Ocak Ayında Ne Oldu?

EDEBİYAT TARİHİNDE OCAK AYI

Tarihte bugün ne oldu? Edebiyat tarihinde ocak ayında ne oldu?

(Sürekli güncellenen bir sayfa)

3 Ocak 1501

tarihte-bugun (18)

Ali Şîr Nevaî, Türkçeyi yüksek bir sanat dili hâlinde işlemeye çalışan, bu görüşü savunan ve Türk diline değer kazandıran üstün bir bilgin ve devlet adamıdır.

1441’de Herat’ta doğdu ve  03.01.1501’de vefat etti.

Kaşgarlı Mahmut’tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan Ali Şîr Nevaî, Muhâkemetü’l-Lügateyn adlı kitabında Türkçe ile Farsça’yı karşılaştırarak pek çok yerde Türkçe’nin üstünlüğünü savunmuştur.

Ali Şîr Nevaî’nin eserleri hem yazıldıkları devirde hem de daha sonra bütün Türk dünyasında zevkle okunmuş, pek çok ünlü Türk şairi onu örnek almış, ona övgü yazmıştır.

“Ana dilim üzerine düşünmeye koyuldum. Türkçenin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin âlemden daha yüksek bir âlem göründü…” (Ali Şîr Nevaî)


3 Ocak 1799

tarihte-bugun (17)

Divan edebiyatının son büyük şairi kabul edilir. 1757 yılında İstanbul’da doğan ve asıl adı Mehmet olan Şeyh Galip, 03.01.1799’da İstanbul’da vefat etmiştir. Konya’da bir süre eğitim görmüş, İstanbul’da Yenikapı Mevlevihanesinde üç yıllık çileden sonra Mevlevi dedesi olmuştur.

Divan şiirinin son büyük üstadı kabul edilmiştir.

Hüsn ü Aşk, Nâbî’nin Hayrabad’ını beğenmediği için yazdığı bir mesnevidir. Eserde tasavvufi bir aşk işlenir. Eserdeki bütün kahramanlar birer sembolden ibarettir.

Hüsn, Allah’ı;

Aşk, Allah sevgisine ulaşmak isteyen dervişi;

mekteb-i edep, dergâhı;

Molla-yı Cünun, dervişi;

Gayret, çabayı,

İsmet, dürüstlüğü;

Kalp Kalesi, gönlü temsil eder.

Aşk yani mürit, bütün engelleri aşarak Hüsn’e yani Allah sevgisine ulaşır.


5 Ocak 1975

tarihte-bugun (14)

5 Ocak 1975’te vefat eden Arif Nihat Asya, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli temsilcilerindendir.

Sade bir üslupla millî değerleri ve dinî heyecanları işleyen şiirler yazmıştır.

Edebiyatımızda “Bayrak şairi” olarak tanınır.

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku ne keder…
Gölgende bana da bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar,
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı!
Yüksek yerlerde açan çiçeğim!
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim!
Yeryüzünde yer beğen,
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!


9 Ocak 1994

edebiyat-tarihinde-bugun (5)

(1884- 1964)

9 Ocak 1994’te vefat eden Halide Edip Adıvar, Kurtuluş Savaşı döneminde millî duyguları öne çıkaran roman ve hikâyeler kaleme aldı. “Yeni Turan”, “Ateşten Gömlek” ve “Vurun Kahpeye” bu dönemin eserleridir.

En tanınmış romanı “Sinekli Bakkal”, yazarlığında olgunluk dönemini gösterir. Bu romanda Sinekli Bakkal mahallesinde yaşayan insanlar, aydınlar ve saray çevresi gibi, 2. Abdülhamit döneminin farklı toplum kesimleri canlandırılır. Bu romanın yazıldığı yıllar, Tanzimat’tan beri süregelen Doğu-Batı çatışmalarının yaşandığı yıllardır.

Halide Edip, “Sinekli Bakkal”da Doğu’nun değerlerini bulup çıkarmak, Batı’nın karşısına koymak amacındadır.

Eserlerinden bazı alıntılar:

“Ayrılmak biraz ölmektir.”

“Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.”

“Kuvvet, kendini en çok sukûtla ifade eder.”

“Anlamak affetmektir.”


9 Ocak 1990 

edebiyat-tarihinde-bugun (4)

(1931-1990)

9 Ocak 1990’da vefat eden Cemal Süreya, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı içinde yer alan İkinci Yeni Hareketi’nin önde gelen şairlerindendir. İlk şiiri Şarkısı Beyaz, Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi, şaşırtıcı buluşları, zengin birikimi ve duyarlı, çarpıcı, yoğun, güçlü imgeleriyle İkinci Yeni şiirinin en başarılı örneklerini verdi.

Annesini küçük yaşta kaybeden Cemal Süreya, edebiyata yöneliş sebebini,

“Belki beni edebiyata götüren bir sürü neden vardır, ama bir keskin neden ararsam bunu annemde bulduğumu söyleyebilirim.”

sözleriyle açıklar ve şiire ilk adım atışını, annesinin anlattığı Kerem ile Aslı hikâyesine bağlar.

Dostoyevski‘nin, yazarlık kariyerinde önemli bir etkisi olduğunu şöyle açıklar:

“Benim edebiyatla ilgili olarak ikinci bir doğum tarihim var: 1943. Dostoveyski’yi okudum ve ondan sonra hiç huzur kalmadı bende.”

“Tarifsiz bir okur” olduğu bilinen Cemal Süreya, ilkokul 3’te Suç ve Ceza ↵’yı defalarca, Karamazov Kardeşler ↵i ise 5 kez okur.

DİLEKÇE

Sokağımsan
Ben anahtarı çevirdiğim zaman
Kapanan evin kapısı değil,
Senin kapın olsun açılan.

Adresimsen
Mektuplarım doğru dürüst gelsin,
İki kişi telefonla konuşurken
Olmayalım hemen üç kişi.

Kentimsen
Başka kentler de girsin araya,
Daha bir sevinçle katılayım,

Şenliğimsen
Her şeyi yaz tarihimsen,
Ama her bir şeyi.

Dilimsen
Sen de koru biraz dilliğini.

Düşüncemsen
Kız kardeşim pencereyi açsın.
Sorguçlu bir ışık aracılığıyla
Gün yenisi dolsun içeri.

Uzat saçlarını Frigya,
Yârimsen
Yurdumsan
Söz ver Anadolu.

Cemal Süreya

FOTOĞRAF

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel
Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel

Cemal Süreya


10 Ocak 2001

edebiyat-tarihinde-bugun (6)

(1921-2001)

10 Ocak 2001 tarihinde yakalandığı karaciğer kanserinden kurtulamayarak İstanbul’da hayata veda eden Necati Cumalı, Garip Akımı şairleri ve 1940 kuşağının diğer şairlerinden farklı olarak yalın, aydınlık anlatımlı, lirik şiirler yazdı.

Sevgi, sevinç, özlem gibi bireyin güncel kaygılarıyla birlikte çağın toplumsal sorunlarını da ele aldı.

1955′ten sonra şiirin yanı sıra hikâye, roman ve tiyatro türlerine de yöneldi. Roman ve öykülerinde çoğunlukla Ege Bölgesi’ndeki kasaba ve kırsal kesim insanlarının sorunlarını işledi. “Tütün Zamanı”, “Yağmurlar ve Topraklar”, “Acı Tütün” romanları bu ürünlerin en başarılıları arasındadır. Öykü, roman ve oyunlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

“İyi bir roman bir kez okunduktan sonra, elimizin altından ayırmak istemeyeceğimiz, yer yer, sayfa sayfa, bir daha bir daha okuyabileceğimiz kitaptır.” Necati Cumalı, Acı Tütün

“Gece, yağan yağmurla uyursun.
Sabah bir de bakarsın, odan güneşli.”


11 Ocak 1556

edebiyat-tarihinde-bugun

(1483-1556)

11 Ocak 1556 tarihinde vefat eden Fuzulî, Türkçe, Arapça ve Farsça eserler kaleme alan Türk edebiyatının en önemli divan şairlerinden biridir. Eserlerinde kullandığı dil, dönemin divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir.

Şiirlerinin konusunu bedensel zevklerden ziyade tasavvufi bir aşk, Ehl-i Beyt’e duyulan özlem ve ayrılık acısı teşkil etmiştir.

Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre’dir.

“Leyla ve Mecnun” mesnevisi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevilerden biridir.

Divan edebiyatında İlahi aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzulî; derdi, ızdırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyti bunu açıkça gösterir:

“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.”

(Aşk derdiyle başım pek hoş benim ey tabib! Bırak bana ilaç vermeyi. Bana derman verme! Senin dermanın beni helak edecek zehrin ta kendisidir.)


13 Ocak 1973

edebiyat-tarihinde-bugun (1)

(1908-1973)

13 Ocak 1973’te hayata veda eden edebiyatmızın en önemli kalemlerinden biri olan Sabahattin Eyüboğlu, yine edebiyatımızın önemli şairlerinden ve aynı zamanda bir ressam olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ağabeyidir.

Çok yönlü bir sanatçıdır. Dilimize oldukça önemli eserler çevirmiştir. Edebiyat tarihimiz için son derece önemli çalışmaları vardır. Sinema tarihimizi de etkilemiş, Eski Anadolu temalı 11 adet belgesel sinema filmine imza atmıştır. Aynı zamanda denemeleri ile de önemli bir yere sahip olan Sabahattin Eyüboğlu, Mavi ve Kara adlı deneme eseri ile 1960 Nurullah Ataç Armağanı’nı almıştır.

“Hititler, Frigyalılar, Yunanlılar, Farslar, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar da fethetmişler Anadolu’yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil, onlar Anadolu’nun malı olmuş. Bu memleket bizim olduğu için bizim, fethettiğimiz için değil… Fetheden de biziz artık fethedilen de. Eriten de biziz, eriyen de… Biz bu toprakları yoğurmuşuz, bu topraklar da bizi. Onun için en eskiden en yeniye ne varsa yurdumuzda öz malımızdır bizim.” (Sabahattin Eyüboğlu)


24 Ocak 1962

edebiyat-tarihinde-bugun- (2)

ahmet-hamdi-tanpinar

(1901-1962)

Romanları, hikâyeleri ve şiirleriyle Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tanpınar, gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim‘in öğrencisi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valéry ile Marcel Proust‘u kendisine üstat olarak seçmiştir.

Bu yazarlar, edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete ön planda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi “güzel sanat”tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır.

Tanpınar, şiiri hayatının en büyük ihtirası hâline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir.

Geniş okuyucu kitlesi onu genellikle lise kitaplarına ve antolojilere giren Bursa’da Zaman şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler

Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikâye ve romanlarında da, başta zaman teması olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. Enis Batur 1992 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Seçmeler adlı bir kitap hazırladı.

Yazar ile ilgili yayınlanmış en son eser, 2007 yılının sonunda çıkan Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Baş Başa’dır. Eser Tanpınar’ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlardan oluşmaktadır.

Hayatı boyunca sağlığından şikâyetçi olan Tanpınar, 23 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp krizi ile Haseki Hastanesine kaldırıldı. Ertesi sabah, ikinci bir krizle hayata veda etti. Mezar taşı üzerinde çok bilinen Ne İçindeyim Zamanın şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır:

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında


28 Ocak 1981

edebiyat-tarihinde-bugun- (3)

ozdemir-asaf

(1923-1981)

28 Ocak 1981’de hayata veda eden Özdemir Asaf, Türk edebiyatının önemli şairlerindendir.

Şiirleri genel olarak dörtlük ve ikiliklerden oluşur. Yoğun ve kısa bir söyleyiş özelliği vardır. Düşünce ile duygu yoğunluğuyla beraber, taşlama ve alay, şiirine egemen olan etmenlerdir.

En çok kullandığı ayrılık, sevgi ve ölüm temaları son dönemde şiirlerinde yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine dönüşmüştür.

Onun inandığı şey, şiirde bir anlam ve görüşün yansatılmasının gerekliliğidir.

Geleneksel Türk şiiriyle Batı şiirini harmanlayarak son derece zengin bir sanat değeri oluşturmuştur. Günümüzde bazı rock müzisyenleri tarafından şiirleri bestelenmiştir. Feridun Düzağaç, Lavinya adlı şiirini bestelemiştir. Duman grubu da Özdemir Asaf’ın şiirlerinden esinlenerek şarkılar yapmıştır.

Dün sabaha karsı kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı;
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.

Özdemir Asaf


31 Ocak 1914

tarihte-bugun (9)

(1847-1914)

31 Ocak 1914 günü vefat eden ve Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebî hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur.
Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servet-i Fünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesinden öğrencisidir.
Şinasi ve Namık Kemal gibi Recaizade Mahmut Ekrem de birçok edebî türde eser vermiş, şiir için “Her güzel şey şiirin konusu olabilir.” görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir.
O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan göz için kafiye” anlayışını terk ederek kulak için kafiye” anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir.
Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir.
Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur.

Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.


kitap-sozleri (22)

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir