Otuzundaki Kadın (Kitap Yorumu)

Otuzundaki Kadın

Otuzundaki Kadın adlı roman, dünya edebiyatının en önemli köşe taşlarından biri olan usta yazar Honoré de Balzac‘a ait.

Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cemil Meriç, Balzac’ın “zamanın ve mekânın sırrına sahip bir yazar” olduğunu düşünüyor.

Ben ise bu sırlara bir sırrın daha eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira Balzac, zaman ve mekânla birlikte sanırım kadın ruhuyla da ilgili  hemen hemen bütün sırlara -hatta bir kadından bile daha fazla- vâkıf biri.

otuzundaki-kadin-2

İşte bu yazımda, kadınlarla ilgili şimdiye kadar belki de hiç bilmediğiniz sırların ya da farkına bile varamadığınız birçok özelliğin anlatıldığı bir romandan, Otuzundaki Kadın’dan bahsedeceğim.

Otuzundaki Kadın

İlk kez 1831-1842 yılları arasında altı bölüm olarak yayımlanan Otuzundaki Kadın; gerçekliğini, geçerliğini ve değerini günümüze gelinceye kadar muhafaza etmeyi başarabilmiş ancak diğer Balzac romanları -mesela Vadideki Zambak↵  ya da Goriot Baba- kadar tanınmamış bir dünya klasiği.

Arka planında hiç şüphe yok ki olağanüstü bir dikkatin, empati kurma yeteneğinin, gözlem gücünün ve duygusal zekânın olduğu bir Balzac romanı.

Neyi mi anlatıyor?

“Otuzundaki Kadın’da Balzac, dönemin Fransa’sının toplumsal yapısını, hayat tarzını ve kadın-erkek ilişkilerini, Julie’nin hayatından hareketle ilk aşk, mutsuz bir evlilik, annelik, yasak aşklar, sevgisiz büyüyen çocuklar, aşk, nefret ve intikamla örülü bir kadının hikâyesi ışığında anlatır.” (Tanıtım Bülteninden alıntı)

Otuzundaki Kadın’ın En İyi Çevirisi

Otuzundaki Kadın’ı yakın bir zamanda kütüphanede bulabildiğim çevirisiyle okumaya başlamış ve çevirideki kırık dökük cümlelerle boğuşmak zorunda kala kala nihayet kitabın sonuna kadar gelmiştim ki -biraz geç de olsa- romanın Cemil Meriç‘e ait çevirisinin internette PDF dosyası hâlinde yayımlandığını gördüm ve ben de bu durumda yapılabilecek en iyi şeyi yaptım: Dosyayı açtım ve romanı yeniden okumaya başladım. 😬

Bu çok isabetli oldu doğrusu çünkü çeviriler arasındaki farkın hangi boyutlara varabileceğini böylelikle bir kere daha görmüş oldum. Öyle ya, bir eser başka bir dile çevrilirken ne kadar iyi çevrilirse çevrilsin orijinalliğini kaybedip, Cemil Meriç’in deyimiyle bir kumaşın âdeta tersi gibi oluyorsa kötü çevrilmiş hâli nasıl olur, varın gerisini siz düşünün.

Cemil Meriç↵  bu durumu,

“Tercüme, kadın gibidir; güzeli sadık, sadığı güzel olmaz.” 🤔😬

benzetmesiyle açıklıyor ve kendi çevirisi için de şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Balzac’ın oynak, azametli ve hayat dolu üslubunu taklit edebilmekten çok uzağız. Onun canlı, konuşan, ahenkli kelimeleri elimizde donuklaşmış, sönmüş, kadavralaşmıştır.”

Balzac’ın bazen bir sayfayı bulan cümlelerini düşündüğümde Cemil Meriç’in bu çeviri için ne kadar büyük bir emek verdiğini tahmin edebiliyorum.

Otuzundaki Kadın

Balzac

1789 Fransız İhtilali’nden on yıl sonra doğan ve Avrupa’nın -özellikle Fransa’nın- en çalkantılı dönemine şahitlik eden Balzac, sosyolojiye ve psikolojiye kaynaklık edebilecek nitelikte çok değerli eserler verir. Eserleri, insana dair gerçekliğin bütün yönleriyle analiz edildiği derin tespitlerle doludur.

Otuzundaki-Kadın

Otuzundaki Kadın da işte bu eserlerden biridir ve özellikle kadın ruhunun hemen her yaş dönemindeki farklı hâllerini anlatan psikolojik tahlilleriyle oldukça sıra dışı ve dikkat çekicidir.

İşte size birkaç örnek:

Genç Kızlar!

“Genç kızlar çok defa asil ve güzel hayaller kurar, tam manasıyla ideal çehreler yara­tırlar. İnsanlar, hisler ve  cemiyet hakkındaki fikirleri baştan başa asılsızdır. Sonra tahayyül ettikleri meziyetleri bir şahsa atfeder, ona güvenir, seçtikleri erkekte bu muhayyel mahlûku severler. İş işten geçtikten sonra süsleyip bezedikleri bu alda­tıcı suret, yani ilk idealleri iğrenç bir iskelet hâlini alır amma felâketten yakayı sıyırmak kabil değildir artık.” (Otuzundaki Kadın, Balzac)

Ve kadınlar…

otuzunda-kadin-

Otuzunda Kadın

“Genç bir kadının yüzü bir gölün sathı kadar durgun, cilalı ve parlaktır. Kadınların çehresi ancak otuzunda manalaşır.”

“O bu hâliyle kendini ele vermeden güler de, alay da eder, şefkat de gösterir. Erkeğin bütün his tellerine do­kunmak ve çıkan sesleri tetkik etmek dirayetine maliktir. Böy­le anlarda susması da konuşması kadar tehlikelidir. O yaştaki kadın, samimi midir, sizi atlatıyor mu; alay mı ediyor yoksa itirafları halisane (samimi) midir, imkân yok kestiremezsiniz.

Size kendileriyle boy ölçüşme hakkı verdikten sonra tesi­rini pekâlâ bildikleri bir bakış, bir söz, bir jestle birdenbire kavgayı sona erdirir, sizi yüzüstü bırakır, sırlarınıza istedik­leri gibi tesahup ederler.” (Otuzundaki Kadın, Balzac)

İhtiyarlıkta Kadın

Gelelim yaşını başını almış kadınlarla ilgili tespitlere…

Doğrusunu söylemek gerekirse böylesine pembe bir bakış açısını daha önce hiç okumamıştım. Bence birçok kadın, Balzac’ın aşağıdaki tespitlerini okuduğunda eminim çok mutlu olacak ve belki de tekrar tekrar okumak için görebilecekleri bir yere asmak isteyecek: 😊

“İhtiyarlıkta kadında her şey konuşur, ihtiraslar çehresine izlerini kazımıştır. Âşık, zevce, anne olmuştur. Neşe­nin ve acının en keskin ifadeleri, hepsinin de bir lisanı olan binbir çizgi hâlinde çehresini damgalamıştır. O zaman bir kadının başı dehşetle ulvileşir, güzelleşir, sükûnetle muhteşem­leşir. Deminki teşbihe devam etmemiz caizse diyebiliriz ki -o çağda- kuruyan göl, kendisini teşkil eden bütün sellerin izlerini gösterir.

İhtiyar bir kadın başı, ne alıştığı bütün zara­fet tasavvurlarının çöküşünü görerek ürken havai cemiyete ne de bu çizgilerde hiçbir şey okuyamayan bayağı sanatkâra hitap eder. Sanat ve güzellik bahsinde birçok batıl itikatlara yardaklık eden itibari hükümlerden tamamen müstakil olan bir güzelliği hissedebilenlere, hakiki şairlere aittir o.” (Otuzundaki Kadın, Balzac)

Hürmet Yoksa Kadın da Yok!

İster yaşını başını almış olsun ister otuzunda bir kadın isterse de genç bir kız, fark etmez, Balzac’a göre bir kadın, varlığının gerçek anlamına ancak saygınlığını koruyarak ulaşabilir:

“Kadınlar itibar görmeye ehemmiyet verirler, zaten ehemmiyet vermek mecburiyetindedirler. Hürmet olmayınca kadının mevcudiyeti söner.”(Otuzundaki Kadın, Balzac)

Anne-Baba-Çocuk

Balzac, anne-baba-çocuk üçgeninde zaman zaman baba ve çocuk, zaman zaman da anne ve çocuk arasında yaşanan uyum ve bütünleşme sorunlarına da değiniyor romanında.

“Hayatımızı size bağlamak, yal­nız sizi düşünmek, refahınızı hazırlamak, zevklerimizi keyfi­nize feda etmek, karşınızda el pençe divan durmak, sizden ka­nımızı bile esirgememek, demek bütün bunlar hava öyle mi? Yazık ki evet.

Bütün fedakârlıkları, sanki tenezzülen kabul ediyorsunuz. Tebessümlerinize, kibirli sevginize daima nail olabilmek için insanda Tanrı kudreti olmalı. Sonra öteden bir başkası çıkıveriyor; bir âşık, bir koca. Tamam, sizi elimizden alıveriyor.” (Otuzundaki Kadın, Balzac)

Ne kadar bildik sorunlar, öyle değil mi?

Övünmemeli!

Balzac, sosyal hayatla ilgili birtakım öneriler de getiriyor eserinde:

Otuzundaki-Kadın

Aynı şekilde dönemin toplumsal yapısı ve zihniyeti hakkında çok önemli ipuçları veriyor.

Cemil Meriç, romanın içinde çevirmenin dipnotu olarak paylaşıyor bu konudaki düşüncelerini:

“Balzac burada tırnaklarını modern cemiyetin de ciğerlerine saplayan asırlık bir derde dokunuyor: İzdivaç müessesesi ve cinsî buhran.”

Bütün bu başlıklar -kadın, aile, toplumsal yapı, kadın-erkek ilişkileri, evlilik…- nedensellik ilkesine uygun bir bakış açısıyla işleniyor. Yani romandaki birçok olayın sonucu, belirli ve anlamlı bir nedene bağlanıyor.

Ve Sonuç

Ahmet Hamdi Tanpınar↵ a göre Balzac, eserlerinde bize bir hayat çerçevesi teklif ediyor ve bu teklif öyle kavrayıcı ve sürükleyici oluyor ki onu en beğenmeyenler bile şaşırtıcı bir şekilde bu eserleri bir hazineymişçesine görüp bakmaktan ve faydalanmaktan bir türlü vazgeçemiyor.

İşte kültür hayatımızın duayenleri Balzac hakkında böyle düşünüyor.

 

“Balzac’ın dehasını en iyi belirten eserlerinden biri.” olan Otuzundaki Kadın’ı okuduğunuzda acaba siz ne düşüneceksiniz, merak ediyorum doğrusu.


Yorum yapmadan geçmeyin !!!


Not 1: Balzac’ın, üzerinde en çok çalıştığı eseri Vadideki Zambak için yazdığım kitap yorumuna buradan↵ ulaşabilirsiniz.

Not 2: Otuzundaki Kadın adlı romandan derlediğim ve ilginizi çekeceğine inandığım kitap sözlerini de okumanızı tavsiye ederim. Kitap Sözleri↵


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Cihat Demirsoy

    Hangi yayınevinden çıkmış cemil Meriç çevirisi acaba? Paylaşım için teşekkürler Gülsüm Hoca’m, honore de balcaz tartışmasız zirvededir. Bu kitabını kesin okumalıyım ben de.

  2. Düşüncelerinizi paylaştığınız için ben de size teşekkür ederim hocam.
    Genel çerçevesi Vadideki Zambak’la bazı benzerlikler gösterse de Cemil Meriç’i ve Balzac’ı aynı potada eriten bir eseri okumak oldukça keyifliydi diyebilirim.

    Çeviriyi İletişim Yayınları yayımlıyor ve dizi hâlinde, “Cemil Meriç Bütün Çevirileri” başlığı altında.

    • Bu arada, yeni kitabınız için ne zaman hayırlı olsun diyebileceğiz hocam?

      • Cihat Demirsoy

        Yeni kitap olarak “şiir kitabı” çıkacak gibi. Onun üzerinde yoğunlaşmaya başladım. Bakalım, hacimsiz de olsa Nisan ayı gibi umarım….

        • Dipsiz Mağara romanınızdaki şiirlerinizi bildiğim için yeni kitabınızla ilgili bazı çıkarımlarda bulunabiliyorum.
          Güzel olacağından eminim, şimdiden hayırlı olsun.

  3. Mustafa Sinan Öztürk

    Çok etkilendim hocam.Bende okuyacağım bu eseri.Sırlarla doluyuz hepimiz.Kitap sözlerinide bekliyoruz.Teşekkürler👍

    • Kitap sözlerini de beğeneceğinizden eminim Sinan Bey. Yakında, son rötuşlar bitince onu da yayımlamayı planlıyorum.

  4. Melik Vatansever

    Somali’de yaşını başını almış bir kadınla Fransa’da yaşını başını almış bir kadının duyguları arasında herhangi bir fark olduğunu düşünmüyorum.Kadın hayatın ta kendisi.Kutsal…Farklı bir pencereyi gösterdiniz hocam.Hayata kadınlara birde buradan bakın der gibi.Kolaylıklar olsun🌹

    • Teşekkür ederim.
      Somali ya da Fransa… Nerede olursa olsun kadın “öz” olarak aynı. Duygusal ve zihinsel süreçleri benzer şekilde gelişiyor.

      Zaman unsuru da tıpkı yer unsuru gibi, kadındaki duygusal ve zihinsel sürecin temel işleyişi konusunda bağlayıcı değil.
      Öyle olmasaydı Balzac’ın bu romanı, 1800’lü yıllardan günümüze kadar, geçerliğini muhafaza ederek gelebilir miydi hiç?

    • Melik Vatansever

      Tüm zamanlarda aynı hissiyat. Zaman kavramınıda belirtmeniz vurucu oldu hocam👍

      • Evet, sanırım böyle demek yanlış olmaz.
        Başka bir deyişle, zaman ve mekân, “kadın ruhunun özü” söz konusu olduğunda bağlayıcı olmuyor ancak davranış şekilleri ya da daha genel anlamda “zihniyet” söz konusu olduğunda ise elbette farklılaşmalara sebep oluyor.

  5. Mustafa Öztürk

    Gerçekten okumanizi tavsiye ederim okumaktan bayaği haz aldim etkilendim

    • Teşekkürler Mustafa Bey, beğenmenize sevindim.
      İki yetişkin kız evladına sahip bir baba olarak eminim sizin de dikkate değer birikimleriniz vardır.
      Saygılar.

  6. Fatma Öztürk

    Sevgili hocam yeni yorumunu büyük bir zevkle okudum
    Benim görüşüm kadın her yerde her koşulda saygınlığını korumalı
    Böyle olursa daima zirvede kalır buna her hali dahildir
    Kısacası annelik eşlik ve duygusal konularda azami gayret içinde olursa başta taç olur
    Başarılar hocam

  7. Derya

    Yine bir klasik eseri seninle birlikte tanıma fırsatı buldum dostum.Bu eseri okumamıştım ama mükemmel tesbitler olduğunu gördüm .Hele bir araya geldiğimizde sohbetlerimizin en acılı ve bir o kadarda ahenkli konusu olan biz bu evlatları yetiştirirken nerde yanlış yaptık serzenişlerimize daha çok yer veren bir yapıt olması ne ilginç. Bir tebessümlerini yakalamak için türlü tiyatrolar oynamak zorunda kaldığımız evlatlarımız ile ilgili bölüm beni oldukça etkiledi .Her zamanki gibi tespitlerinde yorumlarında muhteşem

    • Sen de düşüncelerinle zenginleştiriyorsun bu sayfaları her zamanki gibi.
      Teşekkür ederim sevgili dostum.💐

      Albert Camus, “Dünya apaçık olsaydı sanat olmazdı.” diyor. Romanlar da edebiyatın en çok sevilen türlerinden biri olarak dünyayı, hayatı ve insanı anlamlandırabilme konusunda oldukça işlevsel bir sanat dalı. Bu yüzden hemen her sohbetimizin konusu, romanların içerikleriyle kesişebiliyor belli bir noktada.

      Hayatımıza bir şekilde dokunmayan bir roman -nitelikli romanları kastediyorum- yoktur diyebilirim. Hepsi ve her tespit, farklı ve anlamlı bir pencere açıyor zihnimizde.

      Tespitleri beğenmene sevindim. Hep takipte kalman dileğiyle ve sevgiyle…

  8. Hüsna Öztürk

    Sizinde belirttiğiniz üzere hayatımıza dokunmayan bir eser yoktur herhalde Şule Hocam.Okuduğumuz her eserde illaki kendimizden bir parça bulur o eserin içinde kayboluruz. Sizinde yorumlariniz bu değerli eserlere apayrı bir anlam katıyor dahada değerlendiriyor emeğinize sağlık hocam..

    • Teşekkür ederim Hüsna Hanım. 🙂

      Kitap okuyup onları değerlendirmek kadar bunları sizinle paylaşmak da çok değerli benim için.
      Bilmiyorum farkında mısınız ama sadece kitaplar ya da sadece naçizane benim yaptığım yorumlar değil, bu sayfalara farklı anlamlar katan ve olmazsa olmaz bir diğer şey de sizin düşüncelerinizdir.

  9. Hüsna Öztürk

    BALZAC’ın kadınlar hakkındaki yorumları gerçekten çok ilginç.mesela genç kadinlar hakkinda
    ‘Size kendileriyle boy ölçüşme hakkı verdikten sonra tesi­rini pekâlâ bildikleri bir bakış, bir söz, bir jestle birdenbire kavgayı sona erdirir, sizi yüzüstü bırakır, sırlarınıza istedik­leri gibi tesahup ederler.”
    Yaşlı kadınlar hakkında:İhtiyar bir kadın başı, ne alıştığı bütün zara­fet tasavvurlarının çöküşünü görerek ürken havai cemiyete ne de bu çizgilerde hiçbir şey okuyamayan bayağı sanatkâra hitap eder. Sanat ve güzellik bahsinde birçok batıl itikatlara yardaklık eden itibari hükümlerden tamamen müstakil olan bir güzelliği hissedebilenlere, hakiki şairlere aittir o.”
    İlginç bir o kadarda doğru tespitler…diye düşünüyorum.yeni yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum Hocam kalın sağlıcakla…

    • Kaç insan vardır ki bu yeryüzünde, kadınları bu kadar iyi ve doğru yorumlayabilsin, öyle değil mi? 🙂

  10. Hüsna Öztürk

    Kadınlarla ilgili şimdiye kadar belki de hiç bilmediğimiz sırları ya da farkına bile varamadığımız birçok özelliği, güzelliği fark etmemize vesile oldunuz, esere karşı merak uyandırdınız
    İlk fırsatta alıp okumayı düşünüyorum. Bakalım daha bilmediğimiz keşfedemediğimiz hangi özelliklerimiz varmış. Yorumlarınız çok keyifli ellerinize sağlık Hocam…

  11. Hüsna Öztürk

    Çocuklar hakkındaki bu bölüm de çok enteresandır Şule Hocam
    “Hayatımızı size bağlamak, yal­nız sizi düşünmek, refahınızı hazırlamak, zevklerimizi keyfi­nize feda etmek, karşınızda el pençe divan durmak, sizden ka­nımızı bile esirgememek, demek bütün bunlar hava öyle mi? Yazık ki evet.

    Bütün fedakârlıkları, sanki tenezzülen kabul ediyorsunuz..”
    Ama maalesef ki doğru 😔 Rabbim biz anne babaların yar ve yardımcısı olsun. Selametle kalın.

    • Çocuklarımızı ve gençlerimizi seviyoruz. Sevgi eğer gerçekse, eninde sonunda her şeye bir çare bulur Hüsna Hanım, bunu en iyi bilen ve uygulayanlardan biri de sizsiniz.
      Güzel duanız için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir