İnsan Ne ile Yaşar? (Kitap Yorumu)

İNSAN NE İLE YAŞAR?

Tolstoy‘un kaleme aldığı İnsan Ne ile Yaşar adlı eser, kısa hikâyelerin toplandığı incecik bir kitap. Bazı yazarlar bu hikâyeleri “dünya edebiyatının en önemli hikâyeleri” olarak kabul ediyor.

Bu, tartışılır bir tespit ama hikâyelerin ilgi çekici, öğretici, etkileyici ve son derece basit bir anlatıma sahip olduğu ise sugötürmez bir gerçek.

İnsan Ne ile Yaşar, bu özelliklerinden dolayı internet ortamında kitapseverlerce,

“şöyle bir bakayım diye elinize alıp nasıl bittiğini anlayamayacağınız enfeslikte 29 ‘ince kapak’ kitap”

gibi kategorilere dahil ediliyor.

Tolstoy’un Anna Karenina, Savaş ve Barış gibi “mükemmel” kabul edilen eserlerini okumuşsanız eğer İnsan Ne ile Yaşar’ın anlatımındaki ve kurgusundaki bu basitliğe muhtemelen siz de şaşıracaksınız.

Öğrendiğim kadarıyla Tolstoy bu eserini aslında “Halk için yapılan bir edebiyat nasıl olmalı?” tartışmalarına bir nevi cevap olsun diye yazmış. Hikâyelerdeki yalın ve basit anlatımı Tolstoy’un sanatındaki derinlik ve zenginlikle bağdaştıramayanların kafa karışıklığı bu bilgiden sonra giderilebilir mi, bilmiyorum.

insan-ne-ile-yasar-

İnsan Ne ile Yaşar?

Neyi Anlatıyor?

Kendi düşünce dünyasının kısa ve güzel bir özeti olan hikâyelerinde Tolstoy, hepimiz için çok önemli bir şeyi sezdirmeye çalışıyor:

“hayata direnmenin manevi kaynakları”

Bu kaynakların temelini ise Allah inancına dayandırıyor.

Din, Tolstoy’a göre insan düşüncesini şekillendiren toplumsal bir mekanizma. Dinî temeli olmaksızın insanların ahlaka uygun yaşayamayacaklarını savunan Tolstoy, dinin en çok da bu yönüne, yani ürettiği ahlaki değer yargılarına dikkat çekiyor.

İnsan Ne ile Yaşar adlı eserinde de “erdem” olarak kabul ettiği bu değerleri metafizik kurmaca dünyasında işlemeye çalışıyor:

ne olursa olsun iyilik yapmak,
sevmek,
sabırlı olmak,
merhamet etmek,
Allah’a inanmak ve onun adaletine güvenmek,
gereğinden fazla hırslı olmamak,
paylaşmak,
yardım etmek…

Felsefi Derinlik

Kesin hüküm bildiren cümlelerine ve girift olmayan kurgusuna rağmen içeriğindeki sorgulayıcı yaklaşım, bana göre esere hissedilir bir felsefi derinlik kazandırıyor.

Bir başka deyişle, ilk bakışta basitmiş gibi görünen küçük hikâyeler, felsefi derinliği olan büyük sorular sayesinde bir anda düşündürücü metinlere dönüşüyor ve böylece de çok okunan ve çok sevilen dünya klasiklerinden biri hâline geliyor.

Cevapları kolayca ve hemen verilemeyecek nitelikteki bu soruların ilki kitabın da ismi:

İnsan ne ile yaşar?

İtiraflarım

Tolstoy, “İnsan ne ile yaşar?” sorusunun cevabını, iç dünyasını bütün gerçekliğiyle yansıttığı “İtiraflarım” adlı başka bir eserinde şöyle veriyor:

“Erken gelmiş bir bahar günü ormanda yalnızdım. Ormanın seslerini dinliyordum. Son üç yıldır süregelen çırpınmalarımı, Tanrı’yı arayışımı, sürekli bir biçimde sevinçten umutsuzluğa sıçrayışlarımı düşünüyordum.

Birden, ancak Tanrı’ya inandığım sıralarda yaşadığımı anladım. Sırf onu düşünmekle bile, yaşamın sevinçli dalgaları kabarıyordu benliğimde. Çevrede her şey canlanıyor, her şey bir anlam kazanıyordu ama Tanrı’ya inanmamaya başladım mı yaşam duruveriyordu.” (İtiraflarım)

Tolstoy

Sadece edebiyatçı olmaktan ziyade etkileyici bir düşünür de olan bütün büyük yazarlar gibi Tolstoy da en basit eserlerinde bile okurlarını düşündürmeyi başarabiliyor.

İnsan Ne ile Yaşar’da bunu üç felsefik soruyla yapıyor:

insan-ne-ile-yasar-tolstoy-4

Cevapları ise hikâyenin sonunda.

İnsanın kalbine hükmeden şey nedir?

“Tanrı’nın benden öğrenmemi istediği ilk dersi hatırladım: İnsanın kalbine hükmeden şey nedir? Ve ben de insanın kalbine hükmeden şeyin sevgi olduğunu öğrenmiş oldum böylece.” (İnsan Ne ile Yaşar, Tolstoy)

“Hayatta kalmamı sağlayan şey kendi çabam değil, yoldan geçen bir adamın yüreğinde var olan sevgiydi, onun ve karısının bana acıyıp şefkat göstermeleriydi.”

İnsana Verilmeyen Nedir?

Uzun süre giyebilecek kadar dayanıklı çizmelere ihtiyacı olduğunu düşünen bir diğer hikâye kahramanı, çizme siparişi verdiği günün akşamı ölür. Bu ölüm, bizi de sorunun cevabına götürür:

“İnsana verilmeyen şey: kendi ihtiyaçlarının bilgisi…”

“Ne çocuklarının yaşamak için neye ihtiyacı olduğunun bilgisi anneye verilmişti ne zengin adam kendisinin neye ihtiyaç duyacağını bilebildi ne de hiç kimse akşam olmadan önce giymek için bir çift çizmeye mi yoksa cenazesi için bir çift terliğe mi ihtiyacı olacağını bilebilir.” (İnsan Ne ile Yaşar, Tolstoy)

Ve hikâyenin son sorusu:

İnsan Ne ile Yaşar?

Bunun cevabı da diğerleri gibi hikâye kurgusunda gizli:

“İnsan, annesiz babasız yaşar ama Allahsız yaşayamaz.”

“… anladım ki insanın elinde hiçbir şey olmasa bile Allah sevgisi olsun yeter. Yani insan Allah’a inanmadan yaşayamaz.”

Üç Soru

Üç Soru adlı diğer hikâyede bir kral, zihnini kurcalayan bazı soruların cevabını bulsunlar diye bütün bilginleri ve halkı seferber ettiği hâlde kafasına yatan bir cevaba bir türlü ulaşamaz. Son bir ümitle ormanda yalnız yaşayan bilgenin yanına gitmeye karar verir.

Orada başından geçen olaylar, bilge kişinin yorumlarıyla da birer cevaba dönüşür:

1. Soru: Doğru zamanda doğru şeyi yapmayı nasıl öğrenebilirim?

Cevap:

insan-ne-ile-yasar-tolstoy-5

2. Soru: Bana en gerekli olan insanlar kimlerdir ve dolayısıyla kimlerin sözüne daha fazla önem vermeliyim?

Cevap:

“İnsana en gerekli olan kişi şu an yanında olan kişidir çünkü hiç kimse günün birinde bir başkasına işinin düşüp düşmeyeceğini bilemez.”

Son soru: Hangi şeyler diğerlerinden önemlidir ve üzerlerine öncelikle eğilmem gerekir?

Cevap:

“İnsan için en önemli uğraşı o an yanında olan kişiye iyilik yapmaktır. Zira bu, insanın yeryüzüne gönderiliş gayesidir.”

Sorulara sizin vereceğiniz cevapları da merak ettim doğrusu. Düşüncelerinizi yorum köşesinde paylaşırsanız çok memnun olurum.🙂

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?

Benim en beğendiğim hikâye bu oldu.

Kontrol altına alınamayan hırsın insana yaşatabileceği trajik son, etkileyici bir anlatımla sunuluyor bu hikâyede.

Her defasında hep daha fazla ve daha verimli topraklara sahip olmak isteyen Pahom’un acı sonunu okumak, eminim sizi de etkileyecek.

Manevi Bir Destek mi?

Tolstoy‘un ünlü hikâyelerini daha iyi anlamlandırabilmek için yazıldığı dönemin toplumsal yapısına da bir göz atalım dilerseniz.

Hikâyelerin yazıldığı 1885‘li yıllar, kendi toplumuna ve dünyaya kapalı bir yönetim uygulayan Çarlık Rejimi‘nin, yoksul insanlar -özellikle de köylüler- üzerinde acımasız baskılar kurduğu bir döneme denk geliyor.

Bu baskılara bir de feodalizmin ve kapitalizmin “gücü olmayanı ezici düzen”i eklendiğinde, ortaya “destek alabileceği hiçbir dayanağı olmayan yoksul bir tabaka” çıkıyor.

Bu yönden baktığımda Tolstoy’un, hikâyelerinde neden daha çok yoksulları muhatap aldığını daha iyi anlayabiliyorum. Tolstoy’un yapmaya çalıştığı şey bana göre aslında çok açık: Baskıların ve yoksulluğun altında inim inim inleyen ama bu durumdan kurtulabilmek için yapabileceği hiçbir şeyi olmayan insanı, inancın ve sevginin gücüyle yeniden ayağa kaldırmak. Hikâyede bu düşüncemi destekleyen birçok metafizik söylem de var.

Bu bağlamda akla hemen şu soru geliyor:

Tolstoy Hangi Dine Mensup?

Bu konuda size söyleyebileceğim ilk şey, Tolstoy’un Hıristiyanlığa tepkiyle yaklaştığı.

Aşkın Yasası Şiddetin Yasası adlı eserinde Kilise’nin Hıristiyanlığı tahrif ettiğini yazıyor ve onun Hz. İsa’nın yaklaşık iki bin yıl önce getirdiği Hıristiyanlıktan uzaklaştığını anlatıyor. Daha birçok makalesinde de Kilise’yi eleştirmeye devam eden Tolstoy, bu cesaretinin bedelini Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmekle ödüyor.

Yaptığım araştırmada Tolstoy’un, hayatının ilk dönemlerinde Hıristiyan, ölümünden kısa bir süre önce de Müslüman olduğuna dair bazı işaretlere rastladım.

Sözgelimi, Abdullah El-Sühreverdi’nin “Hz. Muhammed’in Hadisleri” adlı kitabını okuması, ölümünden kısa bir süre önce bu hadisleri bir kitapçıkta toplaması ve 1908 yılında da Rusya’nın Posrednik adlı yayınevinde bastırması bu işaretlerden bazıları.

Dikkate değer başka bir işaret de Tolstoy’un Hz. Muhammet (SAV) hakkında söyledikleri:

“Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haç’a tapmaktan mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer insan seçme hakkına sahip olsaydı aklı başında olan her insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği, tek Allah’ı ve O’nun peygamberini kabul ederdi.”

-Ne kadar doğru bilmiyorum ama- öldüğünde İslam kurallarına göre defnedilmeyi vasiyet etmesi ve yine mezar taşında Hıristiyanlığın sembolü olan “haç”ın bulunmaması da araştırma yapmayı düşünenlerce açıklığa kavuşturulmayı bekleyen diğer işaretlerden.

Sonuç

Dosyoyevski↵  Bir Yazarın Günlüğü adlı eserinde Tolstoy’un “deha” olduğunu ve “olağanüstü yüksek sanat” yaptığını söylüyor ve ekliyor:

Anna Karenina↵  nın yazarı gibi insanlar, toplumun öğretmenleridir; biz ise onların sadece öğrencileriyiz.”

Hem büyük bir deha hem olağanüstü bir yetenek ve hem de düşünür olan Tolstoy, küçük hikâyeleriyle bile düşündürmeyi bu ölçüde başarabiliyorsa daha uzun yıllar “okunmayı en çok hak eden yazar”ların başında gelecek demektir.


Yorum yapmadan geçmeyin !!!


Kitap Yorumları  (Türk Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Yorumları  (Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Kitap Sözleri  (Türk ve Dünya Edebiyatı)  Tıklayınız↵

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Hüsna Öztürk

    Türk ve dünya edebiyatının değerli yazarlarını ve birbirinden önemli eserlerini sayenizde daha iyi, daha kapsamlı bir şekilde zevkle okuyoruz yorumlarınız eserlere inanılmaz güzellik ve değer katıyor okumayı sevmeyenlerin bile ilgisini çekecek okumayı sevdirecek bir üslubunuz var sizi tebrik ediyor başarılarınızın devamını diliyorum…

    • Daha iyi, daha kapsamlı ve daha zevkle okumanıza vesile olmuş, okumayı sevmeyenlerin bile ilgisini çekebilmişsem ne mutlu bana.🙂
      Çok teşekkür ederim Hüsna Hanım…💐

  2. Hüsna Öztürk

    İnsan, annesiz babasız yaşar ama Allahsız yaşayamaz.”

    “… anladım ki insanın elinde hiçbir şey olmasa bile Allah sevgisi olsun yeter. Yani insan Allah’a inanmadan yaşayamaz. işte ” İnsa ne icin yaşar” sorusunun en anlamlı cevabı….

    • İtiraflarım adlı eserinde de benzer hisleri paylaşıyor:

      “Erken gelmiş bir bahar günü ormanda yalnızdım. Ormanın seslerini dinliyordum. Son üç yıldır süregelen çırpınmalarımı, Tanrı’yı arayışımı, sürekli bir biçimde sevinçten umutsuzluğa sıçrayışlarımı düşünüyordum.

      Birden, ancak Tanrı’ya inandığım sıralarda yaşadığımı anladım. Sırf onu düşünmekle bile, yaşamın sevinçli dalgaları kabarıyordu benliğimde. Çevrede her şey canlanıyor, her şey bir anlam kazanıyordu ama Tanrı’ya inanmamaya başladım mı yaşam duruveriyordu.” (İtiraflarım, Tolstoy)

  3. Meltem varol

    Öncelikle Şule hocam her zaman ki gibi mükemmel bir yazı olmuş emeğinize elinize sağlık. İnsan ne ile yaşar sorusuna karşılık benim ilk vereceğim cevap, insan inandıkları ve umut ettikleri ile yaşar derdim:)
    Kralın sorularına ise şöyle cevap vericem;
    1-doğru zaman herzaman ‘şimdi’dir bu nedenle şuan yapacağım birden fazla görev varsa bunlardan hangisini yapmanın doğru olduğunada en fazla yarar sağlayacağıma inandığımı yaparım çünkü başkası yoktur ben varım ben yapıcam ve yaptığım yarar sağlamalı diye düşünürüm.
    2-bana en yararlı kişi gerçektende şuan yanımda olandır ve tabiki bana birşeyler katan kişidir zaten inanmadığım kişinin bana yararıda dokunmaz inanmışsam sözünü dinleyeceğim kişide o dur.
    3-benim için en önemli şey, benden düşkün olana, benden daha zayıf güçsüz yaratılana, bana emanet edilene elimden geldiğince yardım etmektir ertelemeden başkasının üstüne yıkmadan o an yardım etmektir…

    • İnanmaya ve umuda çekmeye çalıştığın dikkat çok anlamlı Meltemcim. Buna katılmamak mümkün değil. Sorulara verdiğin cevaplar da öyle.

      Senden daha güçsüz olana ve sana emanet edilene -başkasının üstüne yıkmadan- elinden geldiğince yardım ettiğine ben gönül rahatlığıyla şahitlik edebilirim.🙂
      Özellikle çaresiz kalmış ve bir şekilde zarar görmüş hayvanlara gösterdiğin şefkat, Tolstoy’un sorduğu “İnsanın kalbine hükmeden şey nedir?” sorusuna verilebilecek en güzel cevap.

  4. Hüsna Öztürk

    Ünlü yazar Tolstoy’un kısa kısa yazdığı Çocuklara ve büyüklere hitap eden çok etkili ve faydalı eserleri var eserlerinde küçük büyük herkesin kendinden bir parça bulduğu o muhteşem yazılarını sizin yorumlarınız çok daha lezzetli bir hale getiriyor Teşekkürler Şule Hocam…

    • İnsan Ne ile Yaşar, tam da sizin ifade ettiğiniz türden bir kitap. Hem çocukların hem de büyüklerin okumaktan keyif alabileceği bir tarza sahip.
      İstifade edilebilir bir çalışma sunduğum için mutluyum.
      Teşekkür ederim Hüsna Hanım.🙂

  5. Derya özmen

    Sevgili kardeşim şulem her zamanki gibi bu eseride hakettiği gibi muhteşem bir şekilde yorumlamış ce esere ayrı bir değer katmışsın.Eserdeki tüm tesbitlere katılıyorum.Heleki -insan annesiz babasız yaşar ama allahsız yaşayamaz -cümlesi ne kadar doğru gerçektende büyük bir gücün seni her zaman takip ettiğini iyi halinde kötü halinde kaydedildiğini en yalnız anında bike yalnız olmadığını bikmek,sana yapılan haksızlığı hiç kimse görmedi duymadıtsada bile asıl olanın bildiğini bilmek ve bir gün bunların hepsinin kusursuz bir mahkemede masaya yatırılacağını düşünmek mükemmel bir duygu .işte bunların hepsi sncak ce ancak allah inancıyla mümkün ki budur ilte insanı hayata vağlayan yaşama gücü bittiğinde şarj eden ve anne baba sevgisinden dahi üstün kulan .elibe yüreğine sağlık güzel kardeşim

    • Hayata direnmenin manevi kaynakları kişiden kişiye değişir elbette ama en etkili kaynak hangisi olabilir diye düşünüldüğünde sanırım buna verilebilecek en makul cevap senin de altını belirgin bir şekilde çizmeye çalıştığın şey yani “Allah inancı”.
      Büyük bir gücün seni her zaman takip ettiğini; en yalnız anında bile seninle olduğunu bilmek, sana yapılan haksızlığa verilebilecek en güzel karşılığı ondan beklemek ve bir gün bunların hepsinin kusursuz bir mahkemede yargılanacağını düşünmek ruhsal direnç sağlıyor.

      Yüreğini paylaştığın için teşekkür ederim…🙂💐

  6. Sinan Öztürk

    Nasıl bir yerdeyiz nasıl bir imtihandayızki dünü unutmamız gerek. Dünü unutmamız gerektiği gerçeğiyle geleceğe nasıl bakmamız gerek. Karmakarışık fakat bir o kadarda gerçek. İyilikler bulacak bizi. Çok etkileyiciydi hocam. Teşekkürler başarılar kolaylılar👍

    • Ne dün ne de gelecek, aslolan şey “şimdi”.
      “Şimdi”, gelecekte “geçmiş”te kalacak.
      Farklı bir yönden bakıldığında da “şimdi” aynı zamanda “geleceğiniz” olacak.
      Evet, haklısınız karışık gibi.🤔🙂

      Etkileyici bulmanıza sevindim Sinan Bey.
      Teşekkür ederim…

  7. Engin Akan

    Hocam tamam Tolstoy çok güzel bır kitap yazmış, çok güzel konulara değinmiş ama sizde belkide ondan çok daha fazla emek sarfederek ortaya bambaşka bir yorum çıkarmışsınız ve mükemmel anlatmışsınız. Emeğinize kaleminize sağlık. Sizi büyük bir dikkatle takip edeceğim. Çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar dilerim…

    • Emeğe yaptığınız vurgu benim için çok önemli ve anlamlı. Yazıdan istifade etmeniz de öyle.

      Beğenileriniz ve güzel dilekleriniz için teşekkür ederim Engin Bey.

  8. Melik Vatansever

    Sevgi gücünü bir kez daha ıspatlıyor.Bu gücü hissetmek kullanmak gerek👍

    • Haklısınız, sevgi ve şefkat hemen her şeyi değiştirebilecek güçte.

      “Hayatta kalmamı sağlayan şey kendi çabam değil, yoldan geçen bir adamın yüreğinde var olan sevgiydi, onun ve karısının bana acıyıp şefkat göstermeleriydi.” (Tolstoy)

  9. Bayram UĞUR

    ‘Kahvaltının mutlulukla bir alakası olmalı’ diyor Cemal Süreya.
    Ben de onu bunu bilmem ama; ‘mutluluğun aşkla bir alakası muhakkak ki var.’
    ‘Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım’ hadisine münhasır bu hayatın varoluşu.
    Velhasıl insan aç, susuz belli bi süre hayatını idame edebilir fakat sürekli olarak sevgisiz, aşksız hayatın idame olması düşünülemez.
    Allah inancı olan kişilerde sevgi, merhamet, aşk eksik olmaz hocam. Zaten Allah inancı olmayan, Allah’a kulluk etmeyen kişiler de ne merhamet aranır, ne de sevgi. Böyle kişilerde nefret ve kin vardır. Sözlerime Yunus Emre’nin şu muhteşem sözüyle sonlandırmak istiyorum;
    ‘Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü’.

    • Sevmek, merhamet etmek ve inanmak -samimiyetiniz oranında- hemen her şeyi değiştirip dönüştürebilecek kadar güçlü duygular.
      Böyle olmasaydı eğer, binlerce şiir ve roman yazılır mıydı, bilimsel araştırmalara konu olur, milyonlarca söz söylenir miydi?

      Konuya farklı açılardan bakarak zenginlik kattın Bayram.
      Teşekkürler….

  10. Bayram UĞUR

    İnsan ne ile yaşar;
    ‘ne olursa olsun iyilik yapmak,
    sevmek,
    sabırlı olmak,
    merhamet etmek,
    Allah’a inanmak ve onun adaletine güvenmek,
    gereğinden fazla hırslı olmamak,
    paylaşmak,
    yardım etmek…’
    Bundan ibaret hocam yaşamak.
    Elinize, yüreğinize sağlık.
    Selametle hocam.

  11. Eksik olma, hep takipte kal…🙂

  12. Fatma Öztürk

    Sevgili hocam yazıların çok güzel insanı derin derin düşündürüyor insanı yaşatan ümittir
    yanında rahatladiğin insan insandır
    insanı yaşatanda sevgi ve ümittir sevgiyle yanına yaklaşan her an yaninda olan sadık insan insandır

    • İnsan olabilmenin kriterlerini tecrübelerinize dayanarak ne kadar da güzel anlatmışsınız, teşekkürler Fatma Hanım.💐

  13. Esma kuralkan

    Evet Şule Hocam Tolstoy dan etkilenmemek mümkün değil..
    O bir filozof
    O bir eğitimci
    O bir edebiyatçı
    O bir varlıklı bir ailede dünyaya gelen ancak küçük yaşlarda anne-babasını kaybeden,yakınlarının yanında yaşamını sürdürmeye çalışırken orduya katılan
    Kırım savaşında subay olarak Kafkasyada çarpışan , ardından ordudan ayrılıp batı avrupada bir süre kalan ardından ülkesine dönüp yerleşmek isteyen burada yerleşik düzene geçme arzusu ile evlenen eşinden çok destek gören bir karakter….Dostoyeveski nin bile deha dediği bir şahsiyet…
    Etkileyici ..!!!

    • Yazarların hayatlarını okumak, eserlerini daha iyi anlayabilmeyi ve eksik taşları yerli yerine koymayı sağlıyor.
      Verdiğiniz bilgiler bu bağlamda çok önemli, teşekkürler…👍

  14. Esma.kuralkan

    Ölmeden önce “ Hz Muhammed Risaleleri “
    adlı bir eser kaleme almış o zamanki Çarlık Rusyası nda ,, kominizm rejimin baskısı altında iken…
    Keşke hayatını film yapsalar…
    İnsanlığa güzel bir hizmet olur …..
    Varlığı, acıları,anne babayı kaybetme,12 çocuğundan 5 yavrusunu kaybetme…
    Kalbin böylesi yanması ,
    trendy hiç bitmeyecek eserlere götürmüş

    • Dünyayı etkileyecek -hem de yüzyıllarca etkileyecek- kudretteki yazarların hayatlarına baktığımızda hep aynı şeyi görüyoruz Esma Hanım: ızdırap

      Başka gönülleri tutuşturabilmek, siz gerçekten yanıyorsanız mümkün oluyor sanırım.

  15. Esma.kuralkan@gmail.com

    Hocam bazan özgün romanlar oluyor ,içlerinden çıkamadığım,bilmece gibi…
    Bu sitede onlara rastlamadığım için yani sıkıcı romanları ele almadığınız için teşekkürler..

    • Var onlardan da.🙂
      Aslında sıkıcı değil de ya dili ve anlatımıyla ya da postmodern tarzıyla okuyucuyu yoran dersek daha doğru olur.☺️

  16. Esma Kuralkan

    1-2 espirili roman dışında genelde fikir edenlerin,düşünürlerin eserlerini tanıtıyorsunuz
    Bu konuda sizinle bikaç soruluk ropörtaj yapmak isterdim..
    Sunum çok güzel
    Kaleminize sağlık 🌳

  17. Esma kuralkan

    Sanırım işi ehline bırakmak lazım,
    Ropörtaj yapabilmek uzak görünsede,Ropörtaj tadında bir söyleşinizide görmek ,
    hele
    Gülay Doğan gibi bir hocamızın dahiyâne atmosferi ile olursa …!!!
    Tadına doyumsuz bir edebiyatçı söyleşisi olurdu …

  18. Esma Kuralkan

    İçimizdeki büyük edebiyatçılardan sonra,yakînen zoomlamak istediğim bir karakter…
    Gezgin ruhlu,görkemli ,burjuvazi yaşantının riyakârlığına mahir bir şekilde ayna tutan, muhatab oldugu zorluklara rağmen pes etmeyip,asil duruşunu bozmayan,şiddete karşı pasif karşı duruşu geliştirmesi,burjuva tarafından öğretilerinin korkulası bulunmamasıda,hücrelerindeki varoluşun ilham kaynağına doğru yürüyen,vakur duruşlu insan…
    Uzun doğa yürüyüşlerini seven bize “insan ne ile yaşar “ ı takdim eden yazarımız ,hırıstiyan doğsada aradığı hakiki felsefeyi islamiyetin felsefesi ile örtüştürdüğü elimize ulaşan bilgiler arasında…
    Rivayet odur ki Tolstoy ,islamî usullere göre defn edilmesini istemiş….

    • Tolstoy İslam’ı seçtiğini, bulunduğu çevrenin, yaşadığı çağın ve de baskıcı rejimin etkisiyle açıkça dillendirememiş olabilir. Buna rağmen Hz. Muhammed ve İslam hakkındaki düşüncelerini yazılarında çok net okuyabiliyoruz ve eserlerinde de bu seçimin izlerini görebiliyoruz.

  19. Esma Kuralkan

    😊😊
    Hocam, zevkli sunumunuzun sonuna doğru ‘yorum yapmadan geçmeyin’
    Şeklinde bir notunuz var..

    Bu tabloda ,buluştuğumuz buradaki sitenizde bendeniz okurunuz için
    ‘lutfen !! İstirham ediyorum, siz yorum yapmadan geçebilirsiniz ‘ şeklinde bir notunuzla karşılaşırsam ,hiç şaşırmıyacağım ……. 😊
    Saygılar

    • ☺️😊 Yorumlarınızı okumaktan büyük keyif alıyorum ve hem de çok şey öğreniyorum Esma Hanım. Böyle bir hatayı yapmayacağımdan kesinlikle emin olabilirsiniz.😊💐🌸💮🌼

  20. Esma kuralkan

    Estağfurullah Hocam;
    Bendeki;
    Bazan eserler ,yazarlarından daha çok tesir edebiliyor,bazanda eserden ziyade yazarının bizatihi karakteri çekim alanıma giriyor,olması…..

  21. Esma Kuralkan

    Biz takipçileriniz olarak size teşekkür etmek isteriz…
    O kadar yığınla yazılmış eserler var..onların içinden tasnif etmek ,buraya taşımık,nefis görsellerle ,sıradışı eserleri,bazan bestselleri, bazan celebrty karakterlerin eserlerini hazırlayıp, sunumunuda güzelce yaparak bize
    ‘Buyrun keyifle okuyun ‘ tablosunu hazırlanmış olarak önümüze gelmiş oluyor…
    Ayırdığınız zaman için teşekkürler
    Verdiğiniz emek , için teşekkürler. 💐

    • Hayatımızı farklı yönlerden ne kadar çok anlamlandırabilirsek yaşadığımızın da o kadar iyi farkına varabiliriz diye düşünüyorum.
      kitablogum.com’un hem benim hem de takipçilerim için böyle bir amaca hizmet ettiği ümidini taşıyorum. 🙂

  22. Gülay Doğan

    İnsan ne ile yaşar,
    Güzel eser, güzel yorum.
    Eserle ilgili özgün değerlendirmeleriniz güzel.

    Hikâye, Çarlık Rejimi’ni yansıtıyor, ve Çarlık Rejimi de komünizm içerikliyse bir şey kafama takıldı?
    Kapitalizm ve komünizm birbirlerinin neredeyse zıddı diye biliyorum.Ancak siz hikâyenin kapitalizm cenderesinde boğulan yoksullar için yazılmış olabileceğinden bahsetmişsiniz.Burda beni aydınlatabilir misiniz?

    Yorumunuzun bana hissettirdiklerine gelince:

    Bazen hayatımızı anlamlandırıp anlamlandıramadığımızı, kendimize çekidüzen verip veremediğimizi sorgulamaya asla vakit bulamadığımız yoğunlukta hadiselerle yaşıyoruz.
    Bekliyoruz, sabretmeyi öğrenmeye sabrediyoruz.
    Öğrenemeyeceğimizi düşünüyoruz, bazen öğrendik dediğimiz anda kendimizi kendi kabalıklarımızla hayretler içinde boğuşurken buluyoruz.
    İnsan …
    An’ı yaşamak…
    An’da karşımıza ne çıkarsa…
    Çünkü” hiç kimse akşam olmadan önce giymek için bir çizmeye mi yoksa cenazesi için bir çift terliğe mi ihtiyacı ” var bilmiyor.
    Yaşam durmuyor, O’nu düşündükçe yaşamın sevinçli dalgaları kabarıyor benliğimizde.
    Çok şükür. 🙂

    • Yazımda Çarlık rejiminin, feodalizm ve kapitalizmle birleşip hiçbir dayanağı olmayan halk için nasıl da büyük bir kâbusa dönüştüğünü anlatmaya çalışmıştım.

      Çarlık rejimi ve komünizm ise, birbirini destekleyen değil, aksine birbirini yok etmeye çalışan iki farklı sistem.

      Çarlık rejimi ile komünizm arasındaki ilgiyi kısaca özetlemeye çalışacağım Gülay Hanım, umarım sorularınıza yeterli bir cevap niteliği taşır:

      Çarlık rejimiyle yönetilen Rusya, 19. yüzyılın sonuyla 20. yüzyılın başlarında büyük bir ekonomik çöküş ve buhran yaşar.

      Böyle buhranlı bir dönemde Lenin 1903 yılında katıldığı Roma Kongresi’nde devrim yaratacak düşünceler dile getirir. Onun düşüncelerini destekleyenler “Bolşevik” adı verilen bir topluluk oluşturur. Bolşevikler, ortaya çıkan adaletsizlik, açlık ve yokluğa karşı 1905 yılında bir ayaklanma başlatır fakat bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. Rus Çarlık rejimi yani ülkenin mutlak şekilde yönetilmesi devam eder.

      Diktatörlüğün maksimum derecelere ulaştığı bu dönem Çarlık Rusya’nın itibarını ve saygınlığını ziyadesiyle yok ettiği için Yasama Meclisi Duma kurulur ve ardından Çar tahtından indirilir, yerine geçici hükümet olan “Krenski Hükümeti” kurulur. Yönetim, komünistlerin ve Sovyetlerin yok edilmesi gerektiğini söyleyerek Bolşeviklere karşı savaş açar.

      Ancak bu olay, Bolşevik taraftarlarının daha çok artmasına sebep olur. Lenin önderliğinde yeni bir ayaklanma daha başlatılır ve sonunda Lenin’in başkanlık edeceği komünist Sovyetler Hükümeti SSCB kurulur.

      Ardından monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Bolşeviklere karşı iç savaş başlatır. 1917-1922 yılları arasında Rusya’da uzun bir iç savaş ortaya çıkar.

      Lenin kendisine ve devrimine ihanet eden yandaşlarını ayrım yapmadan öldürtür, kendisi de 1924 yılında hastalanır ve kısa süre içerisinde hayatını kaybeder.

      İnsan Ne ile Yaşar romanı da Çarlık rejiminin bahsettiğim döneminde yazılır.

      Sovyetlerin cephesinde durum bundan ibaret Gülay Hanım. 🙂

    • Hayat analizinizi ilgiyle okudum.🙂💐

  23. Gülay doğan

    Esma Kuralkan Hanım benden bahsetmiş.
    Teveccühleri için teşekkür ederim.
    Siz Şule Hocam, size de teveccühlerinizden dolayı teşekkür ederim.

  24. Esma Kuralkan

    Gülay Hocam;
    Bu siteyi Gülsüm Şûle Hocamızın kreatif sunumuyla bi edebiyat Cafe olarak görüyorum. Bende her uğrayışımda sitemizin ev sahibesi Şûle Hanım’a, şu güzel iletişim köşemize bi selam vermek istiyorum ancak her uğrayışımda mümkün olmuyor. Bu köşeyi ziyaret edenlerin hepsini tanımamakla beraber muhakkak sizin gibi bilir kişilerin olduğunu bazı notları okuduğumda görebiliyorum.
    Maalesef onları tanıma şerefine nail olamamakla beraber sizin gibi bilir kişilerin notlarını görmek okuyabilmek heyecanımızı artırıyor…
    Teşekkürler Gülay Hocam
    Hurmetler

    • -Bilmem söylememe gerek var mı Esma Hanım, zira hep dile getirdiğim gibi- duygu ve düşüncelerini bizimle paylaşma nezaketini gösteren siz ve sizin gibi kıymetli okurlar, bu sayfalar için çok önemli çünkü herkes herkesi şahsen tanımasa bile, duygu ve düşüncelerimizi birlikte okuyor olma duygusu, fikren birlikte zenginleştiğimiz hissini veriyor.

      Bu yüzden katkısı olan bütün okurlara içten teşekkürlerimi sunuyorum. 🙂

  25. Gülay Doğan

    Sevgili Esma Hanım,
    Ne kadar naziksiniz.
    Yorumlarınızdan çokça istifade ediyorum.
    Eminim siz hürmete daha çok lâyıksınız.
    :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir