Kitap Okumanın Önemi

Kitap Okumanın Önemi

Hayatında yapmaktan hoşlandığın ilk üç şeyi say deseler, okumanın önemine inanmış biri olarak, birinde mutlakakitap okumakderdim.

İnsan hayatı için önemli bulduğun bir iki öneride bulunur musun, deseler, birinde mutlaka kitap okumanın yararlarından bahsederdim .

Kitap okumanın önemi neden bu kadar büyük, diye sorduklarında da başlardım anlatmaya… 🙂

İnsanız, derdim.

Çaresizliği de yaşarız çare olmayı da.
Yalnızlığın acısını da yaşarız, yalnız kalma arzusunu da.
Kederin en koyu rengini de yaşarız, mutluluğun en yücesini de.

Heyecanlar, zaferler, korkular, çıkmazlar, pişmanlıklar, endişeler, sevinçler hep bizim için.

Yaşarız bütün bunları yaşamasına da ya sonra?

Yaşadığımız birçok şeyi, biz daha onları yorumlayamadan, neyin ne olduğunu tam anlayamadan, bir kenarda sessizliğe mahkûm ederiz.

Oysa onlardan ne çok öğreneceğimiz şeyler vardır kim bilir?

kitap-okumanin-faydalari

GÜÇLÜ BİR FENER

İşte,

tam bu noktada kitaplar devreye girer. Ruh dünyamızın kapısını açarak, derinlere iner. Gerekli olanı orada bulur, ortaya çıkarır ve önce kendimizi sonra da bizim dışımızda ne varsa her şeyi daha iyi anlamamızı sağlar.

Tolstoy, Anna Karenina↵ adlı kitabında ruhun derinliklerine inmeyi,

“İnsanoğlunun ruhunun derinliklerine inmek, orada kendini belli etmeden duran bazı şeylerin su yüzüne çıkmasına neden olur çoğu zaman.”

diyerek açıklar. Dünya klasikleri arasında yer alan bu muhteşem kitap, tuttuğu güçlü fener sayesinde, insan ruhunun karanlıkta kalmış yanlarını aydınlığa çıkarmayı mükemmel başarır.

Aynen bu kitapta olduğu gibi,

neden bizi üzdüğünü hiç düşünmeden bir kenara ittiğimiz, ötelediğimiz, bastırdığımız olaylar;

yaşadığımız ama yaşarken hiç farkında olamadığımız, değerini bilemediğimiz mutluluklar;

davranışlarına bir türlü anlam veremediğimiz insanlar ve daha birçok şey, kitapların satırlarında karşımıza çıkar.

Mesela kitaplar sayesinde  ruhumuzun çürümüş yanlarının olabileceğini fark ederiz.

Başka bir dünya klasiği olan Madame Bovary↵ adlı eserinde Gustave Flaubert,

“Emma mutlu değildi, hiçbir zaman da mutluluğa kavuşamamıştı. Hayatın bu yetersizliği, dayandığı şeylerin bu birdenbire çürüyüverişi neden ileri geliyordu?”

sorusunu yönelterek hayatımızdaki çürümüşlükler üzerinde düşünmemizi sağlar.

KİTAPLAR DÜŞÜNDÜRÜR, HİSSETTİRİR

kitap-okumanin-onemi (1)

Kitaplar düşündürür, kitaplar hissettirir, hem de her duyguyu. Yazarlarının gözlem yeteneği, olayları ve insanları kavrayışlarındaki isabetli yaklaşımları, birikimleri sayesinde bunu mükemmel başarırlar.

Kitaplarıyla bir dünya yazarı olduğunu kanıtlayan Balzac↵  işte bu başarılı yazarlardan biridir. Onda, olağanüstü bir gözlem yeteneği vardır ve aynı zamanda güçlü bir hafıza. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı çok iyi bilir.

Eserlerindeki olayların ve durumların nedenselliğini ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Kitaplarında sezdirdiği hemen her duygu bize tanıdık gelir ve her biri ayrı güzellikte işlenir.

Mesela Vadideki Zambak↵ adlı romanında, bazı acıların, insana sonsuza kadar yaşanacakmış hissi veren bir duygu olduğunu şu kısacık cümleyle ifade eder:

“Acılar sonsuz oluyor, sevinçlerin ise bir sınırı var.”

Peki ya bekleyişlerimizi nasıl anlatır kitaplar?

Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel↵ adlı eserinde, bazı “bekleyiş”lerin nasıl ürpertici bir hâle büründüğünü iliklerimize kadar hissederiz:

“Hiç bitmeyecek kadar, sonsuzluk kadar uzun, soğuk, uçurum kadar karanlık bir bekleyişti bu.”

Bütün bunları okurken, “Evet, yaşadığım şey tam da bu!” deriz. İşte o anda içsel yolculuğumuz başlamış demektir. Kendimizi bulma yolunda başlayan bu yolculuk, her defasında, kendimizle ilgili yeni şeyleri anlamayla devam eder.

VARIŞI OLMAYAN YOLCULUK

kitap-okumanin-onemi (2)

Elimizde kitaplarla, kendimizi bulma yolunda başlattığımız bu yolculuk, aslında varışı olmayan bir yolculuktur. Bitmemesi gereken bir yolculuk…

Hem zaten böylesi güzeldir.

Doğmamış Çocuğa Mektup adlı kitabında Oriana Fallaci, genel anlamda yolculuğun, varmaktan çok daha güzel olduğunu söyler:

“Savaşmak, kazanmaktan çok daha iyi; yolculuk yapmak, varmaktan çok daha güzel. Bir kez kazandın mı engin bir boşluktan başka bir şey duymazsın. Bu boşluğu yenmek için de yeniden yola çıkmak zorundasın, yeni yeni amaçlar bulmak. “

Peki en önemli amacımız ne olmalı?

Kendimizi bilmek mi?

Evet!

Kişinin kendisini bilmesi, gerçeğe ulaşma noktasıdır.

Oğuz Atay, Tutunamayanlar↵  adlı kitabındaki şu tek cümlede, kendimizi neden bilmemiz gerektiğini şöyle ifade eder:

“Kendini çözemeyen kişi, hem kendini hem de kendi dışında hiçbir sorunu çözemez.”

Düşünmeye değer bir ifade.

KİTAP OKUMAK:

KADİM ARAYIŞIN SONUCU

kitap-okumanin-yararlari

Kitap okumak, insanlığın kadim arayışının sonucudur.

Gerçek nedir?

Varlığımızın anlamı nedir?

Güzel nedir?

Doğru ne değildir?

Her bir varlıkta, düşen bir yaprakta bile, anlamlı bir derinlik olduğu inancıyla sükûnete ve huzura eren ruhumuz…

Ve kitaplar

Cevaplar orada. Bazen bir kitap serisinde bazen de satır arasındaki tek bir kelimede.

Bunu bilen, yaşayan bir insan, sizce her kitapta farklı bir heyecan duymaz mı?

Duyar elbette.

Kitaplar duyurur.

Kitaplar bildirir, öğretir, şaşırtır.

Kitaplar, uyuyan hücreleri uyandırır, silkeler, sarsar.

KİTAPLAR İNSANI KENDİNE GETİRİR

Kendimize gelmek, uzun ve zorlu, yardıma çokça ihtiyaç duyduğumuz bir süreç. Kitaplar işte bu süreçte imdadımıza yetişir; zihnimizi, hislerimizi ve aklımızı harekete geçirir. Akıl ve his melekelerimiz harekete geçtikçe karanlıklar dağılır, karanlığın dağılıp aydınlığın başladığı yerde heyecanımız artar, heyecanımız arttıkça da umudumuz.

Umut ve heyecan ise hayatımıza renk katar.

Zaten var oluşumuzun amacı da bu değil midir?

“Kendimize gelme” ya da başka bir deyişle “kendi özümüze dönme” heyecanına ve umuduna sahip olmak.

Kendi özümüze dönmek; öncelikle “kendimizi hor görmeme”yi gerektirir ve bize, kendimizden hareketle “varlık âleminin özüne ulaşma”yı vadeder.

Şeyh Galip bu gerçeği 18. yy.da görmüştür. O, İstanbul’da Yenikapı Mevlevihanesi’nde üç yıllık çileden sonra Mevlevi dedesi olmuş ve eserleriyle Divan şiirinin mükemmel son örneklerini vermiştir. Bu örneklerden birinde, “öze dönüş”ün gerekçesini, insanın “âlemin çekirdeği” olma özelliğine dayandırır.

“Hoşça bak zatına zübde-i âlemsin sen.” 

yani, “Sen âlemin çekirdeğisin, kendini hor görme!” der.

Düşünen varlıklarız ya da daha doğrusu, düşünmesi gereken varlıklar.

Böyle olduğumuz için, bazen binlerce masumun ölümüyle sonuçlanan bir savaş, bazen de küçük bir böcek ya da bir yağmur tanesi bizi düşünmeye sevk edebilir.

Aynı şekilde,

içinde bulunduğumuz varlık âlemi, bizi zaman zaman korkutabilir; olaylar ve insanlar, bazen nefes alamayacak hâle getirebilir.

Çünkü bazen anlayamıyoruz ya da bazen benim anlayamadığımı sen anlayabiliyorsun, senin anlayamadığını o, onun anlayamadığını bir başkası anlayabiliyor ve üzerine birikimlerini, anılarını, sahip olduğu bilgiyi de katarak hepsini bir kitapta toplayabiliyor.

Böylece bizler, insanlık tarihinin ilk ya da yakın yüzyılın son kitabı olsun fark etmez, onlardan yararlanabiliyor, âdeta bir zaman tünelinden geçmiş gibi, yazıları sayesinde kendileriyle sohbet edebiliyoruz.

Peki bu sohbet bize bir şey kazandırabilir mi?

Elbette!

Bu sohbet, yüzyıllar boyunca biriktirilen her tür bilgi ve tecrübeyi, çağımızın bilgi ve tecrübesiyle harmanlayıp zengin bir senteze ulaşmamızı sağlar.

kitap-okumanin-yararlari (1)

DEĞMEZ Mİ SİZCE?

Bizi böylesine zengin bir birikime ulaştıran bir kitabın nasıl ortaya çıktığını bilmek, kitap okumanın önemi bilincine bizi bir adım daha yaklaştırır.

Şöyle ki:

Elimizdeki değerli bir kitap, buz dağının sadece görünen kısmıdır, bu dağın bir de görünmeyen kısmı var.

Orada ne var peki?

Bir kütüphane dolusu okunmuş kitap var.

Düşünce çilesi var.

Olayları ve kişileri analiz etmek ve yorumlayabilmek için verilmiş büyük bir emek var.

Varlığı anlama gayreti var.

İşte bu gayretin ve verilen emeklerin sonucunda ortaya çıkmış bir kitapta, bizler de anlayamadıklarımızı anlayabiliyor, sezebiliyor, hissedebiliyoruz…

Anlayabilmek ve sezebilmek için düşünüyor, düşünebilmek için emek veriyoruz.

Emek mi?

Nasıl?

Kitap okumak düşünce mekanizmamızı harekete geçirdiği için ister istemez bu emeği vermiş oluruz. Verilen bu emek sürecine ben, “tatlı bir çile” diyorum. Kitap okurken düşünme mekanizmamız her yönüyle çalıştığı için ve bu da kolay bir iş olmadığı için “çile” çekiyor, buna rağmen öğrendiğimiz her şeyden “tat” alıyoruz.

TATLI BİR ÇİLE

Kitap okumak, gerçekten “tatlı bir çile” mi?

Evet, tatlı bir çile, bundan emin olun!

Kitap okumaya verilen emek, bumerang gibi, size geri döner. Hem de büyük bir kazançla.

Yeter ki sabırlı olun!

Cesareti elden bırakmayın!

Ruhunuza neşter atmaktan korkmayın!

Ve kitap okuyun!

Kitap okumanın, siz isterseniz eğer, ruha atılmış bir neşter olduğuna inanın!

Nasıl mı?

Çünkü özümüze ulaşmak, ruh ve zihin dünyamızı, acı duymak pahasına yarmayı gerektirir, yılmadan, korkmadan.

İşte bazı kitaplar da bunu yapar.

Cahit Zarifoğlu, Yedi Güzel Adam adlı şiir kitabında,

“Karanfil serpercesine

Bir kez daha vurdum,

Ya Allah diye açtığım yaralara”

der. O, “karanfil serpercesine vurdum” diyerek acılarına kafa tuttuğunu, dayandığını ve sabrettiğini; “bir kez daha” sözleriyle de kararlılığını ve inancını sezdirir bize.

KARARLILIK, SABIR, İNANÇ

İşte biz de kitap okuma konusunda böylesine kararlı, sabırlı ve inançlı olmalıyız.

Neden mi?

Çünkü değerli her bir kitap, Yunus Emrenin

“Bir ben vardır bende, benden içeri”

mısralarıyla sırrını sezdirmeye çalıştığı asıl “ben”e ulaşma yolunda, çok güçlü ve oldukça etkili bir araçtır.

Çünkü kitaplar karşılaştığımız sorunları göğüsleyebilme, anlamlandırma ve onları fırsata çevirebilme konularında rehberlik yapar.

Bunları başardığımız ölçüde kendimize olan inancımız artar.

Kendimize olan inancımız arttıkça yeni fikirler üretebilme ve onları hayata geçirebilme cesaretine sahip oluruz. Böylece de hayatımız büyük bir ivme kazanır, içimiz coşkuyla dolar.

Işığı Arayanların Karanlık Yanı adlı eserindeDebbie Ford,

“Çoğumuz insan olmanın ne olduğu konusunda dar bir vizyonla yaşıyoruz.” der.

Bu basit cümle bile insana, içinde bulunduğu, sıkıştığı ve bunaldığı kafesin kapılarını açabileceğinin müjdesini verir.

Kitaplar, yanıldığımız konuları daha doğru görmemizi sağlar, böylece yanlışları sorgulama ve karar verme mekanizmamız güçlenir.

Duygularımızı törpüler, derinleştirir ya da derinliklerden çıkararak onları doğru yöne kanalize eder.

Kitaplar güzelliğin, nezaketin, samimiyetin, vefanın, sevginin, alçakgönüllülüğün, kısacası “erdem”in nerede durduğunu gösterir.

Kitaplar bize dert ortaklığı da yapar.

Mesela Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna↵ da hayatındaki bazı fırsatları kaçıranın sadece biz olmadığını fısıldayarak, böyle bir acı yaşamışsak eğer, acımıza ortak olur:

“Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.”

Kitaplar, hayatı, insanları, kendimizi hatta her gün gördüğümüzü zannettiğimiz birçok şeyi, mesela gökyüzünü fark etmeyi, seslerin değişen renklerini duymayı, hem kendimizle hem de başka insanlarla ve tabiatla anlamlı ilişkiler kurmayı sağlar.

kitap-okumanin-faydalari (1)

KİTAPLAR

GERÇEKLERLE YÜZLEŞTİRİR

Kitaplar bazen de bizi, çok büyüttüğümüz bazı duyguların arka planında var olan gerçeklerle yüzleştirir.

Stendhall‘ın, Kırmızı ve Siyah adlı romanındaki şu değerlendirme, buna güzel bir örnektir:

“Julien’in aşkı henüz bir hırstan başka bir şey değildi; onun gibi yoksul ve hor görülen zavallı bir insanın böyle güzel ve kibar bir kadını elde etmesi sevinilecek bir başarıydı.”

Kitaplar, varlık âleminin kimyasını, fiziğini, biyolojisini sunarak beynimizi aktif hale getirir, zihnimizi açar, bilime ve teknolojiye olan merakı uyandırır.

Kitaplar kelime dünyamızı, kelime dünyamız da düşünce dünyamızı zenginleştirir.

KİTAPLAR

Kendi kanatlarımızla uçmayı öğretir, özgürleştirir, cesaret verir…

Ne diyor Dale Carnegie, Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı adlı kitabında:

“Yüzmeyi öğrenmenin yolu suya dalmaktır.”

Bunu okuyan bir insan, hayalindeki bir işi gerçekleştirmek için öncelikle somut adımlar atması gerektiğine sizce de ikna olmaz mı?

Bence olur.

En azından düşünmeye başlar.

Başka?

Açık havada yapılan bir yürüyüşün, mutluluk hormonlarımızı harekete geçirmesi gibi, kitap okumak da beynimizi ve kalbimizi besleyerek “huzur”u ruhumuza hâkim kılar.

KİTAP SEÇİMİ

Bütün bu faydaların sağlanması bizim isteğimize ve kararlılığımıza bağlıdır ve tabii ki iyi kitap seçimine.

Yıllar önce ilginç bir kitap geçmişti elime: Harvard’da Neler Öğretilmez.

Kitabın yazarı Mark H. McCormack bir yerde şöyle diyordu:

“İnsanın okuyup öğrendikleri; duygularını açıp geliştirmeye, olup bitenleri doğru olarak görmeye, bunları somut delillere dönüştürüp kendi lehine kullanmaya yardım etmelidir.”

Biz de bu yardımı alabileceğimiz kitapları okumalıyız.

Ancak çok acıdır ki toplum olarak, kitaplardan nasıl yardım alacağımız düşüncesini bırakın, kitapların bize yardım edebileceği bilincine bile henüz tam olarak sahip değiliz. Bu konuda hepimiz mutlaka bir öz eleştiri yapmalıyız.

BİR HATIRA

Lisede edebiyat derslerine girdiğim bir sınıfta “kitap okumanın önemi ve kitap okuma bilinci” konulu bir çalışma yapıyorduk. Bu çalışmaya göre öğrencilerim Cemil Meriçin “Bu Ülke” adlı eserini okuyup değerlendireceklerdi.

Toplumumuzda okuma alışkanlığı olmadığı gibi gençlerimiz de bu konuda anlamlı bir tecrübeye sahip değildir maalesef. 🙁

Bir gün gözleri ışıl ışıl parlayan bir öğrencim yanıma geldi. Çok heyecanlıydı, bir an önce konuşmak istiyordu ve oldukça sabırsızdı.

“Ne oldu oğlum?” deyince başladı anlatmaya. Anlattıkları beni hem şaşırtmış hem güldürmüş hem de üzmüştü.

Şöyle ki:

Hocam, dedi, dün arkadaşlarla otobüse binmiştik. Oturacak yer olmadığı için birkaç kişiyle ayakta duruyorduk. Otobüs ani bir fren yapınca kolumun altına sıkıştırdığım kitap (Bu Ülke, Cemil Meriç) yere düştü. O yere düşünce yanımdakinin de dikkatini çekti ve bana hangi okula gittiğimi ve kitabı kimin okuduğunu sordu.

Hocam, kitabı benim okuduğumu söylediğimde, tavrı birden değişti. Saygı ve hayranlıkla bana bakıp, öyle mi, dedi. Ben de ‘evet’ deyip çalışmamızdan bahsettim.

Hocam iyi ki bu kitabı okumuşuz. Bunun sayesinde bir iki dakika içinde itibar kazandım.

Bu olay beni güldürdü demiştim ama içten içe mutlu da etti, çünkü sevgili öğrencim, yaşadığı takdir edilme duygusundan dolayı kitap okumanın yararları konusunda, az da olsa ikna edilmişti.

Ancak hem de üzdü, çünkü sabırsızlık ve kazancı hemen elde etme konusunda gösterdiğimiz acelecilik bir kez daha gün yüzüne çıkmıştı. Sırf bu yüzden kitap okumanın uzun vadede bize sunacağı faydayı göremiyor ve kitap okumanın önemine yeteri kadar inanmıyorduk.

Halbuki, ne kadar önemli bir kaynaktan mahrum kaldığımızı tam anlamıyla bilseydik, böyle mi yapardık hiç?

AMACIM NE?

Cemil Meriç,

“Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.” diyor.

Aydınlanmak istiyoruz biz de hem de sözlerin en güzelleriyle…

Sözlerin kaynağı: Kitaplar…

kitablogum.comda amaçladığım şey, bu önemli ve zengin kaynağı istifadenize sunmak ve kitapların satır aralarındaki hazinelerle sizleri buluşturmak.

Bu amaç doğrultusunda, hem kitaplardan itinayla seçtiğim sözleri hem de kitap yorumlarımı bu blogda sizinle paylaşıyorum.

Türk dili ve edebiyatı alanında aldığım lisans eğitimi, yıllara yayılan öğretmenlik mesleği ve hayattan edindiğim tecrübelerin bana kazandırdığı birikimle ortaya çıkan bu yazılar, ciddi bir emek ve titiz bir çalışmanın özgün ürünleridir.

Ümit ediyorum ki

kitaplar (1)

kitaplar (2)

kitaplar (3)

kitaplar (4)

kitaplarkitapları sizinle buluşturduğum için ben mutlu olurken,

siz de bu eşsiz pınarın sunduğu bilgi, tecrübe ve anlayıştan istifade etmenin ve manen zenginleşmenin hazzını yaşarsınız.

Ve belki de, sevmiyorsanız eğer, kitapları sevmeye bile başlarsınız.

Herkesin bir hikâyesi mutlaka vardır. Bundan sonraki yazımın konusu da, benim hikâyem: “Kitapları sevme hikâyem.”

Ve bu hikâyenin başkahramanı, muhteşem bir şaheser: Suç ve Ceza↵


Bu yazılar da ilginizi çekecektir:

Bunları Biliyor musunuz?↵

En İyi Türk Romanları↵


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)↵

kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Binnur Albayrak

    Şulecim seni tebrik ederim canım arkadaşım. Yazın anlamaya açık ve hevesli gönüller için gayet mukni olmuş. Eh bide sevdiğim yazar ve kitaplardan satırları görünce… Allah daim etsin çalışmanda başarılar dilerim. Özellikle yeni dönem kalemleri tanıtırsan mutlu olurum. Selamlar.

    • gulsumsule

      Teşekkür ederim… 🙂

  2. Derya

    Muhteşem tesbitler mükemmel örnrklerle sentezlenince ortaya böyle tadından doyulmaz bir yazı çıkmış sonsuz tebriklet can dostum

    • gulsumsule

      Teşekkürler… 🙂

  3. Sinan öztürk

    Yüreğine kalemine emeğine sağlık canım kard eşim.Baktığın yerin etkisi altında kalmamak mümkün değil.Beni aldın yanına.Sabırsılıkla bekleyecem Suç ve Cezayı.Ben tamamım…

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Seni yanıma almak ne büyük bir mutluluk. 🙂

  4. Kübra Sena Çelik

    Bu yazıyı okurken içimde bişeylerin canlandığını hissettim. Hayatımın her döneminde kitaplarla yakın olmaya çalışmışımdır. İçimdeki boşluğun adını koyamadığım, ruhumun sıkıldığını hissettiğim her zaman kitaplar bana iyi gelmiştir. Anlayarak, içselleştirerek okunan her kitap yeni bir başlangıç olabilir. Nitekim bir çok değerli şahsiyet gibi İmam-ı Rabbani de “Kitap, ruhun ilacıdır.” der. Bu yazdıklarım ise yalnızca yazınızı okuduğumda bana çağrıştırdığı hislerdir. Yazınızı çok beğendiğimi belirtmek isterim, dilinize kaleminize sağlık.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Genç ve dinamik bir hukuk öğrencisinden bunları duymak harika bir şey. 🙂

  5. Dilek Aras

    Kitap okumanın önemi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi güzel dostum .Kaleminden dökülen sessizlerin sesini senin gibi ince ruhlu bir insan ancak dile getirebilir.Satır aralarında yakaladığın incelikler ruh dünyamıza ışık tuttu adeta.Tebrik ediyorum canım…Dörtle gözle bekliyoruz kitapları sevme hikayeni .kalemine yüreğine sağlık canım benim …

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Teşekkür ederim güzel dostum.

  6. Kadriye Ertürk

    Uyuyan hücrelerimi uyandıran, silkeleyen, sarsan, satır aralarında kendimi bulduğum muhteşem bir yazı olmuş canım benim. Eminim ki yazıların beynimi ve kalbimi besleyerek “huzuru” ruhuma hakim kılacak, güzelliğin nezaketin, samimiyetin vefanın, sevginin, alçakgönüllülüğün kısacası” erdemin” nerede durduğunu gösterecek. Yüreğine sağlık yüreği güzel bir tanecik dostum.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Teşekkür ederim kıymetli dostum.

  7. Gülay Doğan

    Sevgili Canım Ablacım Şule’m,
    Yazını, tespitlerini bir solukta okudum.Ne kadar da güzelsin.Her zamanki gibi.
    Ne kadar da isteklisin yardım etmeye,paylaşmaya;sevgini,neşeni,bilgi birikimini pay etmeye.Her zamanki gibi.
    Hep yanımda yanıbaşımda olman için yüklü bedeller ödemem istense öderdim bence.
    Kim bilir belki de bu sayfanda seni hep yanıbaşımda bulacağım.Hayata seninle bakmak bana hep iyi geldi.şimdi burada bu sayfada kitapları,insanı seninle okuyacağım.Kolay gelsin aşkım.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Hep yanımdasın, yanı başımdasın zaten… 🙂

  8. Hüsna Öztürk

    Sevgili Şulem kendini ve kainatı anlamaya çalışan ruhlarindaki boşluğun farkına varıp o boşluğu en etkili şekilde doldurmak isteyen insanlara çok faydalı olacağını düşündüğüm ve daha başlangiç olmasına rağmen okurken akıcı ve doyurucu olacağına yürekten inandığım bu eserin için seni kutluyorum…Güzelliği, Nezaketi, Samimiyeti, Vefayı, Sevgiyi, Alçakgönüllülüğü ve Erdemi biz okuma sevdalilarina enn güzel enn anlamlı birşekilde sergileyeceğinden eminim ve bu ulvi yolculukta seninle olmaktan gurur duyacağım…Devamını sabırsızlıkla bekliyorum SEVGİLER yolun ve bahtın açık olsun inşaALLAH

  9. Gülsüm Şule Bayraktar

    Bu yolculuğun önemine vakıf kıymetli ablacım,
    teşekkür ederim.

  10. Elif ÖZTÜRK SEYHAN

    Insanların hayatlarına etki eden nice sahsiyetler vardır. Hayatları boyunca onları örnek alırlar. Işte bu güzel kalemiyle olaylara bakış acısını yansıtan TEYZEM benim hayattaki idolüm. Ve fikirleriyle , düşünceleriyle benim hayatıma ışık tutan örnek sahsiyetim. Girdigin bu yolda Rabbim nice güzel kapılar açsın. Başarılar en çok sana yakıyor… Kalemine , yüreğine sağlık…. Yeni yazını dört gözle bekliyorum idolüm. 👏👍

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Teşekkür ederim…

  11. Esma

    Güzel Kardeşim;
    Çevresine ışık tutabilen insanlar değerlidir..
    Ve sen,Güzel İnsan bu çalışmanla ,inş çevrene cüz-i yada külli ışık tutmayı felsefe edinen güzide insanların istikametine aday oldugun için seninle dost,arkadaş,kardeş olmakla gururluyum…İyiki de hayatım senin gübi okumayı ,düşünmeyi seven ,tefekkür eden ve ettiren güzel insanla kesişmiş..
    Saygılar

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Bilmukabele kıymetli ablacım. 🙂

  12. ESMERAY AKAN

    Bilgi ve tecrübelerini gelecek nesillere aktarma zamanı gelmişti Şule Ablacım, yazını bir solukta okudum ve diğer yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum…
    Her zaman olduğu gibi harikasın.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Canım kuzenim, kardeşim,
      Teşekkür ederim.

  13. nurtencigdemdolasan

    Bu paylaşımın bana çocukken sabah saat 10 da radyoda yayınlanan “arkası yarın” adlı roman ya da hikayelerin seslendirilerek canlandırılmasını hatırlattı.Öyle bir merak ve heyecanla beklerdik ki o saati.Şimdi son cümlenden sonra, gelecek yazını bekliyoruz Şulecim

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      :)) Teşekkür ederim hocam…

  14. Gülten Kuralkan Ekşi

    Teyzecim tebrik ederim tüm samimiyetimle..
    Yazın öyle akıcı, öyle verimli, öyle berrak ki..
    Katıldığım öyle güzel ifadeler var ki, beni alıp bambaşka alemlere götüren, ya da kendime getiren! , özümü sevdiren, hatırlatan…
    “Kitap okuma” fiilini “Kendimize gelme” ya da başka bir deyişle “kendi özümüze dönme” heyecanına ve umuduna sahip olmakla bağdaştırman beni etkileyen ifadelerinden biri.

    Diğer etkileyen paragraf ise;
    Oriana Fallaci’nin kitabında kaleme aldığı bu söz;
    “Savaşmak, kazanmaktan çok daha iyi; yolculuk yapmak, varmaktan çok daha güzel, bir kez kazandın mı engin bir boşluktan başka bir şey duymazsın. Bu boşluğu yenmek için de yeniden yola çıkmak zorundasın, yeni yeni amaçlar bulmak. ”

    Gerçekten kazandım! demekle bitmiyor iş!
    Hep yeni yeni amaçlar bulmak zorunda insan.

    Bazen tek bir kelime, tek bir vurgu bile bizi kendimize getirmeyi başarıyor. Nice yüreklere, nice zihinlere, buna vesile olmaya niyet ettiğin için Rabbim senden ebeden razı olsun,
    Kalemine, yüreğine, emeğine sağlık.
    Dayım gibi beni de aldın yanına😊
    Seni seviyorum.
    Başarılarının devamını diliyorum.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Neler yazmışsın öyle canparem 🙂

  15. UFUK ÖZGÜR

    Şule ablacım, yazını büyük bir keyifle okudum.Bilginin, öğrenmenin, okumanın en iyi kaynağı kitaptır. En güzel, en sağlıklı ve en kolay bilgiyi ,kitap okuyarak öğreniriz. Sessiz bir öğretmendir kitap. Çıktığın bu yolda ulaşmak istediğin her şey gönlünce olsun…Büyük bir merakla sonraki yazılarını paylaşmanı bekliyor olacağım.

  16. Gülsüm Şule Bayraktar

    Teşekkür ederim 🙂

  17. Rukiye Seçil Tutar

    Hocam, kitap okuma sevgisini sizlerle pekiştirmiş şanslı biri olarak, okullar kapanmadan performans ödevi için soru hazırlayacağım kitabı almaya gittiğimde içimde vatana hasret gurbetçi gibi bir hasret hissettim… Gezinip bakınırken benim için uzun sayılabilecek bir süredir bana soru sorulacak veya ben soru hazırlayacağım gibi sebepler olmaksızın telaşsız ilim için listemdeki kitaplardan okuyamıyor olmanın kitapçıda o lezzetle mutlulukla gezemediğimin özlemini çok derin yaşadım… Kitap okumak ruhun gıdası ve insanın ihtiyacı gerçekten hobi olamaz… Ellerinize yüreğinize sağlık ♥️ Rabbimiz ellerimizi bırakmasın
    Rukiye Seçil Tutar

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Âmin. Ne güzel bir dua 🙂

  18. Aysel SEVER

    Kitap okumak gözlerimiz açıkken rüya görmektir.Sizde ne güzel anlatmışsınız .Emeğinize sağlık .

  19. Gülsüm Şule Bayraktar

    Kitap okumak için söylenecek daha çok şey var elbette. 🙂

  20. Begonvil Sokağı

    Merhaba, çok güzel bir blog kaleminize sağlık. Blogger’da Deeptone tam bir kitap kurdudur, “Sade ve Derin” can bir blog yazarıdır sayfasına giderseniz selamımı söyleyin:)

    Başarılar..

    • Okuma ve yazma eylemleri, insanı sadece kendisine değil, başkalarına da yaklaştırıyor…
      Blogunuzu ilgiyle takip ediyorum.
      Selamınız ise emanetinizdir, yerine ulaştırırım. 🙂
      Teşekkürler…

  21. Bayram Uğur

    Kitabın yazarı Mark H. McCormack bir yerde şöyle diyordu:

    “İnsanın okuyup öğrendikleri; duygularını açıp geliştirmeye, olup bitenleri doğru olarak görmeye, bunları somut delillere dönüştürüp kendi lehine kullanmaya yardım etmelidir.”

    Biz de bu yardımı alabileceğimiz kitapları okumalıyız.
    (Kitap Okumanın Önemi adlı Çalışmanızdan Alıntı)
    Edebiyatı bu kadar sevmem,
    Belki de edeb kökünden gelmesinden ötürüdür.
    On iki yıl sonra sizin fikirlerinizden yeniden istidade etmek beni mutlu etti.
    Yüreğinize, kaleminize sağlık hocam.

  22. Fatma

    Çok güzel bir yazı tebrik ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir