Gurur ve Ön Yargı

GURUR VE ÖN YARGI

İngiliz yazar Jane Austen↵ in kaleminden çıkan Gurur ve Ön Yargı, içeriği itibariyle felsefi bir derinliği yakalayamamış olsa da tasvirleri ve karakterlerinin niteliğiyle 19. yy. Avrupa’sının toplumsal hayatına ait önemli ipuçları verdiği için dünya klasikleri arasına girmeyi başarmış bir roman.

Mizahi anlatımı ve eski dönemlere ait kültürel dokusu sayesinde keyifle okunabilen Gurur ve Ön Yargı, “tüm zamanların en sevilen romanları” listesinde de üst sıralarda. 

Jane Austen

gurur-ve-on-yargi-ask-ve-gurur

İngiliz edebiyatının en önemli kadın yazarlarından biri olan Jane Austen, kendi hikâyelerini 12 yaşındayken yazmaya başlamış ancak yaşadığı dönem, bir kadının “yazar” olarak anılmasını neredeyse imkânsız kıldığı için ismini gizlemek zorunda kalmış ve eserlerini By a lady (bir kadın tarafından) imzasıyla yayımlamış.

Hüzünlü Bir Hikâye

Böylesine zor bir dönemde var olma mücadelesi veren Austen’in hüzünlü de bir hikâyesi var:

Jane Austen, yirmi yaşlarındayken, komşularının yeğeni olan ve kısa süreliğine bulunduğu kasabayı ziyarete gelen İrlandalı bir gençle tanışır. Adı Tom Lefroy olan bu genç, Londra’da hukuk eğitimi gören ve amcası gibi sulh yargıcı olmak isteyen bir delikanlıdır.

Kısa sürede birbirlerini seven Tom Lefroy ve Jane Austen, evlenmeye karar verirler ancak bu, Tom’un ailesi ve hamisi olan amcası tarafından şiddetle reddedilir. Tom’un derhal Londra’ya geri dönmesi ve eğitimine devam etmesi bildirilir. Jane ve ailesiyle görüşmesi de kesinlikle yasaklanır.

Maddi anlamda amcasına bağlı ve üstelik parasız olan Tom’un bu söylenileni kabul etmekten başka çaresi olmadığı için Londra’ya geri döner.

Acı Son

Jane Austen’ın, kız kardeşi Cassandra’ya yazdığı mektuplardan, bu ayrılıktan dolayı çok acı çektiği anlaşılır. Belki de bu yüzden hiç evlenmez ve yazdığı her romanı mutlu bir evlilikle bitirerek kendi yaşayamadığı mutluluğu kahramanlarına yaşatmak ister.

Yıllar sonra İrlanda Yüksek Hâkimi olan Tom Lefroy, yeğeninin Jane Austen hakkında sorular sorması üzerine onu sevdiğini kabul eder ama “Sadece çocukça bir aşktı.” der.

Jane Austen’ın ölüm haberini aldığında ise İrlanda’dan İngiltere’ye gelir ve Jane’e saygısını sunmak için mezarını ziyarete gider. Evlendiğinde de doğan ilk kızına Jane adını verir.

Kadın Kahramanlar

42 yıl sade ve gözden ırak bir ömür süren Austen’in romanlarındaki başkahramanların hepsi kadındır. Bu çok makul bir durum zira onun yapmak istediği şey de zaten “kadınlar”la ilgilidir. Yaşadığı dönemdeki “kadın”ın toplumsal konumunu, kurguladığı roman karakterleriyle eleştirmeye çalıştığı açıkça belli olan Austen, bunu mizahi unsurları katarak yaptığı için de ortaya, düşündürürken gülümseten eserler çıkar.

Virginia Woolf, onu,

 “Bütün büyük yazarlar içinde büyüklüğü en zor anlaşılacak yazar.”

olarak niteliyor.

Gurur ve Ön Yargı

Konusu

Austen, Gurur ve Ön Yargı’da insanların zaaflarını işliyor. Bunu yaparken de esprili bir yaklaşım ve zarif bir mizah anlayışını benimsiyor. Özellikle baba karakterinin, kızlarını zengin, soylu ve yakışıklı İngiliz erkekleriyle evlendirmeye çalışan annelerinden kurtarma çabası, romanı keyifle okumanızı sağlıyor:

“Elizabeth içeri girdiği zaman babası, ‘Gel beri, kızım!’ dedi. ‘Seni çok önemli bir mesele için çağırttım. Anladığıma göre Bay Collins sana bir evlenme önerisinde bulunmuş. Doğru mu bu?’ Elizabeth, evet yanıtını verdi. ‘Güzel! Sen de bu evlenme önerisini geri çevirmişsin, öyle mi?’ ‘Öyle efendim.’ ‘Bu da güzel. Şimdi ana noktaya geliyoruz. Annen senin bu öneriye mutlaka evet demeni istiyor. Öyle değil mi, Bayan Bennet?’

(Anne): ‘Evet, evet! Ya kabul etsin ya da bir daha onun yüzüne bakmam.’

(Baba): ‘Üzgünüm ama önünde çok zor bir seçim var Elizabeth. Şu günden başlayarak, ister istemez, ya annenle ya da babanla küsmek zorundasın. Annen, Bay Collins’le evlenmezsen bir daha yüzüne bakmayacak; ben de evlenirsen!” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Bir Baba ve Beş Kız

Beş kızı olan bu sevimli babanın işi hiç de kolay değildir.  🙂  Her birinin yaşadığı farklı hayal kırıklıklarını uzaktan takip etmeyi tercih etse de gözünün önünde cereyan eden olaylar onu, kızlarına ve karısına müdahale etmeye, zaman zaman da iğneleyici imalarda bulunmaya mecbur bırakır:

“Ablan aşkta kaybetti. Onu tebrik ederim. Evlenmek kadar, her kız arada bir aşkta kaybetmeyi de sever. Düşünecek bir şey olur, ona arkadaşları arasında bir tür farklılık verir. Senin sıran ne zaman geliyor bakalım? Jane’in uzun süre gerisinde kalmaya dayanamazsın. Zamanın geldi. Meryton’da ülkedeki tüm kadınları hayal kırıklığına uğratacak kadar çok subay var. Seninki de Wickham olsun. Hoş adam, seni bir güzel terk eder.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Türkçeye “Aşk ve Gurur” olarak da çevrilen bu eserden sizin için çok güzel sözler derledim.

Keyifle okumanızı dilerim.

KİTAP SÖZLERİ

Kibir ve Gurur

“Gurur ve kibir kelimeleri çok kere birbirine karıştırılsa da, gerçekte başka şeylerdir. Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir. Gurur daha çok kendi nefsimize karşı duyduğumuz, kibirse başkalarının bize duymasını istediğimiz saygıyla ilgilidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Kendine duyduğu bu kadar kuvvetli güvenin, hayal kırıklığının şiddetini ne kadar artıracağını bir düşün.”

Mutlu olma şansı…

“Jane, Bingley ile ister yarın evlensin, isterse on iki ay boyunca karakterini inceleyip öyle evlensin mutlu olma şansı aynıdır. Evlilikte mutluluğu yakalamak tamamen bir şans işidir. İki taraf birbirinin karakterini ne kadar yakından bilirse bilsin ya da karakterleri ne kadar birbirine benzerse benzesin, bu onların mutluluğunu bir parça bile arttırmaz çünkü sonraları karakterleri birbirlerine zıt olarak gelişmeye devam edecek ve sonunda kendi paylarına düşen tartışmalardan kaçınamayacaklardır. Bu yüzden hayatını birlikte geçireceğin insanın kusurlarını ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Bir kadının hayal gücü

“Bir kadının hayal gücü çok hızlı çalışır: Bir anda hayranlıktan aşka, aşktan da evliliğe sıçrar.”

Uzaklık Hiçbir Şeydir

“Yürümekten kaçmıyorum. İnsanın gayesi olunca, aradaki mesafe göze pek de uzun görünmüyor.”

gurur-ve-on-yargi (1)

“Düşüncelerim aklımdan o kadar hızla akar ki onları ifade edecek zaman bulamam.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Yapmacık bir alçak gönüllülük

“Yapmacık bir alçak gönüllülükten daha aldatıcı bir şey yoktur. Bu, dolaylı yönden böbürlenmenin ta kendisidir.”

“Yapılacak şeyin doğruluğuna inanmadan kabullenmek, zekâsı adına bir iltifat sayılamaz.”

“Kadınların bazen dikkat çekmek için kullandıkları tüm yöntemlerde bayağılık vardır. Kurnazlığa yakın her şey basitliktir.”

Elimizden Kaçırdıklarımız

“Elimizden kaçırdığımız nimetlerin o kadar da bulunmaz olmadığını anladığımızda, kaderimize boyun eğmekle ne kadar doğru yaptığımızı görürüz.”

“Jane:    Ama sevgili kardeşim, iyimser olsam bile, akrabalarıyla dostlarının başka kızla evlenmesini istediği bir erkekle mutlu olabilir miyim?

Elizabeth:    Bu artık senin bileceğin şey. İyice düşün, taşın. Eğer onun kız kardeşlerinin isteğine karşı gelmek üzüntüsü, onun karısı olmak mutluluğundan önemli geliyorsa o zaman sana onunla hiçbir zaman evlenmemeni tavsiye ederim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“İnsanın sivrilip dikkat çekmesi, bazen çok pahalıya mal olabiliyor.”

İhtiras evliliği

“Evlenmelerini faziletlerine değil de ihtiraslarına borçlu bulunan bir çiftin mutluluğunun ne kadar kısa süreceğini tahmin edebiliyordu.”

“Eğer kocanı gerçekten kendinden üstün görmezsen asla onu sayıp değer vermezsin. Sen böyle akıllı ve canlıyken kocan senin dengin olmazsa mutlu olamazsın. Evladım senin saygı duyamadığın biriyle yaşamak zorunda kaldığını görmek beni çok üzer. Bunun ne demek olduğunu asla bilemezsin sen.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Hataları ortaya dökmek

“Ama bir insanın bugünkü duygularını bilmeden geçmişteki hatalarını ortaya dökmek adaletsizlik olarak görünebilirdi.”

“Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi ya da akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Bir kadının erdemini kaybetmesi, telafi edilmesi imkânsız sonuçlar doğurur. Attığı tek bir yanlış adım, sonsuza dek acı çekmesine neden olur. Bir kadının itibarı da güzelliği kadar hassastır.”

Bencil Yetiştirildim

“Çocukken bana doğru nedir ögretilmiş ama huylarımı düzeltmek öğretilmemişti. Bana iyi ilkeler kazandırılmıştı fakat bunları gurur ve kibir ile uygulamaya bırakılmıştım. Ne yazık ki ailenin yıllarca tek çocuğu, ayrıca biricik oğlu olduğum için annemle babam, kendileri iyi insanlar olmakla beraber -hele babam çok iyilik sever, çok nazikti- beni şımartmışlar ve bencil davranmaya, ailem dışında kimseye aldırış etmemeye, benden başka herkesi küçük görmeye, hiç olmazsa benimkine kıyasla onların duygu ve değerlerini aşağılık saymaya alıştırılmış, cesaretlendirilmiştim. Sekiz yaşımdan yirmi sekiz yaşıma kadar işte ben böyleydim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“…her benlikte kötülüğe eğilim, en iyi eğitimin bile yenemediği doğal bir kusur vardır.”

gurur-ve-on-yargi (2)

“Fikirlerini hiç değiştirmeyen kişiler için başlarda doğru düşündüğünden emin olmak şarttır.”

En Zevkli Şey

“Ne derlerse desinler, doğrusu okumak kadar zevkli bir şey olamaz! İnsan kitaptan başka her şeyden o kadar çabuk bıkıyor ki! Kendi evim olduğu zaman mükemmel bir kütüphanem olmazsa kendimi çok kötü hissedeceğim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Şiddetli acılardan henüz kurtulmuş olanlar veya sağlıklarına yeniden kavuşanlar, başka insanlara karşı daha duyarlı olurlar.”

“İnanmadan ikna olmak akla da iltifat sayılmaz.”

gurur-ve-on-yargi (3)

“Hayal kırıklığına uğramış bir adamım, ruhum yalnızlığa dayanamaz.”

İnsan Neden Hata Yapar?

“Aklında kötü niyet geçirmeden de, başkalarını mutsuz edeceğini düşünmeden de insan hata yapabilir ve bu yüzden çevresindekileri üzebilir. Bunun için de düşüncesizlik, başkalarının duygularına karşı hassas davranmamak ve kararsızlık gibi huylar yeterlidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Tevekkül

“Beklenmedik felaketleri tevekkülle karşılamak hepimizin vazifesidir.”

“Bir tek kişinin hatırına bile, prensipli ve dürüst olmanın anlamını değiştiremezsin. Bencilliğin tedbir demek olduğuna, tehlikeden habersiz olmanınsa mutluluk demek olduğuna inandıramazsın beni.”

“Her zaman derim, sürekli ve düzenli ders olmadan eğitimde hiçbir şey başarılamaz.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)


Yazıdan istifade ettiyseniz yorum köşesine bir çiçek atın lütfen!


Dünya edebiyatı kitap yorumları↵


 

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Halit

    🌹

  2. Oya Nur Ozturk

    Muhtesem🌷🌷🌷

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir