Gurur ve Ön Yargı

GURUR VE ÖN YARGI

Zihnimiz yorulur bazen. Bir şeyler okumak ister ama kendisini ciddi analiz ve sentezlere ulaşmaya zorlayacak bir kitabı da eline almak istemez. Zaman ayırmaya değsin der ama biraz da mizah olsun ister. Tam da böyle bir hâletiruhiye içerisindeyken okudum Gurur ve Ön Yargı‘yı. Yazarı, Jane Austen.

Gözden uzak ve sade, 42 yıllık bir ömür süren Jane Austen, 12 yaşına geldiğinde kendi hikâyelerini yazmaya başlar ve İngiliz edebiyatının en önemli kadın yazarlarından biri olarak dünya edebiyatı tarihine geçer.

Romanlarındaki başkahramanların hepsi kadındır Austen’in. Bu çok makul bir durumdur, zira onun yapmak istediği şey de zaten “kadınlar”la ilgilidir. Yaşadığı dönemdeki kadın profilini, kurguladığı roman karakterleriyle eleştirmeye çalıştığı açıkça belli olan Austen, bunu mizahi unsurları katarak yaptığı için ortaya, düşündürürken gülümseten  bir eser çıkar.

Romanlarındaki tasvirlerin, yaşadığı dönem olan 19. yy.’a dair önemli ipuçları vermesi ve karakterlerin niteliği, eserlerinin klasikler arasında yer almasını sağlar.

Bir kadının yazar olarak anılmasının neredeyse imkânsız olduğu bir dönemde, kadınlığını değil ama ismini gizlemek zorunda kalan Austen, By a lady (bir kadın tarafından) takma ismini kullanarak eserlerini yayımlar.

Virginia Woolf, onu,

 “Bütün büyük yazarlar içinde büyüklüğü en zor anlaşılacak yazar.”

olarak niteler.

KONUSU

Austen, Gurur ve Ön Yargı’da insanların zaaflarını işler. Bunu yaparken de esprili bir yaklaşım ve zarif bir mizah anlayışını benimser. Özellikle baba karakterinin, kızlarına ve onları bir an önce zengin, soylu ve yakışıklı İngiliz erkekleriyle evlendirmeye çalışan karısına olan yaklaşımındaki ince göndermeler, romanı keyifle okumanızı sağlar.

Annelerinden gördükleri baskı karşısında çaresiz kaldıklarını anladığında, kızlarının yardımına yine bu baba figürü koşar:

“Elizabeth içeri girdiği zaman babası, ‘Gel beri, kızım!’ dedi. ‘Seni çok önemli bir mesele için çağırttım. Anladığıma göre Bay Collins sana bir evlenme önerisinde bulunmuş. Doğru mu bu?’ Elizabeth, evet yanıtını verdi. ‘Güzel! Sen de bu evlenme önerisini geri çevirmişsin, öyle mi?’ ‘Öyle efendim.’ ‘Bu da güzel. Şimdi ana noktaya geliyoruz. Annen senin bu öneriye mutlaka evet demeni istiyor. Öyle değil mi, Bayan Bennet?’

‘Evet, evet! Ya kabul etsin ya da bir daha onun yüzüne bakmam.’

‘Üzgünüm ama önünde çok zor bir seçim var Elizabeth. Şu günden başlayarak, ister istemez, ya annenle ya da babanla küsmek zorundasın. Annen, Bay Collins’le evlenmezsen bir daha yüzüne bakmayacak; ben de evlenirsen!” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Bu ilginç babanın beş kızı vardır ve işi hiç de kolay değildir.  🙂  Her birinin yaşadığı farklı hayal kırıklıklarını uzaktan takip etmeyi tercih etse de gözünün önünde cereyan eden olaylar, kızlarına karşı zaman zaman iğneleyici bazı imalarda bulunmasına sebep olur:

“Ablan aşkta kaybetti. Onu tebrik ederim. Evlenmek kadar, her kız arada bir aşkta kaybetmeyi de sever. Düşünecek bir şey olur, ona arkadaşları arasında bir tür farklılık verir. Senin sıran ne zaman geliyor bakalım? Jane’in uzun süre gerisinde kalmaya dayanamazsın. Zamanın geldi. Meryton’da ülkedeki tüm kadınları hayal kırıklığına uğratacak kadar çok subay var. Seninki de Wickham olsun. Hoş adam, seni bir güzel terk eder.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Gurur ve Ön Yargı, tüm zamanların en sevilen romanları listesinde üst sıralarda. Zekânın, sevecenliğin ve mizahın hâkim olduğu bu eserden sizin için çok güzel sözler derledim.

Keyifli okumalar…

KİTAP SÖZLERİ

Kibir ve Gurur

“Gurur ve kibir kelimeleri çok kere birbirine karıştırılsa da, gerçekte başka şeylerdir. Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir. Gurur daha çok kendi nefsimize karşı duyduğumuz; kibirse başkalarının bize duymasını istediğimiz saygıyla ilgilidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Kendine duyduğu bu kadar kuvvetli güvenin, hayal kırıklığının şiddetini ne kadar artıracağını bir düşün.”

Mutlu olma şansı…

“Jane, Bingley ile ister yarın evlensin, isterse on iki ay boyunca karakterini inceleyip öyle evlensin mutlu olma şansı aynıdır. Evlilikte mutluluğu yakalamak tamamen bir şans işidir. İki taraf birbirinin karakterini ne kadar yakından bilirse bilsin ya da karakterleri ne kadar birbirine benzerse benzesin, bu onların mutluluğunu bir parça bile arttırmaz. Çünkü sonraları karakterleri birbirlerine zıt olarak gelişmeye devam edecek ve sonunda kendi paylarına düşen tartışmalardan kaçınamayacaklardır. Bu yüzden hayatını birlikte geçireceğin insanın kusurlarını ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Bir kadının hayal gücü

“Bir kadının hayal gücü çok hızlı çalışır: Bir anda hayranlıktan aşka, aşktan da evliliğe sıçrar.”

UZAKLIK HİÇBİR ŞEYDİR

“Yürümekten kaçmıyorum. İnsanın gayesi olunca, aradaki mesafe göze pek de uzun görünmüyor.”

gurur-ve-on-yargi (1)

“Düşüncelerim aklımdan o kadar hızla akar ki onları ifade edecek zaman bulamam.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Yapmacık bir alçak gönüllülük

“Yapmacık bir alçak gönüllülükten daha aldatıcı bir şey yoktur. Bu, dolaylı yönden böbürlenmenin ta kendisidir.”

“Yapılacak şeyin doğruluğuna inanmadan kabullenmek, zekâsı adına bir iltifat sayılamaz.”

“Kadınların bazen dikkat çekmek için kullandıkları tüm yöntemlerde bayağılık vardır. Kurnazlığa yakın her şey basitliktir.”

ELİMİZDEN KAÇIRDIKLARIMIZ

“Elimizden kaçırdığımız nimetlerin o kadar da bulunmaz olmadığını anladığımızda, kaderimize boyun eğmekle ne kadar doğru yaptığımızı görürüz.”

“Jane:    Ama sevgili kardeşim, iyimser olsam bile, akrabalarıyla dostlarının başka kızla evlenmesini istediği bir erkekle mutlu olabilir miyim?

Elizabeth:    Bu artık senin bileceğin şey. İyice düşün, taşın. Eğer onun kız kardeşlerinin isteğine karşı gelmek üzüntüsü, onun karısı olmak mutluluğundan önemli geliyorsa o zaman sana onunla hiçbir zaman evlenmemeni tavsiye ederim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“İnsanın sivrilip dikkat çekmesi, bazen çok pahalıya mal olabiliyor.”

İhtiras evliliği

“Evlenmelerini faziletlerine değil de ihtiraslarına borçlu bulunan bir çiftin mutluluğunun ne kadar kısa süreceğini tahmin edebiliyordu.”

“Eğer kocanı gerçekten kendinden üstün görmezsen asla onu sayıp değer vermezsin. Sen böyle akıllı ve canlıyken kocan senin dengin olmazsa mutlu olamazsın. Evladım senin saygı duyamadığın biriyle yaşamak zorunda kaldığını görmek beni çok üzer. Bunun ne demek olduğunu asla bilemezsin sen.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Hataları ortaya dökmek

“Ama bir insanın bugünkü duygularını bilmeden geçmişteki hatalarını ortaya dökmek adaletsizlik olarak görünebilirdi.”

“Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi ya da akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Bir kadının erdemini kaybetmesi, telafi edilmesi imkânsız sonuçlar doğurur. Attığı tek bir yanlış adım, sonsuza dek acı çekmesine neden olur. Bir kadının itibarı da güzelliği kadar hassastır.”

BENCİL YETİŞTİRİLDİM

“Çocukken bana doğru nedir ögretilmiş ama huylarımı düzeltmek öğretilmemişti. Bana iyi ilkeler kazandırılmıştı, fakat bunları gurur ve kibir ile uygulamaya bırakılmıştım. Ne yazık ki ailenin yıllarca tek çocuğu, ayrıca biricik oğlu olduğum için annemle babam, kendileri iyi insanlar olmakla beraber -hele babam çok iyilik sever, çok nazikti- beni şımartmışlar ve bencil davranmaya, ailem dışında kimseye aldırış etmemeye, benden başka herkesi küçük görmeye, hiç olmazsa benimkine kıyasla onların duygu ve değerlerini aşağılık saymaya alıştırılmış, cesaretlendirilmiştim. Sekiz yaşımdan yirmi sekiz yaşıma kadar işte ben böyleydim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“…her benlikte kötülüğe eğilim, en iyi eğitimin bile yenemediği doğal bir kusur vardır.”

Kalbin yaralanması

gurur-ve-on-yargi (2)

“Fikirlerini hiç değiştirmeyen kişiler için başlarda doğru düşündüğünden emin olmak şarttır.”

“Ne derlerse desinler, doğrusu okumak kadar zevkli bir şey olamaz! İnsan kitaptan başka her şeyden o kadar çabuk bıkıyor ki! Kendi evim olduğu zaman mükemmel bir kütüphanem olmazsa kendimi çok kötü hissedeceğim.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

“Şiddetli acılardan henüz kurtulmuş olanlar veya sağlıklarına yeniden kavuşanlar, başka insanlara karşı daha duyarlı olurlar.”

“İnanmadan ikna olmak akla da iltifat sayılmaz.”

gurur-ve-on-yargi (3)

“Hayal kırıklığına uğramış bir adamım; ruhum yalnızlığa dayanamaz.”

İNSAN NEDEN HATA YAPAR?

“Aklında kötü niyet geçirmeden de, başkalarını mutsuz edeceğini düşünmeden de insan hata yapabilir ve bu yüzden çevresindekileri üzebilir. Bunun için de düşüncesizlik, başkalarının duygularına karşı hassas davranmamak ve kararsızlık gibi huylar yeterlidir.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)

Tevekkül

“Beklenmedik felaketleri tevekkülle karşılamak hepimizin vazifesidir.”

“Bir tek kişinin hatırına bile, prensipli ve dürüst olmanın anlamını değiştiremezsin. Bencilliğin tedbir demek olduğuna, tehlikeden habersiz olmanınsa mutluluk demek olduğuna inandıramazsın beni.”

“Her zaman derim, sürekli ve düzenli ders olmadan eğitimde hiçbir şey başarılamaz.” (Gurur ve Ön Yargı, Jane Austen)


Bu yazılar da ilginizi çekecektir:

KİTAP YORUMLARI

SuçveCeza↵  Tutunamayanlar↵  Madame Bovary↵  Kürk Mantolu Madonna↵  Küçük Ağa↵  Karamazov Kardeşler↵  Vadideki Zambak↵  Muhteşem Gatsby↵   Anna Karenina↵  Genç Werther’in Acıları↵   Gün Olur Asra Bedel↵  Huzur↵  Sahip Olmak ya da Olmak↵ jurnalKırmızı ve Siyah↵

KİTAP SÖZLERİ

Suç ve Ceza↵ Tutunamayanlar↵ Kürk Mantolu Madonna↵ Madame Bovary↵ Karamazov Kardeşler↵ Vadideki Zambak↵ Anna Karenina↵ Genç Werther’in Acıları↵ Gün Olur Asra Bedel↵ Huzur↵ Sahip Olmak ya da Olmak↵ Muhteşem Gatsby↵ Küçük Ağa↵ Kırmızı ve Siyah↵ Jurnal↵


kitap (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Gülay doğan

    Yaşadığı dönemin kadın profilini elelşirdiğini söylemişsin yazarın. Her nedense okurken kadın olmanın gururunu hissettim. Tabii kitabı okumak gerek.Eleştirdiği profiller o zaman netleşir.Ben senin yorumun üzerine konuşayım: Öncelikle 19. yüzyıl Avrupa’sında kadının eğitim ve sosyal itibar konusunda erkeklere oranla geride oluşuna şaşırdığımı belirteyim. Romanda söz edilen ve erkek hakimiyetinin ön plana alındığını düşündüren ortam şimdilerde bizde bile yok.Belki biraz biz daha küçükken buna benzer bir ortam gördük ama artık gençler daha adilane ortam içindeler.Şu da bir gerçek erkeklerin bir iki adım önde olduğu hissi veren romanda da bizlerin bu hisle büyütüldüğü ortamlarımızda da bence kadın esaslı bir önderlik içindedir.Erkekler galip olduğu zannındadırlar sadece.
    Kadın zarafeti, kadın itibarı harika bir galibiyettir.

    Evilik zor iş…Belki de yazar bu yüzden gerçek hayatında hiç evlenmemiş.😊
    Yazarın dediği gibi partnerini evlilk öncesi uzun uzun tanıma işine girişmene hiç gerek yok hatta girişmesen daha iyi.Şans bu.😙

    • “Beş kızını da zengin ve soylu erkeklerle evlendirebilmek için çırpınan ve neredeyse günün her saatini, zihnini, eylemlerini bu işe adayan anne” profiliyle, annelerinin hazırladığı stratejilere harfiyen uymaya çalışan kız kardeşler, romanın odak noktasındaki unsurlar.

      Bir kadının değerinin, sadece evleneceği erkeğin vasıflarına bağlı olması ve bu vasıfların da sadece zenginlik ve soyluluk olması ise düşündürücü diğer hususlar.

      “Erkekler galip olduğu zannındadırlar.” tespitin, biraz kendi kendimizi teselli gibi geliyor. 🙂
      Kadın zarafeti, kadınlık itibarı ise harika ifadeler…

      Bence asıl en önemli husus, sendeki tatlı mizah. Romanı keyifle okunur kılan böylesi bir zarif mizah anlayışı, sende de var ve bu çok hoş Gülaycım… 🙂

    • Yazarın neden evlenmediğinin ise sanırım farklı bir nedeni var Gülaycım.

      Hüzünlü bir hikâye…

      Jane Austen, yirmi yaşındayken, komşularının yeğeni olan ve kısa süreliğine bulunduğu kasabayı ziyarete gelen İrlandalı bir gençle tanışır. Adı Tom Lefroy olan bu genç, Londra’da hukuk eğitimi gören ve amcası gibi sulh yargıcı olmak isteyen bir delikanlıdır.

      Kısa sürede birbirlerini seven Tom Lefroy ve Jane Austen, evlenmeye karar verirler. Ancak bu, Tom’un ailesi ve hamisi olan amcası tarafından şiddetle reddedilir. Tom’un derhal Londra’ya geri dönmesi ve eğitimine devam etmesi bildirilir. Eğer daha sonraları aynı kasabaya gitmesi gerekse bile Jane ve Austen ailesiyle görüşmesi de kesinlikle yasaklanır.

      Maddi anlamda amcasına bağlı ve üstelik parasız olan Tom’un bu söylenileni kabul etmekten başka çaresi yoktur. Genç çift bir aydan daha kısa süren ilişkilerinin ardından ayrılırlar ve Tom Lefroy Londra’ya geri döner.

      Jane Austen’ın bu ayrılıktan dolayı çok acı çektiği, kız kardeşi Cassandra’ya yazdığı mektuplarda açıkça görülür. Belki de bu yüzden hiç evlenmez ve yazdığı her romanı mutlu bir evlilikle bitirerek kendi yaşayamadığı mutluluğu kahramanlarına yaşatmak ister.

      Yıllar yıllar sonra İrlanda Yüksek Hâkimi olan Tom Lefroy, yeğeninin Jane Austen hakkında sorular sorması üzerine onu sevdiğini kabul eder, ama “Sadece çocukça bir aşktı.” der. Ancak Jane Austen’ın öldüğünü duyduğunda İrlanda’dan İngiltere’ye gelir ve Jane’e saygısını sunmak için mezarını ziyarete gider. Evlendiğinde de ilk doğan kızına Jane adını verir.

      Bu durum akademisyenler arasında tartışma konusu olur. Jane ismini Jane Austen’a olan imkânsız aşkı sebebiyle verdiğini söyleyenlerle, Tom’un kayınvalidesinin ismi olarak kızına Jane ismini verdiği tespitini yapanlar da olur.

      İşte böyle hüzünlü bir hikâyenin ardından ve bir rivayete göre kanser olduğu için, 42 yaşındayken hayata veda eder Jane Austen.

  2. Esma Kuralkan

    Bence Jane Austen burada ;
    “Jane; ama sevgili kardeşim başka kızla evlendirmeye çalışılan bir erkekle mutlu olabilirmiyim “ ifadesi ile kendi dünyasındaki hissiyatınıda aktarmış…21 yaşında iken ilk romanını yazmış,42 yaşında hayattan ayrıldığında bu aşağı-yukarı 20 yıllık hayatına 6 roman sığdırmış ve hepside ,çok başarılı olmuş…
    Romanlarındaki harika tasvirler,Jane’in bu alandaki yeteneğini ortaya koyuyor,romanlarının çekiciliğini artırıyor..
    Bu kadar kısa bir ömre ,filozofane ifadeler …Adeta,Bir sosyolog ,bir psikolog tesbitleri :
    “Elin avucun yaralanınca kan akar
    Kalbin yaralandığında gözyaşı ..”
    “ her benlikte kötülüğe eğilim,En iyi eğitimin bile yenemediği doğal bir kusur vardır “

    “Elimizden kaçırdığımız nimetlerin o kadarda bulunmaz olmadığını anladığımızda,kaderimize boyun eğmekle ne kadar doğru yaptığımızı anlarız “
    ….,,,,..
    “ tesadüfen acı çekiyor değiliz “
    Jane’nin başarısı,18. Yüzyıldaki bir bayan için ciddi bir başarı..

    • Tahmin ettiğin gibi, yazarın hayatından izler var romanda.

      Bu arada, yazarın en iyi arkadaşı kız kardeşiymiş. 🙂

      Psikologvari yaklaşımında, çektiği şiddetli acıların etkisi olabilir.

      Yazar da buna yakın şeyler söylemiş romanında:
      “Şiddetli acılardan henüz kurtulmuş olanlar veya sağlıklarına yeniden kavuşanlar, başka insanlara karşı daha duyarlı olurlar.”

  3. Esma Kuralkan

    “” Tesadüfen acı çekiyor değiliz “
    Jane Austen
    Halen tüm zamanların en çok satan romanlarının arasında olmasını,güncelliğini hiç kaybetmiyecek her daîm koruyucak konu,evlilik ,ikili ilişkiler,dialog ve espiri anlayışında yazmış olmasına veriyorum

  4. Gülay doğan

    Şulecim, hakkımdaki sözlerin için çok teşekkür ederim.Beni o kadar mutlu ettin ki.Ruhumu okşadın.

    Gelelim Jean Austen’e.Her on yılda bir ya bir sinema filmi ya da televizyon filmi haline getirilen, bizde ” Aşk ve Gurur “adıyla da bilinen “Gurur ve Ön Yargı” kitabı bakalım söz konusu popülerliğini bu sayfada da koruyabilecek mi? Bunu kestirmek zor değil.Bu enfes yazın, daha yirmi dört saat geçmeden kaç yorum aldı😊
    not :Gurur ve Ön Yargı” kitabının 2005 yapımı filmi Keira Knightley’e Oscar ve Altın Küre adaylığı kazandırmış; Jean Austen’in Tom Lefroy ile yaşadığı aşk ise “Aşkın Kitabı (Becoming Jane)” adlı filmde işlenmiş.
    İyi seyirler… 😊

    • Gülaycım,
      Yorumlarınızla verdiğiniz bilgiler, eminim bu sayfalardan istifade etmek isteyen okurların çok işine yarayacak.

      Benim her biri; araştırmacı-gazateci-yazar 🙂 ruhuna sahip kardeşlerim olduktan sonra, bu sayfalardan istifade edilmez de nereden edilir? 🙂

  5. Esma Kuralkan

    Jane Austen zekası ile hikayesine mizansen anekdotlar almış,dediğiniz gibi düşündürürken tebessüm ettiriyor,5 kızınında evlilikleri ile böylesi vatan konusu imiş gibi bizzat ilgilenmesi,tebessüm ettiriyor,,halen böyle vak’aların var olduguda bir gerçek..Geleneklerine çok bağlı aristokrat olan İngilizlerin soylu aile ile izdivac eşittir prestij düşüncesinede gönderme yapıyor,bence bi nevî hicvediyor….
    Adeta bir düşünür gibi müthiş tesbitler var bu romanda…benim etkilendiğim msjlar tevekkül konusuna bakışı…..
    İçinde aşk kelimesi geçen romanlar daha çok satıyormuş diye bu romanı ‘Gurur ve aşk “ adı ile filmini yapmışlar…Birde görsel olarak bu espirilere bakmak ,Jane acılarından esintiler ,göndermeler için filminide izlemeliyim
    Teşekkürler Hocam 👌🏼

    • Hemen her anne, çocuklarının iyi biriyle evlenmesini ister ve bu uğurda elinden geleni yapar.

      Bu yönden bakıldığında Bayan Bennet, haklı gibi dursa da, olayları akışına bırakmayıp kızlarına gereğinden fazla müdahale etmesi ve bu yüzden onları zor ve gülünç durumlara düşürmesi, eleştirilebilir bir durum tabii ki.

      Filmi izledikten sonraki izlenimlerini de merak ediyorum. 🙂

  6. Esma Kuralkan

    Gülay Hocam
    Yogun programınıza ragmen
    Sizleri sitemizde görmek ,bizler için bir kazanç
    Yorumlarınız sinerji veriyor ☺️👌🏼🌲

  7. Esma Kuralkan

    ☺️☺️👍

  8. Gülay doğan

    Esma ablacım, iltifatın için çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana ❤😙

  9. Elif Öztürk SEYHAN

    Bir türlü görmediğimiz hatalarımız….
    Bu içimizdeki yenemediğimiz gururumuz…
    Yüreğimde yeni kapılar açan yazın çok güzel ..
    Kalemine sağlık teyzem 🌼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir