Genç Werther’in Acıları

GENÇ WERTHER’İN ACILARI

Goethe’nin 25 yaşındayken iki haftada yazdığı ve yayımlandığı yıl olan 1774’te kısa sürede hemen hemen bütün Avrupa’nın derinden etkilendiği Genç Werther’in Acıları adlı roman için yazdığım yorum ve inceleme yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Yorum ve İnceleme↵

Bu sayfada, romandan derlediğim muhteşem alıntıları okuyabilirsiniz.

KİTAP SÖZLERİ

KALBİME EN YAKIN VARLIKLAR:

ÇOCUKLAR

“Çocuklar yeryüzünde benim kalbime en yakın olan varlıklardır ve onları seyrederken, o küçücük şeylerde günün birinde o kadar işlerine yarayacak olan bütün faziletlerin ve bütün kuvvetlerin tohumlarını, o inatlarında gelecekteki sebatkârlıklarını ve ahlak sağlamlığını o delişmenliklerinde de hayatta karşılaşacakları tehlikeleri kolayca aşabilmelerini sağlayacak metinliği, hem de hiç bozulmamış ve hiç zedelenmemiş bir hâlde gördükçe, daima insanların hocasının şu altın sözlerini tekrarlıyorum: Keşke siz de onlardan biri gibi olsaydınız.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

LOTTE’NİN ANLAMI

“Lotte’nin bir hasta için ne demek olduğunu; ölüm döşeğinde gün geçtikçe eriyen birinden daha da kötü durumda olan, şu zavallı kalbimde hissediyorum.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

BENİ EN ÇOK ÜZEN ŞEY

“İnsanların birbirlerini üzmeleri, özellikle hayatlarının çiçek açma devresini yaşayan gençlerin, kalplerini bütün sevinçlere en çok açık bulundurabilecekleri bir çağda, o sayılı güzel günlerini birtakım münasebetsizliklerle birbirlerine zehir etmeleri ve israf ettikleri şeylerin yerine konulmasına imkân olmadığını ancak çok geç anlayabilmeleri kadar, beni üzen hiçbir şey yoktur.”

anlamli-sozler-sozler-goethe (2)

SEVMEK

“Sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım!”

KUVVETLİ OLABİLMEK İÇİN

“Biz insanlar iyi günlerimizin pek az, kötü günlerimizin de pek çok olduğundan sık sık şikâyet edip dururuz. Eğer biz, Tanrı’nın her gün bize bahşettiği iyi şeylerden zevk duyabilmek için, daima açık kalpli olsaydık, kötülük geldiği zaman, ona katlanmak için de yeteri derecede kuvvetimiz olurdu.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

GÜZEL SÖYLÜYORSUN AMA BU DİLE KOLAY

“Diyorsun ki: ‘Ya Lotte‘den umutlusun veya değilsin. Birinci hâlde onu elde etmeye ve arzularını yerine getirmeye çalış, ikinci hâlde de nefsine hâkim ol ve bütün kabiliyetlerini mahvedecek olan bu sevdadan kurtulmanın yolunu bul.’

Sevgili arkadaşım, güzel söylüyorsun ama bu dile kolay!

Hem sen, önüne geçilemeyen sinsi bir hastalığın tesiri altında hayatı yavaş yavaş sönen bir biçareden, bir hançer darbesiyle çektiği azaplara birdenbire son vermesini isteyebilir misin?” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

KALBİMİZ

“Kalbimizin kendi mutluluğunu ancak kendisi sağladığı o kadar muhakkak ki…”

ÜZÜCÜ BİR HAYAL

“Ebediyen insanların mutluluğuna sebep olan her şey, yine onun üzüntü ve sefaletinin kaynağı olmak zorunda mıdır?
Canlı doğanın kalbimde uyandırdığı içimi o kadar sevinçle dolduran ve bütün dünyayı çevremde bir cennete çeviren o taşkın ve ateşli duygu, şimdi dayanılamaz bir işkence, beni her yerde takip eden üzücü bir hayal haline geliyor. “ (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

TUTKUNLUĞUN TANIMI

“Bu çılgın ve sonuçsuz tutkunluğun ne olacak? Artık ondan başkasına tapındığım yok. Zihnime onun hayalinden başka bir şey görünmüyor. Çevremde ve bütün dünyada ancak onunla ilgili olan şeyleri görüyorum. Kendimi tekrar ondan koparıp ayırmak zorunda kalıncaya kadar… İşte böyle birkaç saatim mutlu geçiyor.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

BAZEN…

“Kendimizde bazı şeylerin eksik olduğunu o kadar çok hissederiz ki çoğunlukla, bizde eksik olan bu şeylere sahip bulunan bir kimse görünce, ona aynı zamanda da bizim meziyetlerimizi ve üstelik gönül rahatlığımızı da bildiririz. İşte böylece bu dört başı mamur bahtiyarı, kendimiz yaratmış oluruz.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

AZİMLE ÇALIŞMAYA DEVAM EDERSEK…

“Bütün zaafımıza ve çektiğimiz bütün eziyetlere rağmen, sadece azimle çalışmaya devam edersek, çok ağır yürüdüğümüz ve akıntıya karşı kürek çektiğimiz hâlde bile, çok defalar pupa yelken ve çala kürek gidenlerden daha çok ilerlediğimizi görürüz.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

KENDİSİNDEN MEMNUN OLMADIĞI İÇİN

“Adımlarını bile bir kocakarı gibi sayılı atıyor. O zaten kendi kendisinden hiçbir zaman memnun olmadığı için, kimse onu memnun edemiyor.”

SABIR VE TAHAMMÜL

“Bu adamlar hem kendilerine hem de başkalarına güçlük çıkarıyorlar. Ama insan bu gibilerin karşısında tıpkı bir dağı aşmak zorunda kalan bir turist gibi sabır ve tahammül göstermelidir.

Şüphe yok ki eğer bu dağ olmasaydı yol daha rahat ve daha kısa olurdu. Fakat o bir kere karşımıza dikilmiş bulunuyor ve onu aşmak gerekiyor. “ (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

HİÇBİR ŞEYİN FARKINDA DEĞİLİM

“Gece, güneşin doğuşunu seyretmeye karar veriyorum, ama sabah olduğunda bir türlü yataktan kalkamıyorum. Gündüz, ay ışığında dolaşarak biraz neşelenmek için can attığım hâlde, akşam olunca odamdan çıkamıyorum. Kısacası niçin kalktığımın ve niçin yattığımın farkında bile değilim.”

ÇABUK KIRILAN BİR ŞEY

“Gönül rahatlığı pek şahane bir şey, hele sevinç başlı başına bir mutluluk. Ah!.. Sevgili arkadaşım, keşke bu mücevher, güzel ve kıymettar olmasına karşılık, bu kadar çabuk kırılan bir şey olmasaydı.”

YAPMAMALIYDI

“Bunu yapmamalıydı. Hayalimi bu göksel masumluğun ve cennet mutluluğunun canlı örnekleriyle kışkırtmamalıydı. Artık bir kere hayata karşı ilgisizlik uykusuna dalmış olan kalbimi, tekrar uyandırmamalıydı.”

GÖNÜLLERDEN HIZLA SİLİNMEK

sozler-anlamli-sozler-genc-wertherin-acilari

“Heyhat, insan şu yeryüzünde o kadar iğreti bir misafir ki varlığını en olumlu bir şekilde hissettiği, sevdiklerinin hayalinde ve ruhunda varlığının en gerçek bir etki yaptığını gördüğü bir yerde bile, gönüllerden siliniyor ve izleri kayboluyor. Hem de ne kadar hızlı!” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

HER ŞEYİN KAYNAĞI BENİM İÇİMDE

“Eskiden bütün mutluluğumun kaynağı benim içimde olduğu gibi şimdi de bütün felaketimin kaynağı da içimde gizlenmiş bulunuyor.”

DİN

“Benim dine saygılı olduğumu bilirsin. Onun pek çok yorgunlar için bir destek, birçok dermansızlar için de bir iksir olduğunu hissediyorum.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

İNSAN NEDİR Kİ?

“İnsan nedir ki? Kuvvetinin yetersizliğini, bunlara en çok muhtaç olduğu zaman hissetmiyor mu? Neşe içinde yüzdüğü veya ızdırap içinde kıvrandığı zaman, her iki hâlde de tam sonsuz âlemlere dalarak kendinden geçmek için can attığı bir sırada birdenbire durup tekrar o manasız ve soğuk benliğine dönmek zorunda kalmıyor mu?”

BOŞLUK

“Hissettiği veya düşündüğü ne kadar önemli şeyler varsa hepsini onunla paylaşmaya alışmıştı ve onun uzaklaşmasıyla bütün varlığında tekrar doldurulması mümkün olmayacak bir boşluk açılmak tehlikesi baş gösteriyordu.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

BEN ÖNDEN GİDİYORUM

“Ben önden gidiyorum. Babamın, senin babanın yanına gidiyorum. Ona dert yanacağım, o da sen gelinceye kadar beni avutacak. Ondan sonra da uçarak gelip seni karşılayacağım, sana sarılacağım ve seninle sonsuzun karşısında ebedi olarak kucaklaşmış kalacağım. Rüya görmüyorum. Sayıklamıyorum. Mezara yaklaşırken her şey bana aydınlık görünmeye başladı. Biz yine var olacağız ve birbirimizi tekrar göreceğiz.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)

Eserle ilgili farklı alıntıları da okumak isterseniz bu eser için yazdığım Yorum ve İnceleme↵ yazısına bakabilirsiniz.


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)↵

kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Gülten Kuralkan Ekşi

    İç aleminde duygularını bu kadar yoğun yaşayan Werther’in yaşam hikayesi oldukça dikkat çekici,
    Psikoloji alanında birçok araştırmalara yönlendirmesi açısından o dönem için cezbedici bir eser olmuş olmalı teyzecim.
    Goethe’nin bir Avrupalı olarak İslam’a duyduğu yakınlık ve hayranlık; ‘Hakikat’i görebilmesi gerçekten gurur verici.
    Doğayı hassas yapısıyla incelerken, içselleştirirken kullandığı ifadelerin oldukça hoşuma gitmesini bahsetmeden edemicem:)
    Teşekkürler teyzecim..

    • Dediğin gibi dikkat çekici bir yaşam hikâyesi ve dikkat çekici bir yazar.
      Batı âleminin “hayatı ve eserleri bilinen 17 dâhisi” üzerinde yapılmış bir zekâ testinde 210 puanla birinci seçilen bir dâhinin İslam’ı seçmesi gerçekten gurur verici. Kur’an-ı Kerim’i “muhteşem” sıfatıyla nitelemesi ve Hz. Muhammet(s.a.v.)’i “medeniyet”e uzanan merdivenin en son basamağında görmesi ise alışkın olmadığımız bir hakkaniyet. Bernard Shaw, buna benzer yaklaşımlarından dolayı onun, 18. yy. Avrupa’sının “insaflı ve namuslu mütefekkir”lerinden biri olduğunu belirtiyor.
      Bu arada, romandan aldığım ve vurgulamaya çalıştığım ifadeleri senin de beğenmene sevindim. 🙂

  2. Gülay Doğan

    Bugün okullar açıldı.

    Yepyeni bir yıl, yepyeni hâller, yepyeni umutlar, mutluluklar, acılar, pişmanlıklar, bilgiler…
    Yepyeni,…
    Hiç kullanılmamış, taptaze bir yıl.
    Çocuklarımızı okula yolladık.

    -Pek sanmıyorum ama öyle istiyorum -güle oynaya gittiler.

    Onları yolculadığımız şu dakikalarda Genç Werther’in kalbiyle çocuklarımıza bir kez daha bakalım mı?
    Genç Werther gibi seyredelim mi onları?
    İnatlarında sebat, delişmenliklerinde metanet görelim mi?
    Hem de hiç bozulmamış hiç zedelenmemiş bir hâlde.
    Şule Hanım, çocuğumu, çocuklarımızı düşündürdünüz.
    Hep beraber onlara güle güle, diyelim.
    Güle güle gitsinler yeni hayatlarına.
    Bizler de güle güle eşlik edelim onlara.
    Çok heyecanlıydılar.
    Bize çok ihtiyaçları var.
    Sayfanızı çok beğendim.
    İyi günler 🙂

    Bu arada Werther’i ‘en çok üzen şey’ ne kadar manidar 🙁

  3. “-Pek sanmıyorum ama öyle istiyorum -güle oynaya gittiler.”
    Bugün gördüğüm bir fotoğraf tam da bu sözünüzü doğrular gibiydi!!! 😊

    genc-wertherin-acilari

    Ben de sizinle aynı ümidi paylaşıyorum Gülay Hanım. Umarım çok sevgili gençlerimizin ve çocuklarımızın inatları sebata, delişmenlikleri de metanete tebdil eder.

    Werther’i en çok üzen ve sizin de manidar bulduğunuz şeyi yazıya dönerek tekrar okumak isteyenler olabilir. Onlar için…👍

    BENİ EN ÇOK ÜZEN ŞEY

    “İnsanların birbirlerini üzmeleri, özellikle hayatlarının çiçek açma devresini yaşayan gençlerin, kalplerini bütün sevinçlere en çok açık bulundurabilecekleri bir çağda, o sayılı güzel günlerini birtakım münasebetsizliklerle birbirlerine zehir etmeleri ve israf ettikleri şeylerin yerine konulmasına imkân olmadığını ancak çok geç anlayabilmeleri kadar, beni üzen hiçbir şey yoktur.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir