın oluşuna bakarak sanki o da yükseliyordu.”

“Ah, nasıl, bu aşkın baharı, bir nisan gününün geçici ihtişamına benziyor. Şimdi güneşin bütün güzelliğini gösteriyor fakat biraz sonra bir bulut hepsini örtüyor.”

Bir İngiliz zengini…

”Bir İngiliz zengini, bir kaplanla bir arada nasıl yaşayabildiğini anlatır: Onu kendi büyütmüş, okşarmış ama masasının üstünden tabancasını da eksik etmezmiş.”

“Politika, edebiyatın boynuna bağlanmış bir taştır.”

“Şunu iyi bil ki, sevgilim, aşk hayatta başımızdan geçen bir kazadır ancak üstün insanların başından geçen bir kaza.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

Hassas bir yürek…

“Hassas bir yürek, fazla geçmeden yapaylığı fark ederdi.”

“Her günkü olayların gülünç yanı; insanı, ihtiraslardaki gerçek felaketi göremez duruma getirir.”

“Akıl danışmak, çektiği azabı şuna buna anlatmak, sıcaktan kavrulan bir çölden geçerken, bir damlacık buzlu su bulan bir zavallının duyduğu mutluluğa benzer bir mutluluk olurdu.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

Bir adamın değeri…

“Bir adamın değeri var mı, yok mu nasıl anlarız? Bütün isteklerine, bütün görüşlerine karşı zorluklar çıkarın. Gerçekten değerli bir insansa, zorlukların hepsini yenmesini bilecektir.”

“Sığ sözlere öyle alışılmış ki zihinleri azıcık harekete geçiren bir düşünce, kabalık gibi görünüyor. Konuşurken yeni fikirler üreten birinin vay haline!”

Gerçek; serttir, insafsızdır…

“Anlaşılan siz hep gülen, neşeli yüzler görmeye alışmışsınız. Oysa onlar, oyuncuları yalan olan birer tiyatrodur. Gerçek; serttir, insafsızdır bayım.”(Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“Öyle ama sarp bir dağa tırmanan yolcu için tepeye varıp oturmanın da keyfi başka. Kendisini hep dinlenmeye zorlasa, bu kadar mutlu olur mu?”

“Tutku, kendi karanlığını, en çok gizlediği zaman belli eder. Tıpkı en karanlık göğün en azgın fırtınayı bildirmesi gibi.”

anlamli-sozler-kirmizi-ve-siyah

Ümitsizlik

“O, yüreğini parçalayan müthiş ümitsizliğin bir ok gibi saplanarak yaptığı sancılardan başka bir şey duyacak hâlde değildi. Fakat vücudun çektiği acılardan söz etmek neye yarar? Yalnız vücudun duyduğu hangi acı vardır ki o ızdırapla mukayese edilebilsin?” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“Felaket insanın aklını da azaltır.”

Kederli durmamalı…

“Kederli, mahzun görünmek hiçbir zaman iyi bir etki yapmaz. Asıl takınılması gereken tavır, içi sıkılıyormuş gibi durmaktır. Çünkü üzgün görünecek olursanız, herkes de sizi hayal kırıklığına uğramış, bir işi başaramamış sanır sonra. Kederli durmak, kendisini aşağı göstermek demektir. Oysa, içiniz sıkılıyormuş gibi bir tavır takınacak olursanız, asıl küçük düşecek olan, hoşunuza gitmek için uğraşıp da bir türlü size kendini beğendiremeyen adamdır.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

Mumun etrafında dönen pervane…

“Mumun etrafında dönen pervane kanadını mumda yakar.” derler. Bu, dünya kurulalı beri tekrarlanan bir atasözüdür.”

Onur

“Onur denilen şey, en büyük erdemlere bile birer tapınak görevi yapan kalplere varıncaya kadar sızarak nüfuz eder.”

“Az konuşmak, az hareket etmek, işte benim için tek kurtuluş yolu.”

İrade sahibi insan…

“Kendisine bu kadar hâkim olabilecek kadar irade sahibi olan bir insan, eğer talihi yaver giderse, hayatta çok yükselebilir.” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal)

“Kendini mazur göstermeye kalkışan gene kendini itham etmiş olur.”

“İnsanın manevi varlığı bir kez zehirlendi mi artık maddi birtakım ilaçlara başvurmak, şampanyadan medet ummaktan başka bir şey kalmaz.”

“O anda Julien, Mathilde’in ruhuyla, usta bir piyanistin tuşlara dokunuşu gibi soğukkanlılıkla oynuyordu.”


Romanın daha geniş özeti için buraya↵ bakınız.

Kırmızı ve Siyah adlı roman için yazdığım yorum yazısını okumadan geçmeyin.

Kitap Yorumu↵


Bu yazılar da ilginizi çekecektir:

KİTAP YORUMLARI

SuçveCeza↵  Tutunamayanlar↵  Madame Bovary↵  Kürk Mantolu Madonna↵  Küçük Ağa↵  Karamazov Kardeşler↵  Vadideki Zambak↵  Muhteşem Gatsby↵   İmkânsızın Şarkısı↵  Anna Karenina↵  Genç Werther’in Acıları↵  Gurur ve Ön Yargı↵  Gün Olur Asra Bedel↵  Huzur↵  Sahip Olmak ya da Olmak↵ jurnalKırmızı ve Siyah↵

KİTAP SÖZLERİ

Suç ve Ceza↵ Tutunamayanlar↵ Kürk Mantolu Madonna↵ Madame Bovary↵ Karamazov Kardeşler↵ Vadideki Zambak↵ Anna Karenina↵ Genç Werther’in Acıları↵ Gün Olur Asra Bedel↵ Huzur↵ Sahip Olmak ya da Olmak↵ Gurur ve Ön Yargı↵ İmkânsızın Şarkısı↵ Muhteşem Gatsby↵ Jurnal↵ Küçük Ağa↵ 


kitap (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Cihat Demirsoy

    Bazı sözlerin parlamaya, ihtiyacı değil hakkı vardır. Onlara parlak bir görünüm kazandırmak da ayrı bir maharet…

  2. Hüsna Öztürk

    Okunması gereken ve okuduktan sonrada okuyucusuna pek çok şey kazandıran dünya klasiklerini büyük bir ustalıkla yorumlamak gerçekten büyük bir maharet. Emeğiniz için Teşekkürler.

    • Estağfurullah, teşekkür ederim. 🙂
      Türk ve dünya klasiklerini okumak, birçok kişiye sıkıcı gelir ya da ön yargılı olduğu için eline bile almak istemez.

      Bu noktadan hareketle, aslında bu tür eserlerin, dikkate almadığımız birçok önemli özelliğinin olduğunu ve okumadığımız için aslında nelerden mahrum kaldığımızı bir nebze olsun göstermeye çalışıyorum.
      Umarım dikkate değer bir çalışma sunuyorumdur.

  3. Ali Şevki Öztürk

    Bu inciler aslında herkesin kalbinde gerek müslim gerekse de gayrımüslim Allah‘ın nurunun olduğunun bir ispatıdır. Çünkü kitapta anlatılanlar İslam ile birebir örtüşmektedir. Demek ki O’ndan geldik, Varış yerimiz de O’dur…

    • Bu tür klasik eserlerdeki bazı söylemlerin, İslam‘la bire bir örtüşmesinin sebeplerine dair eminim sizin de bir fikriniz vardır Ali Bey ancak ben de konuyla ilgili birkaç şey söyleyebilirim.

      Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin aslı biliyorsunuz ki hak dindi. Yani Hz. Musa‘nın ve Hz. İsa‘nın tebliğ ettiği din, tevhid dini olan İslam’dı.

      Ancak zamanla bu dinler tahrip edildi ve müntesipleri, Yahudi ve Hıristiyan isimlerini aldı.

      Klasiklerin yazıldığı dönemlerden eskiye gidildikçe İslam’ın özüne uygun değerlere daha çok rastlamamızın sebeplerinden biri budur.

      Bu özü korudukları dönemlerde, dinleri, insan karakterinde olumlu bir etkiye sahip oluyor. Tahriplerin boyutu arttıkça dinin özünden uzaklaşılıyor ve zamanla din, ahlaksızlığı perdelemeye elverişli bir mahiyete bürünüyor.

      Ve en nihayetinde dinleri Avrupa için geri kalmışlığın ve çirkinliklerin neredeyse en önemli sebebi oluyor.

      Bu değerlendirmeyi bizzat kendi bilim adamları da yapıyor.

      Söz gelimi Erich Fromm‘un Sahip Olmak ya da Olmak adlı eserinde konuyla ilgili dikkate değer tespitler var.

      Erich Fromm, Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozof. Eserinde şunları söylüyor:

      “Ayrıntılı bir çözümleme bize, Avrupa‘nın Hristiyanlaştırılması olayının yüzeyde kaldığını ve ancak on ikinci ve on altıncı yüzyıllar arasında böyle bir dönüşten söz edilebileceğini, ondan öncesinde ve sonrasında ise, dinin yalnızca bir ideoloji olarak kaldığını göstermektedir.
      İdeoloji olarak kaldığı dönemlerde belki kiliseye bir bağlılık ve teslimiyet söz konusu olmuş olabilir ama insanların kalplerinde bir değişmeye, yani karakterlerinde olumlu yönde bir gelişmeye rastlamak mümkün değildir.” (Sahip Olmak ya da Olmak, Erich Fromm)

      “Eğer Avrupa, on üçüncü yüzyıldaki ruhu devam ettirebilse ve bilimsel düşünce bu anlayıştan kopmadan gelişebilseydi, belki bugünkünden daha iyi bir yerde olurduk.
      Ama ne yazık ki akıl, yararcı zekâya, bireysellik ise bencilliğe dönüşmüş ve toplumdaki hümanist ruh yok olmuştur. Böylece Hıristiyanlaştırma süreci sona ermiş, Avrupa o eski cehalet ve dinsizlik devrine dönmüştür.” (Sahip Olmak ya da Olmak, Erich Fromm)

      Çok önemli tespitler bunlar.

      Sahip Olmak ya da Olmak (Kiyap Yorumu) ↵

  4. Esma Kuralkan

    Bence Erich Fromm, Yunanlıların Eflatun’u, Sokrates‘i gibi ünlü filozoflarından çok daha akılcı tesbitleri var

    • Akılcılık ve gerçekçilik önemli hasletler ama bu hasletler, samimiyet ve hakkaniyetle birleştiği takdirde etkileyici oluyor.

      Erich Fromm gibi düşünürler de bunu başarabildikleri oranda daha dikkate değer şeyler söylüyorlar. Başaramadıkları anlar da oluyor elbette. O anlarda da sığ kalmaktan kurtulamıyorlar.

  5. Esma Kuralkan

    “ ….ama ne yazıkki akıl, YARARCI ZEKAYA
    Bireysellik ise bencilliğe dönüşmüş, toplumdaki humanist ruh yok olmuştur…”
    Erich Fromm
    👍

  6. Esma Kuralkan

    Profosyonelliğe geçmiş bir eğitmen için,
    Buradaki kitapları, neye göre seçiyorsunuz, tesadüfî demiyeceksiniz herhalde…

    Stendhall‘in, ifadesi ile,
    “Gerçek serttir, acımasızdır….👍🏻

  7. Mustafa Sinan Öztürk

    Kederli, mahzun görünmek hiçbir zaman iyi bir etki yapmaz. Asıl takınılması gereken tavır, içi sıkılıyormuş gibi durmaktır. Çünkü üzgün görünecek olursanız, herkes de sizi hayal kırıklığına uğramış, bir işi başaramamış sanır sonra. Kederli durmak, kendisini aşağı göstermek demektir. Oysa, içiniz sıkılıyormuş gibi bir tavır takınacak olursanız, asıl küçük düşecek olan, hoşunuza gitmek için uğraşıp da bir türlü size kendini beğendiremeyen adamdır.”……… Içimden hesaplaştığım noktaya tam isabet.Emeğine sağlık hocam.İyiki varsın

    • Teşekkür ederim. 🙂

      Mevlâna, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” derken, Stendhal, biraz stratejist ol, diyor.

      Seçim sizin Sinan Bey. 🙂

  8. Esma Kuralkan

    Sinan Bey’in tesbitleri ilginç !!!!

  9. Esma Kuralkan

    Stendhall’den mi alıntı yaptı ?

  10. Esma Kuralkan

    Psikiyatrist kuzeniniz İbrahim Bey’e götürmek gerek bazı konu başlıklarını !!!
    Psikolojik roman hakkındaki düşüncelerini bilahare öğreniriz !!!

    • Bir psikiyatristin düşüncelerini öğrenmek güzel olurdu, evet.🙂

      Özellikle psikoloji ve psikiyatri eğitimi alan öğrencilere, ek kaynak olarak mutlaka nitelikli edebî eserler, özellikle de Türk ve dünya klasikleri okutulmalı diye düşünüyorum ya da bu alanda eğitim görenler, bizzat kendileri bu tür eserlerden istifade etmeli.

  11. Gülay doğan

    Sevgili Şulecim,
    Blogundaki başarını tebrik ederim.
    Blogun büyüyen yeni yüzü çok etkileyici.Varlığın,başarıların sadece sana değil seni seven bizlere de kıymet kazandırıyor..Bize bu güzel duyguları yaşattığın için çok teşekkürler.❤

    • Mükemmelliği, giriştiği her işte vazgeçilmez bir kriter olarak kabul eden senin gibi bir şahsiyetten bunları duymak beni onure etti.😊
      Teşekkür ederim kardeşimm…💐

  12. Gülay doğan

    O onur bana aittir kesinlikle ❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir