Temmuz Ayında Ne Oldu?

EDEBİYAT TARİHİNDE BUGÜN

TEMMUZ AYINDA NELER OLDU?

Tarihte bugün ne oldu? Edebiyat tarihinde bugün. Edebiyat tarihinde temmuz ayında ne oldu?

(Sürekli güncellenen bir sayfa)


5 Temmuz 2008

erdem-bayazıt-tarihte-bugun

1939-2008

tarihte-bugun-erdem-bayazıt

5 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da vefat eden Erdem Bayazıt, Türk edebiyatının önemli şair ve yazarlarındandır.
Toplumcu anlayışın ve lirizmin hâkim olduğu şiirlerinde tok ve kavgacı bir üslup benimser.
Birçok şiirinde İslami duyarlılığa sahip olduğu görülen Erdem Bayazıt, tasavvuftan çokça yararlanır. En ünlü şiiri Sebep Ey’de her şeyin tek ve mutlak sebebinin Allah olduğunu dile getirir.
“Şehrin samimiyetten uzak ortamından kaçış, zulme ve haksızlığa başkaldırı, resmî ideoloji ve sloganlara karşı çıkış” gibi temalar, şiirlerinin en belirleyici özelliklerindendir.
Mistik şairlerden biri olan Erdem Bayazıt, İkinci Yeni’nin kapalı ve imgeci söyleyiş tarzıyla İslami unsurları birleştirdiği şiirlerinde endüstri toplumlarının  dejenere olmuş insanını dinsel duyarlılığa davet eder.

Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

“Telgrafın tellerini kurşunlamalı”

Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de…

Bir de gencecik âşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım, milletim, tüm insanlar, kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna, adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.


7 temmuz 1993

rifat-ilgaz-tarihte-bugun

1911-1993

rifat-ilgaz-tarihte-bugun

Türk edebiyatının mizah ustalarından biri olan Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz 1993’te İstanbul’da vefat eder.

Eserlerinde yoksulların yaşamını mizahi unsurlarla yansıtır. 1940-1950 yıllarında toplumcu şiirin önde gelen temsilcilerinden olur.

“Her şey açık açık söylenmelidir.” düşüncesi Rıfat Ilgaz’ın şiir anlayışının temelidir. Bu düşünceden hareketle eserlerinde siyasal ve ideolojik sorunları anlatmaktan çekinmez.

Özellikle “Hababam Sınıfı” romanıyla tanınır.

“İyi niyet olduktan sonra bütün engeller kalkar ortadan, bütün pürüzler düzeliverir böyle, ayna gibi…” (Rüşvetin Alamancası, Rıfat Ilgaz)


12 Temmuz 2002

ece-ayhan-tarihte-bugun

1931-2002

ece-ayhan-tarihte-bugun

İkinci Yeni’nin biçim ve içerik yönünden en özgün şairlerinden olan Ece Ayhan, tarihte bugün, 13 Temmuz 2002 günü 71 yaşında hayatını kaybeder.

Dilin imkânlarını genişleterek kendine özgü sözcük ve cümleler, oldukça sıradışı imgeler kullanır. Eserlerinin isimleri bile bu yönünü görmek için yeterlidir:

Bakışsız Bir Kedi Kara, Ortodoksluklar, Yort Savul (Toplu Şiirler), Çok Eski Adıyladır gibi…

Şiirlerinde aklın sınırlarını zorlayan, sürrealizmi çağrıştıran bir kurgu, karanlık bir bakış açısı göze çarpar.

İkinci Yeni şiiri için “Sivil Şiir” adını önerir. Sivil şiir, sıkı şiir, etik ve marjinallik (sıra dışı) gibi kavramlar üzerinde durur.

Göğsünde ağır bir kelebek.
İçinde kırık çekmeceler…

“Eskiden hassas terazilerle tartarlardı duyguları. Şimdi galiba kantar!”


Ben direniyorum, direneceğim de
Hayır, kesinlikle sizin bildiğiniz gibi değil diye!
Atı alan Üsküdar’ı geçmiş de olsa, bence hem direnmek hem diretmek gerek.
Haklılığın inadı denen şey bence budur işte


13 Temmuz 1936

fatma-aliye-hanim-tarihte-bugun

(1862-1936)

fatma-ailye-hanim

Tarihte bugün, 13 Temmuz 1936 günü, istanbul’da vefat eden Fatma Aliye Topuz (Fatma Aliye Hanım), Türk edebiyatının ilk kadın romancısıdır.

İlk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan Fatma Aliye Hanım, Tanzimat Dönemi’nin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızıdır.

Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazar. En önemli eseri Muhâdarât‘tır.

“Sözlerinizde haksız değilsiniz ancak onu anlayamayacak kimselere söylediğiniz için yanlış yaptınız.” (Hayattan Sahneler, Fatma Aliye Hanım)


18 Temmuz 1965

refik-halit-karay-edebiyat-tarihinde-bugun

1888-1965

refik-halit-karay-tarihte-bugun

Refik Halit Karay, önce Fecr-i Âti’de, sonra Milli Edebiyat topluluğunda yer alır.
Hikâyelerinde Anadolu’yu, Anadolu insanının dünyasını ve sorunlarını  işler. “Anadolu kadınları, kasaba memurları, köylüler ve köy imamları”, onun en çok işlediği tiplerdendir.
Mizah, eserlerinde önemli yer tutar. Toplumsal eleştiriye yer verir. Kişilerin kurnazlık, çıkarcılık, dürüst olmayan özellikleriyle ilgili çözümlemeler yapar. Kişileri yaşadıkları sosyal çevreyle birlikte ele alır.
Siyasal mizah yazılarında “Kirpi” takma adını kullanır. Daha sonra bu yazılarını “Kirpi’nin Dedikleri” adlı eserinde toplar. Bu yazılarından dolayı da bir süre sürgüne gönderilir.
“İnsan başkalarını aldatma idmanını önce kendinde yapar.”

Tarihte Bugün

23 Temmuz 1967

ahmet-kutsi-tecer-tarihte-bugun
1901-1967
ahmet kutsi tecer
1967 yılında İstanbul’da vefat eden Ahmet Kutsi Tecer, Âşık Veysel’i keşfeden, onun edebiyatımızda tanınmasını sağlayan, Türk halk şiirinin araştırılmasında olduğu kadar yaygınlık kazanmasında ve sevilmesinde de etkili olan önemli bir edebiyatçımızdır.
İlk şiirlerinde aşk, ölüm, ızdırap gibi bireysel temaları işlerken daha sonra “Memleket şiiri” diyebileceğimiz köy havası ağırlıklı, Anadolu’yu anlatan şiirler yazar.
Didaktik şiirlerinden ziyade duygusal yönü ağır basan “lirik” şiirleriyle tanınır.
Türk halk şiiri geleneğinden yararlanan Ahmet Kutsi Tecer, şiirlerinde sık sık halk motiflerini kullanır.
Orda Bir Köy Var Uzakta şiiri ona aittir.

NERDESİN?

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel!” desin.


TARİHTE BUGÜN

Aralık Ayında Ne Oldu?↵

kitap (22)

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Hüsna Öztürk

    Sevgili Şule hocam Türk edebiyatının değerli yazarlarının önemli eserleri hakkında yaptığınız eşsiz yorumları çok büyük bir keyif ile okuyorum arada yazarlarımız hakkında verdiğiniz önemli bilgiler yorumlarınıza apayrı bir tat veriyor emeğiniz büyük, sonsuz teşekkürler.

    • Paylaşmak, paylaşılan şeye hem anlam hem de değer katan bir eylem. Emek de aynen böyle, paylaşılınca anlamlı, değerli ve güzel. Bu güzelliğin bir tarafında emek varsa diğer tarafında da siz varsınız Hüsna Hanım.
      Nezaketiniz için teşekkür ederim.🙂

  2. Hüsna Öztürk

    Türk edebiyatının önemli isimlerinden Erdem Bayazıt Vatanını milletini ülkesini memleketini ne de güzel anlatmış..
    Rıfat Ilgaz ı ,Ece Ayhan ı, Fatma Aliye hanımı, Refit Halit Karayı, Ahmet Kutsi Teceri, Ömer Hayyam ı tanımak eserleri hakkında azda olsa bilgilenmek çok iyi oldu Teşekkürler Şule Hocam Allah yolunuzu açık etsin inşaallah ✨

  3. Elif SEYHAN

    Öncelikle böyle önemli yazarların kısa bilgileri benim çok hoşuma gidiyor. Uzun yazılarla değilde böyle kısa bilgilerle onları tanımak bambaşka bir ufka yol açıyor. Okuduklarımın içerisinden beni en derinden etkileyen şu şiirle yorumuma devam etmek istiyorum..
    “Eskiden hassas terazilerle tartarlardı duyguları. Şimdi galiba kantar!” Ne kadar anlamlı bir o kadarda derin manalı!
    Günümüzde sevgiler değersiz, anlamsız, başıboş… insanlar bir mala tüm sevgiyi çöpe atabilecek konumda. Bizler maddiyatı gramla maneviyatı teraziyle tartıyoruz. Maneviyat azaldıkça değersizleşti. Hemde kolay kazanılmayan bir şeyken….
    Aklıma şu örnek geliyor altını gramla kömürü tonla. Fakat ikisi de maden?! Ama altın değerli ince iş gerektirir. Kömür ise değersiz… Şimdilerde kömürü arar oldu insanlar, altın mı ?? Altını soran bile yok. Sakın maden anlamda anlamayın mecaz anlamda kullanıyorum!
    Son olarak da “ Değerli olan herşeyi kaybetmeden kıymetini bilmeliyiz.”Yoksa iş işten geçmiş olur vesselam…

  4. Çok güzel bir yazı yazmışsınız, okumaktan keyif aldım, tebrik ederim Elif Hanım.🙂
    Altın ve kömür metaforunuz çok anlamlı.
    Tespitleriniz doğru.
    Çok teşekkürler…🌸🌼🌻🌹

  5. Mustafa Sinan Öztürk

    Göğsünde ağır bir kelebek.
    İçinde kırık çekmeceler……İyiyiz iyi sizinle hocam.Elif hanımın yorumu sanki benim fikirlerimin aynası gibi.Hakikaten bizlere sunduğunuz bu çalışmanız eşsiz bir manzaraya sahip 7 yıldızlı bir otelin açık büfe kahvaltısı gibi.Her tatdan azar azar.Bir boşluğumuz varmış demek.Ve sizi tanıdıkdan sonrada doldu orası.Artık biz sizinle tamamız.Teşekkürler🍀👍

    • Edebî metinler, işledikleri konu ne olursa olsun onu güzel ve etkileyici bir şekilde anlatmayı amaçladıkları için bizdeki güzellik duygusunu kolayca uyandırabilir ve sadece bununla kalmayıp bazı boşluklarımızı da doldurabilirler. Konuyu bu pencereden değerlendirmeniz mutlu etti beni, teşekkür ederim Sinan Bey.

      Bu arada, bir sonraki yazım sizin de takip etmek istediğiniz bir alanla ilgili ama bu kez Batılı bir filozofun değil de bir İslam düşünürünün “insan”a bakışını konu alıyor.

      İlginizi çekeceğine eminim.
      Saygılarımla…

  6. Melik Vatansever

    Çalışmalarınız o kadar zenginki hocam ; insanın kendine ait bi şeyleri gözden kaçırması yakalayamaması mümkün değil.Farklı yerlerde farklı zamanlarda farklı mekanlarda sörf yapıyor duygularımız adeta.Kaleminize sağlık hocamTakipteyiz…..

  7. Gülay Doğan

    Tebrik ederim.
    Güzel bir çalışma olmuş.

  8. Esma kuralkan

    ‘ eskiden hassas terazilerde tartarlardı ,şimdi galiba kantar …. ‘😔😔😔😔
    Ne güzel, ne kadar doğru bir tesbit !!!

  9. Esma Kuralkan

    ‘Göğsünde ağır bir kelebek
    İçinde kırık çekmeceler ‘’
    Hayat bazan böyle melankolik yapıyor 😔
    İyikide ,kitaplar var
    İyikide yalnız olmadığımızı hissetmek
    Ruhlardaki duyguların böyle tezyin bi şekilde
    dile ,yazıya ,resme, taşa aksetmesi ile
    ne san’atlar ortaya çıkıyor. 👏🏻👏🏻👏🏻👍

  10. Sınırlı malzemeyle sınırsızı ve sonsuzu anlatıyorlar.💐🌸🌼🌷

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir