Edward Said, Entelektüel Kitap Sözleri

Edward Said, Entelektüel

Edward Said, Entelektüel kitap sözleri…

Entelektüel ne demektir?
Gerçek bir entelektüelin özellikleri ve görevleri nelerdir?
Hangi davranışlar entelektüelliğe zarar verir?
Bir entelektüelin karşılaşabileceği en önemli sorunlar nelerdir?
Kültürel farklılıklar entelektüelliğin niteliğini etkiler mi?

Bunlar gibi entelektüellikle ilgili daha birçok sorunun cevabını bulabileceğiniz Entelektüel, Columbia Üniversitesinde edebiyat profesörlüğü yapan ve kendisi aslen Filistinli Hristiyan bir Arap olan Edward Said↵ in, 1993 yılında verdiği konferansların kitaplaştırılmış konuşma metinlerinden oluşuyor. Bu kitap için yazdığım kitap yorumuna buradan↵ ulaşabilirsiniz. Bu sayfada ise yukarıdaki sorulara cevap verecek şekilde, kitaptan sizin için derlediğim alıntıları okuyabilirsiniz.

Edward Said, Entelektüel

edward-said-entelektüel
Edward W. Said

Entelektüel Ne Demektir?

Entelektüel, belli bir kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan bireydir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.28)

“Şu ya da bu bakış açısını görünür olarak temsil eden, her türlü engele rağmen bu temsili, muhatap aldığı kamu adına yapan kişidir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.29)

“İnsan salt özel alanda kalarak entelektüel olamaz. Zira sözcükleri kâğıda döküp yayımladığınız anda kamusal dünyaya girmişsiniz demektir. Salt kamusal alana ait, kamusal bir hareket, dava ya da konumun sözcüsü veya simgesi olan bir entelektüel de olamaz.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.29)

Entelektüel bireyi bir ideal, maddi çıkarlarla hiçbir alakası olmayacak ölçüde saf ve soylu bir tür şövalye olarak görmek de ciddi bir tutum sayılmaz. Böyle bir sınavdan kimse geçemez.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.77)

Gerçek Bir Entelektüelin Özellikleri

“Ne koruyacak makamları ne de başında nöbet tutup gücüne güç katacakları toprakları olan entelektüellerde bazılarını çok rahatsız eden bir şeyler vardır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.17)

Entelektüel bireyin, hangi partiye yakınlık duyarsa duysun, hangi ülkeden gelirse gelsin ve kendini aslen neye bağlı hissederse hissetsin, insanların çektiği acılar ve yaşadığı baskılar konusunda belli doğruluk standartlarından şaşmaması gerektiğini söylemeye çalıştım.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.12)

Entelektüel her zaman yalnızlık ile saf tutma arasında bir yerde durur.”37)

“Ben entelektüelin zayıf olanların ve temsil edilmeyenlerin safına ait olduğundan eminim.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.37)

Gerçek entelektüeller en çok, metafizik tutkunun, çıkar gözetmeyen adalet ve hakikat ilkelerinin etkisiyle yozlaşmayı mahkûm ettikleri, zayıfları savundukları, kusurlu ya da baskıcı otoriteye meydan okudukları zaman kendileri olurlar.” (s.23)

“Ama şu gerçekten kaçış yoktur: Kendilerini böyle gören entelektüellerin ne yüksek mevkilerde eş dostları ne de resmi makamlarda itibarları olur. İnsan yalnız kalır, doğru ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.17)

Entelektüelliği En İyi Anlatan Söz: Sürgünlük

“Entelektüelin izlediği mecrayı belirleyen kalıbı en iyi anlatan söz sürgünlüktür. Yani asla tamamen uyumlu olmama; kendini her zaman, deyim yerindeyse ‘yerliler’in işgal ettiği aşina muhabbet dünyasının dışında hissetme; çoğunluğa intibak etmek ve millî çıkarları gözetmek gibi tuzaklardan uzak durma eğiliminde olma, hatta bu tür tuzaklardan hiç hazzetmeme durumu. Bu metafizik anlamıyla sürgün, entelektüel için huzursuzluk, hareketlilik, devamlı tedirgin olup başkalarını da tedirgin etmek demektir. Geçmişte kalmış ve herhâlde daha istikrarlı bir nitelik arz eden evde olma durumuna geri dönemezsiniz. Maalesef yeni evinize de asla varamazsınız, yeni eviniz ya da durumunuzla asla özdeşleşemezsiniz.” ( s.62)

“Bir entelektüel için gerçekten sürgün olan biri kadar marjinal ve yabancı olmak, otorite ve güç sahibine değil gezgine, alışkanlığa değil geçiciliğe ve rizikoya, otoritenin belirlediği statükoya değil yeniliğe ve deneye duyarlı olmak demektir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.72)

“Sürgün olarak entelektüel, mutsuzluk fikriyle mutlu olma eğilimindedir. Öyle ki hazımsızlığa yaklaşan bir memnuniyetsizlik, abusluğa varan bir lanetlik onun için bir düşünce tarzı olmaktan öte, geçici de olsa yeni meskeni sayılabilir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.63)

“Sürgünsoylu entektüel, cüret ve küstahlığa açıktır. Alışılmışın mantığına değil değişimi ve hareket hâlinde olmayı temsil eder, yerinde saymayı değil.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.72)

Sürgün Olmanın Avantajları

Sürgün ve marjinal olmak, size olumlu bir şeyler kazandırır. Bunlardan biri şaşırmamanın, hiçbir şeyi peşin doğru saymamanın, çoğu insanı kafa karışıklığına ya da dehşete sürükleyecek istikrarsız ortamlarda ayakta kalmayı öğrenmenin verdiği hazdır şüphesiz.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.68)

“Sürgünün bakış açısı diyebileceğimiz şeyin entelektüele sağladığı ikinci bir avantaj ise şeyleri sadece şu an oldukları gibi değil, nasıl o hâle geldikleri açısından görme eğiliminde olmanızdır. Karşınızdaki durumlara kaçınılmaz değil de olumsal; doğal ya da Tanrı vergisi, bu yüzden de değiştirilemez, geri çevrilemez ve daimi şeyler olarak değil de insanlar tarafından yapılan bir dizi tarihsel seçimin sonuçları olarak, yine insanlar tarafından yaratılan toplumsal olgular olarak bakmanızdır.” (s.69)

“Egzantrik, göçebe bir hayat; günümüzde oturmuş profesyonel bir kariyer dediğimiz şeyle uzaktan yakından hiçbir benzerliği yok ama müthiş bir taşkınlık, bitimsiz bir kendini keşfetme süreci barındırıyor içinde.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.71)

Edward Said, Entelektüel

Entelektüel için sürgünle yerinden olmak, asli yapıtaşlarını ‘idare etme’nin ve çizilmiş yollardan gitmenin oluşturduğu bildik bir hayat yaşamaktan kurtulmak demektir. Sürgün, her zaman bir marjinal olacağınız ve önceden belirlenmiş bir yolu izleyemediğiniz için bir entelektüel olarak yaptığınız her şeyi kendi kendinize yapmanız gerektiği anlamına gelir. Bu yazgıyı bir mahrumiyet, hayıflanılacak bir şey olarak değil de bir tür özgürlük; her şeyi önünüze koyduğunuz belli bir amaç tarafından belirlenen, kendi kendinize oluşturduğunuz bir modele göre yaptığınız, hangi konu ilginizi çekiyorsa onunla uğraştığınız bir keşif süreci olarak yaşayabilirseniz eşi benzeri olmayan bir haz alırsınız.” ( s.71)

“Kişinin gerçek bir göçmen ya da sürgün olmasa bile, öyleymiş gibi düşünmesi, her türlü engele rağmen hayal kurup sorgulaması ve merkezi otoritelerden uzaklaşıp daima uçlara çekilmesi mümkündür hâlâ. Bu uçlarda alışılmış ve rahat olanın ötesine hiçbir zaman geçmemiş kafaların göremediği şeyler görür insan.” (s.72)

Edward Said: Entelektüel, Bir Amatör Olmalıdır

“Bugün entelektüel bir amatör olmalıdır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.88)

“Nedir amatörizm? Kâr ya da ödül beklentisiyle değil, tabloyu daha geniş çizmeye, belli çizgiler ve engeller arasında bağlantılar kurmaya duyulan aşk ve dinmek bilmez merakla; bir uzmanlık alanına kapatılmayı reddederek, belli bir meslekten olmanın insana getirdiği her türlü kısıtlamaya rağmen düşüncelere ve değerlere özen göstererek hareket etme isteğidir.” (s.83)

“Bilirkişilerin ve profesyonellerin denetimindeki dışa kapalı bir lonca alanındansa kamusal alanın rizikolarını ve belirsiz sonuçlarını -geniş ve sınırsız bir dolaşımı olacak bir konferans vermeyi, bir kitap ya da makale yazmayı- tercih etmek demektir amatörizm.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.92)

“Bu konuşmaların her satırında tutkuyla mücadele etmenin, risk almanın, kendini ortaya koymanın, belli ilkelere bağlanmanın, tartışmada yara almaktan korkmamanın ve dünyevi davalar gütmemenin bir entelektüel için taşıdığı önem vurgulanıyor. Örneğin daha önce profesyonel entelektüelle amatör entelektüel arasında yaptığım ayrım tam da buna dayanıyor: Profesyonel, mesleği yüzünden bütün bunlardan uzak durmak gerektiğini savunur ve nesnellik kılıfına bürünürken; amatörü heyecanlandıran şey alacağı ödüller ya da kariyerinde bir üst basamağa tırmanacak olması değil kamusal alanda belli fikirler ve değerleri kendini adayarak savunmaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.112)

Edward Said, Entelektüel

“Dili iyi kullanmayı bilmek ve dile ne zaman müdahale edileceğini bilmek, entelektüel eylemin iki temel özelliğidir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.35)

“Dramatiklikten ve isyankârlıktan nasibini almış olmayı, çok nadir ele geçen konuşma fırsatlarını çok iyi kullanıp dinleyicinin dikkatini çekebilmeyi, hasımlarından daha iyi espriler yapıp daha iyi tartışmayı içerir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.17)

“Kendini beğenenleri de yok değildir ama daha çok kendileriyle dalga geçerler mesela. Lafı eveleyip gevelemektense dobra dobra konuşurlar.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.17)

“Bir entelektüelin dinleyicilerini mutlu etmesi diye bir şey söz konusu olamaz. İşin özü sıkıntı verici, aykırı, hatta keyif kaçırıcı olmaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.29)

Edward Said, Entelektüelin Amentüsü

“Ne yapacağımı ve ne yapmayacağımı anlatayım sana. İster evim ister yurdum ister kilisem olsun, inanmadığım şeye hizmet etmeyeceğim. Ve kendimi olabildiği kadar özgürce ve olabildiği kadar bütünlükle dile getireceğim bir hayat ya da sanat tarzı bulmaya çalışacağım. Kendimi savunmak için de kullanmasını bildiğim silahları kullanacağım: Sessizlik, sürgün ve kurnazlık.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.33)

Entelektüel, Zayıf Olanların Yanındadır

Entelektüel, kendini tamamen bir hükümetin siyasi hedeflerine, büyük bir şirkete ya da kafaları aynı biçimde çalışan profesyonellerden oluşan bir loncaya teslim etmiş bir memur ya da işçi değildir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.91)

Entelektüel her zaman ya daha zayıf olanların, daha az temsil edilen, unutulan veya umursanmayanların ya da daha güçlü olanların yanında saf tutma seçenekleriyle karşı karşıyadır.” (s.46)

“Entelektüelin önündeki temel seçenekler ya galipler ve yönetenlerin istikrarıyla ittifak kurmak ya da -daha zoru- bu istikrarı, öbürleri kadar talihli olmayanları tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan bir olağanüstü hâl olarak görüp hem maruz kalma deneyiminin kendisini hem de unutulmuş seslerle kişilerin anısını hesaba katmaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.48)

Edward Said, Entelektüel

“Çağdaş entelektüelin kendi ülkesinin davranışlarını körü körüne desteklemesi ve işlediği suçları görmezden gelmesi ya da lakayt bir tavırla ‘Bütün ülkeler böyle yapıyor herhâlde, dünyanın kanunu bu.’ demesi kabul edilebilir şeyler midir? Oysa burada söylememiz, söyleyebilmemiz gereken şey, entelektüellerin aşırı hatalar yapan iktidara yaltaklanarak hizmet ettikleri için entelektüel vasıflarını yitiren profesyoneller değil -yinelersek- sonuç olarak iktidara hakikati söylemelerini sağlayan alternatif ve daha ilkeli bir duruşu olan entelektüeller olduklarıdır.” (s.100)

Hintli Tagore ve Kübalı Jose Martí gibi büyük entelektüeller, bu açıdan örnek tavırlar sergilemişler; milliyetçi olmayı sürdürseler bile milliyetçilik yüzünden eleştirilerinden vazgeçmemişlerdir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.53)

“Efsanevi süreklilikleri ve çok sağlam temel simgeleri olduğu düşünülen İslam, Çin kültürlerinde de benzer gelişmeler olmuş; ilkinde Ali Şeriati, Anodis, Kemal Ebu Dib gibi entelektüeller, ikincisinde 4 Mayıs Hareketi‘ne katılan entelektüeller, geleneğin anıtsal sükûnetini ve dokunulmaz uzaklığını kışkırtıcı bir biçimde bozmuşlardır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.50)

“Bence entelektüelin görevi, krizi evrenselleştirnek, belli bir ırkın ya da ulusun çektiği acıları daha geniş bir insani bağlama oturtup bu deneyimi, başkalarının acılarıyla ilişkilendirmektir.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.55)

“Bütün ırklar ve halkların aynı özürlüklerden yararlanmaya hakları vardır. Bugün Bosna‘daki soykırımın gösterdiği gibi, bu haklar her gün çiğneniyor şüphesiz. Amerikalı, Mısırlı ya da Çinli bir hükümet görevlisi bu haklara tutarlı değil ‘pratik’ bir açıdan bakar olsa olsa. Ama iktidarın normlarıdır bunu gerektiren. Bu normlar tam da entelektüele ait olmayan normlarıdır çünkü onun rolü, en azından, artık uluslararası topluluğun tamamı tarafından kâğıt üzerinde zaten kabul edilmiş olan standartları ve davranış normlarını ayrım gözetmeksizin uygulamaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.101)

Entelektüelin Görevleri

“Entelektüelin faaliyetinin amacı, insanın özgürlüğünü ve bilgisini arttırmaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.33)

“Entelektüelin bir görevi de insan düşüncesini ve insanlar arası iletişimi kıskacı altına alan klişeleri ve indirgeyici kategorileri kırmaktır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.11)

“Entelektüelin temsil ettiği şey heykelimsi bir put değil, bireysel bir iş, bir enerji, kendi dili ve toplumu içinde bir dizi meseleyi bir taraf alarak, net ve açık bir biçimde kendisine dert edinen inatçı bir güçtür ki bu meselelerin hepsi de son kertede aydınlanma ve özgürleşmeyle, yani özgürlükle bağlantılıdır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.80)

“Entelektüelin gerçekleştirdiği temsil edimlerinin, topluma bir dava ya da fikri ifade etmesinin asıl amacı, egosunu tahkim etmek ya da statüsünün keyfini çıkartmak değildir. İktidarın bürokrasilerinde hizmet vermek, cömert hizmetkârlar olarak çalışmak da değildir bu temsil edimlerinin amacı. Entelektüel temsil edimleri, kuşkucu, angaje, kendini dur durak bilmeksizin akli sorgulamaya ve ahlaki yargıya adayan bir tür bilince yaslanan faaliyetlerdir. Bu da bireyi sürekli tetikte olmaya zorlar.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.35)

Müslüman Entelektüellerin Görevleri

İslam, içerdiği çok sayıdaki farklılığı ve görüş ayrılığını yok sayarak ‘Tek yol İslam.’ demek, İslam’ın büyük farklılıklar gösteren yorumlarından hiç söz etmemek, entelektüelin rolü değildir bence. Tek biçimli olmaktan çok uzak, karma nitelik taşıyan bir din ve bir kültürdür ne de olsa İslam. Ama İslam, büyük çoğunluğun inancı ve kimliği olduğu ölçüde entelektüele düşen görev, İslam’a övgüler düzen koroya katılmak olamaz. Bütün bu gürültü patırtı arasında entelektüele düşen görev, ilkin İslam’ın karmaşık, heterodoks yapısını vurgulayan bir yorum getirmek -yönetenlerin İslam’ı mı, yoksa bâtîni şairlerle mezheplerin İslam’ı mı, diye soruyor Suriyeli şair ve entelektüel Adonis. İkinci olarak da İslami otoritelerin Müslüman olmayan azınlıkların, kadın haklarının ve modernliğin kendisinin meydan okumalarıyla, dogmatik ya da sözde popülist nameler okuyarak değil, insani bir duyarlılıkla, dürüst değerlendirmeler yaparak yüzleşmesini istemektir. İslam’da entelektüel için bunun yolu, meydanı kuzu kuzu siyasal hırsları olan ulemaya ya da karizmatik demagoglara bırakmaktan değil, içtihadın, yani şahsi tefsirin canlandırılmasından geçer.” (s.52)

Entelektüelliğe Zarar Veren Davranışlar

“Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak, şovenist kabadayılıklara, tantalı döneklik ve günah çıkarma törenlerine rağbet etmek, bir entelektüelin kamusal rolüne en çok gölge düşüren tavırlardır.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s. 12)

“Entelektüelin problemi, her toplumda belli ifade alışkanlıklarının egemenliği altında olan bir dil topluluğunun zaten var olması, bunun temel işlevlerinden birinin de statükoyu korumak, işlerin herhangi bir değişim ve meydan okumaya uğramadan yolunda gitmesini sağlamak olmasıdır. George Orwell, ‘Siyaset ve İngiliz Dili‘ adlı denemesinde bunu gayet ikna edici bir biçimde anlatır. Klişeler, metaforlar, bayat kullanımlar, der Orwell, ‘dilin çürümesi’nin örnekleridir. Sonuçta zihin uyuşup pasifleşirken bir süpermarketteki fon müziği etkisi yaratan dil, bilincin üzerini kaplayıp onu basmakalıp düşünce ve duyguları, incelemeden, edilgin bir biçimde kabul etmeye ayartır.” (s.41)

George Orwell, aynı denemede şunları ekliyor:

Siyasi dil, yalanları doğru, cinayetleri saygın göstermek ve içi tamamen boş sözlere doluymuş görüntüsü vermek amacıyla tasarlanmıştır -belli farklılıklarla muhafazakârlardan anarşistlere tüm siyasal taraflar için doğrudur bu.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.42)

Entelektüelliğe Ket Vuran Davranışlar

“Bir entelektüelin çevresi, kendisine benzer entelektüellerden oluşan bir grubun ötesine genişlediği zaman -bir diğer deyişle, tartışma ve yargıda bulunma konusunda entelektüellere duyulan bağımlılığın yerini, bir izleyici kitlesini ya da bir işvereni memnun etme kaygısı aldığı zaman- entelektüelin yaptığı işte, verdiği uğraşta bir şeyler, yürürlükten kalkmasa bile, kesinlikle ketlenmiş olur.” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.76)

“Belli kurumların kiraladığı, ceketlerinin önü ilikli, söylediklerini kimsenin anlamadığı, asıl kaygıları patronlarını ve çalıştığı ajansları memnun etmek olan, tartışmalara öncülük etmektense kendi ünlerini pekiştiren ve uzman olmayanları ürküten bir toplumsal otoriteye ve bir sürü akademik unvana sahip plan dershane teknisyenleri…” (Entelektüel kitap sözleri, Edward Said, s.79)

“Fazla politik görünmek istemezsiniz. Adınızın oyunbozana çıkmasından korkarsınız. Patronunuzdan ya da bir otoriteden onay almanız gerekir. Dengeli, nesnel, ılımlı biri olarak kazandığınız ünü korumak istersiniz. Kendisine fikir sorulan, danışılan biri, bir yönetim kurulu ya da prestijli bir komiteye üye olmak, sorumlu vasatlar arasından ayrılmamak gibi bir umudunuz vardır. Günün birinde bir şeref pâyesi, büyük bir ödül, hatta belki de bir elçilik kapma peşindesinizdir.
Bir entelektüel için bu zihinsel alışkanlıklar yozlaştırıcıdır.” (s.104)

“Bütün güncel sorunlar arasında en çetinlerinden biri olan Filistin sorunu etrafında bu alışkanlıklarla karşılaştım. Modern tarihin en büyük haksızlıklarından biri olan bu konu hakkında açık açık konuşmaktan duydukları korku, hakikati bilen ve ona hizmet edebilecek bir mevkide olan birçok kişinin gözlerine bağ, ayaklarına köstek, ağızlarına tıkaç oldu. Ama Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını açık açık destekleyen herkes kötü muameleye, iftiraya maruz kalsa da ortada korkusuz ve insaf sahibi bir entelektüel tarafından söylenmeyi, temsil edilmeyi hak eden bir hakikat var.” (s.104)

Önyargılı Entelektüeller

“Bir milyar insanı içeren, dünyanın üçte birine yayılmış olan, düzinelerce farklı toplumdan oluşan; içinde Arapça, Farsça, Türkçe gibi yarım düzine önemli dil konuşulan Müslüman dünyayla ilgilenen Amerikalı ya da Britanyalı akademik entelektüeller, bugün indirgemeci ve bence sorumsuz bir biçimde ‘İslam’ diye bir şeyden bahsetmektedirler. Bu tek sözcüğü kullanarak, hakkında bin yıllık bir dönemi ve Müslümanlık tarihinin yarısını kapsayan büyük genellemeler yapılabilecek; İslam’la demokrasinin, İslam’la insan haklarının, İslam’la ilerlemenin bağdaşıp bağdaşmadığı konularında utanıp sıkılmaksızın yargılar verilebilecek basit bir nesne gözüyle bakmaktadırlar İslam’a.” (s.44)

Entelektüellerde Kültürel Farklılıklar 

Fransız entelektüellerin üslup ve tarihleri açısından Çinli muadillerinden tamamen farklı olduğu düşünülüyor. Bir başka deyişle, günümüzde entelektüellerden söz etmek aynı zamanda özellikle konunun millî, dinî ve hatta kıtasal çeşitlemelerinden söz etmek demek ki bu çeşitlemelerden her biri de ayrı ayrı ele alınmayı gerektiriyor. Söz gelimi Afrikalı entelektüeller ya da Arap entelektüeller, kendine özgü sorunları, patolojileri, başarıları ve tuhaflıkları olan son derece özel bir tarihsel bağlamda yer alırlar.” (s.40)

kitap (25)

Entelektüel kitap yorumu↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Esma Kuralkan

    Edward William Said,
    Karakterine, yaşanmışlıklarına, saf entellektüelliğine, eserlerine sempati duyduğum düşünür, aktivist, yazar…..
    İlk adı İngiliz Viktaria otoritesini çağrıştırsada son adı, Arap ismi olan akademisyen yazarımız
    1947 de yani 1948 de İsrail işgali başlamadan kısa bir süre önce sürgün öncesi Ortadoğu’dan ayrılıyor, kanser olduğunu öğrendikten sonra 1998 de yaşadığı coğrafyayı bir daha görmek istiyor
    Hocam burada ‘Said in ‘entelektüel‘ kişiliği yazdığı entelektüel eseriyle örtüşüyor
    Son eseri Yersiz Yurtsuz, karakterimizin mazisindeki izler hakkında daha bilgi sahibi olabiliyoruz
    İz bırakan bir karakter….
    İz bırakan, adeta akademisyen kaleminden çıkmış gibi sunumunuz …..
    Teşekkürler

  2. Amatör bir bilinçle yaptığım çalışmaları profesyonelce bulmanız, beni çok mutlu etti Esma Hanım. Nazik değerlendirmeleriniz ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. ☺️❤️🙏

  3. Esma Kuralkan

    Biz teşekkür ediyoruz, üretkenliğinize, dinamik karakterinize…
    Aslında kahvenizi alıp, sallanan sandalyenize oturup çocuklarla, gençlerle geçirdiğiniz güzel hatıraların tadını çıkaracakken, hayatın her aşamasında okuyun, okuyun diye parmağımızın ucuna kadar getirdiğiniz bu engin hikayeler, bu enteresan karakterler için, bizler teşekkür ediyoruz. Bazan eseri okumuşçasına oluyoruz. Bazen de detaylarına ulaşabilmek için yayınevi arıyoruz.

    • Beni çok mutlu eden, çok güzel şeyler yazmışsınız. Her ne kadar kendimi, çerçevesini çizdiğiniz karaktere tamamen uygun bir tip olarak göremesem de mutluluğumu bozmamak için şimdilik inanmak istiyorum sözlerinize… 🙂
      Çok teşekkürler… 🙂

  4. Esma Kuralkan

    Necip Fazıl’ın bir sözü var; kafa kağıdım diyor nüfus cüzdanına …☺️
    Ben de aynen diyorum ki ‘Benim kimlik kağıdım sizinkinden biraz daha önce yazılmış ne yazık ki …😔
    Ahh keşke kafa kağıdım sizinkinden yeni olsaydı, belki birlikte şehir kütüphanelerinde, tozlanmış kitaplar arasında olurduk, kahvelerimiz de elimizin altında 👍👍☺️

    • Harika olurdu. 😊
      Kitap ve kahve ayrılmaz bir ikili zaten. Kütüphane fikri de çok güzel.👍

      Okumak istediğim kitapların hemen hepsini kütüphaneden alıyorum ben. Bazen de gerekli olduğu durumlarda kütüphanenin okuma bölümüne geçip orada çalışıyorum. Ve o günün, o saatinde başka bir yeri değil de kütüphaneyi tercih eden gençleri gördükçe mutlu oluyorum.

      Bir gün beraber gidelim Esma Hanım. Ne dersiniz? Kahve de var… 😊

  5. Mustafa Akan

    🍀🍀🍀

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir