Mart Ayında Ne Oldu?

EDEBİYAT TARİHİNDE MART AYI

Tarih… Tarihte bugün ne oldu? Bugün ne oldu?

(Sürekli güncellenen bir sayfa)

6 Mart 1920

tarihte-bugun (13)

omer-seyfettin-tarihte-bugun

(1884-1920)

6 Mart 1920 tarihinde vefat eden Ömer Seyfettin; gazeteci, yazar ve askerdir. Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarından ve Türkçülük akımına yön veren isimlerdendir.

Yeni Lisan anlayışına öncülük eden yazarlar arasında yer alan Ömer Seyfettin, Türk edebiyatının ve özellikle edebî türlerden “hikâye”nin gelişmesinde büyük katkı sağlayan önemli eserler ortaya koymuştur.

Ömer Seyfettin, öğrenimine Gönen, Balıkesir’de başlamış; daha sonra İstanbul’da Mekteb-i Osmaniye’de devam etmiştir. Asker bir ailede yetiştiğinden dolayı Ömer Seyfettin, Kuleli Askerî İdadisine yazılmıştır ve burada bir müddet eğitim aldıktan sonra Edirne Askerî İdadisinde eğitimini tamamlamıştır. İzmir’de teğmen olarak, Rumeli’de de üsteğmen olarak görev yapmıştır.

Yazar Ömer Seyfettin, askerlikten ayrılıp Selanik’e gelerek Genç Kalemler dergisinde yazmaya başlamıştır. Balkan Savaşı’nda tekrar subay olarak orduya dönmüştür.

Balkan Savaşı’nda Yanya Kuşatması’nda esir düşen Ömer Seyfettin; Mehdi, Hürriyet Bayrakları adlı hikâyeleri esir olduğu dönemde kaleme almıştır. Yazar Ömer Seyfettin, bir yıllık esaretten sonra İstanbul’a dönerek askerliği bırakmıştır.

Yazar İstanbul’da Türk Sözü dergisinin başyazarlığını yapmaya başlamış ve Türkçü fikirleri ile Türk edebiyatının gelişmesinde ve toplumsal mesajların halka aktarılmasında büyük faaliyet göstermiştir.

Kaşağı, Sivri Sinek, Gizli Mabet, Türk klasikleri arasında yer alan eserlerindendir.

“Azizim, siz kendinizi bilmiyorsunuz. Avrupa’yı bir şey zannederek kendi güzelliklerinizi görmüyor, kendi çekiciliğinizi yaşamıyorsunuz.” (Seçme Hikâyeler, Ömer Seyfettin)

“Zaten en büyük, en kahraman, en cesurlar, en korkakların ihanetine kurban gitmemiş miydi ?” (Kaşağı, Ömer Seyfettin)


6 Mart 1948

tarihte-bugun (14)

kemalettin-kamu (2)

“Gurbet Şairi” olarak tanınan Türk şair ve siyasetçi Kemalettin Kamu, babasının memur olması nedeniyle çocukluğu Erzurum ve Refahiye’de geçti. Erzurum’un işgal edilmesi haberi babasının vefatına sebep olunca annesiyle Sivas, Kayseri ve Ankara’da yaşadı. İstanbul’a öğrenim görmek için gitti. Ankara’ya yerleşti.

1933’te Paris’te Siyasal Bilimler eğitimi aldı. Soyadı Kanunu çıktığında Kamu (bir ülkede yaşayan herkes) soyadını aldı. Ankara Matbuat Genel Müdürlüğünde başyazarlık yaptı. İstiklâl Marşı yarışmasına katıldı. Rize ve Erzurum milletvekiliği de yapan sanatçı 1948’de geçirdiği bir kalp krizi neticesinde Ankara’da vefat etti.

En tanınmış şiirleri Bingöl Çobanları ve Gurbet’tir.

“Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde.”

“Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde.
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana, su yok, desin de.”


8 Mart 1944

tarihte-bugun (16)

huseyin-rahmi-gurpinar

(1864-1944)

8 Mart 1944 günü vefat eden Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri, mizahi bir üslupla anlatır.

Servet-i Fünuncuların yaşıtı olduğu hâlde, ayrı bir sanat görüşünü benimser. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy. sonu İstanbul’un canlı, renkli insan ve hayat manzaralarıdır.

Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılmasında ve hicvedilmesinde etkili bir işleve sahiptir. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayların gülünç, acıklı yönlerini yansıtır. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle “toplum için sanat” yapar.

Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldızın Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Şık eserlerinden bazılarıdır.

“Korkunç anların göz karartıcı tehlikesinden bizi ancak soğukkanlılıkla imdadımıza çağıracağımız ağırbaşlılık, ağırdan alma kurtarabilir.”

“Zihnin de kullanılmayan başka bir organ gibi zayıf düşeceğini bilmeyerek, bilgilerini arttıracak, zihinlerini kuvvetlendirecek ciddi bir biçimde okumaya üşeniyorlar.”


12 Mart 1921

tarihte-bugun (17)

İstiklal Marşı’mız 12 Mart 1921’de TBMM’de kabul edildi.

SON YOLCULUĞUNDA MEHMET AKİF

Mehmet Akif Ersoy‘un 11 yıllık vatan hasreti sona ermişti. Mısır’da üniversite öğretim üyesiydi. Vatanına hasta ve yorgun dönmüştü. Her fani gibi o da uzun bir yolculuğa hazırlanıyordu. Ve Mevla’nın takdir-i İlahî’siyle ruhunu teslim ediyordu. Dostları son yolculuğunu şöyle anlatırlar:

“Cenaze, tıpkı kendisi gibi içten bir merasime sahne oldu. Hava soğuktu, şiddetli bir poyraz esiyordu. Kar yağmıştı, her yer bembeyazdı. Naaşı örtüsüz, üstü açık bir tabutla Beyazıt Cami’nin bahçesine getirildi. Caminin bahçesinde bekleyen öğrenciler tabutu görünce, hüngür hüngür ağlamaya başladı. Öğrencilerin bir kısmı etrafa dağıldı. Çok geçmeden bayraklarla dönüp tabutu sardılar. Çıplak bir tahta olarak gelen tabut, musalla taşında al sancaklarla Kâbe örtüsüyle donatıldı. Akif’in dostları, şairler, edipler, yazarlar, Üniversite talebeleri ve hocalar vardı. Kuruluşunda canla başla çalıştığı devletin hiçbir temsilcisi cenazede nedense yoktu! Gençler, Akif’in cenaze arabasına konulmasına razı olmadı. Hatta omuzlarına bile koymayıp, Edirnekapı Şehitliği’ne kadar ellerinin üzerinde taşıdılar. Herkes ağlıyordu, konuşmalar yapılıyordu. Konuşmaların sonuncusu şu müthiş cümlelerle tamamlandı…

Ey Çanakkale şehitleri, sizi terennüm eden Akif misafirinizdir, ona iyi bakınız.

Ey Akif, nisyandan korkma! İstiklal Marşı söylendikçe unutulmazsın!”

Mehmet Akif Ersoy, bir şiirinde şöyle söyler:

en-guzel-misralar-mehmet-akif-ersoy (6)

Mehmet Akif Ersoy 

Mehmet Akif Ersoy’un hayatından anekdotlar ↵


21 Mart 1973

tarihte-bugun (22)

asik-veysel

(1894-1973)

21 Mart 1973’te hayata veda eden Âşık Veysel, insanı, tabiatı ve kâinatı anlatan içli bir halk şairidir. Önceleri usta malı türküler söylerken, 40 yaşlarına doğru kendi şiirlerine ağırlık vermeye ve türküleştirmeye başlar. Ahmet Kutsi Tecer’in de yardımıyla giderek tüm Türkiye’de tanınır. Türkülerinde kendine özgü bir içtenlikle, doğadan insan sevgisine kadar hemen her konuyu işler.

7 yaşında yakalandığı çiçek hastalığından dolayı bir gözünü, daha sonra bir kaza sonucu, az gören öteki gözünü yitirir. Bu olayı şair, şöyle anlatır:

“Tek gözüm zaten görmüyordu. ‘Kırlangıç Uşağı’ diye seyyar doktorlar vardı. Onlar göz açarlardı, göz doktoruydular. Babam rahmetli, gösterdi, baktılar. ‘Sağ gözü ışık görüyor, üzerindeki perdeyi alırsak açılır. Akdağmadeni’ne getir, orada tedavi edelim.’ dediler. Onlar gittiler, bizde bir sevinç fakat fakirlik var. Babam para bulacak da götürecek, açtıracak! O arada öküzün önünden saman irisini, tozunu, toprağını temizlemek için ahıra girdik. Öküz bağlıydı. Hayvan kafasını böylesine sallayınca boynuzunu tam gözümün üstüne vurdu. Sağ gözüm de aktı gitti. O ışık da kayboldu.”

Sen Varsın Orda

Saklarım gözümde güzelliğini, 
Her neye bakarsam sen varsın orda.
Kalbimde gizlerim muhabbetini;
Koymam yabancıyı, sen varsın orda.

Aşkımın temeli, sen bir âlemsin.
Sevgi muhabbetsin, dilde kelâmsın.
Merhabasın, dosttan gelen selamsın.
Duyarak alırım, sen varsın orda.

Çeşitli çiçekler, yeşil yapraklar,
Renklerin içinde nakşını saklar.
Karanlık geceler, aydın şafaklar,
Uyanır cümlâlem; sen varsın orda.

Mevcudatta olan kudreti kuvvet!
Senden hasıl oldu, sen verdin hayat.
Yoktur senden başka ilânihayet.
İnanıp kanmışım, sen varsın orda.

Hu çeker, iniler çalınan sazlar.
Kükremiş dalgalar, coşar denizler.
Güneş doğar, perdelenir yıldızlar.
Saçar kıvılcımlar, sen varsın orda.

Veysel’i söyleten, sen oldun mutlak.
Gezer daldan dala, yorulur ahmak.
Sen ağaç misali, biz dalda yaprak,
Meyva, çekirdeksin; sen varsın orda.

Âşık Veysel Şatıroğlu

🤔 MERAKLISI İÇİN NOT: Çukurova Üniversitesi Türkoloji bölümünce hazırlanmış, “Âşık Veysel’in Şiirinde Dinî ve Tasavvufi Temayüller” başlıklı bilimsel çalışmaya buradan ↵ ulaşabilirsiniz.


EDEBİYAT TARİHİNDE BUGÜN

Aralık Ayında Ne Oldu? ↵

Ocak Ayında Ne Oldu? ↵

Şubat Ayında Ne Oldu? ↵

Nisan Ayında Ne Oldu? ↵

Mayıs Ayında ne Oldu?

Haziran Ayında Ne Oldu?

Temmuz Ayında Ne Oldu?

kitap (22)

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir