Dipsiz Mağara (Kitap Sözleri)

DİPSİZ MAĞARA

Varlığın anlamını felsefi bir bakış açısıyla sorguladığı romanını duygusal ögeler katarak da derinleştiren Cihat Demirsoy, günümüzün genç ve gelecek vadeden yazarlarından biri. Onun ilk romanı Dipsiz Mağara için yazdığım kitap yorumuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu sayfada ise kitaptan derlediğim sözleri okuyacaksınız.

(Kitap Yorumu)↵


KİTAP SÖZLERİ

dipsiz-magara-kitap-sozleri-1

“Ey insan, kendini tanı!” ihtarına kulak tıkayan bir ruh, bedeninden çok daha önce gömülmüştür. O artık sadece nefes alış verişinde bulunan soysuz bir çerçiden başkası değildir.

“Böbürlenerek yürüdüğün yollarda kimse seni sevmez. Biraz eğilmiş olursan daha dik durmuş olursun!”

Dipsiz Mağara

“Dipsiz bir mağara içimiz ya da hepimiz dipsiz bir mağara içindeyiz. Bu mağarada yaşayan bir gölgeden ibaret hayatımız. Ruhumuzun en ücra kıvrımlarına ulaşmaya çalışmadıktan sonra dipsiz bir mağara gibi karanlıkta kalacak her yanımız.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Soylu Bir Hedef

“Ey insan, kendini tanı! Aksi durumda, bir hiçmiş gibi gezindiğin sayfalardan silinme ihtimalin var. Bir yazı ol, kazın sayfalara ya da bir harf ya da bir ses…

Gök kubbeyi sağır edici bir çığlık atmaya takatin mi yok, en azından beşer olmanın ayrıcalığı ile insani inlemelerini yavaşça fırlat doğaya.

Koşmaların, yakıcı bir beladan kaçmak için değil, soylu bir hedefin peşinden olsun.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Kendimizi Aramak

“Meraklı gözlerle çevremizi taradığımız her bakış, kendimizi aramaktan başka bir eylem değildir. Gözler ki yaratılış gereği dış dünyaya bakar fakat görmek istediği kör nokta: kendimiz.”

“Karanlıktan geldik, karanlığa gidiyoruz. Ömrümüz, kendimizi görebileceğimiz bir ayna aramaktan ve bu görüntüyü sağlayacak yeterli bir ışık bulmaktan başka nedir ki?” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

dipsiz-magara-kitap-sozleri-2

Rotan Kendin Olsun

“Rüzgârın önüne kattığı yapraklar gibi kâh sağa kâh sola yalpalanıp durma! Tesadüfler taşımasın seni bir yerden bir yerlere. İstikamet belirle. Rotan kendin olsun. Kaptanı olduğun geminin bahtiyar dümeni titreyen ellerinde.”

Eylemlerin En Soylusu

“Dipsiz bir mağara içimiz. Bu dipsiz mağaranın derinliklerinde benliğimizi arıyoruz. Bulmanın değil de aramanın mümkün olduğu sonsuz bir çırpınış bu. Buldum diyenler yanılır çünkü bulanlar çoktan ölmüş olanlardır. Biz yaşayanlar sadece arıyoruz. Aramak mı? İşte o, eylemlerin en soylusu.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Dipsiz Mağara

“Dipsiz Mağara bir simge ve Tahir içimizde.
Bulabilmenin değil de aramanın mümkün olduğu sonsuz bir çırpınış bu. İçimizde dolaşan gizleri hissetmek neye yarar, onları özümsemeye gayret etmedikten sonra?”

dipsiz-magara-kitap-sozleri-5

Gözlerinizi Tersine Çevirin

“Bakmak için değil de görmek için taşıdığınız gözlerinizi korkmadan tersine çevirin. Sonsuz bir uçuruma baktığınızın gerçek bir şahidi olacaksınız.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.7)

Cürümlere Bulaşmak Kaçınılmaz

“Dört mevsimi de bağrında sırasız yaşatan ruh, ani değişimler göstermeye yazgılı. Dinginlik, varabileceğimiz Nirvana. Yaratılışımız, hatalardan bizi tamamıyla arınık kılmamış. Cürümlere bulaşmak kaçınılmaz.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Bazı Güzel Anlar

“Hani, hayatın belirli ve uzun sıkıcı anları vardır ya, işte bazı güzel anlar o derece kuvvetliydi ki o bütün sıkıcı anları gölgede bırakarak hayata tatlı bir yumuşaklık katıyordu.”

Kitaplar

“Kitaplara gözlerimi ve vaktimi teslim etmeye karşın, onlardan aklımın ücrasından bile geçmeyecek fikirleri ve duyguları alırdım. Bu karşılıklı değiş tokuş macerası bana, ticaret âlemindeki en kârlı alış verişmiş gibi gelirdi.”

“Ailemden sonra, eğer ki ruhumda başka bir şeklin izleri varsa en belirgin hatlarıyla sahibi olduğum kitaplardı. Bu, öyle yumuşak esen bir rüzgârdı ki varlığı hissedilmeksizin verdiği şekli, başka hiçbir kuvvetli fırtınanın aldırmaya gücü yetmezdi. Yıkımlara sebep olan şey, zoraki aşırılıktı. İnceltmek veya incelterek şekil vermenin yolu, yumuşaklıktan geçmeliydi. Ders kitaplarının o zoraki ezberlenecek tarafları olmasa, belki onları da okuma kitaplarım kadar sevebilirdim.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Sevgi

dipsiz-magara-15

Ağlamak

“İnsan olmanın belirtilerinden biri, belki de en güçlü yanı, her an boşalmaya hazır duygu bulutlarını gözlerinde taşımaktı. İllaki akmasına da lüzum yoktu. Ağlamayı utanç vesilesi sayan biz erkeklerin gözü o bulutlarla kararsın yeterdi. Kadınların zaten böyle bir utanç bahanesine ihtiyacı yoktu. Göz pınarlarına zamansız uğrayan yaşlar, şefkatli yüreklerinde kaynayan bir duygu çeşmesinden zahmetsizce fışkırıyordu.”

Buruk Bir Duygu

“Bu son demleri içime öyle buruk bir duyguyla çekiyordum ki her nefeste ciğerlerime bir kıymık gibi batıyordu.”

dipsiz-magara-kitap-sozleri-

Hayat

“Hayat, iyi ve kötü sürprizlerin birbirine galebe çalmaya çalıştığı olaylar örgüsüydü.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

İnsandık, Dayanmalıydık

“İnsandık, sonsuz kederlerle bulanmış yaşamımız, bizlere istenmeyen sahneleri gösteriyor; istemeksizin aldığım rolle, bizi acemice oynamaya zorluyordu. Bir yüreğimiz vardı, acıların oklarını üzerine bir hedef gibi çekiyordu. İnsandık, dayanmalıydık. Kendimizi ölecek hâle getirinceye kadar gözyaşlarımızla ıslasak da ölemezdik, ölmemeliydik.”

Dualarım da Olmasaydı…

“Dar günlerimde beni teskin eden ve hayalet görünümlü bulutları bir çırpıda dağıtan dualarım cankurtaran gibi imdadıma yetişmese hiçlik batağında boğulurdum.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Aşk

“Aşk bir sırdı benim için, muhatabına söylemeden söylenmemeliydi kimseye.”

Felaketten Kaçınmak

“Kimi zaman herhangi bir olay karşısında küçük bir eziyete katlanmak, başımıza gelebilecek bir felaketten kaçınmak da olabilir.”

Şükür ve İsyan

“Şükür yumuşaktı, isyan acı.”

“Akıl gibi duyularımıza da çizilmiş bir çember vardı ve bu çemberin dışına çıkmak insanı yakardı.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.70)

Ferahlatıcı İnanç

“Her kalp, büyük üzüntüler karşısında sarsılır yaratılmıştı fakat sonsuz kederlere kapılmayı ancak ölümden sonraki yaşamın ferahlatıcı inancı engelleyebilirdi.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.74)

O Yok ama Sevgisi Benimle

“Ayrılık hiçbir şeydi. İnsan sevgisini yanında taşıyabilirdi… Mesafeler insanları zorlardı bu doğru, güneşe ulaşamadık diye bizi ısıtmıyor değildi. Etrafımda gezinen bir Manolya olmayacaktı belki ama sevgisi benimleydi.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.75)

Kayığa İtilmiştik Bir Kere

“Akış hızını kendisinin belirleyemediği, kıvrımlı bir nehirdeydi insan. Yokuş aşağı uçtuğu da olurdu, düz bir ovada salındığı da. Hangi denize döküleceğini bilmeden, bazen senelerce yol alırdı. Bu nehir, sürüklendiği yolda bir ayrıma varırsa ya talihine boyun eğecek insan ya da umuduna kürek çekecekti. İçine itilmiştik bir kere. Bu kayıktan inmek mümkün değildi. Bahtımıza yazılmış bir eş, karşımıza çıkarsa onu kayığa alabilirdik. Ne yazık ki bu kayıktan inmeler çoğu kez aynı zamanda değildi.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Manolya: Yüreğimi Parçalıyordu

“Zaman, kötü hatıraların üzerini örttüğü gibi, güzel olanları da silmeye başlıyordu. Zihnimizdeki her şey silinir değilse de üzeri kapanmaz değildi. Hafızamı bir çöplüğe çeviren yıllar, üst üste yığıldıkça altta kalanlar örtülüyor; yeniler, eskilerin üzerinde yükseliyordu. Manolya, bu çöplükte büyüyen bir çiçekti. Öyle yükselmişti ki içime saldığı kök, yüreğimi parçalıyordu.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.82)

Hayat

“Hayat, insanlara yeni ufuklar açıyordu. Tam yakalıyorum derken bir başkası doğuyordu. Tesadüfi bir rüzgâr değildi benliğimi şekillendiren, düşüncelerimi güçlü fırtınalar dokuyordu.”

Talihim

“Bütün talihimi, bir tohum gibi zamana serpmiştim. Vakti gelince elbet yeşerecekti. Toprağa ekilen buğday, şartlarını yerine getirdikten sonra neden filizlenmesindi. Kaçınılmaz olarak büyüyecekti ama verimini artırmak için de uğraşı gerekiyordu.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.94)

Boyun Eğmek

“Yeryüzünde gölgesini gezdiren her şey, zamanın olgunlaştırıcı etkisine boyun eğmek zorundaydı. Yaratan, hiçbir şeyi bu durumdan bağışık kılmamıştı. Bir tohumduk hepimiz; toprağa ekilmiş, sulanmıştık. Doğanın yasası bizi yavaşça büyütmeliydi. Sahneye tesadüfen düşen safderun izleyiciler gibi, elimizin ve ayağımızın dolaşmaması için üstümüze düşen görevi yerinde ve zamanında yapmalıydık. Şiddetli fırtınaların kollarında can verirdi gemiler; hafif bir rüzgâr dümendi, rotaydı. Yağmurlar sakince yağsın, rahmetti; galeyana gelen bulutlar, azamet…” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.109)

dipsiz-magara-kitap-sozleri-4

Aşkın Tarifi

“Ah Manolya! Hayalî görüntün içimde, umudu kökünden sökülmüş, sınıfsız bir paryaydı.
Seni sevmenin ‘ölüm’ demek olduğunu bilseydim yine de seni sever miydim? Ölmek değildi seni sevmek. Ölümün de kendince bir süreci vardı ve bu süreç, İlahî bir tamamla noktalanırdı.
Ah Manolya! Seni sevmek araftı,
Cehennem ateşlerinde yanmaktı.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.110)

Aşkın Azameti

“Aşkın azameti, acziyetimi sarınca ateş, suyu bastırdı. Gözyaşlarım yanan yüreğime aksa da onu söndüremiyordu. Beni öldürmeyen bir yara sürekli kanıyordu.
Ah Manolya! Yokluğun, beni kan çukurlarında boğuyordu.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.110)

“Yaratılıştaki merhamet, onu açığa çıkaran bir olay karşısında kendiliğinden taşardı.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.112)

Boşvermişlik

“Düşünce, hayalin karıştığı ırmak. Ya engin bir denize ulaşır, ferahlık bulursun ya da bir çağlayan olup düşersin uçurumlara. Zihni zıt ve çapraşık bilgilerin, ateşli münakaşaların alevinde bilemek ve olgunlaştırmak… Muhakkak ki her zihnin derinliklerinde belli belirsiz fikirler vardır, sahillere tünemiş sayısız kum taneleri gibi. Mühim olan o kumlara bir şekil verebilmek. Bir şekil veya bir ruh… Kumdan devasa kaleler yapan hünerli sanatçılar gibi dağınık fikirleri uygun bir zemine resmedebilmek…
Düşünce hayalin karıştığı ırmak. Düşünmüyoruz! Kimiz, neyin? İçimizde fokurdayan binlerce soruların ezberci parmakları hep aynı şıkkı işaret ediyor: boşvermişlik. (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy, s.122)

Hayat Ne Tuhaf

“Karşılaştığımız hiçbir şey tesadüfi olamazdı. Yazgımızın tayin ettiği yollara döşenmiş her şey, çoğu zaman bunu hissedemesek de, bizlere, bizimle alakalı bir şeyler fısıldıyordu. Ne büyük talihsizlik ki çoğunluğu gözlerimize çarpmadan buğulu bir camın arkasında kendisini gizliyordu. Hayat ne tuhaftı. Gökyüzünden onlarca sezi yolluyordu güzergâhımıza ve bizler inatçı bir şemsiyeyi kollarımızda taşıyorduk.”

Ruh ve Şefkat

“Biri baştan başa ruh, biri abide-i şefkatti.
Şefkatin kucağında ruhun can verdiği saatti.”

“İnsanın kendisini görebilmesi, başkalarını görmesinden daha evlaydı.”

Yalnızlık

“Yalnızlığın bir insanlık suçu olduğunu biliyorsam da kalabalıklar arasındaki yalnızlığın ölüm olduğunu bütün hücrelerimce duyumsuyorum.” (Dipsiz Mağara, Cihat Demirsoy)

Kitap Yorumu↵


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)↵

kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Cihat Demirsoy

    Yazılan şeylerin bir başkasınca yorumu ve onu açığa çıkaran hassas cımbızı esere güzellik katıyor. Dikkatlice okumak, altını çizmek, parıldamaya layık cümleleri renkli kalemlerle parlatmak en güzel eylemler. Gülsüm hocam, elinize sağlık. Sonsuz teşekkürler 🙏

  2. İnsana ve -daha ziyade kendisine- dikkatli bakan her göz, anlatmaya değer birçok şey bulacaktır orada.
    Hocam, siz de baktınız, gördünüz ve büyük bir samimiyetle gördüklerinizi yazdınız.

    İşte bunun için çok güzeldi ve altı çizilmeye değerdi.

  3. Mustafa Sinan Öztürk

    “Bir kitap, insanın hayatını komple değiştirebilir”düşüncesinin realitesini yazılarınızı çalışmalarınızı takip ettikçe daha net anlayabiliyorum hocam.
    Çalışmalarınızı takip ederek içimdeki okuma arzusunu dindirebiliyorum.

    Alanınızda sizden başka çok da fazla bir çalışma bulamadım. Sanırım benim gibi yaş almış ve içinde okuma arzusu olan arkadaşlara bir şanssınız. Teşekkürler. Daim olur İnşallah hocam. Kaleminiz hep yazsın👍

    • “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk’un Yeni Hayat adlı romanı, kendisinden de ünlü bu sözle başlıyor Sinan Bey.

      Kitapların insanlar üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçek. Ben de bu gerçekten yola çıkarak kitaplarla siz değerli okurlar arasında bir köprü vazifesi görmeye çalışıyorum kitablogum.com’da.

      Hem bu arada içinizdeki okuma arzusunu da dindirebiliyorsam ne mutlu bana, amacıma ulaşıyorum demektir.

      Nezaketiniz için teşekkür ederim.
      Hep takipte kalmanız dileğiyle…

  4. Fatma Öztürk

    Hocam bu ne güzel bir yazı

    Okumak yine okumak ve yetmiş beş yıllik yaşimda bu yaziyı okudukça bakiyorım her bir kelimesinda anlamlı anılar var okudukça rahatliyorum kalemine eline sağlık devamini bekliyorum

    • Sizin gibi bir okur tarafından takip edilmek ve yetmiş beş yılın size kattığı birikimle yaptığınız yorumları bu sayfalarda görmek benim için çok kıymetli.

      Teşekkür ederim Fatma Hanım.🙂

  5. Melik Vatansever

    Kendini geliştirdikçe yalnızlaşıyor insan.Din olmasaydı nodern insanın nerelere gidebileceği
    muamma.Nasıl bi yaşam olurdu acaba?Yeni keşfettim sizi.Tebrik ediyorum Gülsüm hanım

  6. Modern insanın -ya da en doğrusu aslında hepimizin- işi çok zor Melik Bey. Tutunacak sağlam dallara ihtiyacımız var. Aksi takdirde uçurumlardan yuvarlanmak an meselesi.

    Duyarlı yaklaşımınız için teşekkür ederim.

  7. Gülay doğan

    Çok Kıymetli Hocam,
    Saygıyla selamlıyorum sizi. Çok güzel bir çalışma olmuş.
    Bu kez yaşayan bir yazarımıza yer vermeniz bizi heyecanlandırdı.Yazarımızın bakışlarının bizim yazdıklarımızda da dolaşabileceği hissi oldukça keyifli.

    • İstifade edilebilecek ve hem de hoşa gidecek bir çalışma sunmak ve bu çalışmanın sizin tarafınızdan değerlendirilmesi benim için önemli.

      Aynı zaman dilimine tanıklık ettiğimiz yazarların eserlerini okumanın ve birlikte yorumlamanın zenginleştirici bir tarafı var.

      Bu birlikteliğe katkı sunduğunuz için teşekkür ederim Gülay Hanım, eksik olmayın.🙂

  8. Gülay doğan

    Görmek istediğimiz :kendimiz.
    Kör nokta kendimiz.
    Ya kendimize baktığımız yeri ya da kendimizin olduğu yeri mi değişmeliyiz ?

  9. Cihat Demirsoy

    Her ikisini de yapabiliyosak ne âlâ!
    ‘kendimiz’ kim onu da bilebilmeliyiz öncelikle. Bir şeyin görülebilmesi için o şeyin önce tanımlanabilmesi gerekiyor sanki.
    “Dipsiz bir mağara içimiz ya da hepimiz dipsiz bir mağara içindeyiz.” Burada içimizdeki mağaraya mı bakmalıyız, yoksa dışımızı kuşatan mağaraya mı? Bunu kestirmek zor.
    Sonsuz bir boşluk kuşatmış her tarafımızı. Aslında boşluk hissini acziyetimiz saydığımız sınırlar vehmediyor. Dış dünyaya attığımız her bakışın sınırları var. İç dünyayı tarayan gözler de faziletine bağlı olarak derinleşebiliyor.
    Kendimizi olduğumuz yerden de değiştirsek, farkı açılardan da baksak kendimize, aynı kapıya çıkıyor mesele.

  10. Gülay doğan

    Sevgili Cihat Bey,
    Gülsüm Hanım’a söylemek istediğim tam da buydu: Bir kitabı sahibiyle okumak.Yakalamaya çalıştıklarımızın isabetini test etmek. Muhteşem bir birliktelik.Değer verip cevaplamanızdan onur duydum.Teşekkürler.

  11. Cihat Demirsoy

    Bir değer varsayıp metni okumanız da benim için güzel bir şey.
    ‘Dipsiz mağara’ müthiş bir mekân. Hem basit hem karmaşık.
    Meraklı gözler, sönük bir fener: hırsız feneri. El yordamıyla tanımlanamaya çalışıyoruz hiç görmediğimiz bir şeyi.
    Doğumumuz ile yaşamımız arası bir adım uzaklık da olsa, sonsuz bir dilim…

    • Ben de bu güzel fikir alış verişine naçizane katkıda bulunmak istiyorum ama öncelikle, konunun derinleşmesine vesile olduğunuz için Gülay Hanım ve Cihat Bey, sizlere teşekkür ediyorum.

      “Kör nokta, kendimiz.” harika bir benzetme doğrusu.

      Araba kullananlar “kör nokta” tabirini çok iyi bilirler. Şerit değiştirmek isteyen sürücü, yolun müsait olup olmadığını anlamak için hem dikiz aynasına hem de yan aynaya bakmak, sonra da kafasını sola doğru çevirip “kör nokta” dediğimiz ve aynalarda görünmeyen o noktayı kontrol etmek zorundadır. Aksi takdirde başka bir arabanın sürpriz ama acı bir selamıyla karşılaşabilir. 🙂

      Kendimiz de kör nokta dediğimiz o yerdeyiz işte. Bu yüzden kendimizi görebilmek, farklı bir bakışı ve özel bir çabayı gerektiriyor, bunu es geçmek ise değişik kazalara sebebiyet verebiliyor.

      Hem haddimizi bilmek ve hem de sınırlarımızı genişletmek için bu bakışı ve çabayı gerçekleştirmek zorundayız, çok zor olsa da.😔

  12. Gülten Kuralkan Ekşi

    Toprağa ekilen buğday vakti gelince, şartlarını yerine getirdikten sonra neden filizlenmesindi.
    Nedir bu sabırsızlılığımız, acelemiz, çabucak sonuca ulaşma arzumuz…

    Heryerde, her an kendimizi görebileceğimiz bir ayna arama çabası ve bu görüntüyü sağlayacak yeterli bir ışık bulmak… Ömür bu işte!
    Kaleminize sağlık Cihat Hocam, Şule Hocam tüm ifadeleriniz çok değerli 🌷

    İç dünyayı tarayan gözlerimizin herdaim faziletini arttırabilme çabası içine girerek derinleştirebilmek duasıyla…

    • Gülten Hanım, sizinle aynı şeylerin altını çizmek çok hoş.🙂

      Şu son cümle, bana göre de vurgulanması gereken bir cümleydi: “İç dünyayı tarayan gözler de faziletine bağlı olarak derinleşebiliyor.”

      Buğday metaforu da sabrımızın bilenmesinde bir hayli etkileyici.

  13. Gülay doğan

    Gülsüm Hanım,
    Sizin ev sahipliğinizde kitaplar ve sahipleriyle buluşuyor, kaynaşıyor, yakınlaşıyoruz.Size gönül borcumuz var.

  14. Gülay doğan

    Sevgili Cihat Bey,
    O hâlde hırsız feneriyle arıyoruz benliğimizi. Karşısındakini gösterip taşıyanı göstermeyen hırsız feneriyle.Karşımızdakini gösterip kendimizi göstermeyen. Kendimiz arıyor hiç görmediği kendisini..
    Dipsiz bir mağara hepimiz ya da hepimiz dipsiz bir mağara içindeyiz.Bir başka deyişle:
    Bir ben vardır bende benden içeri.

  15. Gülay doğan

    Sevgili Gülsüm Hanım,
    Tam da trafik benzetmenizden hareketle kör noktayı görebilmek için küçük bir sola bakmak eylemi yeterliymiş, diye düşünürken sizin bu eylemi farklı bir bakış ve çaba gerektiren zor bir eylem olarak değerlendirdiğiniz tembihinizi fark ettim.

  16. Gülay doğan

    Gülten Hanım’ın vurguladığı gibi : Bu zor eylem için ne diye sabırsızlanıyor, acele ediyor, çabucak sonuca ulaşmayı arzuluyoruz ki ?

  17. Kitapları, kitapseverleri ve düşünmeyi sevenleri bu blogda ağırlamaktan çok memnunum Gülay Hanım, lütfen hep burada olun.🙂

    Trafikteyken “kör nokta”ya bakmak, aynalara bakmaya göre daha zor gelir bana.🙂 Kör noktayı görmenin ve kendimize bakabilmenin zorluğu işte bu yüzden hemen örtüştü zihnimde.

    Ve ne yapalım ki kendimize bakabilme eylemi, zor olduğu gibi hem sabır hem de çaba gerektiriyor.

    Peki bu çok mu gerekli?

    Yunus Emre’den yaptığınız alıntıdaki o “ben”e ulaşabilmek için,

    evet, çok gerekli.

    Saygılar…💐

  18. Gülay doğan

    Gülsüm Şule Hanım,
    Engin gönlünüz ve nezaketiniz karşısında etkilenmemek ve blogunuzun yakın bir takipçisi olmamak mümkün mü?😊
    Saygılar…🌻

  19. Cihat Demirsoy

    Gülsüm Şule hocam, yapılması zor olana talipli. Bir yazıyı irdelemek, o yazıyla ilgili çıkarımlarda bulunmak, o yazının da üstüne çıkmakla sağlanabilir. Elinize sağlık Gülsüm hocam 🙏

  20. Estağfurullah sayın hocalarım,

    Kötü söz, sahibine aitse güzel sözler de eminim ki sahibine aittir. Sözlerinizi bu yüzden üzerime almadım, hepsi sizindir.

    Teşekkür ederim.🙂

  21. Gülay doğan

    💐 💐 💐

  22. Gülay Doğan

    Şule Hocam,
    Tevazunuz sizi gözümüzde çok çok daha yüceltiyor.Emeğinize, kaleminize sağlık.
    Hep burada olacağım.

    • Gülay Hanım, yorumlarınız gibi yazılarınızı da bu sayfalarda görmek beni çok mutlu eder. En kısa zamanda bunun gerçekleşmesi dileğiyle. 😊

  23. Sedef İpekci

    Şule hocam calismalarinizi zevkle takip etmeye calisiyorum, cok tesekkurler emeginize saglik…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir