Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum (Kitap Yorumu)

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

2016‘da NPR (National Public Radio) Yılın En İyi Kitabı Ödülü’nü alan Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Kanadalı yazar Iain Reid↵ in imzasını taşıyor. 

Ödüllere yabancı olmayan Iain Reid‘in One Bird’s Choice adlı eseri de en iyi kurgu dışı kitaplara verilen CBC Bookie Ödülü’nü aldı. Ve yine The Truth About Luck adlı eseri, 2013’ün en iyi kitaplarından biri seçilirken kendisi, 2015 yılında kurgu dışı eser kategorisinde, otuz yaşın altındaki Kanadalı yazarlara verilen RBC Taylor Emerging Author Ödülü’nün sahibi oldu .

Ocak 2018 tarihli bir haberde ise Iain Reid‘in ilk romanı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum‘un, Oscar ödüllü yönetmen Charlie Kaufman tarafından bir sinema filmine uyarlanacağı bilgisi vardı. 

iain-reid-her-seyi-bitirmeyi-dusunuyorum
Iain Reid

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum
Neyi Anlatıyor?

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, genç bir kadının, erkek arkadaşı Jake ile birlikte onun annesi ve babasıyla tanışmak için çıktıkları yolculuğu, gittikleri çiftlik evinde ve dönüş yolculuğunda yaşadıkları olayları anlatıyor. Ancak ilk etapta romanın asıl konusuymuş gibi duran bu olay örgüsünün, son bölümde romanın asıl kurmaca gerçekliğiyle ilişkili başka bir boyuta taşındığı görülüyor. 

Gerçekte ise Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, korku ve kaygılarla geçen çocukluk döneminin ardından, yetişkin olduğunda da insanlarla konuşmak zorunda kalacağı için kaygı duyan ve onların arasına karışmakta güçlük çeken Jake‘in, iç hesaplaşmalar ve sorgulamalarla geçen hayatına, tüyler ürperten bir intiharla son verişini anlatıyor. 

Psikolojik Gerilim Romanı

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, soluğunuzu kesecek kadar gerilim düzeyi yüksek bir roman. Onu sıradan gerilim romanlarından ayıran en önemli yönü ise içeriğindeki felsefik sorgulamalar ve psikolojik çözümlemeler. Bu bağlamda okura verdiği mesaj ise dikkat çekici:

Sınırlarımıza, sayısız ihtiyaçlarımıza, kırılganlığımıza, hayatın içinde hem bağlanacak hem korkacak hem uçucu hem de ağır öyle çok şeyin olmasına ve hep seçim yapmak gibi sayısız gerekliliğe rağmen, her şeye göğüs gerip güçlü olmak ve yolumuza devam edebilmek için insanlarla bağlantı kurmak, tümüyle yalnız olmamak ve mutlaka harekete geçmek gerekiyor. 

“İnsanlar dayanma gücünden söz ederler. Her şeye göğüs gerip yola devam etmekten, güçlü olmaktan ama bunu sadece yalnız olmayanlar yapabilir. Hayatın altyapısı budur. Başkalarıyla yakınlık. Yalnız başına hayat, yalnızca dayanıklılık mücadelesine dönüşür.”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.172)

Etkileyici Bir Kurgu

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, kurmaca bir gerçekliğin, başka bir kurmaca gerçeklikle etkileyici ve şaşırtıcı bir kurgu eşliğinde iç içe geçmesinden oluşuyor:

Olay örgüsü akarken aralara, bu akışı kesen bazı kısacık anlatılar giriyor. Hikâyeyle bağlantılı olduğu izlenimi veren ama yine de ondan bağımsız bu anlatılar, hem olay örgüsünün dışında romanın farklı bir gerçekliği olduğunu sezdiriyor hem de sizde “korkunç ve sinir bozucu” bir sona adım adım yaklaştığınız hissini uyandırıyor. Böylece hem merakınızı canlı tutup romanın sürükleyiciliğini sağlıyor hem de anlatılan olayların etkisiyle gerilmenize ve soluğunuzun kesilmesine sebep oluyor. 

Sinirlerinizi geren unsurlar sadece bu kadarla da bitmiyor:

Anlatılan olay örgüsünde neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğu giderek anlaşılamayacak kadar karmaşık bir hâle bürünüyor. Siz bu karmaşayı zihninizde yerli yerine oturtmaya çalışıp bu uğurda belli bir mesafe de katetmişken romanın son bölümünde ne yazık ki her şey aniden ters yüz oluyor ve roman boyunca okuduğunuz unsurların, romanın gerçekliği içinde aslında başka bir kurmaca gerçekliğe ait olduğu ortaya çıkıyor. 

Taşları yerli yerine oturtabilmek için bu kez de romanın tekrar başına dönmek, ilgili bölümleri tekrar gözden geçirmek ve böylece de -o güzelim- beyninize ve kalbinize tekrar gerilim dolu anlar yaşatmak zorunda kalıyorsunuz.😬

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Romanın asıl kahramanı Jake; zeki, çok bilgili ve erken yaşta kariyer sahibi olmasına rağmen herkesten uzak duran, bazı şeyler ters gidince de doktorasını yarım bırakıp akademik kariyerini sonlandıran, insanlarla ilişkisini tamamen keserek bir okulun temizlik işlerinde çalışmaya başlayan biri. 

Ve aslında her şeyi bitirmeyi de düşünen kişi…

Romanın son paragrafında, Jake’in bu üzücü hikâyesinin, sondan başlanıp geriye doğru gidilerek okunmasının daha iyi olabileceği önerisinde bulunulmuş. Ben de hem bu öneriyi hem de romanı okuyabileceğiniz ihtimaline karşı merakınızın şimdiden giderilmesinin doğru olmadığını dikkate alarak sadece şu kadarını söyleyebilirim ki Jake, her şeyi bitirmeyi düşündüğünü kurmaca hikâyesinin daha ilk cümlesinde açıklıyor zaten. Siz ise başlarda bu düşüncenin, kız arkadaşı tarafından dile getirildiğini ve onun, yaşadığı duygusal ilişkiyle ilgili olduğunu zannedip güle oynaya mı(!) desem yoksa gerile gerile mi desem, hikâyeyi okumaya devam ediyorsunuz. 

Ta ki romanın sonuna gelinceye kadar…

Romanın bu en önemli bölümüne geldiğinizde, aslında bitirilmesi düşünülen şeyin sadece bir ilişki değil her şey olduğunu, bunu düşünen kişinin ise Jake‘in kız arkadaşı değil, Jake’in kendisi olduğunu anlıyorsunuz. Ve üstelik bunun işaretinin de ara ara zaten sezdirilmiş olduğunu fark edip romanın kurgusundaki zekâya ve sıra dışılığa şapka çıkarıyorsunuz.

Modern Çağ ve 
Etik Anlayışımızda Kayma

Bütün bu gerilimin, psikolojik tespitlerin, felsefik yaklaşımların ve etkileyici kurgunun yanında Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Modern Çağ‘ı irdeleyen ve bu çağda değer verilen unsurların tekrar gözden geçirilmesi gerektiği tezini de savunan bir roman:

Modern Çağ ve şu anda değer verdiğimiz şeyler gözden geçirilmeye değer. Etik anlayışımızda bir kayma var. Genel anlamda şefkat yoksunluğundan söz etmek mümkün mü?”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.61)

Kasvetli Bir Dönem 

Romanda kasvetli bir dönem olarak nitelendirilen Modern Çağ, mutluymuş gibi görünen mutsuz insanlarla dolu ne yazık ki:

“Kasvetli bir dönemden geçiyoruz ve ben bunun nedenini anlamıyorum. Neden böyle? Bugün eskisinden daha fazla mı mutsuz insan var çevremizde?”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.61)

Ya da artık insanların çoğu üzgün ya da depresyonda mı?

“-Bugünlerde daha fazla sayıda insan depresyonda değilse de üzgün.
 -Daha fazla değil aslında. Gerçek şu: Üzüntü ve yetersizlik duygusu hakkında düşünmek için daha fazla fırsat var sadece. İnsanlar mutlu olmak için kendilerini daha fazla baskı altında hissediyorlar. Oysa bu imkânsız.”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.61)

Çözüm Bekleyen Sorunlar

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, insanlığın gerçekçi çözümler bekleyen bu tür sorunları dururken, bunları çözebilecek donanıma sahip kişilerin, bunu yapmak yerine sadece fiziksel sorunlar üzerinde kafa yormalarını da üzücü buluyor:

“Üniversitedeki öğrencilerin ve eğitim kadrosundaki pek çok kişinin tek derdi -abartmıyorum- diyet ve zorlu egzersizler aracılığıyla kendi metabolizmalarına uygun miktarda kaloriyi nasıl yakacakları. Bunu insanlık tarihi bağlamında düşün bir de. Bence asıl üzücü olan bu.”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.61)

Öyleyse Ne Yapmalı?

İçinde bulunduğumuz çağın gerçekleri böyleyken bir insan, kişilik bütünlüğünü tehdit eden ve ruhunu felce uğratan yetersizlik duygusu, mutsuzluk, yalnızlık, kasvet gibi psikolojik sorunların üstesinden nasıl gelebilir? Hayatını ve varlığını daha anlamlı ve daha önemli bir hâle nasıl getirebilir?

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, bu soruların cevabını da arıyor:

“Kendi hayatlarımızdan daha büyük bir şeyle bağlantıda olmaksızın kendimizi nasıl önemli hissedebiliriz, bir amacımız olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu konuyu düşündükçe mutluluğun ve tatmin hissinin başkalarının -bu, bir kişi bile olsa- varlığıyla bağlantılı olduğuna daha fazla inanıyorum.”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.61)

Ya Başka Biri Yoksa? 

“Başka biri olmadığında ne yapabiliriz? Kendi başımıza hayatta kalmaya çalıştığımızda? Her zaman yalnızsak ne yapabiliriz? Asla, hiçbir zaman başka biri olmadığında? O zaman hayat ne anlama gelir? Bir anlamı olur mu? Bir gün nedir? Bir hafta? Bir yıl? Bir ömür nedir? Hepsi başka anlama gelir. Başka bir yolu, başka bir seçeneği denemek zorundayız. Diğer tek seçeneği.”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.172)

Nedir o tek seçenek?

“Gelmesini beklemek yerine olmasını sağlamak”

Ya bu yapılmazsa?

Keşkeler kaçınılmaz olur:

“Keşke daha iyisini yapabilseydim! Keşke daha fazla şey yapabilseydim!”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.173)

Son Söz

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, hayatımıza ve kendi varlığımıza sahip çıkıp keşkelerimizi en aza indirmek için mutlaka harekete geçmemiz gerektiğini sezdiren, herhangi bir projemizi gerçekleştirmek istediğimizde yapmamız gereken şeyin öncelikle -küçücük de olsa- bir adım atmak olduğunu düşündüren etkileyici bir roman. 

Bu etkileyiciliği en çok da, roman boyunca sürekli tekrar ettiği ama bir türlü açıklamadığı şu cümleyle sağlıyor:

“Yanıtlanması gereken tek bir soru var.”

Merakımıza tavan yaptıran bu tek sorunun ne olduğu ise romanın ancak son bölümünde açıklanıyor.

Ve kitabın en önemli cümlesi olarak da zihnimizin bir köşesinde kendisine önemli bir yer ediniyor:

“Ne bekliyorsun?”

“Peki, neden olmasını sağlamak yerine, gelmesini bekliyoruz?
Ben neyi bekliyorum? 
Ne bekliyorum?”

(Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Iain Reid, s.173)

Not: Romandan derlediğim alıntılara buradan↵ ulaşabilirsiniz.

Ne düşünüyorsunuz? Yorum köşesinde bizimle paylaşın!

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Derya

    Yine güzel bir yorum Şulem. Bir o kadar da etkileyici bir roman olduğu anlaşılıyor. İnsanın tüm yaşamına etki eden ve onu görünmez bir güç gibi şekillendiren şey aslında çocukluğumuzda yaşadığımız yada yaşayamadığımız şeyler galiba. Yaşadıklarımız eğer ızdırap yüklü şeylerse ne yazık ki o büyümüş yüzde aslında gerçek bir tebessüm yakalamak çok kolay değil. Yok olması gerektiği gibi bir çocukluksa şayet eminim ki o kişiyi ömür boyu muhteşem bir hayat bekliyordur. Bir de tabi ki çocuklukta yaşanamayan şeyler vardır ki bu da o büyümüş yüzde yerini hep bir özlem bir heves olarak alacaktır. Olayın kahramanının hayatına şekil verende işte hep elimizde olmadan yaşamak zorunda olduğumuz çocukluğumuz. Eline sağlık bu kıymetli çalışman için

    • Tespit ettiğin şeyler o kadar doğru ki…
      Çevremizde, çocukluğunu nasıl geçirdiğine bağlı olarak değişen o kadar çeşitli insan profili var ki…
      Ve o insanlarda çocukluğundan kalma izler o kadar belli ki…

      Sen de yine her zamanki gibi yorumunla ayrı bir derinlik kattın.
      Teşekkür ederim. 🙂🌷

  2. Halit

    Çok güzel olmuş anne. Eline emeğine sağlık…

  3. Hüsna Öztürk

    Sevgili Şule Hocam her zamanki gibi yorumunuz mükemmel.. Emeğinizi bu satırlar ne de güzel anlatıyor. “Taşları yerli yerine oturtabilmek için bu kez de romanın tekrar başına dönmek, ilgili bölümleri tekrar gözden geçirmek ve böylece de -o güzelim- beyninize ve kalbinize tekrar gerilim dolu anlar yaşatmak zorunda kalıyorsunuz.😬”
    Her şey icin sonsuz teşekkürler🌹
    Rabbim emeklerinizi hayırlarla mükafatlandırsın inşaallah 🤲

    • Verdiğim emeğin sonucunu sizinle paylaşmak benim için ayrı bir zevk.
      Güzel duanız için çok teşekkür ederim Hüsna Hanım. 🙂

  4. Engin Akan

    Her zamanki gibi güzel ve etkileyici bir yorum. Emeğinize sağlık. Büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar.

  5. Fatma öztürk

    Hocam yine çok güzel bir yazı.
    İnsan ne kadarda çırpınsa hayallarini bitiremez çünkü buna ömürde yetmez.
    Onun içindirki çok fazla yukarıya göz dikmeden çalışarak normal bir hayat sürdürmeli
    Eline yüreğine sağlık

    • Sanırım anahtar kelime, çalışmak…
      Tecrübelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum Fatma Hanım.💐🌹🌷

  6. Esma Kuralkan

    Şule Bayraktar Hocamızdan
    Yine güzel bir birikimi aktarma daha…
    👏👏👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir