Vadideki Zambak (Yorum-İnceleme)

VADİDEKİ ZAMBAK

Vadideki Zambak, Balzac‘ın üzerinde en çok çalıştığı bir dünya klasiği, etkileyici bir sanat eseridir.

Sanat, “insan”ın en bilinmesi gereken ama bilinemeyen ya da fark edilemeyen; en anlatılmaya, anlaşılmaya muhtaç ama anlatılamayan, anlaşılamayan yönlerini anlaşılır ve fark edilir kılan bir mecra.

Sanat, Allah’ın insana bahşettiği özel bir lütuf…

Sanatçı-tabii eğer gerçek bir sanatçıysa- eleştirdiğimiz bütün yönlerini bir kenara bırakıp sırf sanatından dolayı saygıyla yaklaşmamızı hak eden sıra dışı bir varlık.

Vadideki Zambak ise, eserine yirmi yılını adayan bir sanatçının kaleminden çıkmış gerçek bir sanat eseri.

Tam yirmi yıl…

Vadideki Zambak, Balzac’ın elli bir yıllık ömrünün yirmi yılını adadığı İnsanlık Komedyası” adlı eserinin “Töre İncelemeleri, Taşra Hayatından Sahneler” adlı bölümünde yer alıyor.

Roman yazmayı, ülkeleri fethetmeye benzeten Honoré de Balzac, eseri için yirmi yılını adamışsa Cemil Meriç de Balzac’ı her yönüyle anlayabilmek için otuz yılını adamış.

Jurnal adlı eserinde Balzac’a otuz yılını verdiğini söyleyen Cemil Meriç, bu önemli edebiyat adamı için,

“Edebiyattaki ilk aşkım, düşünce dünyasına onunla girdim.”

diyor ve ekliyor:

vadideki-zambak-2

Balzac’ın Sanatı Neyi Vadediyor?

Balzac ismine, şimdilerde okuduğum Erich Fromm’a ait Sahip Olmak ya da Olmak↵ adlı kitapta da rastladım. Roman Sanatı adlı eserin de yazarı olan Erich Fromm şöyle diyor:

“Okuma sırasında (konuşmada olduğu gibi) “neyin” okunduğu (ya da kiminle konuşulduğu) oldukça önemlidir. Ucuz ve sanattan uzak bir roman okumak, gündüz hayal görmekten farklı değildir. Böyle bir kitap, okurda hiçbir üretici tepki doğurmaz. Tıpkı boş bir televizyon programı seyrederken, düşünülmeden atıştırılan çerezler gibi bu roman da öylesine ‘yutulur’.

Ama örneğin Balzac’ın bir romanını, üretici olarak, içsel bir katılma ile yani “olmak” ilkesini harekete geçirerek okuruz.”

“Olmak” ilkesi, okuduğumuz bir kitabın -söz gelimi Balzac’ın herhangi bir eserinin- “öz”üne nüfuz edebilmeyi işaret ediyor. Nitelikli okuma dediğimiz şey de işte bu.

Kolay olmayan bu süreç için öncelikle sabır ve dikkat gibi melekelerimizin devreye girmesi gerekiyor.

Çoğu okuyucu, bu melekelerini kullanamadığı için sadece kitaptaki olay akışını öğrenmekle kalıyor ya da daha kötüsü, okumaktan sıkılıp kitabı yarım bırakıyor.

Dünya klasiklerinin çoğu genellikle ve maalesef aynı akıbete uğruyor.

Nitelikli okuma niyetinde olan sabırlı ve dikkatli bir okuyucu ise, anlatılan şeylerin “öz”üne ulaşma gayretini roman boyunca sürdürür. Ve nihayet “varoluş”un sırlarına ulaştığı o noktada ruhu, tıpkı bir dağcının zirveye çıktığında yaşayabileceği hazza yakın bir duyguyla dolar.

İnanın bana, tam da böyle olur.

Sadece bu kadar da değil.

Bulduğu özün bazı yönlerini kendine mal etme, bazı yönlerini de parantez dışına alma özgürlüğüne sahip olur.

Müthiş bir özgürlüktür bu…

Ve nihayet verdiği emek, “zevk ve manevi kazanç” olarak kendisine geri döner.

Tıpkı bir bumerang gibi…

Büyük ve Gizli Bir Savaşın Romanı

Bu bağlamda, Vadideki Zambak için, sadece “sükûnete eremeyen bir aşk”ın romanıdır demek ve meseleyi orada bırakmak haksızlıktır.

Vadideki Zambak, aslında ve gerçekten “büyük ve gizli bir savaş”ın romanıdır.

O bildiğiniz tarihteki ünlü savaşlardan değil ama onlar kadar büyük.

Onlar kadar çetin.

Bir kadının kendisiyle olan savaşı…

Ya da

“Erdem”in “günah”la olan savaşı…

Ya da

Kadın ruhundaki “inancın “aşk”la olan savaşı…

Roman boyunca hemen her yönüyle idrak edilen bu büyük “irade savaşı”na Balzac da vurgu yapıyor:

“Şimdiye dek tarihçilerin yalnız milletlerin genel yaşantılarındaki olaylara verdikleri önem kadar benim de her gün olup biten gizli ya da açık olaylara, bireysel yaşamın eylemlerine, bunların nedenleriyle ilkelerine önem verdiğimi göreceklerdir.

Indre Vadisi’nde Madame de Mortsauf’la aşkı arasında olagelen o gizli savaş, belki herkesin bildiği o ünlü savaşlardan herhangi biri kadar büyüktür.” (Balzac)

Vadideki Zambak

Yapısı

Balzac’ın hayatından önemli ölçüde kesitler sunan Vadideki Zambak, neredeyse bütün romanı kaplayan bir mektuptan oluşuyor: Felix‘in hayatını anlattığı bir mektup…

İçinde iki farklı kadının Felix için yazdığı uzun mektupların da olduğu Vadideki Zambak, bu yönüyle farklı bir kimliğe bürünüyor.

Mektupların ilki, Madame de Mortsauf (Henriette) tarafından, kendisine derin hislerle bağlı olan Felix’e yazılır. Henriette mektubunda, genç bir adamın herkes tarafından övülen ve devrine hükmeden bir şahsiyete sahip olması için, yüksek çevrelerde nasıl hareket etmesi ve kadınlara -özellikle de genç kızlara- nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bazı ilginç tavsiyelerde bulunur.

Mektupta, Fransız cemiyet hayatını yöneten kanunlara dair çok ilginç ayrıntılar da var.

Diğer mektup yine Felix için ama bu kez farklı bir kadın tarafından yazılır: Natalie.

Natalie, Felix’in Madame de Mortsauf’a (Henriette) duyduğu imkânsız aşkın acısıyla sığındığı son limandır.

Ancak oldukça akıllı bir kadın olan Natalie, herkes tarafından övülen ve saygı duyulan bir konuma gelmeyi başaran Felix’in Madame de Mortsauf’u (Henriette) unutamadığını, onun hayaliyle yaşadığını kısa sürede anlar ve onunla olan ilişkisini bitirir.

Ardından Felix’e bir mektup değil, âdeta bir “manifesto” yazar.

Kadın ruhunun derinliklerine ait çok farklı detayların bulunduğu bu mektup da diğerleri gibi son derece ilgi çekici. Balzac’ın kadın ruhundaki bu ince detayları yakalamadaki ustalığı, doğrusu oldukça şaşırtıcı.

Dünya edebiyatının bu ünlü mektuplarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Ünlü mektuplar↵

Vadideki Zambak

 Konusu

Bir ölçüde Balzac’ın kendisi olan Felix, romanın da asıl kahramanı.

Soylu ama sevgi yoksunu bir aileden geliyor. Geçmişten getirdiği ızdırabı ise oldukça derin:

“Çocukluğum bir hastalık gibi geçti.” (Balzac, Vadideki Zambak)

Felix, henüz toy bir delikanlıyken baloda tanıdığı ve oldukça etkilendiği Madame de Mortsauf’a, sadece “aşk” duygusuyla sınırlandırılamayacak derinlikte hisler besler. Evli ve iki çocuk annesi olan Madame de Mortsauf (Henriette) ise ruhu “görev bilinci”, “erdem” ve “inanç” ile dopdolu olan hassas bir kadın.

Kendisinde sonsuzluğu bulduğu bu kadından vazgeçmek Felix için, bu duygulara karşılık vermek ise Madame de Mortsauf için imkânsız bir şeydir.

İşte,

Vadideki Zambak, bu imkânsızlığın etrafında örülmüş olayları ve kişileri, gerçekçi ve oldukça etkileyici bir bakış açısıyla irdeliyor.

Aynı şekilde okuyucuyu, kadın pisikolojisi, Fransız(Katolik) ve İngiliz(Protestan) düşünce yapısının tahlili, erkek zihniyeti, aile, muhafazakâr ve liberalist düşüncelerin kıyaslanması, ahlak, görgü ve nezaket kuralları gibi oldukça geniş bir düşünce yelpazesinde dolaştırıyor.

MEB 100 Temel Eser↵ listesinde de yer alan Vadideki Zambak, 1836’da ilk yayımlandığında bazı önemli eserler gibi aynı akıbete uğruyor: İlgi görmüyor ve en az satılan kitaplardan biri oluyor. Ancak önemi zamanla anlaşılır ve dünya edebiyatının unutulmaz klasikleri arasına girer.

Yirmi yıl süren bir fikir işçiliğinin ürünü olan eserden alıntıları -tabii en güzeli kitabı- okuduğunuzda, siz de neden unutulmadığını anlayacaksınız. 🙂


Sizin için derlediğim birbirinden mükemmel alıntılara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Kitap Sözleri↵


Yorum yapmadan geçmeyin !


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Anlamlı Sözler Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Dilek Aras

    “Yapamayacağınız bir şeyi sizden istedikleri zaman, hiçbir asılsız ümit kapısı bırakmadan, kesin olarak reddedin; daha sonra yapmak istediğiniz şeyi kendiliğinizden, çabucak yapın.”
    Bu ikisini başardığımızda kendimiz oluruz diye düşünüyorum ben de…Keşkelerimizin sonu gelirdi bu sayede…Akıp giden zamana yetişemiyoruz dediğimiz bu asırda kendisi olabilenlere şapka çıkarıyorum izninle.Her zamanki gibi tespitlerinle gönül dünyamızı harekete geçirdiğin için teşekkürler Şulecim.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      “Gönül dünyasını harekete geçirmek…”
      Bu çok hoş iltifatın için teşekkür ederim Dilekcim.
      “Keşke”lerin olmadığı bir hayat imkânsız gibi bir şey. Tam olarak kendimiz gibi olmak da zor mu zor.
      Elimiz kolumuz bağlı durmak da olmaz.
      Sanırım ne yapılabilir diye kafa yormak, başlangıç için hiç de fena sayılmaz. 🙂

  2. Hüsna Öztürk

    Yine muhteşem bir yorum… Büyük bir zevkle okudum. Tadına doyamadiğim ve kendimce notlar aldığım, anlamlı mesajlarla dolu güzel ve emek dolu bir çalışma olmuş. Eline yüreğine sağlık kardeşim…

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      Eserler güzel olunca hâliyle onu yorumlarken çıkan sonuç da aynı oluyor. 🙂

  3. Beyza Nur

    Yeni bir yazı yeni bir heyecan💐 İnsan okudukça kendini buluyor. Hepsi gibi Vadideki Zambak ın da usta bir kalemden çıktığı aşikar. Yazılarınızın devamı için takipte kalacağım. Sevgiler..💗

  4. Gülsüm Şule Bayraktar

    Edebî eserlerin güzelliği burada zaten: Yaşadığı çağ, yer, toplum ne olursa olsun, bütün insanları ortak bir paydada buluşturabiliyor, bu yüzden de klasikler arasına girebiliyorlar. 🙂

  5. Kadriye Ertürk

    Satırların arasında tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle dolaşılmış dolayısıyla mükemmel tespitlerin yapıldığı harika bir roman tahlili olmuş.Yazılarınla hem fikir hem gönül dünyamızı zengileştiriyorsun. Emeğine, yüreğine sağlık can dostum.

    • Gülsüm Şule Bayraktar

      İltifat ediyorsun can dostum. 🙂

  6. Gülten Kuralkan Ekşi

    Çok çok güzel bir kitap yorumu daha.. Her ifadesi büyük bir hazine değerinde.. içselleştirebilmek adına birçok notlar alındı 🎈, teşekkür ediyorum, ruhumuzu besleyen derya insan ❣️

  7. Gülsüm Şule Bayraktar

    İstifade edilebilir bir niteliğe sahip olmak, bu blogun temel amaçlarından biri. Bu bağlamda söylediğin şeyler beni çok mutlu etti. 🙂

    Gerisi, senin derin kişiliğinin yansımaları, adım gibi eminim bundan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir