Bunları Biliyor musunuz?

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Edebiyatın terapi işlevi gören bir yönünün olduğunu daha önce duymuş muydunuz?

Evet, bu şimdiye kadar birçok yerde yazılıp söylenen bir varsayım (dı).

Ta ki çok yakın tarihe kadar…

Bir grup bilim insanı, bu varsayımdan yola çıkarak bir dizi çalışma yaptı ve roman okumanın insan beynini geliştiren bir faaliyet olduğunu kanıtladı.

Yapılan araştırmada, “nitelikli roman” ların,

1. İnsan beynini geliştirdiği,

2. Sosyal bağları kuvvetlendirdiği,

3. Duygusal zekâyı güçlendirerek daha etkili hâle getirdiği,

4. Kişiliği olumlu yönde değiştirdiği saptandı.

bunlari-biliyor-musunuz

Toronto Üniversitesi öğretim üyelerinden Psikiyatrist Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından yapılan araştırma, Scientific American dergisinde makale olarak yayımlandı.

Makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşme, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor hem de sosyal iletişimi güçlendirerek başkalarıyla ilişki kurmayı kolaylaştırıyor.

Ayrıca iyi bir roman, insan beynini etkileyerek zekâyı keskinleştirdiği gibi insan davranışlarına ilişkin bilgiler de veriyor ve böylece hem kendimizi hem de başkalarını daha iyi anlamamıza yardımcı oldukları için de kanayan yaralarımıza âdeta merhem oluyor.

Terapi İşlevi Gören 10 Roman

Araştırmaya göre, insan beynini geliştiren ve terapi işlevi gören on roman ve yazarı ise şöyle:

1. Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe↵

2. Aşk ve Gurur (Gurur ve Ön Yargı), Jane Austen↵

3. Kırmızı Leke (Kızıl Damga), Nathaniel Hawthorne

4. Madam Bovary, Gustave Flaubert↵

5. Middlemarch,  George Eliot

6. Anna Karenina, Leo Tolstoy↵ 

7. Bayan Dalloway, Virginia Woolf

8. Sevilen (Sevgili), Toni Morrison

9. Utanç, John Maxwell Coetzee

10.Gönülsüz Köktendinci, Mohsin Hamid

Gerçekten Tedavi Edebilir mi?

Bu kitaplar gerçekten insan ruhunu tedavi edici bir özelliğe sahip olabilir mi?

Bu sorunun cevabı için evet diyorsak peşinden hemen eklememiz gereken çok önemli bir nokta var: O da okuyucunun sahip olduğu niteliklerin kesinlikle göz ardı edilmemesi gerektiği.

Okuyucunun ruhsal alt yapısı, bu yapıyı destekleyen manevi dinamikler, olayları ve kişileri objektif değerlendirme ve analiz edebilme gücü gibi daha sayabileceğimiz birçok faktör, bu sonucu olumlu ya da olumsuz etkileyebiliyor.

Mesela listedeki Genç Werther’in Acıları↵ adlı eseri ele alalım.

Goethe’nin 25 yaşındayken, iki haftada yazdığı bu roman, onu bir gecede meşhur etmiş ve yayımlanmasından kısa bir süre sonra hızla çok okunan kitaplar listesine girmiş.

Ancak bu bağlamda bizi ilgilendiren şey, romanın başka bir yönü:

Bu romanın okunmasıyla beraber gerçek hayatta intihar olayları artmış ve ‘Werther salgını’ adlı yeni bir hastalık ortaya çıkmış.

Roman Okumanın Beynimize Etkisi

Roman okumanın beynimize etkisi ile ilgili yapılan araştırmalar sadece bunlarla sınırlı değil. Başka araştırmaların sonuçları da var.

Bu sonuçlara göre nitelikli romanlar, beynimizdeki empati bölgesinin yoğun olarak çalışmaya başlamasında da etkili.

Bunu, farklı insan portreleri sunarak yapıyor.

Bu bile başlı başına çok önemli bir fayda çünkü insan ilişkilerindeki birçok sorun, “empati kurma” yetersizliğinden kaynaklanmıyor mu zaten?

Bir Başka Araştırma

Aynı bağlamda, İngiltere’de Liverpool Üniversitesinde yapılan ve Telegraph gazetesinde ayrıntılarıyla ele alınan bir araştırma daha var.

Haberin detaylarında, roman veya şiir okurken, beynimizdeki gündelik hayatta kullanmadığımız bölgelerin harekete geçtiği ve kapasitesini artırdığının tespit edildiği belirtiliyor.

Özellikle bizi zorlayan eserlerin bu faydaları sağlayacağı üzerinde duruluyor.

“Okunuşları zor” eserler…

Beynimizin “atıl” kalmış bölgelerini harekete geçirip kapasitesini artıran eserler…

Okunuşları zor olsa da beyinsel faaliyetlerimizi artırdığı için sabrı da okunmayı da hak etmiyorlar mı sizce de?

Bazı kaynaklarda da bir eserin içinde anlamını bilmediğimiz kelimelerin varlığının beynimiz için son derece yararlı olduğu yazılı.

Bu kelimelerin anlamlarını düşünmek ve metnin bağlamına göre belli anlamlar yüklemeye çalışmak da beynimizi harekete geçiriyormuş.

Bunu destekleyen bir diğer araştırmanın sonuçlarına göre de kelime hazinemizi geliştirici eserler, aynı şekilde zekâmızı da geliştiriyormuş.

Bütün bunlar edebiyatın, beyinsel fonksiyonlarımızı daha uzun yıllar kullanabilmemizde oldukça etkili olduğu anlamına geliyor.

Hikâyemizi Daha İyi Anlamlandırabilmek

Romanların fikrî yönden bizi zenginleştirdiği, kişisel hafızamızı gün yüzüne çıkardığı ve hayat hikâyemizi daha iyi anlamlandırabilmeyi sağladığı da yazılıp söylenenler arasında.

Nasıl mı?

Romanlarda anlatılan ve kendi hayat hikâyemizle de örtüşen olayların, kahramanların ve çevrenin, gözlem gücü çok iyi yazarlar tarafından tahlil edilmesi, kendi hikâyemizdeki silik yönleri daha net görülebilmemizi sağlıyor ve kişisel hafızamızı tazeliyor.

Kitap Okumanın Önemi↵ başlıklı yazımda, genel olarak kitap okumanın yararlarıyla ilgili daha birçok tespit var. İlginizi çekeceğine eminim.

Sonuç

Sıraladığımız sebeplerden dolayı psikologlar, karmaşık olayların içinde kaybolan ve ruhunu tedavi etme yollarını arayan günümüz insanına, kendi kendine tedavi kitapları okumak yerine Tolstoy↵u, Dostoyevski↵yi, Balzac↵ ‘ı okumayı tavsiye ediyorlar.

Araştırmanın en önemli noktası da işte burada gizli:

Roman okumanın elbette olumlu katkıları olacaktır bize ama hangi romanları ve hangi yazarları okumalı sorusunu doğru olarak cevaplandırabilir ve bu konuyu yeteri kadar önemseyebilirsek tabii ki.

Aksi takdirde kitapların, bırakın terapi etmeyi, okuyucusunu daha çok hasta ettiğini görmek durumunda kalabiliriz.


İlgili İçerikler

Genç Werther’in Acıları (Yorum ve İnceleme)↵

Genç Werther’in Acıları (Kitap Sözleri)↵

En İyi Türk Romanları↵

Kitap Okumanın Önemi↵


Bu yazılar da ilginizi çekecektir:

Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)↵

kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Önder ÖZTÜRK

    Şule yazılarını zevkle okuyor ve merakla devamını bekliyorum. Son yazını okurken aklıma kitap ve özellikle roman okurken daha mutlu olduğum geldi. Tespitler çok etkileyici. Emeğine sağlık.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Ben de sizinle paylaşmaktan keyif alıyor, yorumlarınızı merakla bekliyorum.
      Okurken, düşünürken ve yazarken verdiğin emek için asıl ben teşekkür ederim.

  2. Sinan öztürk

    Edebiyatın bilimle doğrudan veya dolaylı bi bağlantı içerisinde olduğu gerçeği çıkıyor ortaya.Böyle bir bağın varlığını çalışmanda farkettim.Kalemim hep yazsın inşallah kardeşim.Emeğine sağlık….

  3. Gülsüm Şule Bayraktar

    Ortaya çıkan başka çok önemli bir gerçek daha var. Şöyle ki:
    Sunduğun destek bana ilham veriyor abicim. 🙂

  4. gülay doğan

    Başından beri elime aldığım kitapta ayırdığım süre içinde yirmi otuz sayfa okumalıyım, diye kilitlediğim hedefime ulaşamamış belirlediğim süreyi aşmama rağmen üç beş sayfada sınırlı kalmış bazen de tek sayfada acı çekerek bunalımlar yaşamışımdır .kimi zaman sevdiklerimle grup okumalarına katılmış grubun şart koştuğu sayfa sınırıyla aramda daha ilk turda aşılması imkansız farklar açılmıştır.bu durumu kimi zaman beni öldüren detaycılığıma bağlamış,zaman zaman bu kadar yavaş ilerlemenin normal karşılanmayacağını düşünerek mahcubiyetle durumumu gizlemişimdir .ama içten içe ısrarcılığımın,emeğimin işe yyaradığını fark etmiş acının hazzını ddumuşumdur.
    Bu sabah sizi okuyunca tek bir gazetenin tek bir köşesini okurken bile tdk’ ye takılıp kalmanın , Google”ın arama motorunda epey oyalanmanın pek çok yazı okumak isterken tek bir yazıda tutuklu kalmanın pek de anormal olmadığını fark ettim. Aferin bana 😄
    Bu sabah bana beni sevdiren , bu güzel yazınızla güzel bir iş yaptığınız için minnet dolu kocaman bi aferin de size 👏

  5. Gülsüm Şule Bayraktar

    Gülaycım,
    Nitelikli okumak nedir, tam da bunu anlatmışsın sen.
    Mehmet Kaplan’ın da “dura dura, içlerine sindire sindire okuyanlar…” şeklinde ifade ettiği nitelikli okuyucuyu kendi tecrübelerinle çok güzel yansıtmış oldun bize.
    Aynı zamanda edebiyat eğitimin ve öğretmenlik tecrübenle, niteliğin nicelik kriterinden çok daha önemli olduğunun da altını çizmişsin. 🙂

  6. Elif ÖZTÜRK SEYHAN

    Insanın okudukça kendini yenilemesi, okudukça hayata bakış açısında ki farklilasmayi yazdıklarını okurken kesfetmistim. Her yeni bilgi kişinin benliğini keşfini sagliyormus… teşekkürler bunu bizlere gösterdiğin için teyzemm

  7. Gülsüm Şule Bayraktar

    Söylediğin şeyler,
    yenilenmek,
    farklı bakış açıları geliştirmek,
    yeni bilgi,
    benliği keşfetmek..
    Hepsi çok önemli Elifcim. 🙂

  8. Bayram UĞUR

    Cemil Meriç; ‘insanlar kötüydü, kitaplara sığındım.”
    Huzuru bir secde de bir de kitaplar da buldum. Diğerleri ironi…
    Yüreğinize, kaleminize sağlık hocam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir