Beyaz Geceler Kitap Yorumu

Beyaz Geceler

Beyaz Geceler kitap yorumu…

Dostoyevski↵ nin kitaplarını elime her aldığımda, zihnimde açılacağından emin olduğum yepyeni pencerelerin heyecanını ve bu pencerelerden alacağım derin ve rahatlatıcı nefeslerin mutluluğunu duyarım hep. Edebiyatın keyfini en çok çıkardığım yazarların ya birincisi ya da ikincisidir Dostoyevski. Üçüncülüğe ise hiç düşmedi şimdiye kadar. 

Dostoyevski, dünya edebiyatının da gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından birisi, belki de birincisidir. 

beyaz-geceler-dostoyevski-1-
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Böylesi bir değer kazanmasında etkili olan faktörlerden biri de hiç şüphesiz ki onu okurken zihnimizde cereyan eden faaliyetlerin, sadece o anla sınırlı kalmayıp eserlerini okuyup bitirdikten sonra bile devam edebilmesidir.

Zira eserleri, insan ruhunu ve hayatı çözümleyen öylesine derin ve kuvvetli analizlerle doludur ki her biri, hayatın her ünitesinde başvurmanızı gerekli kılacak kadar kapsamlı bir “kullanma kılavuzu” ya da hayata dair önemli ve oldukça ayrıntılı bilgiler veren bir “prospektüs”tür sanki.

Suç ve Ceza↵ Karamazov Kardeşler↵ Delikanlı↵ gibi hacimli romanlarında yaşadığım şey hep buydu benim. Bu devasa eserlerden tarz olarak farklı da olsa Beyaz Geceler adlı uzun hikâyesi de yanıltmadı beni.

Beyaz Geceler

Hikâyeye ismini veren Beyaz Geceler alelade bir gece betimlemesi değil elbette. Hikâyenin geçtiği yer olan Petersburg‘daki bir doğa olayının adı aslında ve hikâyenin içeriğiyle de bütünleştiği için ayrıca önemli. 

Zaten Dostoyevski‘nin sanatının en önemli özelliğidir bu: karakterlerin ve olayların ruhsal derinliğini, yer ve zaman betimlemeleriyle bütünleştirmek ve böylece eserin ruhunu okuruna daha iyi sezdirmek…

Mesela kurguladığı karakter travmatik bir durum mu yaşıyor hikâyenin içinde? Betimlenen bütün varlıklar da onunla birlikte aynı travmayı yaşar. Gençlere taş çıkartacak kadar dinç bir adam, her nedense aniden bakışları donuk, yüzü kıpkırışık, bir ayağı çukurda ve beli bükük bir ihtiyara dönüşür. Eşya da birden bire ihtiyarlar, donuklaşır; duvarların, yerlerin rengi solar; evler de aynı biçimde pörsümeye başlar, kâh sütunlarının sıvaları pullanır, dökülür kâh saçakları kararıp çatlar, koyu sarı renkli duvarlarında siyah lekeler peyda olur…

Yok travma değil de mutluluk ve coşku mudur yaşanan şey? O zaman da her varlık, bu ruh hâline uygun bir şekilde aniden canlanır ve sanki neşeyle dans eder.

Beyaz Geceler‘de de görmek mümkün bu ruh ve varlık bütünlüğünü: 

Hikâyedeki üç ayrı ve çabucak biten güzellikten her biri, bir diğerinin anlamını kuvvetlendirmek ve birbirleriyle bir bütünlük oluşturmak için vazifelendirilmiş gibidir:

  • Hikâyenin geçtiği yer olan Petersburg’un -özellikle o mevsimdeki- doğal güzelliği
  • Hikâyenin kahramanı genç adamın, Nastyenka‘yı görebildiği dört gün boyunca yaşadığı tarifsiz mutluluk
  • Ve Petersburg’un beyaz geceleri

Petersburg’un Beyaz Geceleri

beyaz-geceler-dostoyevski-petersburg
Petersburg’da Beyaz Geceler

Rusya‘nın Batı‘ya açılan penceresi olan Petersburg, kuzey kutbuna oldukça yakın bir şehir. Bu konumundan ötürü Petersburg’da her yıl mayıs ayının ortalarından başlayıp temmuz ayının ortalarına kadar süren iki aylık bir zaman diliminde güneş, saat 03.00‘te doğup 24.00‘te batıyor.

Bu denli uzun bir aydınlık günün ardından güneş battıktan sonra bile hava hemen kararmıyor. Günün sadece gece saat 01.30 ile 02.30 arasındaki kısacık bölümünde havanın -tam da değil üstelik- hafif karardığı görülüyor. Turizmin oldukça hareketlendiği bu aylar, Petersburg’da “beyaz geceler” olarak adlandırılıyor. 

Uzun bir bekleyişin ardından gelen bu olağanüstü güzellikteki küçücük zaman dilimi, göz açıp kapayıncaya kadar çabuk biter. Aldatıcı ve yalancıdır. Sevmeye bile vakit bulamayacak kadar da kısa ömürlü… 

Tıpkı hayalperest delikanlının yaşadığı mutluluk gibi, hem olağanüstü hem de kısa ömürlü…

Bir Hayalperestin Anıları

beyaz-geceler-dostoyevski-hayalperest
 Hayalperest
(Ilya Glazunov İsimli Rus Ressama Ait Illüstrasyon)

Beyaz Geceler, hikâyenin kahramanı olan genç bir adamın, Petersburg sokaklarında dolaşırken bir gün genç bir kızla karşılaşıp tanıştıkları ve sanki yirmi yıllık dostmuş gibi, hayat hikayelerini ve hayallerini birbirleriyle paylaştıkları dört günü anlatıyor.

Delikanlı, tam bir hayalperest, Nastyenka ise başkasına duyduğu aşkın ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşayan ve bu yüzden de dayanılmaz acılar çeken, zavallı, yapayalnız genç bir kız… Acı bir sonla biten hikâye, merkezine oldukça zarif bir duyguyu alıyor.

beyaz-geceler-dostoyevski-nastyenka
Nastyenka

Koskoca Bir Ömürde Az Şey mi?

“Tanrım, bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?”

Beyaz Geceler, bir varlığa duyulan derin bir sevginin -kısa ömürlü de olsa- insanı değiştirip dönüştürebilecek ve ruhundaki yaraları iyileştirebilecek kadar büyük bir güce sahip, çok etkili bir duygu olduğunu sezdiren güzel bir hikâyedir.

Hikâyenin kahramanı hayalperest delikanlının bu sevgiden önceki ve sonraki hâli ise sevginin bu gücünün bir ispatı…

Öncesinde, kendisini Tanrı’nın ve insanların sevgisinden mahrum kalmış kötü bir insan -hatta insan da değil bir çeşit ara tip– olarak gören, gerçeklerle olan bütün bağını koparmış, Petersburg‘un beyaz gecelerine inat sanki gün ışığından bile saklanmaya çalışan, kendisinden âdeta nefret eden ve varlığından güç alabileceği, bir başka deyişle tutunabileceği hiçbir kimsesi olmayan yapayalnız bir genç adamken, yaşadığı bu büyük sevgiden sonra âdeta bambaşka bir varlığa dönüşür.

O, artık hayata dair bütün korkularının üstesinden gelebilecek kadar güçlü ve kendisiyle barışık bir delikanlıdır.

Tıpkı başlangıçta sadece kupkuru bir odun parçası görünümündeyken beslendiği yağmurlar sayesinde, bağrından yepyeni ve harikulade filizler vererek bambaşka bir güzelliğe bürünen bir ağaç kütüğü gibi…

Bu metaforda varlığı değiştirip dönüştüren yağmur, elbette ki hikâyedeki sevgidir.

Hem öylesine güçlü bir sevgidir ki bu -kendisini ilk fırsatta terk eden bir sevgiliye de duyulsa- nefrete dönüşmez. Ve küçük bir zaman diliminiyle de sınırlı kalsa, bu güzel duyguları yaşatan sevgili bir ömür boyu unutulmaz.

Beyaz Geceler ve Son Söz

Beyaz Geceler, sadece hikâyesiyle değil yalnızlığı ve hayalperestliği anlatan ruh çözümlemeleriyle de Dostoyevski‘nin psikoloji alanındaki yetkinliğini gözler önüne seren dikkate değer bir eserdir.

Dostoyevski, eserini henüz 27 yaşındayken yayımlamıştır. Aslında onun edebî dehasının ilk habercisi, 24 yaşındayken yazdığı İnsancıklar‘dır. Büyük bir övgüyle karşılanan bu eserden sonra birer yıl arayla yayımladığı Öteki ve Ev Sahibesi adlı eserleri ise onu kelimenin tam anlamıyla hüsrana uğratmış, bazı alaylı eleştirilere maruz kalmış ve yazarına ruhsal çökenti yaşatmıştır. Aynı akıbete, bir yıl sonra, 1848‘de yayımladığı Beyaz Geceler de uğramıştır. 

Peki, ya şimdi?

Dostoyevski‘nin bu en zarif ve en içli hikâyesi, onun en çok sevilen eserlerinden biri şimdi.

Beyaz Geceler Kitap Sözleri

kitap (25)

Düşüncelerinizi yorum köşesinde bizimle paylaşın!

Yazar Hakkında

YORUMLAR
  1. Esma Kuralkan

    1821’de dünyaya gelen Dostoyeveski
    59 yıllık bir yaşama, 1800’lü yıllardan günümüze kadar gelen 2019’lu yıllara kadar uzanan bir etkide iz bırakan eserler bırakabilmek…
    İlginç, enteresan !!! Süper…
    Buradaki “Beyaz Geceler”deki hayalperest delikanlıyı, sinemaya aktarılmış haliyle izlemek isterdim

    • Evet, güzel olurdu. 👍🙂

      Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin en sade ve en içli hikâyesi. Bildiğim kadarıyla defalarca farklı yönetmenler tarafından da beyaz perdeye uyarlanmış.

      Gerçekten çok hoş ama bir o kadar da acıklı bir hikâyesi var Esma Hanım.

  2. Esma Kuralkan

    Yazarımızın eserin ismi için ilham aldığı sadece 2,5 saat gecesi olan ve o 2 saatlik gece durumundada çok da kararmayan mekanımız Petersburgu görmek isterdim

  3. Esma Kuralkan

    Dostoyoveski
    benim içinde ilk 3 e oynayan favori edebiyatçılardan biri…

  4. Esma Kuralkan

    Yazar
    Mühendis
    Asteğmen
    İyi bir kardeş,
    Psikanalist
    İnsan sarrafı
    Kürek mahkumluğu da yapmış olan
    Dostoyoveski’nin derinliğinde Beyaz Geceler’le yalnızlık ruh haline bence güzel ışık tutulmuş

    • Dostoyevski, insan ruhunun en ince kıvrımlarını bile analiz edebilecek kadar psikolojiye hâkim biri.

      Ve meselenin en ilginç yanı da, insan ruhuyla ilgili sahip olduğu birikimlerin büyük çoğunluğunu kürek mahkûmluğu yaptığı sırada edinmiş olması…

  5. Esma Kuralkan

    Beyaz Geceler den uzaklaşmak hayli zor

  6. Esma Kuralkan

    Dostoyeveski’ye şaşırmamak gerekiyor zira daha ilk romanında tanınmaya başlıyor

    • Ve 24 yaşındayken yazdığı ilk eseri yayımlanır yayımlanmaz bir edebiyat dâhisi olduğu anlaşılıyor. 👍

  7. Derya

    Güzel bir hikayeye benziyor anladığım kadarıyla. Zaten insan ister istemez hikayenin sonunu ve delikanlının ne yaşadığını merak ediyor sevgili dostum Şule. O kısacık cümle o kadar çok şey anlatıyor ki üstelik. Bir ömürde kısa bir mutluluğun dahi ne kadar kıymetli olduğu. Evet dostum aşk için kısa süre bile olsa çırpınan, çarpan bir kalbin o an yaşadığı heyecanı ve güzelliği başka hiçbir zaman yakalayacağına inanmadım ve galiba inanmayacağım da. Eline yüreğine sağlık bu kıymetli ve güzel yorumun için.

  8. Bir eseri beraber yorumlamak ve birlikte anlamaya çalışmak çok özel bir duygu…
    Yazılarındaki samimiyeti ve birikimi oldukça etkileyici buluyorum.
    Çok teşekkür ederim sevgili dostum.❣️

  9. Mustafa Akan

    🍀🍀🍀

  10. Fatma Öztürk

    Çalışmalarınızı zevkle okuyorum hocam. Çokda faydalanıyorum. Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.

  11. Mustafa Sinan Öztürk

    Hafızam beni yanıltmıyorsa Dostoyevski için söylenmiş sanırım Cemal Süreya üstadın bir sözü var. Hayatım onu keşfettikten sonra darmadağın oldu diye. Hakikaten insanın tüm ayarlarıyla oynuyor☺️ Nasıl bir hayal gücüdür nasıl bir karakter yaratıcısıdır kavrayabilmek mümkün değil. Bu eserinde de kahramanın tam bir karakter parçalanmasını hissediyoruz. Bunu yorumunuzdan bile hissetmek mümkün. Muazzam ve üslubu özünde saklı bir çalışma gördüm yorumlamanızda. Yine gelin hocam, biz burda olacağız hep☺️

    • Çok teşekkür ederim. 🙏
      Türk edebiyatının çok önemli bir şairinin çok ünlü bir sözünü hatırlattınız bize. Evet, Cemal Süreya,
      “Dostoyevski’yi okudum. O gün bugündür huzurum yoktur. Biyografim budur.” diyor. Küçük yaşlarda tanıyor onu ve hâliyle oldukça da etkileniyor.
      Akıllı ve olgun bir insanın bile Dostoyevski ile karşılaşması sıradan bir karşılaşma olmazken küçük bir çocuğunkini varın siz düşünün. 🙂

  12. Esma Kuralkan

    ☺️👍

  13. ramazan cıkay

    Yıllarca sadakatle sevdiğim ve umut bağladığım insan atandıktan ve para ve büyük şehir gördükten sonra karakteri değişerek paraya ve renkli camlı mekanlara kapılarak başkasıyla çıkmıştı! 4 yıl emek verdiğimiz hayaller kurarak neşeyle geçirdiğimiz bir aşkı ihanetle ödüllendirmişti, sadakatin bedelini ihanetle ödemiştim..
    Bu eseri ojuduğumda kendimi görmüştüm, saf ve sadakatli sevgimin bir hiç uğruna harcandığını..
    Beyaz Geceler beni en çok etkileyen eseri idi, dostıyevskiyi okuduktan sonra psikolojik olarak kendimi daha güçlü hissetmeye başladım, dipleri yaşamadan zirveleri yaşayamaz insan, ya da anlayamaz!

    • Çok üzüldüm Ramazan Bey… 🙁
      Bu acı tecrübenin ardından umarım hayatınızda yeni ve daha anlamlı başlangıçlar yapmışsınızdır.
      Her tecrübe bize, zamanla daha iyi idrak edebildiğimiz yığınla değerli birikim kazandırır. Bu tecrübe hele bir de acıyla yoğrulmuşsa işte o zaman öğrendiğimiz şeylerin zihniyetimize katkısı daha da eşsizdir.
      Eminim siz de bu acıdan yığınla şey öğrenmiş ve kendinizi daha da güçlü kılmışsınızdır.

      Dostoyevski hakkında söylediklerinize gelince, aynı fikirde olmamak mümkün değil.
      Değerli katkınız için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir