Yaşamak (Kitap Yorumu)

YAŞAMAK

“Parada pulda gözüm yok! Her sene sana yeni bir çift ayakkabı dikebildiğim sürece mutlu olacağım.” (Yaşamak, Yu Hua)

Günümüz Çin edebiyatı↵ nın en önemli eserlerinden biri olan ve Çin’de 1993 yılında yayımlandığında geniş yankılar uyandıran, hemen ardından da yasaklanan Yaşamak, Türkçeye 2012 yılında çevrildi. 

Kendi ülkesinde yasaklanmasına rağmen farklı edebiyat çevrelerinin takdirlerini toplamayı da başaran Yaşamak, aynı zamanda hem birçok ülkede “çok satan kitaplar” listesine girdi hem de doksanlı yılların en etkileyici romanlarından biri seçildi. Birçok prestijli ödülün de sahibi olan Yu Hua, 2002 yılında James Joyce Edebiyat Ödülü aldı. 

yaşamak -yasamak-yu-hua

Peki, neden yasaklandı?

Verilen bu ödüllerin ve üst sıralarda yer aldığı listelerin küresel bazda siyasi bir açıklaması vardır elbette. Ancak yine de, taşıdığı edebî değeri ve az da olsa hak ettiği başarıları göz önünde bulundurduğumda, Yaşamak’ın kendi ülkesinde niçin yasaklandığına ve devletlerin kendi tarihleriyle yüzleşme cesaretini niçin gösteremediklerine mantıklı bir açıklama getirmenin kolay olmadığını düşünüyorum. Bu durumu yazımın ileriki bölümlerinde irdelemeye çalışacağım ama öncelikle romanla ilgili bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum sizinle. 

Sefalet, Cesaret, Hafıza ve Fugui

Yaşamak‘ta biri Fugui, diğeri de Fugui’nin hikâyesini öğrenmemizi sağlayan asıl anlatıcı olmak üzere iki anlatıcı var. 

Tıpkı bir gezgin gibi köy köy dolaşarak halktan hikâye toplamaya çalışan asıl anlatıcı, bir gün tarlasını sürmeye çalışan yaşlı Fugui’ye rastlar. Fugui, hem anlattığı hikâyesiyle hem de sefaletten ve zorluklardan kötü etkilenmeyen hafızası, geçmişiyle yüzleşirken gösterdiği cesareti, metaneti ve teslimiyetiyle romanın asıl anlatıcısının oldukça ilgisini çeker. 

“Gençtim, derdim tasam yoktu. Her yeni yüz beni heyecanlandırıyor, neşelendiriyordu. Bilmediğim her şey beni derinden etkiliyordu. Hayatımın tam bu evresinde rastladım Fugui’ye. Hikâyesini anlatırken öyle güven veriyordu ki daha önce hiç kimse bana kendimi böyle hissettirmemişti.” (Yaşamak, Yu Hua)

Olağanüstü Bir Trajedi

Yaşamak romanı, zenginliğin verdiği şımarıklıkla başlayan ve büyük kayıplarla devam eden bir hayatın, metanete, sükûnete ve teslimiyete varan hikâyesini anlatıyor.

Romanın kahramanı Fugui, babası “varlıklı bir beyefendi”, kendisi de onun “varisi” olarak nam salan genç bir delikanlıdır. Hayatı yemek, içmek, gezip tozmak ve bütün gün miskin miskin dolanmaktan ibaret sayan Fugui, hovardalık ve aylaklık adına bütün işleri yapar. Mal varlığının tamamını kumarda kaybettikten sonra ise koyu bir sefalete düşer. Ardından da sırasıyla babasını, annesini, oğlunu, kızını, karısını, damadını ve tornunu da kaybederek tek başına kaldığı olağanüstü acılarla dolu bir hayat yaşar.

Yaşamak‘ı değerli kılan ve onu “modern klasikler” dediğimiz günümüz edebiyatına ait özel eserlerin arasına girmesini sağlayan şey, sadece bu acıklı hikâyesi değil elbette. Onun bir de kültürel ve tarihsel boyutu var. 

Yaşamak ve Çin Kültürü

Yaşamak, sade dili ve basit anlatımıyla sunduğu acıklı hikâyesinin içinde, Çin’in toplumsal hayatına dair bazı kültürel unsurlar da barındırıyor: aile yapısı, geçim kaynakları, yemek kültürü gibi…

Bunlardan bazıları bizim için biraz yabancı…

Mesela ulaşım aracı yerine insanların birbirlerini sırtlarında taşımaları geleneği. Fugui, varlıklı bir aileye sahip olduğu çocukluk dönemini anlatırken bu gelenekten şöyle bahsediyor:

“Okula hiç yürüyerek gitmedim. Evimizde çalışan bir hizmetli beni hep sırtında taşırdı. Ders bitiminde, saygıyla yere çömelmiş bir vaziyette beni beklerdi. Sırtına çıktıktan sonra kafasına vurup, ‘Changgen, hadi koş bakalım!’ derdim. Changgen hemen koşmaya başlardı.” (Yaşamak, Yu Hua)

Bu gelenek şimdi de yaşatılıyor mudur dersiniz?

Merak edip araştırdığımda karşıma 2015 yılına ait bir haber çıktı. Bu haberde, Çin‘deki bir adamın, bütün parasını oğlunun kanser tedavisi için harcadığı ve tedavinin devam etmesi için de imkânsızlıklar yüzünden farklı bir yönteme başvurmak zorunda kaldığı anlatılıyordu. O baba, oğlunun tedavisi için gereken parayı, sokakta at maskesi takıp insanları sırtında gezdirerek kazanmaya çalışıyormuş.

Yaşamak, Kültür Devrimi ve Mao

Yaşamak romanının tarihsel derinliği de üzerinde durulması gereken başka bir konu.

Yaşamak, Çin devletinin hatırlamak bile istemediği ve bunun için okul kitaplarına dahi koydurmadığı, Çin halkının ise büyük çoğunluğunun bugün lanetleyerek andığı Kültür Devrimi‘ne yaptığı göndermelerle de dikkat çeken bir eser.

Yaşamak‘taki trajediyi daha iyi anlayabilmek için bu devrimle ilgili bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum size. Hem böylece Yaşamak romanının niçin yasaklandığı sorusu da bir nebze olsun açıklığa kavuşmuş olur.

Büyük İeri Atılım Projesi

Yaşamak‘ta anlatılan olaylar, Mao↵ nun Çin’in lideri olduğu ve Büyük İleri Atılım Projesi‘ni ve Kültür Devrimi‘ni gerçekleştirmeye çalıştığı dönemlerde geçiyor. 

Büyük İleri Atılım Projesi, Çin’in hem tarımda hem de endüstride büyümesi için Mao ve Çin Komünist Partisi tarafından ortaya atılmış ve gerçekleştirilmesine -ne pahasına olursa olsun- karar verilmiş bir proje. Bu proje kapsamında köylülerin sahip olduğu hemen her şeye el konulmuş, kişisel üretimleri yasaklanmış ve binlerce kişiden oluşan dev komünler kurularak Çin halkı kolektif üretime zorlanmış. 

Yaşamak romanında, bu projeyle ilgili bazı detaylara rastlamak mümkün. Mesela, köylülerin, tencere, pirinç, tuz gibi mutfaklarında kullandıkları her şeye el konulduğu için yemek pişiremedikleri, bu yüzden ancak saati geldiğinde, köyde kurulan ortak yemekhanede oluşturulan upuzun kuyruklarda sıraya girerlerse karınlarını doyurabildikleri anlatılıyor. Sonra da kadın ve erkek demeden bütün köylülerin ellerinde aletler, askerdeymiş gibi “yoldaş” adı verilen muhtarın önünde sıraya dizildikleri ve yoldaş başkanın da köylüler arasında günlük iş bölümü yaptığı işleniyor.

Ekonomik Kriz ve Kıtlık

Ancak işler biraz ters gidiyor (!)

Ülkelerinin gerektiğinden fazla tahıl ve pirinç stokuna sahip olduğunu zanneden Çin Komünist Partisi, ileriki yıllarda komünlerin farklı alanlara yönelmesi gerektiğine karar veriyor ve tarlalardan çekilen işçiler bu defa da kanal, köprü, çelik üretiminde çalıştırılıyor. Özellikle 1957’de Mao’nun verdiği demeci gerçekleştirebilmek amacıyla büyük bir çelik üretim sürecine giriliyor. Ancak üretilen çeliğin kalitesiz olması ve neredeyse hiçbir işe yaramaması büyük bir kaynak ve emek israfına neden oluyor.

Sonuçta bu radikal proje, içinden çıkılmaz bir ekonomik krizin patlamasına, akabinde de büyük bir kıtlığa sebebiyet veriyor ve milyonlarca Çinli hayatını kaybediyor. 

Köylü sınıfını bir anda sanayi toplumuna, dünün çiftçisini bir gecede fabrika işçisine dönüştürmeye çalışan bu projeye karşı çıkan ve onun yanlış olduğunu belirten kişiler “vatan haini” oldukları gerekçesiyle idam ediliyor.

On Yıllık Kaos

Sonuçları ne olursa olsun hiçbir projesinden vazgeçmeyen Mao, ülkesini yönettiği süre zarfında ikinci bir kara lekeye daha imzasını atıyor: Kültür Devrimi

Liderliğini Mao‘nun yaptığı Çin Yönetimi, “Dört eskiyi; eski düşünceyi, eski kültürü, eski âdetleri, eski alışkanlıkları yok et!” sloganıyla bir Kültür Devrimi başlatıyor. Milletinin tüm tarihini, kültürel birikimini “devrim” ve “reform” adları altında kendi eliyle yıkıyor. Eski kitaplar, tablolar yakılıp yok ediliyor. Aykırı düşüncede olanlar yargılanıp idam ediliyor. 

Tarihte yaşanmış bu felaketi göz önünde bulundurduğumda, Yaşamak romanındaki korkunç trajediyi daha iyi anlayabilsem de Çin devletinin bu olayı okul kitaplarına dahi koydurmayıp unutturmaya çalışmasına, romanın yasaklanmasına ve bir ülkenin, geçmişiyle yüzleşememesine hâlâ bir anlam veremiyorum.

Bunun tek bir açıklaması olabilir diye düşünüyorum:

Demek ki Çin’de bugün bile yolunda gitmeyen işler var.

Şimdilik bunları bir kenara bırakalım, kitabı okursanız eğer, özellikle Fugui‘nin oğlu Youqing‘e dikkat etmenizi istiyorum sizden. Zira onun ölüm şeklinin, bir ajitasyondan ziyade “insanların kanını son damlasına kadar emen bu dehşet dönem”in sembolü olmak gibi önemli bir işlevi var romanda.

Şimdi biraz daha yaklaşalım istiyorum Youqing’e.

Youqing

Youqing, yıkık dökük evlerinin bulunduğu köylerinde, kuzuların bakımı ve beslenmesi gibi zor bir işin üstesinden gelmeye çalışan duyarlı bir çocuktur. Zamanını bir hayli alan bu iş yüzünden geç kalma korkusu yaşadığı için okuluna her gün koşarak, ayakkabıları yıpranmasın diye de çıplak ayakla gider. Ayakkabılarını ise ancak okula vardığında giyebilir.

“Bir keresinde kar yağmıştı ama o yine de okula yalın ayak gitmişti.” (Yaşamak, Yu Hua)

Youqing beşinci sınıftayken okulunun müdürü ve aynı zamanda valinin de karısı olan kişiye acilen kan verilmesi gerekir. Bunun üzerine öğretmenleri tarafından toplanan bütün çocuklar kan vermeleri için hastaneye gönderilir. Aranan kan sadece Youqing’de bulunur.

“Kan alınacaksa biraz alınmalı fakat hastanedekiler, valinin karısının hayatını kurtarmak için hiç durmadan kanını almışlar oğlumun. Sonunda yüzü sapsarı olmuş ama o yine de sesini çıkarmamış. Ancak dudakları da sararmaya başlayınca, başım dönüyor, diyebilmiş.” (Yaşamak, Yu Hua)

Hastaneye büyük bir sevinç ve gururla koşan Youqing, vücudunun karşılayabileceğinden de çok kan verir valinin karısına ancak yine de yeterli gelmez ve dudakları sarardığı hâlde dur durak bilmeden kanının alınmasına devam edilir.

En nihayet Youqing‘in başı yanına düşüp de kalbi durunca, işte o zaman vücudunun neredeyse bütün kanının çekildiği anlaşılır.

Son Söz

Yaşamak, Çin’den ve Çin’in tarihî gerçekliğinden yola çıkarak aslında bütün zamanları ve mekânları kapsayacak şekilde, “insan”a dair anlamlı bir gerçeklik sunuyor okuyucusuna:

Art arda ve dayanılamayacak kadar büyük kayıplar verdiğin ve yapayalnız kaldığın bir hayatın da olsa, yaşamak zorundasın. Bunun için çok sebebin var. Dayanmalı, ayağa kalkmalı ve hayatına sarılmalısın! Taa Çin’den gelen bu sese kulak vermek kolay mı dersiniz?

yaşamak

Not: Yaşamak romanından derlediğim kitap sözlerine buradan↵ ulaşabilirsiniz.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anekdot-6.png

Siz de düşüncelerinizi paylaşın…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anekdot-6.png

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Sema Akan

    🌹🌹

  2. Beyza Nur

    🌷🌸

  3. Mustafa Akan

    🍀🍀🍀

  4. Beyza Nur

    “Youqing” beni çok etkiledi ..

  5. Mustafa Öztürk

    Gerçekten çok etkileyici 👍👍👍🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌷🌷🌷🌷🌷🌷🌷🌷🌷🌷

  6. Fatma Öztürk

    Hocam yine çok güzel bir roman yorumu okudum
    Okudukçada üzüldüm
    Hele hele bir masum çocuğun kanını son damlasına kadar çekip bir hastaya verilişine şımarık zenginlere
    Ne ezelim ne ezilelim

  7. Cihan akan

    Güzel yorum. Eline sağlık.

  8. Derya

    Bu eserdeki hayatlar bir devrin bir devletin gerçekten yaptığı yaşadığı ve gerçeğin ta kendisi olan olayları aktardığı için beni kendine bağladı. Zira sadece kişisel ilişkiler üzerine kurulu bir olay örgüsünü anlatan romanlar bana çok sığ ve basit gelir belki yanlış düşünüyorumdur ama bu bana hayatıma ne katacak diye düşünürüm .Oysa ki böyle eserler size olayın kahramanları üzerinden devletlerin tarihi hakkında bilgi verir ki bu enfes bir şeydir. Komünizm denen gayri insani yönetim şekli bu zulmü yalnız Çin’de değil Lenin Stalin döneminde Rusya’da , PolPot döneminde Kamboçya’da da yaptı insanlar en sonunda insan yemek zorunda kaldı ki bunlar da bu ülkelerin üzerinde kara leke olarak hep kalacaktır.Eline emeğine sağlık .

    • İyi kitapları seçmek en az kitap okumak kadar önemli. Bazen bir kitabı okuyup bitirdiğinizde harcadığınız zamana acıyorsunuz. Bazen de daha ilk paragrafından size bir şeyler katacağını anlıyor, son cümlesine geldiğinizde ise artık siz “eski siz” olmadığınızı fark ediyorsunuz. Dilerim elimize hep bu tür kitaplar geçer.
      Teşekkür ederim kıymetli dostum.🌷

  9. Derya

    🌹🌹🌹

  10. Yorum öyle güzel olmuş ki..okunması gerekenler listesine eklendi..teşekkürler👌📚

  11. Mustafa Sinan Öztürk

    Çok sarsıcıydı.Derinden düşünme zamanı…

    • Anlatılan acıların derinliğini hissetmemek mümkün değil, öyle değil mi?
      Teşekkürler…

      • Mustafa Sinan Öztürk

        Bazen nefesimi tuttuğumu farkettim.Hakikaten yüzleşme gibi bi şey farklı yaşamlarla

  12. Beyza Nur

    Hastaneye büyük bir sevinç ve gururla koşan Youqing, vücudunun karşılayabileceğinden de çok kan verir valinin karısına ancak yine de yeterli gelmez ve dudakları sarardığı hâlde dur durak bilmeden kanının alınmasına devam edilir.

    En nihayet Youqing‘in başı yanına düşüp de kalbi durunca, işte o zaman vücudunun neredeyse bütün kanının çekildiği anlaşılır.

    Tekrar tekrar okudum, beni en çok etkileyen kısım.

    Gözyaşlarıma engel olamadım, ne kadar etkiledin beni Youging ..

    • Maalesef dünya, bu ve buna benzer acımasızlıkların geçmişte olduğu gibi günümüzde de yaşandığı bir yer. Youqing’in başına gelenler belki sembolik bir olay ama bu gibi trajik olayların dünyanın farklı coğrafyalarında bugün bile gerçekte yaşanmadığını kim iddia edebilir?

  13. Bayram UĞUR

    ‘Art arda ve dayanılamayacak kadar büyük kayıplar verdiğin ve yapayalnız kaldığın bir hayatın da olsa, yaşamak zorundasın. Bunun için çok sebebin var. Dayanmalı, ayağa kalkmalı ve hayatına sarılmalısın!’
    Çok güzel ve başarılı bir yorum olmuş.
    Elinize, yüreğinize sağlık hocam.

    • Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim.

      • Bahar

        O kadar çok ağladım ki bu kitabı okurken… Yazar resmen Fugui’ nin dünyasına çekmiş bizi. Fugui şımarık bir gençken sebep olduğu felaketlerin geç de olsa farkına varıp akıllanmış, ancak düzeltmek için ne kadar mücadele etse de talihsiz kaderinin ötesine geçememiş, hayatın en acımasız tarafıyla defalarca yüzleşmiş, bu kadar zorlukla boğuştuktan sonra hala nefes alıyor olabilmenin değerini anlamış, hayatla mücadele edip aynı zamanda hayata “teslim olmuş” bir insan… Hatalarını, kızgınlıklarını, pişmanlıklarını, sevgisini, üzüntüsünü o kadar samimi anlatıyor ki, bize hayatın bunlardan ibaret olduğunu gösteriyor aslında. Çok güzel özetlemişsiniz Gülsüm hanım, yüreğinize sağlık.

        • Asıl ben teşekkür ederim, içten yorumunuz için. 🙂
          Bu kadar büyük acılar yaşadıktan sonra bile hayatı olduğu gibi kabul edip yolunuza aynı güçle devam edebiliyorsanız şayet ve küçük bir nefesin dahi kıymetli olduğuna artık kesin olarak inanıyorsanız siz gerçekten hayata karşı mücadelenizi kazanmışsınız demektir.
          İşte Yaşamak, bu hikâyesiyle etkiliyor bizi.
          Siz de çok güzel ifade etmişsiniz düşüncelerinizi. Tebrik ediyorum. 🙂

  14. Hüsna Öztürk

    Harika bir eser ve mükemmel bir yorum teşekkürler hocam 🌹👌

  15. Hüsna Öztürk

    🌹

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir